Sultanahmet Meydanı’ndaki Dikilitaş’tan başlayarak takip ettiğinizde sizi Roma’ya çıkaran Egnatia yolu üzerindeki şehirler, tarihin önemli duraklarıdır. Selanik de bu duraklardan biri. Şehir, M.Ö. 315 yılında Makedonya Kralı Kassandros tarafından kurulmuş. Adını da kralın karısı ve Büyük İskender’in kızkardeşi olan Thessalonike’den alıyor. Tarihte her zaman önemli bir şehir olmuş ama en önemlisi değil. Hep ikinci sırada; Bizans İmparatorluğu’nda, Osmanlı İmparatorluğu’nda ya da bugünkü Yunanistan’da.
Osmanlı İmparatorluğu’nun İstanbul’dan da önce 1430’da fethettiği bir şehir burası. 500 yıl boyunca Rumların, Türklerin, İspanya’dan gönderilen Yahudilerin şehri olmuş. 1912’de bağımsızlığını ilan etmiş. 1923’e dek bu kozmopolit yapı devam etse de 1923’te her şey değişiyor. Türkiye’yle imzalanan mübadele protokolü gereğince burada yaşayan Türkler, tıpkı Türkiye’de yaşayan Rumlar gibi göçe zorlanıyor.
Mübadillerin İstanbul’a giriş noktası Tuzla. Burası karantina bölgesi olarak ilk sığınılan liman. Sonra da gelenlerin yurdu oluyor. Öncesinde ise bir Rum mahallesi. Mübadeleyle Yunanistan’a gönderilen Rumların geride bıraktığı mahallelerden biri. Bugün dedelerinin binbir zorlukla yurt haline getirdikleri Tuzla’da 12 bin 500 kadar mübadil torunu yaşıyor. Sorduğunuzda hâlâ Selanikli, Kavalalı ya da Kılkışlı olduklarını söylüyorlar. Bu torunlar, anne babalarının göremediği ata topraklarını ziyaret etti. Tuzla Rumelililer Derneği’nin öncülüğünde ve Tuzla Belediyesi’nin organizasyonuyla.
Bu tarihî yolculuğa pek çok basın mensubu da davet edildi. Biz de 750 mübadil torunuyla birlikte yola çıktık. Louis Olympia adlı cruise gemisiyle çıktığımız yolculukta ilginç karşılaşmalara tanık olduk. Anneannelerinden, babaannelerinden dinledikleri coğrafyayı gezmek torunlar için heyecan vericiydi. Hiç görmedikleri halde kendilerini bu toprakların adlarıyla tarif eden mübadil torunlarının en büyük amacı şehre değil, köylere gitmekti. Çocuk yaşlarda dinledikleri hikâyeleri yerinde görmek istediler. Ancak pek mümkün olmadı. Köyler tamamen boşalmış. Pek çoğu tarım alanına dönüştürülmüş.
İlk durağımız Selanik’te Sevindik, Rahmanlı gibi yedi köyün birleştiği merkez; Yedikule. Burada Trakyalı bir papazla, Ordulu eski bir muhtarla ve bize mihmandarlık yapan Samsunlu Niko Papadopulos’la tanıştık. Türkiye’de eğitim gören Papadopulos’un Türkçesi oldukça iyi. Hem kendi hikâyesini hem de oradaki mübadillerin öykülerini anlattı. 86 yaşındaki eski muhtar Yorgo Konstandinis’in söylediklerini tercüme etti bize: “Annemden babamdan çok dinledim. ‘Hiçbir sorumumuz yoktu. Neden böyle bir şey yaşandı hâlâ anlamayız’ derlerdi.” Acının öteki yakasında gelen mübadil torunları da aynı hikâyelerle büyümüş. Onlar Niko amcayı, Yorgo amcayı anladılar. Yine de şaşırdılar. Tek kelime Türkçe bilmeden kendini Orduluyum diye adlandıran Yorgo amcayla karşılaşmak ilginçti. Yorgo amcanın da vatanı Türkiye sınırlarında kalmıştı.
