TELEKULAK TARTIŞMASI SÜRÜYOR... BAHÇELİ: "GENSORU VERİLMELİ!"
CHP'nin telekulan tartışmasına MHP lideri Devlet Bahçeli de katıldı. Bahçeli, bu konuda Meclis'e gensoru önergesi verilmesi gerektiğini söylerken: "Araştırma da açılmalı" dedi.
- Son Güncelleme:

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın dinlenildiği iddialarının çok ciddi siyasi ve hukuki sonuçları olacağını belirterek, ''Gensorunun yanı sıra Meclis Araştırması yapılması üzerinde gereğince düşünülmelidir'' dedi.
Bahçeli, Sav'ın Merkez Valisi Ali Serindağ ile parti genel merkezinde yaptığı görüşmenin dinlenildiği iddiaları konusunda yazılı bir açıklama yaptı.
Son günlerde anayasal kurumların ve siyasi partilerin yasa dışı yollarla dinlenmesi konusunda yaşanan gelişmelerin, demokratik parlamenter rejimin ve insan haklarına dayalı hukuk devletinin geleceğini tehlikeye düşürecek vahim boyutlara ulaştığını ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:
''20 Mayıs 2008 günkü Meclis Grup konuşmamızda bu konuda dile getirdiğimiz endişeler ve yaptığımız tespitler maalesef doğrulanmış bulunmaktadır.
AKP'nin korku diktatörlüğü kurma niyetlerini gösteren somut belirtiler, son dönemde güç kazanmış ve siyasi meşruiyetini kaybeden iktidar partisinin hukuki ve ahlaki olmayan yollardan medet umduğu somut gelişmelerle bir kere daha anlaşılmıştır.
Anayasal organları hedef alan taciz kampanyalarıyla, gayrimeşru yollarla yaratılan baskı ortamlarıyla ve devletin bazı birimlerindeki kadrolaşmanın çeteleşmeye dönüştürülmesiyle devleti ve toplumu kuşatma altına alarak siyasi iktidarını sürdürme gafletine düşen AKP, Türkiye'yi bir kaos ortamına sürüklemiştir.''
-''İSPAT EDİN POLEMİĞİYLE GEÇİŞTİRİLEMEZ''-
İddiaların, bütün yönleriyle araştırılması ve aydınlatılması gereken çok ciddi nitelik taşıdığını vurgulayan Bahçeli, ''Bu konunun, 'bildiğiniz bir şey varsa açıklayın, ispat edin' gibi polemiklerle geçirilemeyeceği ortadadır. Bunun çok ciddi siyasi ve hukuki sonuçları olması kaçınılmazdır'' değerlendirmesinde bulundu.
Bahçeli, İçişleri Bakanlığının bu konuda idari soruşturma yaptığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının da inceleme başlattığının açıklandığını anımsatarak, bu süreçlerin bir an önce sonuçlandırılması ve konunun idari ve hukuki bütün yönleriyle açıklığa kavuşturulmasının büyük önem taşıdığını belirtti.
Bu süreçler işlerken, TBMM'nin bu konuda sessiz kalmaması gerektiğini ifade eden Bahçeli, şu görüşleri dile getirdi:
''TBMM'nin bilgi edinme ve denetim yollarına bu amaçla sonuna kadar işlerlik kazandırması yerinde olacaktır. Bu çerçevede, gensorunun yanı sıra bu konuda Anayasa'nın 98. maddesi ve İç Tüzüğün 105. maddesi uyarınca Meclis Araştırması yapılması üzerinde gereğince düşünülmelidir. Bu süreçlerin hayata geçirilmesi, Meclis çoğunluğu nedeniyle AKP'nin göstereceği fikri namus, iyi niyet ve samimiyete bağlıdır. Yasa dışı dinleme iddialarını reddeden ve bunların sahipleriyle mutlaka hesaplaşacaklarını söyleyerek meydan okuyan AKP'nin Meclis Araştırması konusunda öncülük yapması veya tarafımızdan verilecek böyle bir önergeyi desteklemesi, kendileri bakımından bir siyasi ahlak ve samimiyet sınavı olacaktır.
Ateşin bacayı sardığı bugünkü ortamda Sayın Başbakan ve arkadaşları, siyasi ve şahsi çıkar hesaplarıyla Türkiye'nin geleceğini kurtarma düşüncesi arasında bir tercih ile karşı karşıyadır. Buradaki ince çizgi de milli iradeyi siyasi eşkıyalık yapmak için paravan olarak kullanma ilkesizliğiyle, milletin verdiği yetkiyi hukuk ve meşruiyet yolundan ayrılmadan Türkiye'nin aydınlık geleceği için kullanmak dürüstlüğünü ayıran çizgidir.
AKP'nin bu konuda izleyeceği yol yakında görülecektir. Ancak, unutulmamalıdır ki, gayrimeşru vasıtaları kirli bir silah olarak kullananların, bunun hayrını gördüklerine tarih şahit olmamıştır.''

YORUMLAR
Vedat bey. Ne farkeder AKP hortumlama yapmış veya geçmişdekiler yapmış. Ne farkeder. Arkadaşlar anlamak istemediğiniz bir şey var.Bu Hukuk sistemi var olduğu sürece "HORTUMLAMA DEVAM EDER". Hırsızlığı yolsuzluğu durdurmanın yolu YASALARDAN GEÇER.Anlayın artık bunu anlayın ne olur.SİSTEMDEN NEMALANAN NE KADAR SÜLÜK ASALAK VARSA SİSTEMİN DEĞİŞTİRLMESİ KARŞISINDA POZİSYON ALIYOR.Anlayın artık bunu.Yaşasın Çağdaş ve Sivil ANAYASA. Kahrolsun her Türlü oligarşik sömürü düzeni.
TOLGA Bey,bu iktidar zamanında yapılan hortumlamalardan hiç bahsetmemişsiniz.Bu iktidarın ikide bir ihale yasasını neden değiştirdiğini bir düşünün bakalım neler bulacaksınız.örnek,unakıtanlar,damat holdingleri,gemicikler v.s
sayın yorumcular %47 oy alan istediğini yapar derseniz,daha önce de ECEVİT %42,ÖZAL %44 GİBİ OYLAR ALDI AMA HİÇ KİMSE REJİMİN TEMEL YASALARINI DEĞİŞTİRMEYE KALKMADI.Rejim kendini korumak için yasalar yapmış,a-ke-pe aldığı oyu öne sürüp bu temel yasaları değiştirme girişiminde bulununca tabii ki rejimi korumakla görevli kurumlar harekete geçmek zorundadır.Yargıtay da Danıştay da bu kurumlardandır,orduyu susturdular ama yargıyı ASLA.
Erol bey. Millet İradesinin üzerinde hiçbir şey olamaz. TÜRK YARGISI ÇÜRÜMÜŞTÜR.Mutlaka yargı reformu yapılmalıdır. Bunu Bütün gelişmiş Avrupa Ülkeleri bağıra bağıra söylemektedir. Hangi dünyada yaşıyorsunuz? Son 15 yılda bu ülkenin 300 MİLYARDOLARI HORTUMLANDI. Hangi sanık bir günlük ceza aldı? Hortumlayanların yanına kar kaldı. Alayı zevku sefa sürüyor Milletin parası ile.Yargı REFORMLARI YAPILMAZ İSE bu ülkenin hazinesi talan edilmeye devam edilecek.
Kardeşim herkes delikanlı olsun. AB ye gireceksek tüm kurallarına yacağız. GİRMEYECEKSEK de HADİ EYVALLAH DİYELİM. AB bize yalvarmıyor "aman ne olur gelin bize üye olun" diye.Kimse bu MİLLETİN KADERİNİ MEŞGUL ETMESİN. AB projesine girecek isek noktası, virgülüne kadar uymak zorundayız. YARGI REFORMU DA YAPILACAK, TİCARET REFORMUDA,TARIM REFORMUDA,SANAY REFORMU DA ...hepsi yapılacak. Girmeyecek isek bişey yapmamıza gerek yok. ÜÇÜNCÜ DÜNYA ÜLKELERİ GİBİ YAŞAMAYA DEVAM. Hortumlanmaya devam.
