CHP Grup Başkanı Özgür Özel, mutlak butlan kararı sonrası yaşananları Halk Tv canlı yayınında değerlendirdi. Özel, Kılıçdaroğlu ve ekibi için "Yazıklar olsun, birlikte içtiğim çaya yazıklar olsun, haram zıkkım olsun" ifadelerini kullandı.
"SUÇUMUZ AK PARTİ'Yİ YENMİŞ OLMAK"
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, canlı yayında yaptığı açıklamasında, AK Parti'yi, 24 yıl sonra mağlup ederek 47 yıl aradan sonra birinci parti konumuna yükselmesinin bir suç olarak nitelendirildiğini söyledi. Kurultay sürecinde Bülent Ecevit'in 1970'li yıllardaki yerel ve genel seçim başarılarına atıfta bulunduğunu ve partiyi birinci yapamaması durumunda ertesi gün kongre kararı alarak aday olmayacağını taahhüt ettiğini belirterek şöyle konuştu: "Suçumuz; Adalet ve Kalkınma Partisi'ni 24 yıl sonra yenmiş olmak. Birinci suçumuz bu. Ve kendi kendimize işlediğimiz suç da partiyi 47 yıl sonra birinci parti yapmış olmak. Bunu kurultayda söylemiştim. Kurultayda dedim ki 'Eğer Bülent Ecevit gibi, ikisi yerel ikisi genel 70'li yıllarda girdiği 4 seçimden de bu partiyi birinci çıkardı, yerel olsun genel olsun, eğer partiyi birinci yapmazsam ertesi gün kongreye götürececeğim ve aday olmayacağım' demiştim."
SEÇMENDEKİ DUYGUSAL KOPUŞ VE DEĞİŞİM SÜRECİ
Cumhuriyet'in 100. yıl seçimlerinin kendi hataları nedeniyle kaybedilmesinin ardından seçmende sandığa gitmeme eğilimi ve büyük bir duygusal kopuş yaşandığını, geçmişte 13 kez seçim kaybedilmesine rağmen güven tazelenmediğini ifade eden Özel, parti mensuplarının moral bozukluğu yaşadığı bu dönemde başlattıkları değişim hareketini ve tüzük reformu vaatlerinin tamamını gerçekleştirdiklerini dile getirerek şunları söyledi: "Biliyorsunuz partimiz 13 kez seçim kaybetmemize rağmen hiçbir seçimden sonra bir kurultayla güven tazelememiş, özeleştiri yapmamış ve bu konuda sert eleştirilere muhatap olan bir partiyken ben bu sözleri söylediğimde büyük bir duygusal kopuş vardı seçmenle aramızda. Çünkü Cumhuriyet'in 100. yıl seçimini kaybetmiştik. Kesin kazanmamız gereken bir seçimi kaybetmiştik ve kendi hatalarımız yüzünden kaybetmiştik. Seçmen diyordu ki 'Daha da sandığa gitmeyeceğim.' Onu bırakın emekli öğretmenler öğretmenevine çıkmıyordu yani. Gençler partiye gelmiyordu, yolda birbirini görmeden geçiyordu yan yana Cumhuriyet Halk Partililer. Başlar o kadar öne eğikti. O süreçte biz dedik ki bir değişim yapacağız, 'CHP değişirse Türkiye değişecek' dedik. Değişim kurultayına gittik ve sıraladık neler yapacağimizi. Çok uzatmayacağım, ne dediysek de yaptık. Sizin yayınlarınızda ne anlattıysak; gençler dedik, kadınlar dedik, bilime güvenmek dedik, ölçme değerlendirme dedik, dijital demokratik katılım dedik, ön seçim dedik, yeni tüzük dedik, yeni program dedik, kadınlara alan dedik ve işte tüzüğümüzle birlikte kadın kotasını yüzde 50'ye, eşit temsile 3. kurultayda gelecek dedik. Ne dediysek yaptık."