Gittiğimiz günler Selanik’in Osmanlı’dan kurtuluşunun kutlandığı günlerdi. Bayram 26 Ekim’de kutlanıyor. 1912’de Osmanlı’dan kurtulup Yunan kontrolüne girmelerinin yıldönümü. Orada bize rehberlik eden Sava Bilikçi bayramın tarihini anlattı. Aslında tam o güne denk gelmese de kutsiyet kazanması için o gün kutlanılmaya başlanmış. Ortodokslukta her şehrin bir korucu azizi var ve Selanik’in azizi de Aziz Dimitri. Her yıl 26 Ekim’de bu azizi andıkları önemli bir dini bayramları var. Ve Osmanlı’dan kurtuluş bu anlamlı günde kutlanıyor.
Kutlamalarla ilgili de ilginç hikâyeler dinledik. İki yıl önce sokak gösterilerinin çok yoğun olması nedeniyle bayram için resmî tören düzenlenmemiş. Geçtiğimiz sene ise ekonomik sıkıntılardan dolayı tanklar yürütülmemiş. Amaç akaryakıttan tasarruf etmek. Ancak bu yıl bir işadamı bu akaryakıt masrafını üstlenmiş ve eskiye göre az da olsa tank yürütülmesinin yolu bu şekilde açılmış.
Resmî bayram nedeniyle balkonlarda mavi beyaz bayraklar asılıydı. Sava Bilikçi bayrakların eski zamanlarla kıyasla daha az olduğunu söyledi. Bayrak sayısındaki azalmanın ise iki nedeni var. Biri aşırı sağ parti Altın Şafak’ın, bayrağı eylemlerinde fazlaca kullanması ve vatandaşların o parti taraftarı olarak algılanmaktan çekinmesi. Bir diğer neden ise ekonomik krizden dolayı vatandaşta bayram kutlayacak moral kalmaması.
Selanik’teki metro inşaatı 10 yıldır tamamlanamıyor. Sebebi çok tanıdık; kazılarda ortaya çıkarılan tarihî eserler. Selanik tarihî bir şehir. Kulesi, kiliseleri, Ayasofya’sı, bedestenleri, hamamları ve camileriyle tarihin önemli şehirlerinden. Önemli kozmopolit şehirlerden.
Tarihte, Rumlar ve Türkler ve Yahudilerin birlikte yaşadığı bir kent burası. İkinci dünya savaşı sırasında en çok Yahudinin katledildiği kentler arasında yer alıyor aynı zamanda. Yahudilerin bir kısmı da müslümanlığa geçmiş. Sabetay Sevi, Selanik’e gelmiş ve öğretisi burada kitlelere ulaşmış. Tarihi bir de camileri var; Yeni Cami. Selanik’te camiler ibadete kapalı olduğu için burası da diğer camiler gibi sergi salonu olarak kullanılıyor.
Tam bienal zamanına denk geldik biz. İçeride sokak hareketlerini konu edinen polyester, mum ve köpükten yapılmış bir eser vardı. 1970 İsrail doğumlu sanatçı Gal Weinstein’a ait. Bir de Hrant Dink’le ilgili film gösteriliyordu.
GEMİMİZDEKİ mübadil torunlarının bir kısmı Kavalalı. İkinci günkü durağımız Kavala. Burada bizi folklor ekibiyle birlikte belediye başkanı karşıladı. Tuzla Belediye Başkanı Dr. Şadi Yazıcı’yla beraber kardeşlik mesajları verdiler. Kavala gezimizde ilk duraklarımızdan biri Pargalı İbrahim’in yaptırdığı İbrahim Paşa Camisi. Cami, 1926 yılında Aziz Paul Kilisesi’ne çevrilmiş.
İlerliyor, bozdoğan kemerinin altından geçip kaleye çıkıyor, şehre yukardan bakıyoruz. Artık gemiye binme vakti. Türkiye’ye döneceğiz. İki seçenek var. Kavalalı Mehmet Ali Paşa Konağı’na gitmek ya da kahvelerinden içip dinlenmek. Kavala kurabiyesi alışverişini yapıp kahvelerimizi yudumluyoruz. Zaten Selanik’te de görülmedik çok yer kaldı. Konak ve diğer mekânlar bir dahaki geziye...
taraf
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
Bunlar da ilginizi çekebilir...