CHP lideri Özgür Özel partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, CHP'den istifa eden Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan'la olan mesajlaşmalarını tek tek kürsüde okudu. Özarslan'ın çarşamba günü AK Parti'ye katılacağını söyleyen Özel, "Öyle bir yanlışın içindesin ki, dün hırsız dediklerinin, alçak dediklerinin, sana hırsız diyenlerin, sana saldıranların koynuna girmeye kalkıyorsun. Onlar seni aldatıyor oğlum." dedi. Özel "Bu Tosuncuk var ya Tosuncuk, hani bir Tosuncuk milletin paralarını aldı kaçtı. Bu Tosuncuk da milletin helal oylarını almış kaçmaya kalkıyor. İktidara yürüyen partinin doğrusu da olur, yanlışı da olur. Sağlamlarla iktidara yürünür. İktidara bozuk tohum Mesut'la gidilmez ama Zeydan'la gidilir. Mansur Yavaş'la gidilir. Ekrem Başkan'la gidilir." ifadelerini kullandı.
Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
"Geçen hafta deprem bölgesindeydik. Antakya İlçe Başkanımızın bütün ailesi göçük altında kalmıştı, yakınlarını kaybetmişti, eşi yoğun bakımdaydı. "İlçe çöktü sadece Atatürk'ümüzün resmini çıkarabildik" dedi. "İlçede ayağa kalkacak, eşin de iyileşecek. Geleceğim Atatürk'ün portresini ben asacağım" dedim. Gittik, ilçenin önündeki yol kapanmış. Bir portakal kasasının üstüne çıktık. Orada dedim ki "Bir partinin iktidar olacağı, on milyonluk sahneyi kurdurup devlet memurlarını, teşkilatları toplayıp promterden konuşuyorsanız iktidar olacağınız anlaşılmaz. İlçe binasının önü trafiğe kapandıysa bir portakal kasası üzerinde konuşuyorsanız parti iktidara gidiyor demektir.
"PARTİ TARİHİNİN EN AĞIR SALDIRISI ALTINDA"
Parti tarihinin en ağır saldırısı altında... Partinin iktidara gelişine engel olmak için, partinin siyasetçileri tarihin en büyük iftira kampanyasıyla muhatap... Partinin cumhurbaşkanı adayı, 16 belediye başkanı zindanlarda... Partiyi ayakta tutan kim varsa saldırı altında... Devlet bütün imkanlarıyla bir partiye hizmet eder halde... Bin türlü kumpas, yalan, iftira , şantaj, tehdit orada... Ana muhalefet partisinin grup toplantısına bak... Hepiniz şeref verdiniz.
"BRANDAYLA SİYASET DÖNEMİ AK PARTİ'NİN ÇÖKÜŞ DÖNEMİDİR"
Depremin 3. yıldönümünde vatandaşlarımızla deprem bölgesinde bir aradaydık. Yazın serin kışın sıcak salonlardan ayrılmayanlar için siyaset yapmak kolay. Gerçekle yüzleşmek sokağa inmekle olur. Osmaniye'ye 10 milyonluk sahne kurup atıp tutmakla siyaset olmaz. Konteyner kente gitmeden, ayakları çamurlu çocukları görmeyen, evim verildi geçemiyorum diyenlerle konuşmadan, garibanları dinlemeden brandayla afişle siyaset olmuyor. Brandayla siyaset dönemi AK Parti'nin çöküş dönemidir. CHP'nin samimi siyasetin yeni bir iktidarın kuruluşunun göstergesidir.
Biz deprem bölgesindeydik sayın Erdoğan da daha önce 'eli kanlı katil dediği' sonra Amerika'nın işaret edip de doların ucunu görünce kardeşine sarılır gibi sarıldığı Suudi Arabistan prensinin yanındaydı. Darbeci dediği Sisi ile kucaklaşmaya, ona selam verirsem namerdim dediği Sisi'ye iltifatlar etmeye gitmişti. Deprem bölgesinde acılar hala taze. 270 bin kişi konteynerlerde yaşıyor. Sisi'den koptu geldi 'Bunlar deprem turisti' dedi. 'Depremden sonra bir daha buraya uğramadılar' dedi. Bölgeye 34 kez gitmiş, biz 55. ziyaretimizi tamamladık da geldik. 'Deprem bölgesinde yoktular' dedi. Şehirlerimizi afetlere hazırlamak merkezi yönetimin işi. Milletten devasa vergiler alınıyor. Dönüyor dolaşıyor video izletiyor.