MERKEZ YÖNETİM KURULU VE MEDYA TARTIŞMALARI
Mevcut mutlak butlan kararının parti tüzüğünü ortadan kaldırmadığını ve tüzükte bir tedbir kararının bulunmadığını belirten Özel, hukuksuz bir Merkez Yönetim Kurulu oluşturulduğunu, parti içi muhatapların adımlarının ve basın mensuplarına yönelik sarı zarf iddialarının haksızlık teşkil ettiğini, ayrıca yayın organlarının hedef gösterilmesine rağmen doğrunun yanında durulduğunu ifade ederek şu eleştirilerde bulundu: "Bugün mutlak butlan kararı parti tüzüğünü ortadan kaldırmadı. Tüzükte tedbir kararı yok. Hukuksuz bir MYK oluşturmuş, utanmadan sıkılmadan, kendi arkadaşlarını AK Parti yargısının kucağına atmayı planlıyor, yazıklar olsun, birlikte içtiğim çaya yazıklar olsun, haram zıkkım olsun. Bugün meslektaşlarınıza, 'CHP, gazetecilere sarı zarf' veriyor diye iftira attılar. Böyle bir şey olabilir mi? O rezil adam, parti sözcüsünün WhatsApp grubunu kuran kişi. Ben eski genel başkan hakkında kötü konuşmam diyordum, madem ki şimdi genel başkan olmuş ağzımı açarsam kötü olur da şu partiye kıyamam. Şu Halk TV'yi hedef gösterdiler ya. Halk Tv bizde değil, parti bile bizde değil. Ama Halk TV yine doğrunun yanında duruyor ya, buna katlanamıyorlar."
SEÇİME GİREMEME RİSKİ VE KURULTAY ÇAĞRISI
Yüksek Disiplin Kurulu Başkanının açıklamalarını eleştiren ve iki kurultay yapılmaması durumunda partinin seçime girememe riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirten Özel, Yargıtay'ın olası kararlarına karşı 25 Temmuz tarihinden önce kurultay yapılmasının zorunlu olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: "Sözde YDK Başkanı, TGRT'ye teşekkür etti. Adamlar bizim kongreyi iptal ettiler. Adamlar seçime girememe şartları için, 'iki kurultay yapılmazsa' diyor. Seçime girememe riski var. Bana kalırsa, kurultaysız bırakılan bir parti için Yargıtay, 'seçime giremez' derse ne yapacağız? Bu arkadaşlarla seçimi kazanma şansımız yok da. 25 Temmuz'dan önce kurultayın yapılması gerekliliktir, yapmamak partiye ihanettir."
Partinin köklü bir geçmişe sahip olduğunu ve Sivas Kongresi'ni ilk kongre kabul eden bir yapının kolayca terk edilemeyeceğini vurgulayan Özel, karşı tarafın mevcut yargı zeminini kullanarak milletvekillerini sıradan partililer gibi yargıya havale etmeye çalıştığını, asıl amacın kendilerini yıldırarak başka partiye göndermek olduğunu savundu. Muhalif yapıların yerel seçimlerde başarısızlık beklediğini ve bu kesimleri "1 Nisan'cı" olarak nitelendirdiğini belirten Özel, “Birinci kongresi Sivas Kongresi sayılan bir partiden bahsediyoruz. Kolay kolay terk edilecek bir parti değildir. AK Parti yargısının onlara sağladıkları alanda, milletvekilini sıradan bir partili gibi yargıya havale etmeye çalışıyorlar. Bizi yıldırıp güya başka bir partiye gideceğiz biz. Sizin adınız 1 Nisan'cıydı. Bizim yerel seçimlerde hezimete uğramamızı bekleyip, 1 Nisan'da dönmeyi planlıyorlardı. Böyle bir basiretsizlik.” dedi.
ADAYLIK TEKLİFLERİ VE İLKESELLİK VURGUSU
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın sürecin hukuki butlanla devam etmesi halinde siyaseti bırakacağı yönünde net bir tavır aldığını ifade eden Özel, hem Yavaş'a hem de kendisine yönelik yapılan adaylık ve muhalefet liderliği koltuğu tekliflerini ilkesizlik olarak gördüğünü ve cumhurbaşkanlığı tapusu verilse dahi böyle bir al-ver sürecine girmeyeceğini dile getirerek, “Mansur Bey ilk günden dürüst bir karar aldı, butlanla falan devam edilirse ben siyaseti bile bırakırım dedi. Mansur Bey'e diyorlar ki, gel seni aday yapalım diyorlar. Mansur Bey'i Özgür Bey'i aday yapalım diyorlar. Ben bunu kabul etsem bana zaten yıllarca konforlu bir muhalefet liderliği koltuğu teklif ettiler... Beni kendileriyle karıştırıyolar. Ben bu kadar insanın umutlarını tüketemem. Bana değil adaylık, Cumhurbaşkanlığının tapusunu verseler, ben böyle bir ilkesizlik üzerinden kendimle ilgili bir al-ver'e girmem.” açıklamasında bulundu.
"BUNLAR KENDİLERİNE YER ARIYORLAR"
Kendisine Ekrem İmamoğlu'nun ekibini tasfiye etme, İmamoğlu'na da kendisinden kurtulma yönünde kışkırtıcı telkinler yapıldığını ve partilileri birbirine düşürmek amacıyla hareket edildiğini aktaran Özel, içerideki belediye başkanlarına mutlak butlan kararı üzerinden baskı uygulandığını, iftira ve para talebinde bulunan avukatı da teşhis ettiğini belirterek, “Bana geldiler dediler ki, 'Ekrem Bey'in ekibini tasfiye edelim, sen güçlü otur, her yer gidiyor' dediler. Ekrem Başkan'a da Özgür'den kurtul demişler. Bunlar kendilerine yer arıyorlar. Hani Ekrem Bey, kirliydi? Bizi birbirimize düşürmek için neler yaptılar. İçerideki belediye başkanlarına 'mutlak butlan gelsin, çıkacaksın' dediler diyor. Belediye Başkanımıza bunu söyleyen, 'bana şu kadar para vereceksin, şu iftirayı atacaksın' diyen avukatı ben teşhis ettim.” şeklinde konuştu.
FETÖ İFADESİNDEKİ TUTARSIZLIKLAR
Partiye girdiği ilk dönemden itibaren Ergenekon ve Balyoz davalarını Veli Ağbaba ile yakından takip ettiklerini, darbe girişimi gecesi Meclis'i açtırarak Kemal Kılıçdaroğlu'na ulaşmaya çalıştıklarını anlatan Özel, 12 yıl önceki FETÖ eleştirileri nedeniyle bir sanık ifadesine dahil edilmek istendiğini, söz konusu ifadedeki coğrafi ve kronolojik tutarsızlıkları eski Genel Başkan Kılıçdaroğlu'na da bizzat açıkladığını ifade ederek, “Partiye ilk adım attığımda Ergenekon'da olanlara bakıyorum. Veli Ağbaba ile Ergenekon davasına ilk biz gittik, balyoz kumpasıyla ilgili kitap yazdık. Darbe gecesi Meclis'e giden biziz, Kemal Bey'e ulaşmaya çalışan biziz, kapalı Meclis'i açtıran biziz. 12 yıl önce bir FETÖ'cüyü eleştirdik, bir ifadesinde Özel'den de bahset denmiş, adam hazırlıksız olduğundan 'Özgür Özel Salihli'de eczacıdır, 2010'da biz onu parlattık' diyor. Benim eczanem Manisa'da arada 90 kilometre var, ben 2007'de ayrılmışım Türk Eczacılar Birliği Genel Sekreteri olmuşum. İfade alındığı zaman da değersiz bir ifadeydi. O ifadeyi birileri Kemal Bey'e ulaştırmıştı biliyorum ben. Bana sordu, ben 5 tutarsızığı söyledim.” ifadelerini kullandı.
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |