Depremde göçük altında kalan tıbbi cihazlar risk taşıyor
SAHİPSİZ KAYNAKTAN RADYASYON YAYILMA RİSKİ
Doç. Dr. Sermet Sezigen, "Sağlık tesislerinde tıbbi radyasyon uygulamaları genellikle zemin veya bodrum katlarda, sağlık çalışanı ve hasta yoğunluğunun göreceli olarak daha az olduğu bölümlerde gerçekleştiriliyor. Dolayısıyla deprem nedeniyle yıkılan veya ağır hasar alan sağlık tesislerinde tanı ve tedavide kullanılan radyasyon kaynaklarının bina enkazlarının altında kalması olasılığı var. Bu noktada bu cihazların yerlerinin ve durumlarının tespit edilmesi önemlidir. Örneğin 12 Mayıs 2008 tarihinde Çin'in Siçuan eyaletinde meydana gelen deprem sonrasında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) tarafından gönderilen ekiplerin desteği ile enkaz altında kalan 50 radyasyon kaynağının yeri tespit edilmişti" diyor ve devam ediyor;
"Envanterde kayıtlı olsa da kaza, afet veya hırsızlık nedeni ile kaybedilen radyasyon kaynaklarına 'sahipsiz kaynak' adı veriliyor. Sahipsiz kaynağın taşıma kabı, kaza veya afet sonrası zarar görürse bu kaynaktan çevreye radyasyon yayılma riski bulunuyor. Radyasyon maruziyetinin her tür canlı üzerinde doza ve süreye bağlı olarak kısa ve uzun vadede sağlığı bozacak etkileri olabilir. Bu olumsuz etkiler, maruz kalınan radyasyona bağlı olarak ciddiyet düzeyi değişebilen "akut radyasyon sendromu" adı verilen hastalık tablosu olabileceği gibi daha yüksek radyasyona maruz kalınması sonucu gelişebilecek genetik bozukluklar veya malign hastalıklar da olabilir.
İKİTELLİ RADYASYON KAZASININ HATIRLATTIKLARI
Yetkisiz üçüncü kişilerin sahipsiz kaynaklara ulaşması halinde oluşabilecek olumsuz durumlara ilişkin en önemli örneklerden birinin 1998 yılında yaşanan İkitelli radyasyon kazası olduğu belirtiliyor. Bir depoda tutulan ve radyoaktif Kobalt-60 içeren radyoterapi kaynağının bilinmeden hurda olarak satıldığı ve bu malzemeyi satın alan hurdacıların radyasyon kaynağının zırh bölümünü açmaya çalışırken yüksek dozda radyasyona maruz kaldıklarına dikkat çekiliyor. Bu nedenle, deprem sonrasında sahipsiz kaynakların varlığını araştırmaya yönelik olarak; envanterde bulunan radyasyon kaynaklarının enkaz altında kalıp kalmadığı, enkazın yaklaşık olarak neresinde bulunabileceği ve bu kaynaklara yetkisiz kişilerin erişip erişemeyeceği hususlarının acilen değerlendirilmesi gerekiyor. Doç. Dr. Sermet Sezigen, "Sahipsiz kaynağın çevre ve insan sağlığı için risk oluşturma olasılığına karşın kaynağın tahmini olarak bulunabileceği enkaz bölgesinde radyasyon dedektörleri kullanılarak sistematik bir arama faaliyeti gerçekleştirilmesi gerekir. Söz konusu bölgenin genişliği göz önünde bulundurularak insansız hava araçlarıyla sahipsiz kaynaktan gelen radyasyonun tespit ve teşhisine yönelik imkanlardan faydalanılabilir" diyor.
SAHİPSİZ KAYNAĞA İZLEME ŞART
Enkaz altında kalan sahipsiz kaynağın yeri tespit edilirse o bölge kordon altına alınarak olası radyasyon kirliliği açısından radyasyon izlemesi yapılıyor. Radyasyon kaynağından kaynaklanan bir kirlilik varsa özel müdahale ekipleri tarafından yapılacak geçici bir zırhlamayla, kaynağın çevre ve insan sağlığı açısından güvenli hale getirilmesi gerekiyor. Bu noktadan sonra hasar almamış kaynaklarla geçici olarak kontrol altına alınmış hasarlı kaynakların ulusal otorite tarafından belirlenen şekilde taşınması ve güvenli bir bölgede depolanması büyük önem taşıyor. Enkazda bir radyasyon kirliliği tespit edilirse enkazın veya binanın radyasyondan arındırılmasına yönelik özel müdahale gerekiyor.
KAPI VE DUVARLAR KONTROL EDİLMELİ
Doç. Dr. Sermet Sezigen, "Deprem sonrasında hasarsız ve az hasarlı binalarda bulunan radyasyon kaynaklarının envanter kontrolüyle birlikte, radyasyon kirliliği olasılığına karşı radyasyon izlemesi yapılmalıdır. (radyasyon kaynaklarının olduğu bölümde) Tıbbi radyasyon uygulaması gerçekleştirilen ünitelerde radyasyona karşı kapı ve duvarlarda yapılan kontroller çok önemlidir. Yapılan zırhlamanın etkinliği normal şartlarda düzenli aralıklarla ünite içinde ve dışında radyasyon seviyesinin ölçümüyle kontrol edilmektedir. Bununla birlikte, depremin neden olduğu olumsuz etkilerin zırhlama için kullanılan malzemelerde deformasyona yol açma olasılığı olabilir. Bunu önlemek için deprem sonrasında tıbbi radyasyon uygulaması yapılan ünitelerin çevresinde zırhlamanın lisans koşullarına uygunluk sağlayıp sağlamadığına ilişkin radyasyon ölçümleri ve hasar gören zırh malzemesinin tamiri şarttır" diyor.
TARİH VE TALİH HAZIRLIKLI OLANIN YANINDADIR
Toplumların doğal, teknolojik ve insan kaynaklı her tür afet karşısında zarar görebileceğini belirleyen ilk ve en önemli unsurun etkin bir hazırlık süreci olduğunu söyleyen Doç. Dr. Sermet Sezigen, "Türkiye için en büyük doğal afet, potansiyeli olan depremlerin neden olabileceği teknolojik afetlerin en önemlilerinden olan radyasyon acil durumlarının önlenmesidir. Bunun için KBRN afetlerine hazırlık konusunda öğrencilerime sıkça tekrarladığım cümle 'Tarih ve talih hazırlıklı olanın yanındadır' diyor.
KAYNAK: HABERTÜRK