"ÖVÜNDÜĞÜ ALT YAPI ÇALIŞMALARINDA ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ YAZIYOR"
Deprem bölgesine yapılan yardımlar AFAD'ın gözetiminde olacak dediler. Bakın elinde AFAD, bir haftadır teker teker okuyorum. Burada gördünüz. AFAD’ın kayıtlarına bildirerek 9 bin 638 araç, 28 bin 521 personelle deprem bölgesindeydik. 7 bin 200 TIR’la, 4 uçak, 6 gemiyle gıdadan sağlık malzemesine çadırdan sobaya her şeyi götürdük. 155 mobil mutfak kurduk, AFAD nereye kur dediyse. 163 ikram aracı koyduk, AFAD nerede dursun dediyse. 18 mobil fırın kurduk, sıcak ekmek dağıtalım diye. 3 milyona yakın battaniye, 266 bin ısıtıcı, 2 bin 220 jeneratör, 4 milyon 600 bin hijyen paketi, 50 bin çadır, bin 810 konteyneri gittik, AFAD’ın bilgisi dahilinde teslim ettik. İçinde bin kişilik KİPTAŞ’ın yaşam alanı da var, Samandağ’da 18 bin metrekarelik yaşam vadisi de. Adıyaman’ın Çatdere Köprüsü 300 milyon liraya yeniden yapılmış, İstanbul Büyükşehir tarafından. Gölbaşı’nda yaşam vadisi de var. Mersin Büyükşehir 40 metre genişliğinde, 4,5 kilometre yeni bir Mersin Caddesi yaptı ki Adıyaman’ın bütün trafiği rahatladı. Manisa Büyükşehir, 4 bin metrekare kapalı alanda Ferdi Zeyrek Çocuk Kültür Sanat Merkezi inşa ediyor. Denizli Büyükşehir, Polat Mahallesi’nde Ferdi Zeyrek Camii inşa ediyor. Muğla Büyükşehir, Hekimhan’a cemevi ve çok amaçlı tesis, Doğanşehir’e kadın, aile ve gençlik merkezi, Araptire kültür ve taziye evi, Arguvan’a çok amaçlı sosyal tesis... Kahramanmaraş’ta ASKİ ekipleri 15 kilometre su hattı onarımını yaptılar. Ayrıca Ankara Büyükşehir Akçadağ Ören’de 16 derslikli diye başladı 24 derslikli okulun inşaatını tamamlamak üzere. İzmir, İstanbul, Ankara Büyükşehir belediyeleri Elazığ’a birer tane okul yaptılar. İstanbul'unki açıldı. Ankara’nınki bitti açılış bekliyor. İzmir’inki yüzde 70 inşaatta. 'Bir kalıcı eser yapsaydınız Özgür Özel bunları büyüterek anlatırdı' diyor. Allah şaşırtacak ya Erdoğan'ın geçen hafta oynattığı videoda 'alt yapı çalışmaları sürdürüldü CHP yoktu' diyor. Övündüğü alt yapı çalışmalarında Antalya Büyükşehir Belediyesi yazıyor. Kablo döşeme aracının üzerinde de Antalya Büyükşehir Belediyesi yazıyor. AK Parti gururla sunar... Allah böyle ayaklarına dolaştırıyor.
"VATAN HAİNLİĞİNİ İKİYE KATLIYOR BEYEFENDİ"
Sayın Erdoğan’a 2012 yılında bu köprüleri satmaya kalktığında vatandaş ayağa kalkmıştı. 'Bakıyoruz' demişti. 5,7 milyar teklif gelmişti, 5,7 milyar dolar. Erdoğan demişti ki: '7 milyardan aşağıya satmak vatan hainliği olur.' Şu anda aynı köprüleri 3,5 milyar dolara satıyor. Vatan hainliğini ikiye katlıyor beyefendi.
KEÇİÖREN BELEDİYE BAŞKANI ÖZARSLAN'IN İSTİFASI
Değerli arkadaşlar, gelelim sıcak bir mevzuya. Bu iktidar milletin huzurunu bozdu, ekmeğini küçülttü ve bunun sonucunda son girdiği seçimlerde de ilk kez yenildi. Biz ilk girdiğimiz seçimde ki öyle söz vermiştik; demiştik ki nasıl rahmetli Ecevit 1970'lerde partisinin başında girdiği ikisi yerel, ikisi genel dört seçimden de partisini birinci çıkardıysa, ben de partinin genel başkanı olursam bir seçimden birinci çıkmazsam görevimi bırakacağım, partiyi kurultaya taşıyacağım.
5 ay sonra ilk sınava girdik. Allah'a şükür hepinizin emeğiyle, büyük gayretleriyle 47 yıl sonra partimizi birinci parti yaptık. Erdoğan'ı da partisinin başında ilk kez yenilgiyle tanıştırdık. Eskiden şöyle diyordu Devlet Bey'e: 'Geçmiş Türkeş'in yerine, 30 yılı bulacak, sürekli yeniliyor hala duruyor. Hadi diyor var mısın; bu seçimlerden birinci parti çıkamayan partisini bıraksın.' Dönüyor Kemal Bey'e söylüyordu, diğer siyasi rakiplerine söylüyordu. Bu sene, geçen sene seçimlerden birinci çıkmadığı için ağzını açmıyor. Hiç görevi bırakmaktan bahsetmiyor.
Ama kimsenin inanmadığı bir şey oldu; CHP üç belediyeden yukarıya çıkamaz denilen yerde 16 tane belediyeyi kazandık. Bunlardan bir tanesi de Keçiören Belediyesi'ydi. Keçiören Belediye Başkanı hakkında görev süresi boyunca pek çok iddia gündeme geldi. Kendisini defalarca, üç kez özel gündemle Genel Merkezimize çağırdım. Ve dedim ki: 'Bu iddialar var, buna ne diyorsun?' Ben dedim ki: 'Eğer bir kabahatin varsa şimdi söyle, bizim yolsuzluk yapanla işimiz olmaz. Türkiye bize umudunu bağlamış, eğer korktuğun bir şey varsa bunu bize söyle ve gereğini yap.' Dedi ki söylenenlerin tamamının iftira, asla yolsuzluğa hırsızlığa bulaşmadığını öyle yeminlerle burada başta Mansur Başkan ve 15 belediye başkanımız, 14 belediye başkanımız, herkes şahit; her birimize, her sorana öyle büyük büyük büyük yeminlerle, çocuklarını yeminlere katarak, ailesini o berbat yeminlere ispatlara katarak her şeyi söyleyerek inkar etti. Üç gün öncesine kadar, üç gün öncesine kadar!
"ÇARŞAMBA GÜNÜ AK PARTİ'YE KATILACAK"
Sonra her taraftan gelen bilgiler AK Parti'yle gizli görüşmeler yaptığı, buraya geçecek olduğu... Sonradan öğreniyoruz ki örneğin Mansur Başkan'a bir belediye meclis üyesi bir ay önce diyor; bana teklif etti, 'ben AK Parti'ye geçersem benle gelir misin?' diye. İsmi belli, cismi belli, günü belli. Ve öğreniyoruz ki çarşamba günü AK Parti'ye katılacak. Telefonlar açılıyor, il başkanının telefonlarını açmıyor, arkadaşlarının telefonlarını açmıyor, şehirden kaçıyor. En yakınları 'evet katılıyordu' diyorlar. Ve bunun üzerine, bunun üzerine kendisine öncesinde bir gün önce telefon açıyorum. Bin bir tane yemin! 'Ya deme böyle' dediği övgüler bana... 'Sen Atatürk'ten sonra partinin başına gelmiş en büyük lidersin' diye başlayan, kendisine sinkaflı yakıştırmalarla 'ben öyle haysiyetsiz miyim, öyle nokta nokta mıyım, böyle bilmem ne miyim' falan...
Ertesi gün telefonları kapıyor. Ve bunun üzerine de kendisinden telefonla ulaşamadığım için kendisine mesaj atıyorum. O mesajları o mesajları ki 'efendim anneme küfretti...' Haşa! Ne anne, seni doğuran annen utanır her lafı annesini karıştırdığı için. Her lafı annesini karıştırdığı için! Onun dışında ne söyleyeceğim kişilik tespitine yöneliktir. Aileye yönelik bir kastım varsa Allah cezamı versin. Ama benim birileri oradan bir de yalandan diyor; 'milli değerlerimize sövdü, şuna sövdü...' işte şey yapacak ya... 'Kutsal değerlerimize sövdü, aileme sövdü.' Birini ispatla birini, birini ispatla.
Bakın benim değil, onun sızdırdığı... Ben bunu sızdıracak olsam ona göre konuşurum değil mi? Hani çok korkacağım, çok utanacağım mesajlaşmaya bakın, mesajlaşmaya bakın. CHP Genel Başkanı nerede? Birileri nerede? CHP nasıl bir parti? Birileri nasıl bir parti? Aleyhimizde sızdırılan ve güya mahkemeye verilecek belge; öyle bir yanlışın içindesin ki; dün hırsız dediklerinin, alçak dediklerinin, sana hırsız diyenlerin, sana saldıranların koynuna girmeye kalkıyorsun. Onlar seni aldatıyor oğlum, onlar seni aldatıyor. Bir kusurum varsa, bir hırsızlığım varsa... Bir kusurun varsa, bir hırsızlığın varsa... Ben bunu zaten hazmetmem. Ama seni hırsızlığınla hazmedenlere gidiyorsan zaten yanlış yoldasın. Şimdi bunlar benim utanacağım ve onun kanıtları...
Aramızda geçen konuşmaların, ona söylediklerimin ve onun söylediklerinin onun sızdırdığı dökümleri:
"Sen bana geldin ve dedin ki: 'Genel Başkanım bende hata yok, kusur yok, yalan atıyorlar, iftira atıyorlar, sakın inanmayın. Bana güvenin ben kul hakkı yemedim, ben rüşvet yemedim, ben hırsızlık yapmadım' dedin.
Ben de sana inandım. Şimdi sana inanmayanlara, güya sana iftira atanlara teslim oluyorsun. Ya da onlara giderek bana yalan attığını, aslında hırsız olduğunu itiraf ediyorsun.
Ben buna inanmak istemiyorum. Ben o gün gözleri ateş gibi parlayan ve inandığını söyleyen Mesut’u görmek istiyorum. Ama anlıyorum ki o Mesut da yalanmış. Anladım ki sen hırsızmışsın.
Ve hırsızlığını bilenlerle, hırsızlığını görenlerle uzlaşarak kendini kurtarmaya çalışıyorsun. O zaman sen layığını bulmuşsun.
Şunu bil Mesut; bana, benim odama gelip gözlerin çakmak çakmak, doğru dürüst konuşan ve hırsızlara, ranta, rüşvete bulaşmadım diyen Mesut lazım.
O Mesut beni kandırdıysa o Mesut'un yolu açık olsun. Asla ve asla benim hırsızla, yolsuzla işim olmaz. AK Parti'nin işi olur. O seni bağrına basan, o seni bağrına basan; senin hakkında suç duyurusunda bulunanlar o söylediklerini yutar, bizde böyle bir şey olmaz.
Devir hırsızların devri değil. Devir AK Parti'nin devri değil. O devir bitiyor. Devrimimiz başlayınca yalvarsan da yakarsan da seni affetmem bu vakitten sonra. Dönsen de affetmem. Sen hırsız olduğunu, yolsuz olduğunu, alçak olduğunu itiraf ettin şu anda. Bu lafları söyleyenlere sığındın, seni savunanlara sırtını döndün; tercihini yaptın. Madem hırsızdın, niye bizi oyaladın? Yolun açık olsun.
Ama gün gelecek, devir dönecek, elime düşeceksin. O gün sana acırsam namerdim."
"ANKARAGÜCÜ'NE 'YANIMDA DURUN HER İHTİYACINIZI KARŞILAYAYIM' DEMİŞ"
Bunlar Mesut Bey'in telefonundan aldığı ve mahkemeye vereceğini söylediği, basına yolladığı yazışmalar. CHP Genel Başkanı'nın; iki kişi arasında gizli kalacağını bilerek ve onun sızdırdığı yazışmalardaki hırsızlığa, yolsuzluğa tutumu ve AK Parti'nin yaklaşımı ortadadır. Şimdi burada şahitler var. Hani diyor ya 'Genel Başkan bana onu yazdı bunu yazdı da ondan parti değiştiriyorum, yoksa değiştirmeyecektim.' Cümle alem biliyor da, hepimiz biliyor da... Burada Ankaragüçlüler var mı Ankaragüçlüler?
"İKTİDARA BOZUK TOHUM MESUT'LA GİDİLMEZ"
İktidara yürüyen partinin doğrusu da olur, yanlışı da olur. Bozuklar ayrılır, sağlamlarla iktidara yürünür. Sağlamlarla iktidara yürünür. İktidara bozuk tohum Mesut'la gidilmez ama Zeydan'la gidilir! Mansur Yavaş'la gidilir. Ekrem Başkan'la gidilir! Namuslu, çalışkan, Atatürkçülerle, Milliyetçilerle, Muhafazakarıyla, sağcısıyla solcusuyla, Kürdüyle Türküyle, Alevisiyle Sünnisiyle, dürüst insanlarla, cesur insanlarla gidilir! Hadi başkanım, yürüyelim iktidara, yürüyelim iktidara."
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |