Türk Basının Efsane İsmi Rahmi Turan Çıkaracağı Yeni Gazeteyi Turktime'a Anlattı
Yakında yeni bir gazete çıkaracak olan Türk basının efsane ismi Turktime Başyazarı Rahmi Turan yeni gazeteyle ilgili her şeyi Turktime Genel Yayın Yönetmeni Ersin Tokgöz’e anlattı…
- Son Güncelleme:

Yakında yeni bir gazete çıkaracak olan Türk basının efsane ismi Turktime Başyazarı Rahmi Turan yeni gazeteyle ilgili her şeyi Turktime Genel Yayın Yönetmeni Ersin Tokgöz’e anlattı…
En iyi bildiğiniz iş olan sıfırdan bir gazete meydana getirmek için uzun zamandır hazırlık yapıyorsunuz? Şu an son durum nedir?
RAHMİ TURAN: Teknik altyapı uzun zamandan beri hazırlanıyor. Makinelerin montajı bitmiş vaziyette. Matbaa hazır ama idare merkezi hazır değil. O kolay, kısa zamanda hazırlanır. Eylül ayı içinde tamamlanır diye düşünüyorum. Eğer bir aksilik olmazsa Kasım ayı içinde biz yayın hayatına sokarız gazeteyi. Ama ummadığımız aksilikler çıkarsa bilemiyorum tabii. Yarının ne getireceğini kimse garanti edemez. Ama yüzde 90 ihtimalle bu iş gerçekleşecek.
Daha önce yaptığınız açıklamalarda matbaaların saatte 80 bin gazete basabilecek kapasitede olduğunu söylemiştiniz...
RAHMİ TURAN: Evet... İstanbul'daki makineler çok modern. Çok hızlı. Bir tane değil, iki tane kuruldu İstanbul'a. Üçüncü de kuruluyor. Ankara'da ve İzmir'de kuruldu, Adana'da henüz yok ama kurulacak.
Her yeni çıkan gazete bu denli büyük bir altyapı hazırlığı yapmıyor. Neden bu kapasitede bir hazırlık var?
RAHMİ TURAN: Bu bir yayın grubu olacak. Birden fazla gazete basılacak. Birden fazla gazete basmak da ancak fazla makineyle olabiliyor. Gazeteler aynı saatte basılması gerekiyor. Tek makine olunca sıraya konulur ve sıraya konulduğu zaman bir kısmı gecikir, dağıtıma gidemez. Dolayısıyla çok sayıda gazete basma projesi olduğu için altyapı da buna göre kuruluyor.
ŞU ANDA GAZETECİLİK YAPILMIYOR, O YÜZDEN YENİ BİR GAZETEYE İHTİYAÇ VAR!
Neden yeni bir gazete?
RAHMİ TURAN: Mevcut gazete yelpazesine baktığımız zaman; 30-32 gazete var. Bu gazeteler içinde birkaçı hariç tamamı gazetecilik yapmıyor. Sadece birtakım çıkar ilişkileri nedeniyle gazetecilik yapar gibi görünüyorlar. O yüzden yeni bir gazeteye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bu arada sayısı az miktarda düzgün yayıncılık yapıyor, inandıklarını yazıyor. Ellerinden geldiği kadar okurlarını bilgilendirmeye çalışıyor. Ama genel yapı böyle değil maalesef. Yüzde 90'ı şu anda gerçek gazetecilik çizgilerinden uzaklaşmış durumda. Benim görüşüme göre. Karşı görüşte de olanlar olabilir, ona da saygı duyarım. Ama yılların verdiği tecrübeye dayanarak söylüyorum şu anda gazetecilik yapılmıyor.
Şu an gazetecilik yapan birkaç gazete var dediniz. Peki; siz onlardan farklı olarak ne yapacaksınız? Onlar neyi eksik yapıyor da siz o eksiği gidereceksiniz?
RAHMİ TURAN: Gazete gazeteye benzer. Bizim yapacağımız gazete de diğer gazetelere benzeyecek tabii. Aydaki meçhul varlıklara hitap etmeyeceğimize, bu ülkenin insanlarına hitap edeceğimize göre yine bildiğimiz herhangi bir gazete çıkacak. Ama her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. Aynı malzemeyi çeşitli aşçılara ver, hepsinin pişirdiği yemek birbirinden farklıdır. Kesinlikle aynı yemeği yapamazlar. Biz bu ülkenin insanlarına hitap edeceğiz ve elbette ki bu ülkenin damak tatlarına göre yemek pişireceğiz. Ama bizim pişireceğimiz yemek daha farklı olacak.
Pişirirken kullanacağınız ana malzeme ne olacak?
RAHMİ TURAN: Gazeteciliğin temel malzemesi haberdir. Ama bu haberlere bakış açısı önemli. Aynı haberden çok farklı hikâyeler çıkarılabilir. Önemli olan bakış açısı. Bakış açısının farklılığı lezzet farklılığını da ortaya koyacak.
ULUSALCI YA DA MİLLİYETÇİ BİR GAZETE YAPMAYACAĞIZ AMA...
Gazeteyi nereye konumlandıracak, nasıl tarif edeceksiniz? Hedef kitleniz kim olacak?
RAHMİ TURAN: Hedef kitlemiz geniş bir halk kitlesi olacak. Standart Türk insanın yapısına uygun bir gazete yapacağız. Kesinlikle ırkçılık anlamında kabul etmemek lazım bunu ama Türkiye'de yaşıyoruz, Türk insanına hitap edeceğiz. Ama bunu milliyetçi bir gazete olarak düşünmeyin, öyle bir şey yok. Bizim ırkçılık diye bir problemimiz yok.
Ulusalcı bir gazete mi olacak?
RAHMİ TURAN: Ulusalcı diyince farklı algılanıyor. Elbette biz ülkemizi seveceğiz, ülkemizin bütünlüğü, insanlarımızın mutluluğu için çalışacağız ama milliyetçi ya da ulusalcı dendiği zaman birtakım farklı yönlere çekiliyor. O anlamda ulusalcı ya da milliyetçi değiliz. Ama Türk insanını seven, Türkiye'nin mutluluğu, ilerlemesi, sorunların çözülmesi için uğraşan bir gazete yapısı olacak.
Mesela?
RAHMİ TURAN: Anayasa'dan Türk adını çıkartmak istiyorlar. Biz buna karşıyız. Niye çıkarıyorlar ki? Neymiş? Türkiyeli... Böyle saçma bir şey olmaz. Evet, hepimiz Türkiyeliyiz ama Türk şemsiyesi altında bütünleşmişiz. Biz bunu savunacağız. Temel prensibimiz insanlarımızın iyiliği, güzelliği, mutluluğu olacak. Elimizden geldiği kadar bunu sağlamaya çalışacağız.
MİLİTAN GAZETECİLİK YAPMAYACAĞIZ!
Verdiğiniz röportajlarda gazetenin muhalif bir çizgide olacağını söylemiştiniz. Onuncu yılında gücünü iyice artırmış bir hükümet var. Muhalefet yapmaktan korkmuyor musunuz?
RAHMİ TURAN: İktidarın bize kızacağını hiç sanmıyorum. Biz doğruları, sadece doğruları yazacağız. Onlar doğru bir şey yaparsa onları da yansıtacağız. Gerçek anlamda gazetecilik yapacağız. Biz kesinlikle kimsenin özel hayatına girmeyeceğiz. İftira atmayacağız. Yanlış haber vermeyeceğiz. Kesinlikle her şeyin doğrusunu araştıracağız. Karşı söz hakkını da sağlayacağız. O yüzden iktidarın buna kızacağını zannetmiyorum. Militan gazetecilik yaparsak kızabilirler. Ama biz militan gazetecilik yapmayacağız. Çünkü hiçbir partinin gazetesi değiliz. Objektif olacağız. Eğer doğru bir şey yapmışlarsa alkışlamasını da bileceğiz. Yeter ki doğru bir şey yapsınlar. Önyargılı değiliz.
Mesela Sözcü çok sert muhalefet yapıyor. Yine Aydınlık ve Cumhuriyet gibi aynı çizgide yayın yapan gazeteler var. Sizin gazetenin bunlardan ne farkı olacak?
RAHMİ TURAN: Söylediğim gibi; militan gazetecilik yapmayacağız. Militan gazetecilik benim prensiplerime aykırıdır. Türkiye'de ya da bütün dünyada, bütün gazeteler muhalif olmak zorunda. Muhalefet olmadığı zaman gazetecilik de olmaz zaten. O zaman gazetecilik değil, padişahın yanında not tutan ama daima onların lehinde yazan, kötü şeyleri yazmayan, kaybedilen savaşları bile yumuşatarak kayıt altına alan vakanüvislik yapmış olursunuz. Gazetecilik bu değil. Gazetecilik gerçeklerden kaçınmamak, gerçekleri ortaya koymaktır. Onun gücüne gidecek, bunun hoşuna gidecek, zülfüyâra dokunacak gibi endişelere kapılmadan haber neredeyse biz de varız. Gazetenin kanı haberdir çünkü. O birkaç gazete düzgün gidiyor. Saydığınız gazetelerden Sözcü fevkalade iyi gidiyor. Ama bizim çizgimiz farklı olacak. Herkes kendi yolunda ayrı gidecek. Zaten aslı varken benzeri iş yapmaz. Mutlaka kendimize uygun farklı bir iş yapmamız lazım, biz de onu yapacağız.
İKTİDARIN DA MUHALEFETİN DE ADAMI, PARTİ GAZETESİ DE OLMAYACAĞIZ!
Burada yorum farkı da söz konusu olacak tabii...
RAHMİ TURAN: Mutlaka... O haberin yorumları da olacak. Yazarlar da haberleri çeşitli açılardan yorumlayacak. Her yazar kendi görüş açısına göre yorumlamakta serbest ama haberde objektif kuralların dışına çıkılmayacak. Haberimiz kimi rahatsız ederse eder. O bizi ilgilendirmiyor.
Sadece iktidara mı muhalefet yapılacak gazetede yoksa muhalefetin hatalarının üzerine de gidecek misiniz?
RAHMİ TURAN: Yeri geldiğinde muhalefete de muhalefet yapacağız. Biz muhalefetin adamı olmayacağız. Hiç kimsenin adamı değiliz. Bütün partilere aynı mesafede uzak olacağız. Zaten aksi tutuma girdiğimiz zaman kaybederiz. Öyle olursa parti gazetesi olur ve parti gazetelerinin ben bu güne kadar başarılı olduğunu, hatta yaşadığını görmedim. O partiler destek verdiği sürece o gazeteler yaşar, o partiler iktidardan uzaklaşır ya da çeşitli nedenlerle güç kaybederse o gazete de batar. Bu güne kadar partiye dayanan gazetenin yaşadığı görülmemiştir. İktidar partileri de dahil muhalefet partileri de. Belirli bir fikrin gazetesi çok azınlıkta kalan sınıflara hitap eder. Oysa biz herkese hitap etmek istiyoruz.
PATRONUMUZUN DEVLETLE HİÇBİR İŞİ YOK!
Söyledikleriniz teoride gayet mantıklı. Zaten gazeteciliğin doğasını tarif ediyorsunuz. Ama iş pratiğe gelince genelde teorideki gibi durmuyor. En büyük medya grubu bile bu teoriyi pratiğe dökemediği için sizin "muhalefet yapmıyorsa gazetecilik yapmıyor" tanımız içinde yer aldı ve bu bakımdan gazetecilik yapmıyor. Bunu siz nasıl başaracaksınız?
RAHMİ TURAN: Sizin Türkiye'nin en büyük medya grubu dediğiniz kimseler devlet, hükümetle birtakım çıkar ilişkileri olduğu için gazetecilik yapamıyor. Bu gerçeği göz ardı etmemek lazım. Bugün ben neden az sayıdaki gazete görevini yapmaya çalışıyor diyorum? Bu nedenle. Yüzde 90'ı gazetelerin hükümetle al gülüm ver gülüm havası içinde. Yani çıkar ilişkileri içinde. Eğer sen onun canını acıtacak haber ya da yorum yapacak olursan o da senin musluğunu keser, suyun akmaz. Dolayısıyla kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez misali o onu idare ediyor o da onu. Sonuç olarak ortada gazetecilik de kalmıyor.
Çıkaracağınız gazetenin patronunun devletle hiçbir işi yok yani...
RAHMİ TURAN: Kesinlikle.
Gazetenin ismi ve patronu hakkında ser verdiniz sır vermediniz? Bu tavrınız yine aynı mı olacak? Neden söylemiyorsunuz?
RAHMİ TURAN: Onu söylemek yetkisinde değilim. O bakımdan söylemiyorum. Yoksa benim için sorun değil. Kendisinin açıklamasını tercih ediyorum. Aramızdaki konuşmalardaki konuşmalarda öyle bir intiba uyandı. Benim için bir sakıncası yok, onun için de. Ben gururla ve şerefle açıklarım ama kendisinin açıklamasını tercih edeceğini düşündüğüm için bu konuda biraz ketum davranıyorum.
RAHMİ TURAN NASIL BİR YAYIN YÖNETMENİ OLACAK? KIRMIZI ÇİZGİLERİ NELER?
Geçmişte nasıl bir yayın yönetmeniydiniz? Yeni gazetede nasıl bir yayın yönetmeni olacaksınız? Kırmızı çizgileriniz nelerdir?
RAHMİ TURAN: Benim yönetimimde özgürlük alanı sonsuz. Eğer haber doğruysa babanın oğlu bile olsa dinlemeyin, getirin haberi koyarım. Tek prensip haberin doğru olması. Gerektiği zaman kanıtlarıyla birlikte onu ispat edebilecek güçte olmalıyız. Çünkü ben biliyorum ki doğru haberler de yalanlanıyor. Ne kadar can acıtacak haber varsa ertesi gün hemen feryadı basarlar, yalan diye üzerimize saldırırlar. Onun için haberin kesin doğru olması lazım. Buna rağmen yanlış haber olmaz mı? Olur. Bizim de başımıza çok geldi, yanlış haberler de yazdık. Ama o zaman da özür dilemesini bilmek lazım. Dolayısıyla hem maddi kayıplara uğramamak için haberin yüzde yüz doğru olması lazım hem de okura saygı yönünden, vicdanen sıkıntı çekmemek için.
Yazarların özgürlük alanı nerede başlayıp nerede bitecek?
RAHMİ TURAN: Bir sınır yok. Ama yasaların çizdiği sınırların ötesine geçmemeleri gerekir. Çünkü kendi başları da derde girer o zaman, gazetenin başı da derde girer. Türkiye Cumhuriyeti yasaları neye izin veriyorsa o ölçüde yazarlarımız da serbest tabii.
Onu aşan olur mu?
RAHMİ TURAN: Olabilir tabii. Ama o zaman da sonucuna katlanır. Hemen dava konusu oluyor. Maddi kayıp olduğu gibi hapis cezası da olabiliyor. Dolayısıyla ona imkân vermemek lazım. Ben buna pek izin vermem. O konuda çok titizim. Basın hukukunu biraz biliyorum. Onun için benim yönettiğim gazetelerdeki dava sayısı çok azdır. Hiç olmaması mümkün değil ama sayısı diğer gazetelerle ölçtüğünüz zaman son derece azdır. Çalıştığım arkadaşlarım bu işi bilirler zaten, tereddüt ettikleri zaman bana gösterirler ve o sorunu genelde yaşamayız.
GAZETELERİN YÜZDE 92'Sİ YANDAŞ... ANLAYIŞLARI; İKTİDAR BİZİM EFENDİMİZDİR!
Yandaş gazetelerin oranını yüzde 92 olarak vermiştiniz. Bu oranın dayandığı zemin ne? Bu hesabı neye göre yapıyorsunuz?
RAHMİ TURAN: Türkiye'de ulusal gazetelerin toplam tirajı ortalama 4.5 milyon civarında. Hesaplayalım; en çok satan muhalif gazete Sözcü, tirajı 280 bin civarında, bu Pazar 300 bin oldular. Cumhuriyet 50 bin, Aydınlık da 50 bin civarında, 50 bin de Yeniçağ, 30 bin de Yurt. 480 bin muhalif gazete demek. Geri kalanının bir kısmı tamamen biat etmiş yandaş basın, diğerleri de ortada gibi görünen ama iktidara destek olan gazeteler. En azından iktidarın canını sıkacak haberleri vermekten kaçınıyorlar. Vermek zorunda kalıyorlarsa da ya yumuşatıyorlar ya da iç sayfalara saklıyorlar. Geçende yüzde 20'ye varan zam oldu. Ben birinci sayfada Sözcü, Cumhuriyet, Aydınlık ve Yeniçağ'da okudum o haberi. Diğer gazeteler bunu bile iç sayfalarda vermişlerdi. Koskoca bir zam. Bütün milleti ilgilendiriyor ve bu, iç sayfalarda kaynayan bir haber oldu. Ertesi gün bir satır yok bu gazetelerde, haberin devamını sadece bahsettiğim gazeteler getirmiş. Halkı bu kadar ilgilendiren bir haberi bile saklamaları o gazetelerin vatandaştan koptuğunu gösteriyor. Ne demiştim? Okurumuz bizim efendimiz olacak. Şimdiki birçok gazetenin anlayışı okurumuz efendimiz değil, iktidar efendimizdir.
O HAYVANIN AYIBINI HER ZAMAN YÜZLERİNE VURACAĞIM!
Hürriyet'ten ayrılışınızla ilgili bazı şeyler konuşuldu, siz de şöyle bir değindiniz ama sanki anlatmak isteyip de anlatamadığınız ya da susmayı tercih ettiğiniz bir şeyler var. Gerçekte ne oldu o süreçte?
RAHMİ TURAN: İşveren nasıl ki bize iş verme hakkına sahipse aynı şekilde artık yollarımız ayrıldı da diyebilir. Bu özgürlüğe de sahip. Hiçbir yayın organı ile nikâh kıymadığımıza göre, kaldı ki artık nikâhlar da belli bir süre sonra bitebiliyor, elbette ki zaman gelir iki taraf da yollarımız ayrılıyor diyebilir. Bu çok normal. Hürriyet olayında yanlış olan benim sonradan kulağıma gelenler.
Neydi onlar?
RAHMİ TURAN: Güya okunma sorunlarım varmış. Yani ben okunmuyormuşum. Bunu kim söyledi bilmiyorum. Herhalde hayvanın biri demiş. Bu can sıkıcı, üzücü, yalan, iftira. Hatta alçakça iftiradır. Kendi internet sayfalarına baksınlar. Oradan Facebook'a falan aktarmalar var. Orada en parlak yazarın bile 20-30 Facebook paylaşımı varken bende 140'a kadar çıkardı. İnsan bunu söylerken utanır. Turktime'a baksınlar da demiyorum, kendi sayfalarına baksınlar ve okunmaları görsünler. Hala da kayıtları vardır. Benim o olayda tek kızdığım nokta odur. Ha, okunmuyor da olabilirim. Seninle yollarımız ayrılabilir. Ama böyle yalanlar söyleyerek bir sebep göstermek zorunda mısınız? Kaldı ki bunun iktidarın baskısıyla olduğunu da sokaktaki kediler bile biliyor.
Sizi göndermenin mahcubiyetiyle bir bahane arayışı olamaz mı?
RAHMİ TURAN: Kendi kendilerini aldatıyorlar. Benim üzüldüğüm tek nokta budur. Bunu söyleyenlerin küçüklüklerine veriyorum. Böyle bir yalanın arkasına saklanmamaları gerekirdi. Parasal durumda bile ne tespit ettilerse tamam dedim ve aldım. Bir kuruş bile bu böyle değildi demedim. Eğer detayına girecek olsaydım çok çok farklı şeyler olurdu ama ona bile tenezzül etmedim. Çünkü ben Aydın Bey'i gerçekten severim. Aydın Bey'in kulağına başka türlü gider bu. Para için hır çıkardı gibi yanlış ve çirkin bir durum olurdu. O da her şeyi inceleme imkânına sahip olmadığı için inanırdı. Dolayısıyla benim için her şey normaldir. Sadece bahsettiğim o konu hariç. O da kafamın bir kenarına yazılmıştır. Her zaman her yerde bunu yüzlerine vuracağım.
Uğur Dündar da ayrılışı ile ilgili olarak Aydın Doğan'ın bir pasta bile kesmemesini sık sık dile getirdi ve sitem etti. Aydın Doğan'ın size karşı tavrı nasıldı ayrılış sürecinde? Tavrı nasıldı?
RAHMİ TURAN: Bana Aydın bey bir mektup yazmış, özel kuryeyle eve gönderdi. O mektupta benden çok memnun olduğunu, son derece üzüldüğünü belirtiyordu. Mektubu hatıra olarak saklıyorum. Sonra ben telefon ettim, sekreterine teşekkürlerimi iletmesini söyledim. Bir daha da görüşme imkanımız olmadı.
GAZETELER REKLAMIMIZI ALMAZ, ÇÜNKÜ KENDİLERİNE GÜVENMİYORLAR!
Meslek hayatınız hep yazılı basında geçti ve son iki yıldır Turktime başyazarlığı ile yeni bir mecrayı, internet medyasını da tecrübe ettiniz. Bir karşılaştırma yapabilir misiniz? Geleneksel medya ile internet medyası arasında sizin gözlemlediğiniz ne gibi farklar var?
RAHMİ TURAN: Belki bu günkü durumu çok parlak değil ama internet medyasının geleceği parlak görünüyor. Bugün bile belirli bir güce sahip oldu. Etkili hale geldi. Günün her saatinde her türlü haberi anında koyabilmesi ciddi bir avantaj. Ama herkes yanında her an bilgisayar taşıma imkânına sahip değil. Ya da her evde bilgisayar yok. Bu da dezavantaj. Gerçi cep telefonundan da giriliyor ama Türkiye geneline baktığımızda daha az sayıda bir kesimi kapsıyor. Dolayısıyla okunma oranı biraz zayıflıyor. Adam akşam evine geliyor bilgisayarının başına geçip okuyor. Dolayısıyla haberin anında yayına girmesi avantajından faydalanamıyor. Bir dezavantajı da; çok sayıda haber sitesi oluşu. O zaman hepsini takip imkânı kalmıyor. Onlar arasından bazıları güç kazanıp ön plana geçince onlar internet medyasının kreması oluyor.
Yeni çıkacak gazete kurumsal olarak internet medyasına nasıl bakacak? Mesela reklam kampanyasında o mecra da görülecek mi?
RAHMİ TURAN: İnternet medyasına reklam vermek hem ekonomik hem de çok geniş bir alana yayılan bir reklam kampanyası olur. Eskiden sadece radyo vardı. Sonra televizyon geldi. Şimdi televizyon reklam pastasında bir numara. Televizyonda yapılan reklamlar hemen cevabını buluyor, faydalı oluyor. Şimdi bizim de çıkarken televizyona ağırlık vermemiz çok doğal. Ama pahalı bir mecra olduğu için parasal imkân dâhilinde olacak tabii. Gazeteler tutucudur, bu konuda reklam pek almazlar. Bazı gazeteler alabilir ama ön plandaki gazeteler kendilerine rakip gördükleri için parasını tam olarak verseniz bile kabul etmezler.
Neden?
RAHMİ TURAN: Kabul etmeleri için kendilerine güvenmeleri lazım. Ama o güven de zayıf. Mesela geçmişte ben Günaydın Gazetesi'nin genel yayın yönetmeniyken patronun da bilgisi dâhilinde ve onun da onayıyla eğer yeni bir yayın organı çıkacak ve bize de reklam vereceklerse hepsini kapımız açık dedik. Çok da yayınladık. Çünkü biz kendimize güveniyorduk. O gazete çıktı diye, o gazeteyi alan adam bizim gazeteyi bırakacak diye bir endişemiz yoktu. Ama şimdilerde öyle bir şey yok. Sadece grup gazeteleri birbirine destek oluyor. Grup içinde yeni bir gazete çıkarsa reklamlarını yayınlıyorlar.
Turktime

YORUMLAR
Rahmi Turan gibi böyle süper Cunalistlerimiz var,fakat Ne yazik'ki kiymetini bilen yok.bu kaderi Türban ve yolu iran TÜRBANCI politikacilar'imiz, UTANSINLAR.
Nerde bizim Grur,harika bir Cunalist sevgili Rahmi ve mehmet altan,TÜRBANCI Tayyip ve molla Abdullah utansınlar ?iran oluyoruz.fakat Türkiye bu gericiligi hakk'ediyormu ? hainler..
Pek çok kaybı olsada pes etmek yakışmazdı ona. Türkiye'de ilklerin herzaman temelini atmış ve hakedilmeyen bir muameleye mecbur kalmışlığın sonucunda doğru bir strateji ile çok planlı ilerleyeceğine ve yarım kalmış tüm hesapları bitirmesini görmeyi arzu ederiz.
nerede kaldı gazete rahmi bey? hani sonbaharda çıkıyordu? sonbahardayız ama ne ses var ne seda. hayırdır? hükümet taş mı koydu?
Helal sana 19.11 de yazan arkadaş bir tuş hatasından yorum çıkartmış ve yanlış buldum diye çok keyiflenmişsin.Bunca anlatılan konu içerisinde birtek bu mu sana önemli geldi?TOTEM i nasılda madara ettin bu ne zeka bu ne deha?
TOTEM..Kafayi mi yedin?-Bir gun 24 saattir.03.43'te yazdigini oku.25.55 nereden cikti.Simdi de hallisunasyonlar mi gormeye basladin ne?-Simdi bir gun 24 saat dersek vatan haini olur muyuz?-Ne dersin?-Sen 25 dersen kabulumdur.Yuru ya Totem.Kim tutar seni.Bir hafta 12 gun,bir sene de 425 gundur.oldu mu?-Sen delirdin ya, bizi de delirtiyorsun..Helal olsun sana.Benden sonra tufan hikayesi.
Olan onlarca tartıştığı yorum orada duruyor.Ben sadece bana doğru gelenleri yada yanlış gördüklerimi yazıyorum sizler gibi yazarların yada bir cenahın muhafızlığını yapmıyorum.Ben fikir yazıyorum siz saldırı bu farkı bile görememeniz ne tür bir ruh halinde olduğunuzun en büyük göstergesi.Bana hakaret edip beni sıkıştırmaya çalışmaya harcayacağınız zaman ve enerjiyi biraz düşünmeye harcasanız keşke.Bir adamın salt kendi beyni ve vicdanı ile konuşması size çok tuhaf geliyor ama sizde deneyin.
Sizin gibi ucuz yöntemlere başvuracak olsam bu kadar aptalca yapmam:) Ben edebimle yazıyorum düşüncelerimi ama hiçbir düşünce ortaya koymayıp sadece bana saldıran sizlersiniz değil mi?Ve bana birkez yanıl diyen vatandaş sen hiç yanılıp iktidara bir tek kez destek içeren bir yorum yazdın mı?Yada muhafızlığını yaptığın cenahı bir tek kez eleştirdin mi?Oysa paralı yorumcu ve birilerinin adamı dediğiniz TOTEM in Hükumeti eleştirdiği onlarca yorum var ve bu uğurda benim cenah dediğiniz arkadaşlarla-
Ben sürewkli düşüncelerimi yazarken ve konu hakkında fikir beyan ederken sadece bana saldırmaktan başka bir fikrini göremediğim insanların beni bu şekilde eleştirmesi beni gerçekten hayrete düşürüyor.25.55 te yazan vatandaş aklı sıra beni iki ayrı kişi gibi yazmakla suçlamış:) Yok gülüm merak etme ben bukalemun değilim.sadece bazen giriş yapmayı unutuyorum yorumlarım MİSAFİR rumuzu ile çıkıyor yani yakaladığını sandığın iki yorumda bana ait zaten biraz aklı olan bunu kolayca anlar ve emin ol-
hiç bir eğilime ihtiyaç yok,doğruları yazmak en büyük hizmettir ve görevdir.güneş doğudan doğar,batıdan batar,bunu kimse değiştiremez.nurhayat dağıstan
@20:38 ve @20.52 deki çift kişilik-Biz çok gördük bu filmleri bu ülkede.Sen yazarı edepsizliğinle tarumar etmeye çalışacağına,edebinle fethet.
Totem,bir kez yanılt beni,bir kez!Sana yürü be koçum diye gaz verip,sırtından sıvazlayanlar neden hiç yorum yazmıyor?Neden bu iktidara,fantastik söylemlere hep sen sırt vermek zorunda kalıyorsun?Allah bir sana akıl vermiş,geride kalanları koyvermiş.
Sayın Rahmi Turan eminim ki bu İsrailli yahudi olduğunu iddia eden vatandaşlara bir cevap verecektir!Baksanıza bu meczuplar yazara baskı kurmaktan bahsedip sanki Sayın Turanı emirleri altında çalışan biri gibi gösterip aşağılıyorlar.Eğer bana aynı şeyi söyleseler SEN KİMSİN BE MECZUP BANA BASKI KURUP KİTAP YAZDIRACAKSIN DERDİM. Eminim sayın yazar ve diğer yorumcularda aynı sözleri söylerdi:)Gerçekten be koçum siz kendinizi ne zannediyorsunuz?Burası Türkiye!bizim ülkemizde bize ağalık taslamayın.
Ajanlar zıpladı bakıyorum:)Ajan olduklarını ve bazılarınında onların yandaşları olduğunu nereden anlıyorum biliyormusunuz? zira,BU ÜLKE TOPRAKLARINDA YAŞAYAN VATANINA VE BAYRAĞINA BAĞLI HİÇBİR VATAN EVLADI BİR iSRAİLLİ YAHUDİNİN TARİHİMİZE KİRLİ DEYİP HALKINA ATALARINE VE DAHİ DİNİNE SALDIRMASINA MÜSAADE ETMEZ DE ONDAN. ve sizler eğer bu tavırdan rahatsız olmayıp bana tepki gösteriyorsanız siz büyük harflerle tanımladığım değil,küçük harflerle tasvir ettiğim tiplersiniz.provakatörcükler sizi:)
2-Ve bu nasıl bir provakasyon ruhudur ki,sürekli yazarları çekip,çevirebileceğin insanlar olarak görme ve ardından inanıyorum ki ajanlara kanmazlar temennisinde bulunmak?
Bu nasıl bir provakasyon ruhudur totem?Her yazında dikkati çeken, mutlak güdücü pozisyonun bir yana,aşağıdaki yorumunun pespayeliğinde kendini oku;Türk ve islam düşmanı ajan ve sen cevap vermezsen mutlaka devşirilebilecek üç,beş zavallı ve Türk halkı böyle değildir iması.Ne seni ruhumuza,ne benliğinize,ne Türklüğümüze sözcü atadığımızı hatırlamıyorum.Eline her klavye geçireni peygamber de zannetmiyoruz, Türk halkı bu kadar zavallı değil.Senden önce de vardılar,hayat dersine çaliş da gel.
Siz gibi ucuz numaralara tenezzül eden Türk ve İslam düşmanı Ajan bozmaları Gibi kıvırtıp bukalemun gibi renkten renge girmem.Siz burada üçbeş ruhunu ve benliğini yitirmiş zavallı gördünüz diye tüm Türk halkını bu zavallılar gibi mi sanıyorsunuz.Burada ucuz tehdit ve imalara girme sen burada ancak kargaları korkutursun adam ol diyeceğim ama benim temennimle olmaz biliyorum.
10 senede bir ögretmenine ders verecek bicimde TÜRKCE ögrenmissin BASEL efendi,bende diyorum ki sen bunu benim KÜLAHIMA anlat emi...Bir enayi bulursan söyle de birlikte kandiralim
5 numarali yorumumun sonuna adimi yazdim TOTEM..OKU!-Karar aldim,ad ve soyadim ile hitap etmeyenlerle muhatap olmayacagima.Bilgine.Kivranip,durma...Atis serbest!
Unutmadan BASEL yada SH yada her ikisi LÜTFEN RAHMİ TURAN A DOSTMUŞ GİBİ DAVRANMAYIN ZİRA SİZLER GİBİ DOSTLARI OLURSA EMİN OLUN DÜŞMANA ASLA İHTİYACI OLMAZ Sayın yazarın.zira Sayın Turanı İsrail ve Yahudilerin adamı ve Türkiye deki sözcüsü gibi lanse etmeye çalışıyorsunuz.Ve benim ülkemde İsrail in dostu yaftası yiyeceğine dayak ye daha iyidir pardon sadece benim ülkemde değil tüm dünyada:)
Benim halkımıAraplar yada başka milletlerle karıştırıyor olmalısınız.Ben Sayın Rahmi Turan ında asla sizin le yakın yada ittifak halinde olabileceğine inanmıyorum.Sayın yazarı kendinizle aynı düşünce ve davranış içerisinde gibi göstererek ona da zarar vermek istiyorsunuz bence.Vesselam Basel rumuzlu zavallı Ajancık Bu ükenin senin yarım aklına da sahte ilgine de hiç ihtiyacı yok eğer sende bir parça akıl varsa git İsraildeki sitelerde kendi hükümetinin katliamlarını eleştir.Burası seni aşar.
Yoğurulmuş bu kanlı ekmek boğazınızdan nasıl geçiyor? Ey İsrail de ve dünyada yaşayan İnançlı,insanlığını kaybetmemiş ve içinde Allah korkusu olan Yahudiler bu zulme bir dur deyin aç gözlü,kibirli ve elleri kanlı bu soydaşlarınıza engel olun.BU DÜNYADA İNSANLIKTAN VE KİRLİLİKTEN SÖZ EDEBİLECEK ENSON İNSANLAR iSRAİLLİLER VE yAHUDİLERDİR. Kendi kirli ve kanlı ellerini temizlemeden başka insanlara akıl vermesinler.Benim halkım bu dünyaya hükmetmiş bir neslin torunlarıdır.Siz zavallı Ajan bozmaları-
Kurtulun bu dünyayı sömüren soydaşlarınıza mani olun eğer Allaha inanıyorsanız milyarlarca insanın hakkını gasp edip onları fakirliğe kargaşaya ve kıyıma uğratan yöneticilerinize ve soydaşlarınıza haykırın.Sizler Allah katında lanetlenmiş bir kavim olmak istemiyorsanız dünyayı para ve daha fazla güç uğruna cehenneme çevirmeyin ellerinizin kanlı olduğunu görün.Irakta ölen çocuğun kanı da,afganistanda Filistinde Suriyerde ölen çocukların ve insanların kanı ellerinize bulaşmış yediğiniz ekmek kanla
Olursunuz.Sen kim oluyorsun da benim tarihime kirli diyorsun?İsrail bırak tarihi günümüzün sözde modern ve çağdaş dünyasında insanlık suçu işliyor.Filistin halkına yaptığı katliamlara söylemek istediğin bi rşey var mı?Sen gibi insanlar gelip benim vatanımda benim tarihime ver dinime laf edemezsiniz.Bak benim senin ülkene ve insanlarına vereceğim daha önemli öğütler var.Tarihinde zulme uğradığını iddia eden bir ırk sizler gibi zulmetmez ben senin halkına sesleniyorum başınızda bulunan katillerden
Burada yeniden uzun uzun keli,meler yazıp Türk insanına ve tarihine saldırmayı ihmal etmeyen saldırgan zavallı BASEL YADA SH RUMUZLU AJAN BOZMASI UTANMADAN VE BOYUNU AŞAN BİR KÜSTAHLIK İLE TARİHİMİZE KİRLİ DEMEYE CÜRET EDİYOR. Ve sayın rahmi Turan ile konuşurkende onu kendi soydaşı,kendi, dindaşı gibi göstermeyi de ihmal etmiyor.SAYIN RAHMİ TURAN Eğer bu gafilin söylediklerini yalanlamazsanız onun sizi de dahil ettiği halkıma karşı düzenlenen çirkin tezgahın oyuncusu olduğunuzu kabul etmiş-
İşte;giriş,gelişme ve sonuç olarak tam kişisine göre bir yorum hali!Benimle ilgilense ilgilense bir İsrailli ilgilenir!Bir böbürlenme mi sezdim nedir? Hayır yurttaş,bunun yazılımını İsrailden almadım.Hani her gün hakaret ettiğin,sonra da kendi kendine vatanını savunduğun Türk vatandaşları var ya,senin gibi asil kanlı olmayan,fikir deryana hep eksiler dolduran işte onlar adına içimden geçeni söyledim.Sen bana anonim diyebilirsin.Şafakta görüşürüz!
5)-Kisinin kendisine ogrenmek,gelismek ve degismek icin gereken zamani vermemesi,kendine yaptigi en buyuk haksizliktir sayin Emel Turan.Sayin hanimefendi..Sözde demokrasiyle tımarlanmış halkınız artık raydan çıktı ve özlemlerini içinde besledikleri hayallerine biraz olsun kavuşma sarhoşluğuyla aldı başını gidiyor.Esiniz Turan hoca buna DUR misyonunu yuklendiginden dolayi kendisi ile bir kez daha gurur duymalisiniz.Elbet catlak sesler muhalifler olacaktir.Onlara da derim ki,Muslumanligi kurtarma derdinden once cebinizi kurtarin..Ezcumle Emel hanim.Son soz David Starr Jordan'dan..*Nereye gittigini bilen kisiye yol vermek icin dunya bir yana cekilir*..Yurekten sevgi,saygi ve dostlukla...S.H..שלומו חיים
4)-"Hiçbir insana rastlamadım ki onda öğrenilecek bir şey bulunmasın" demis idi yillar oncesi Alfred de Vigny.Ben sizden cok sey ogrendim.Roportaji okudum.Kalk borusu calma yonteminiz farkli olsa da boru sesini duydum ve mesajinizi aldim.Gerekcesi ne olursa olsun,zihniyeti, anlayısı, sistemi,Elif'in kagnisi ile baslayan carpik egitim sistemini ve de kirli miraslarini sorgulamadan TEK SUCLU bulup, “kurtulma” basitligine dusenlerin boru sesi duymadiklari asikardir.Size,bu kutsal yolda basarilar dilerim sayin Rahmi bey.En sadik okuyucunuz olacagimdan emin olabilirsiniz.Size kutsal kitabimdan bir paragraf ile iyi aksamlar diliyorum.-*Eski gunleri hatirla,her nesilde yillari anla..Babana sor sana anlatacaktir..Yaslilarina sor sana soyleyeceklerdir.(Devarim 32:7)*
3)-Hayatta kalmayi ve INSAN gibi yasamayi becerebilmeleri icin yapmalari gereken tek seyin INSAN gibi dusunmek oldugunu dahi anlamaktan aciz,kucuk insanciklar!! boylesi gerceklerle karsilastiklari zaman anlamak istediklerini anlarlar ve de sonrasinda bilgi dayanagindan yoksun bir muhakeme ile sloganik,nefret,kin dolu yorumlarla gercekleri kaleme almak disinda hic bir sucu olmayan degerli kisiliginizi bir atimlik barutlari ile infaza kalkisirlar.Bilmezler ki,sizin gibi vatanseverleri boylesi kutsal bir yoldan dondurmenin imkansiz oldugunu.Cehaletleri yuzlerine yansisa uzak bir ihtimal ama,belki sokaga bile cikmaktan imtina edecek bir grup cukur insandan sahsiniz muhatap alinarak yazilmis bos yorumlar..Ilkokulda ogretilen ezberler hala bir fantom misali peslerinde.Kurtulamamis garipler..
2)-Bugun toplumunuzun buyuk bir bolumu,bir koseye sinmis,avaz avaz susup kendi gerceklerinden saklanarak,belkileri biriktirirken bir cesur yurek,bir cesur kalem cikiyor ve gercekleri haykiriyor.Santranc ustasinin o muthis final hamlesini cumle aleme,isaret parmagini gozlerine soka soka gosteriyor.Bu kalem sizsiniz Rahmi bey.Gercekleri goz ardi etmek,yarinlarda cok buyuk hatirlatmalar olarak tokat gibi yapisir insanoglunun ensesine..Insan...Insan olabilmek,insanca yasayabilmek.Insan olabilmenin guzelliklerini paylasmak...Inancim o ki,bu atiliminiz basarili olacaktir.Idealleriniz,hedefleriniz var.Yapacak isleriniz de...
1)-Sayin Rahmi Turan..Size bir baska ulkeden,diger bir deyisle kutsal topraklardan yaziyorum.Yazilarinizi tez yazilabilecek gorusler acisindan okunmaya deger buldugumu itiraf etmek isterim.1897Basel nicki altinda daha onceki yorumlarimda ulkenizde 12 uzun yil gecirdigimi yazmis idim.Genellikle G.Dogu bolgesinde.Dilinizi ulkemde ogrendim.Musluman-Turk hocalarima bu vesile ile bir kez daha tesekkur ediyor ve onlerinde saygi ile egiliyorum.Sizinle yillar once tanistigimizi belirtmis idim.Nur icinde yatsin rahmetli T.Oztin'in burosunda.Yillar gecti.Olaylari Turkiye gibi seyretmeyen bir cesur yuregin kaleme aldigi muhtesem cozumlemelerini,bazi ozel sebeblerden dolayi ilk baslarda topa girmeden takip etmeye basladim.Son zamanlarda alisik olmadigim turde yazilarinizi okudukca carpildim.Carpildikca Elias Cannetti'nin onurlu sozcuk INSAN kelimesini ve degerli hocami (M.C) animsadim.
Ben hayatım boyunca birtakım kendini bir halt sanan zavallılardan tehdit aldım ve hiçbiri beni bir adım geri atmaya zorlayamadı.Totem seninle ilgileniyoruz diyen vatandaş Rahmi Turanın köşesinde madara olup tüyen İsrailli vatandaş.Senin cümle cenahın benimle ilgilense ne yazar gülüm.Ben sizler gibi orayı burayı karıştırmakla görevli ucuz provokatör değilim benim ve dahi tüm sülalemin kanı helal olsun bu vatana.Sen git o imalarla başkasını korkut yürü anca gidersin.
Suya tirit demek istiyor, herhalde.
Totem daha önce de yazdım,biz seninle ilgileniyoruz.Tamam Rahmi Bey'in de senin üzerine, düşüncelerin yetersizliği ve bir okuyucu ile hasbıhallerimin şaşırtıcı sonuçsuzluğu adında bir kitap çıkarabilmesi için elimizden gelen baskıyı kuracağız!
TOTEM kendine gel! Adamın CV sini görmedin herhalde de yetersiz filan demeye kalkıyorsun. Frenlerin iyice gevşemiş senin. İnsanın biraz bilgeliğe saygısı olur. Lümpenliğin zirvelerinde dolanıyorsun..
Mahalle de 10 tane MANAV mevcutken 11. de ne oluyor? belki domadestleri salataliklari daha fazla parlatip satacak diye düsünüyorum,Baska ayakta kalma sansi nasil olabilir ki..?
Cikaracagi gazeteyle, hic cekinmeden CAMILARE de girebilecekmiyiz.Cevap yazmazsa hakkim kalsin.Editör makasla ma ne olursun..
Okurumuz efendimiz olacak sözü bana da ilginç geldi!!Özellikle Buradaki köşesinde Okurlarının bir kısmına Ahmaklar diyen ve son yazısında bazı okurlarına hitaben.akılsızlar ve daha ağır laflar edeceğim ama diyen bir yazarın Okurun efendileri olmasından dem vurması bana hayli ilginç geldi.İnsan hiç efendilerine bu şekilde hakaretler eder mi?Bilirsiniz hakaret yetersizliğin ve fikren bastıramamanın verdiği hırsın bir dışa vurumudur.Sevgiler.
Bu ülkede özgür basına yer yok maalesef, umarım iktidar sizin yakanıza da yapışmaz ve dilediğiniz gibi özgür bir gazete çıkarırsanız
"haberturk gazetesi" çıkacağı günlerde de biz buradaydık.Umarım sizin gazetenizde içinize sineceği şekilde başarıya ulaşır syn.Turan YOLUNUZ AÇIK OLSUN:))
Bu ülkede yaşayan ve Türk kimliği taşıyan herkes Türktür. Türk kimliği taşıdığı halde, taşıdığı kimliği inkar eden yada yok sayan kişieğer samimi ise "geçersizdir" deyip iade etsin!Kimsenin, etnik,inaçsal, ideolojik ve hatta bölgesel-yerel kimliğini yoksaymmıyoruz. Laik demokratik sosyal hukuk devletinde din, dil, renk inanç, cinsiyet ayrımcılığı olmaz! Türk kimliği bu güne kadar(yasakcı-ırkçı,dinci baskıcı,uygulamalar hariç) bu kimlikleri yok saymadı aksine barındırdı ve geldik bugüne.
türkiyelilik bence doğru kavram. bunun neresi saçma.
Bayram degil seyran degil bu fikirde nereden cikti? gazete cikaracagim diye tellal cagirtiyorsunuz;Bu fikir bir kizginligin sonucumudur,rüstünü ispat etmenin bir neticesimidir ya da hakikatten bir bosluk var bunu doldurma ihtiyacimidir? sizler baskalarinin yapmadigi yapamadigi bir konspt mi hatirladiniz ki bu kadar emin olarak kendinize güveniyorsunuz.Benim ticarette bildigim bir kural vardir önemli olan"ürünü siz degil müsterinin benimsemesi" saygilar.Capanoglu
ne demek bu ülkede yaşayan herkes türktür? kürtler yok mu? ayrımcılık yapmayın
heyeceanla bekliyoruz :)
(devam) böylece hem kendilerini padişahın gözünde yükseltiyorlar hem de patronlarının gözünde. ve devran böyle sürüp gidiyor. kim demiş bu dönemde gazetecilik yapılmıyor diye
(devam) ahmet kekeç ve benzeri yazarlar da muhalefeti, ve özellikle kılıçdaroğlu'nu gört gözle izliyor. bir açık mı buldu. o günü kurtardı demek. diyelim ki muhalefetten bir ses yok, çakacak yer de bulamadılar, bu sefer iş iktidara muhalif yazılar yazan az sayıdaki gazeteciye muhalefet etmeye geliyor. (devamı var)
şu an gazetecilik yapılmıyor demiş ya rahmi bey, aslında yapılıyor. ama şöyle: gazeteler teyakkuz halinde erdoğan ne demiş diye bekliyor. derse günü kurtardılar. şişir şişirebildiğin kadar. diyelim ki o gün konuşmadı erdoğan. ak zevatın diğer aktörlerine mercek. bir kısım da muhalefet partilerine, özellikle kılıçdaroğluna fokuslanmış vaziyette. açıklamalarında nasıl açık bulur diye kılı kırk yarıyorlar. bir de bu işin ahmet kekeç gibi yazar takımı var. (devamı geliyor)
bugün okuduğum en güzel haber. abırsızlıkla bekliyoruz
sözcü, aydınlık gibi gazeteler lazım ama onlar amiral gemisi olamayacak türde. çünkü sadece belli bir kesimin gazetesi. merkezde ama muhalif gazete yok şu an. tekrar ediyorum. merkezde amöa muhalif. marjinal muhalif değil
Beyaz bir kagit cikarsa alir Bakarim mutlaka biseyler vardir. Rahmi Turan ADI yeter bize. Cikaracagi gazeteyi sabirsizlikla bekliyoruz. Hayirli ve ugurlu olur insallah!
hürriyetçiler kendi hallerine baksın. ortada okuyacak gazete bırakmadılar ortada. hükümetin yayın organı olduk omurgalı adam istemiyoruz desinler de hiç olmazsa kendilerine saygıları kalsın. ona buna çamur atarak kendilerini kurtaramazlar. rahmi bey o hayvanı isim olarak da teşhir emeli
DüzeltiYORUM ve açıklıYORUM *09:35'e : Şer odakları dediğin,Türkiye düşmanlarına göre şer odakları olmasın!.. "Her yüze güleni dost olur sanma."
iktidar efendileri değil, haşa allahlları. iktidarın hoşuna giitmeyeceğini düşünsünler tuvalete bile gigmez bu yalama yalaka yandaş basın ve onun adam sayılmayacak adamları.
genç nesiller bilmeyebilir. rahmi turan basın camiasında baba rahmi olarak bilinir. bu unvanı pazarda satın almadı. neden öyle dendiğini bekleyin görün.
eski adıyla basın yayın okulları, yeni adıyla iletişim fakülteleri uzay bilimleri ve astronomi bölümünden bile lüzumsuz. tamamen işsiz, umutsuz gençlik yetiştirme yeri. kapatın gitsin bu fakülteleri
09:35'e: Şer odakları dediğin Türkiye düşmanlarının şer odakları olmasın! "Her yüze güleni dost olur sanma."
kıymetli emel turan hanımefendi. aileniz açısından kaygılarınızda çok haklısınız. gazeteci eşi olmak çok zor olmalı. hele ömrünü bu işe adamış rahmi turan beyefendinin eşi olmak... ama aynı zamanda gurur duymalısınız. böylesi isimler tarihe not bırakır. eşinize destek olun, ülke yanıp kavrulurken gerçek gazeteciler köşlerine çekilmesin. saygılar sunuyorum.
o yiğit patronun kim olduğunu çok merak ediyorum.
iktidarın da muhalefetin de adamı olmayacağız demişsiniz rahmi bey. bu ne isaya ne musaya yaranamayacaksınız demektir. türkiye öyle bir hale geldi ki kamplaardan birinde değilseniz tuz buz ederler. bilmem bunun farkında mısınız?
bu ülke militanlardan çok çekti. bir taraf militan yetiştirince doğal olarak diğer tarafın militanları da türüyor ve o güç savaşında geldiğimiz nokta ortada. sadece doğruların militanca savunusunu yapın, tüm tarafları yanınıza çekersiniz. bir de kimseye iftira atmayacağız sözünüz çok kıymetli. bunu unutmamanız dileği ile. yolunuz açık olsun
okurumuz efendimiz olacak sözünüz bana eski babı ali günlerini hatırlattı. eskiden gazetecilik böyle yapılırdı, vatandaş yani okur baştacıydı. şimdi öyle mi?
ulusalcılık birtakım şer odaklarının kendini tarifi haline geldi. bu anlamda ulusalcı bir gazete yapmama kararınız son derece yerinde. tebrikler
aynen öyle rahmi bey. şu anda gazetecilik yapılmıyor hükümete yalakalıkta yarışılıyor. başbakan gazetecileri atın mesajı veriyor bir gazetenin genel yayın yönetmeni olan fatih altaylı hiç çekinmeden bunu delikanlılık olarak görüyor ve daha beteri göstermeye çalışıyor. bu ortamda gerçek gazete yapmak ne kadar zor ve bu zoru başarabilir misiniz
bu iş tutar. isin başında sizin olmanız ayrı tabii ama dediğiniz gibi bir gazete tam da ihtiyaç olan şey. hedefinizi şaşırmazsanız olur bu iş
Rahmi Bey'in içtenliğine inanıyorum.Ne yazık ki güzellikler ayak oyunları ve gizli kasalar ile desteklenmiyorsa,reklamla kendini pazarlayamıyorsa zor.Tüm kalbimle yolunuza açıklık dilerim.Esenlikle,sağlıkla kalın.
iktidar doğruları sevmiyor ki rahmi bey. onların hakkaniyetli olduğunu mu sanıyorsunuz? doğrularını destekleseniz de kayıtsız şartsız biat etmedikçe sizi kabul etmeyeceklerdir.
gazetecilik okullarından bir halt olmayacağına ben de inanıyorum. boşuna çocukları heveslendiriyorlar
Türklükten bahsetmeniz ironi sanırım ve Türk halkından zira köşenizde size destek verenlerin Türklüğe etmedikleri hakaret kalmıyor ama siz nedense Türklüğü ve bu halkın değerlerini savunanlara sürekli hakaret ediyorsunuz bu ne yaman bir çelişki!Bir çelişki de biri bir gazete kuruyor ama ismini gizli tutuyor hadi benim kalbim temiz aklıma bir şey gelmiyor da birilerinin aklına gelmez mi?Ve gelirse onları ne kadar suçlayabilirsiniz?Yine de hayırlı olsun diyelim.Artık her şeye alıştık nede olsa.
çok değerli bir röportaj. tarihe not düşmek açısından bu röportajı not alıyorum. yarın gazete çıkınca bu söylediklerinizi unutursanız size hatırlatacağım rahmi bey. çünkü memleketin yeni militanlara değil gerçek gazetelere ihtiyacı var
eğer gerçekten de dediğiniz gibi bir gazete çıkarırsanız isminizi altın harflerle basın tarihine yazdırırsınız. ama eğer anlattığınız çizgiden uzaklaşır sözcü gibi bir şey çıkartırsanız ortaya bu da sizin kaybınız olur.