YENİÇAĞ ERDOĞAN'I "MİLLET"TEN YAKALADI: SIRA MİLLETE GELİNCE TEKLEDİ!
Ülkücülerin şahin gazetesi Yeniçağ Erdoğan'ın Diyarbakır Konuşmasını "Rize’de hemşehrilerine hitap ederken, ’tek millet’, ’tek vatan’ ve ’tek bayrak’ edebiyatı yapan Başbakan, Diyarbakır’da tekledi: Tek vatan, tek bayrak, tek devlet" detayıyla verdi.
- Son Güncelleme:

İşte Yeniçağ'ın haberi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, memleketi Rize’de dilinden düşürmediği ’Türk Milleti’ni Diyarbakır’da unuttu. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, ’vatan’, ’bayrak’ ve ’devlet’ten söz etti, ancak “Türk Milleti” diyemedi. Hükümetin 6 aydır hazırladığı ve yaklaşık 28 milyar YTL’lik büyüklüğe sahip olan GAP Eylem Planı’nın ayrıntılarını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Diyarbakır’da açıkladı. Erdoğan, projeyle birlikte 3.8 milyon kişiye iş sağlanacağını, 1.8 milyon hektar alanın suya kavuşacağını, bölgede kalkınma ve cazibe merkezleri kurulacağını söyledi. Erdoğan, GAP yeni eylem planının Türkiye için yeni bir milat, yeni bir dönüm noktası olacağını kaydetti.
Diyarbakır’da unuttu
GAP eylem planının, yüzyılın en büyük bölgesel kalkınma projelerinden biri olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, “Hatırlarsanız, biz bu yola çıkarken yaptığım konuşmada da ısrarla vurgulamıştım, bu yola çıkarken bir şey söyledim. Neydi o? Biz hep tek vatan dedik, biz tek bayrak dedik, biz tek devlet dedik ve yola böyle çıktık” dedi. Rize’deki milleti Diyarbakır’da unutan Erdoğan, yapılacak yeni düzenlemeyle TRT’nin bir kanalının, bundan böyle bölgedeki dilleri sürekli olarak anons eder hale geleceğini kaydetti.
Yine Alaska’yla karıştırdı
AKP Kadın Kolları’nın Ankara’da düzenlenen kongresinde yaptığı konuşmada Türkiye ile Alaska’yı karıştıran Erdoğan, bu gafını Diyarbakır’da da tekrarladı. Doğu’da sancısı tutan kadınlar için “köpeklerin çektiği kızak” örneğini veren Erdoğan, “Bir hamile kardeşim o sancılı döneme girdiğinde hastaneye gidebilmek için televizyonlarda hep görürdük, köpeklerin çektiği kızaklar üzerinde şehre götürülmeye çalışılırdı” dedi. Ancak Erdoğan, köpeklerin Alaska ve Sibirya gibi bölgelerde kullanıldığını, Türkiye’de ise kızakları hasta yakını insanların çektiğini unuttu. Bu arada, salona davetlilerin alınması sırasında AKP’li görevliler ile polis arasında tartışma çıktı. Polis cop kullanarak görevlileri dağıttı. Öte yandan, Başbakan’ı protesto etmek için ellerinde yumarta ve domateslerle bekleyen yaklaşık 50 kişi gözaltına alındı.
Rize’de ne demişti?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 9 Mayıs 2008 tarihinde bazı açılışlara katılmak üzere geldiği memleketi Rize’de hemşehrilerine şöyle seslenmişti: “Milletimize sevdamız var. Vatanımıza sevdamız var. Ülkemizde yapacağımız daha çok şey var. Ülkemizin birlik ve beraberliğe ihtiyacı var. Yola çıkarken ne dedik. Tek millet dedik. Tek bayrak dedik. Tek vatan dedik. Tek devlet dedik. Aynı hızla yolumuza devam edeceğiz. El ele olacağız. Omuz omuza olacağız. Her zamanki gibi daha çok çalışacağız. Durmak yok, yola devam diyeceğiz.”
TEPKİ YAĞDI
Bölücülük yaptı
Başbakan Erdoğan’ın, “tek millet” olgusunu dile getirmemesine tepki yağdı. HYP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Okuyan, Başbakan’ın “tek millet” vurgusunu yapmaktan özellikle kaçındığını belirterek “Başbakan adeta DTP’ye ve PKK’ya yaranacak bir konuşma yapmıştır. Erdoğan bölücülük yapmıştır” dedi.
İşine gelmiyor
Devlet eski Bakanı Prof. Ramazan Mirzaoğlu da, Erdoğan’ın “tek millet” olgusunu es geçmesini “seçim yatırımı” olarak değerlendirdi. Mirzaoğlu, Başbakan’ın, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını işine geldiğinde hatırladığını, işine gelmediğinde ise görmezden geldiğini ifade etti.
Yozlaştırıyor
Ulaştırma eski Bakanı Prof. Dr. Enis Öksüz ise Erdoğan’ın “Oy uğruna nabza göre şerbet verdiğini” savundu. Başbakan’ın sosyal bilimlerin oturmuş kavramlarını yozlaştırma konusunda “bir numara” olduğunu ileri süren Öksüz, “Başbakan, kavramları birbirine karıştırıyor” diye konuştu.

YORUMLAR
Cumhuriyet Halk Partisi’nin temel sorunu, Mustafa Ünal ya da eşi Sabahat Ünal’ın basit bir dileklerinin reddinden ibaret değil. Son birkaç aylık bir hafıza tazelemesi ile, bu partinin din konusundaki tutumunu alta alta sıralayıp haberlerin ortak paydasını aldığınızda ortaya çıkan çok vahim bir durum; halkının büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede, halkın inanç ve ibadetleriyle kavgalı olmak. Daha Önder Sav’ın kameraları fark etmediği için halkın infialine sebep olduğu olay unutulmadan, dün internet medyasına yeni bir haber düştü; CHP Hatay Milletvekili Gökhan Durgun da, Suudi Arabistan'da idam cezasına çarptırılan, berber Sabri Boğday'ın "Allah'a küfür" iddiasından yargılanmasını, "Allah'a sitem normaldir. Neden idam edileceğini anlamakta güçlük çekiyorum." şeklinde bir değerlendirme yapıyor. Vatandaşımızın hukukunu koruyorum perdesi altında, “Allah’a küfretme”yi akıllara ziyan bir anlayış hafifliğinde “sitem” olarak değerlendiriyor. Vatandaşımıza sahiplik etme ayrı bir şey, eğer gerçekten “Allah’a küfretme” söylemi varsa, bunun mazur görülmesi ya da “sitem”le izahı mümkün değildir. Bu mantıktan hareketle, biri kendilerine küfrettiğinde bunu kişilik hakkına saldırı olarak mı algılayıp mahkemede mi soluğu alırlar, yoksa “ne olacak siyaseten kızgın bir seçmen sitemi” deyip “o küfrü” sineye mi çekerler? Meselenin özeti, Cumhuriyet Halk Partisinin laiklik anlayışında.. Laikliği, tüm inançlara karşı eşit mesafede bir devlet yönetimi değil, inançsızlık/dinsizlik olarak algılayıp ona göre bir yaşam anlayışını benimsemelerinde. Bu tespit isabetliyse ki, bana göre doğru; CHP dinsizliğin siyasi odağı olmaya doğru yoğun bir çaba içine girmiş demektir.