Evet Belki Halkın OY'ları ile seçildiler.amma bu demek değildirki biz yasaları,kurumları hiç'e sayar kendi bildiğimizi yaparız yetkisini size vermez.Sizler örnek olacak ve çıkardığınız yasalara,kurumlara saygılı olacaksınızki.Bizlerede saygılı olmak düşecek.Amma sizler çıkardığınız yasaların önünden arkasından dolaşıp ihlal etmeye çalışırken,bizlere dürüst olun diyemezsiniz.Hele hele onları savunması gereken kişi onların aleyhinde konuşuyor.Onlar Cumhuriyetin koruyucuları,BRAVO derim.Saygılar.
ab müktesabatı içerisinde yargı reformu adı altında yargıyı ayaklar altına alan bir düzenleme olamaz önce kendi hukukçularınla bir konsensüs oluşturduktan sonra yapılacak deyişiklikleri bir dosya halinde ab komiserine verilmesi gerekirdi. ayrıca yargıdan başlamak yerine önce siyasi partiler yasasından başlamak gerekir ülkemizdeki en temel sorun buradan kaynaklanmaktadır.yada dokunulmazlıklardan teşekkürler.
Yargıtay bildirisinin arka planında yatan sebep, acaba Cumhuriyet tarihimiz boyunca bir türlü olması gereken konuma oturtulamayan “yargıçlar devleti” sendromu olabilir mi? Burada amacım, yargıçların ifa ettikleri görevin kutsiyet, haysiyeti, yetkinliği değil; tüm bunlardan öte, bu uzun zaman dilimi içinde iz bırakan örneğin, önce idam sonra karar vermesiyle meşhur İstiklal Mahkemeleri; “Sizi buraya tıkan güç, böyle istiyor” itirafıyla Menderes ve arkadaşlarına idam kararı veren Yassıada Mahkemesi; Emir komuta zinciri içinde “asmayalım da besleyelim mi?” mantığına dayalı cunta mahkemeleri; Yasama organını devre dışı bırakıp türban konusunda kendisi kural ihdas eden Anayasa Mahkemesi; Kapatmak istediği siyasi partinin kapatılmasını zorlaştıran hüküm içeren Siyasi Partiler Kanunu’nun önce ilgili maddesini davanın seyri aşamasında iptal edip, sonra partinin kapatılmasına karar veren Anayasa Mahkemesi; tüm dünyaya bizi rezil eden 367 saçmalığına onay veren Anayasa Mahkemesi; 28 Şubat’ın kudretli albayları karşısında esas duruşa geçip onuncu yıl marşı eşliğinde birifing alan yargıçları; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın akademik bir çalışma ile değil, bir İddianame argümanı içinde bu milletin binlerce yıllık inanç anlayışını hiçbir sosyolojik temeli olmayan yeni bir laiklik tanımıyla topluma dayatması anlayışını; Ana muhalefet liderinin Anayasa Mahkemesi’ni tehditleri karşısında suskunluğu tercih edenleri; Erdoğan Teziç veya Türkiye Barolar Birliği’nin hazırladığı Anayasa taslakları karşısında susmayı ama Ak Parti aynı değişikliği gündeme getirdiğinde buna teşebbüsü bile Anayasal bir suç gibi görüp gösteren muhalefetle ağız birliği içinde olmayı ve bu altı kalın çizgilerle belirlenen olgulara eklenecek nice vakalardan hareketle AB’ye uyum yasaları çerçevesinde bir “yargı reformu”nun da gerçekleştirilmesinin zaruri hale geldiğini bilmeyen yok. AİHM’de en çok dosyası olan ülke biziz. Demek ki, bizim yargı sistemimizle AB müktesebatı arasında bir uyumsuzluk var. O kulübe, AB’ye girmek isteyen taraf biz olduğumuza göre, kaçınılmaz olarak biz yargımızı AB yargısıyla uyumlu hale getirecek reformu yapmak zorunda değimliyiz. Peki bu yargı reformu, neden ürkütücü oluyor, izaha muhtaç..