E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Osman Can'dan Çarpıcı Açıklamalar: Yargıtay'da Her Parti Hakkında Dosya Var ama CHP ile İlgili tek Sayfa Yok!

Dönemin Anayasa Mahkemesi raportörü Osman Can, Habertürk'ten Balçiçek İlter'e AKP kapatma davasının perde arkasını anlattı...

4.02.2012 - 13:49
Osman Can dan Çarpıcı Açıklamalar:

Doç. Dr. Osman Can... AK Parti kapatma davasının raportörü olarak gündemimize girdi. Öyle zehir zemberek bir rapor koydu ki ortaya parti kapatılmadı, kapatılamadı. Kimi “Cemaatin adamı” dedi, kimi “AK Parti’den bakanlık sözü aldı” buyurdu. O ise karşılaştığı onca çarpıklığa rağmen hukukun üstünlüğüne inandı ve inanmaya devam ediyor. Bir taraftan sivil anayasa için çalışmalar yapıyor, kitaplar yazıyor, bir taraftan Marmara Üniversitesi’nde ders veriyor, bir taraftan da ihtiyacı olana işadamından siyasetçisine, medya mensubundan sokaktaki vatandaşa “Niye yeni bir Anayasa’ya ihtiyacımız var?” sorusunun cevabını anlatıyor. Yargının bağımsızlığını yine ve yeniden konuştuğumuz, “Acaba kimin vesayetinde, kimin arka bahçesi?” sorularına karşılıklı cevaplar yetiştirdiğimiz bugünlerde onun açıklamaları çok önemli. Osman Can’ın anlattıklarını okuyunca dehşete düşmemek mümkün değil. Bir zihniyetin, milletin iyiliği için darbe hayali kuran hastalıklı bakış açısının, devletin en bağımsız, en güvenilir olması gereken kurumunu, Anayasa Mahkemesi’ni nasıl yönlendirdiğini, bu uğurda resmi belgelerin içeriğinde tahrifat yapmaktan bile çekinmediğini göreceksiniz. Üzerinde daha çok konuşacağız, ama önce söz OSMAN CAN’da...


- Önce şunu merak ediyorum, sizin gibi düşünen birini nasıl oldu da Anayasa Mahkemesi’ne raportör olarak aldılar?

Anayasa Mahkemesi’ne geldiğim dönem Avrupa Birliği, küreselleşme, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi vs. bunların çok hit olduğu dönemler. Böyle olduğu için de Anayasa Mahkemesi’nde en azından raportörler nezdinde bazı muhaliflerin bulunmasına da ihtiyaç duyuluyordu diye düşünüyorum. Anayasa Mahkemesi’nin Antalya’daki sempozyumuna davetliydim, tebliğ sunacaktım. Mesleğimin daha başındayım. Almanya’dan yeni dönmüş ve Erzincan Hukuk Fakültesi’nde yardımcı doçent olarak başlamışım. Ve burada Türkiye’nin Anayasa konusunda konuşacak en yetkin insanları, anayasa hukukçuları, Anayasa Mahkemesi üyeleri var. Benden önceki oturumda özgürlük karşıtı yorumlar alkışlanınca ikilemde kaldım. Ben şimdi kalksam bunlarla çatışsam, kariyerim bitecek. Bir daha da bir yerde bir şey tutturamam. Ama kendi doğrularımı söylemezsem de kendime olan saygımı kaybederim. Uzun uzun düşündüm. Benjamin Franklin’in bir sözüyle başladım konuşmaya: “Güvenlik sağlamak için özgürlüğünden feragat eden, her ikisini de kaybeder.” Konuşmada tezlerimi olduğu gibi sundum ve “Bu Anayasa değişiklikleri yetersizdir, bu Anayasa değişiklikleri ilerleme falan değildir, sadece bir anomaliyi ortadan kaldırdı. Demokratikleşme için bunun ötesine geçmek lazım” dedim. Anayasa Mahkemesi’ni de yoğun bir şekilde eleştirdim. Anayasa’nın faşizan içerikli bir başlangıç kısmı vardır. Ona dayanarak karar veriyor. Parti kapatmaları ona dayandırıyor, bütün kritik kararları ona dayandırıyorlar. Bunu da eleştirdim. Bu nasıl mahkeme diye düşünüp Erzincan’a döndüm, ancak sonra mahkeme başkanı aradı ve davet etti. AB süreci var, konjonktür muhalif isimleri istiyordu.

İKİ DEĞERLİ BAŞKAN

- AKP’ye yakın isimler mi etkili oldu?

Tam tersine... Benim oraya girmemi sağlayanlar AKP’ye yakın olan insanlar değil. Mustafa Bumin, Tülay Tuğcu gibi birlikte çalışacağım iki çok değerli başkan vesair üyeler... O zaman 16 raportör vardı, başladım çalışmaya. Eleştirel olduğumu herkes biliyor. Yalnız bu eleştirellik bilimsel bir eleştirellik oldu. Yargıda partizanlığı hiç hazzetmedim.

- Kurumda en ateşli tartışmalar hangi dönemde yaşandı?

AK Parti kapatma davasında...

- Gelelim o davaya... Anlamadığım nokta şu, madem sizin hakkınızda aileye zarar veriyor diye düşünülüyor nasıl oldu da bu davayı size bıraktılar?

Başörtüsü ve AK Parti’yle ilgili davalarda mahkemede raportör kadrosu itibarıyla bir genel devlet ideolojisi ve algısına uygun olan, eski dönemden alınanlar vardır. Bir de daha sonra, zaman içerisinde gelen, siyasal tutum ve yaşam tarzları itibarıyla onlardan farklılaşanlar, mütedeyyin, muhafazakâr vs. vardır. Böyle bir durumda Anayasa Mahkemesi Başkanı, üyelerin de üzerinde tarafsız olacağını düşündükleri bir raportöre davayı vermek durumundaydı. Sanırım dava bu yüzden bana verildi.

ÇANKAYA’DAKİ SAVAŞ

- Şimdi gelelim AK Parti davasına... Nasıl bir atmosfer vardı Anayasa Mahkemesi’nde?


367’den sonra Türkiye ciddi bir kriz sürecine girdi ve bir savaş başladı. Devlete kimin egemen olacağına dair bir savaş mı dersiniz, ne derseniz deyin. Bu tabii her şeyi etkiledi ama 2005-2006’dan itibaren bütün bunların en yoğun yaşandığı yer Çankaya’dır. Bizim çalıştığımız ve oturduğumuz mekânlar Çankaya’da. Ve siz orada nasıl sertleşmelerin yaşanmaya başladığını, hareketliliğin ortaya çıkmaya başladığını çok net olarak gözlemleyebiliyorsunuz. Çünkü bütün yüksek bürokratlar, yüksek hâkimler, Anayasa Mahkemesi üyeleri, üst düzey subaylar, generaller falan orada oturur. Ciddi hareketlilik vardı o dönemlerde.

- Nasıl bir hareketlilik?

Derin devlet harekete geçiyor kısacası. Onu çok net görüyorsunuz.

PERİNÇEK’İN KİTAPLARI

- Biraz açar mısınız?



Yani yargıçlarla subaylar arasındaki ilişkiler, sosyalleşmeler, lokaller, mahkeme ziyaretleri vs. bunları net olarak görüyorsunuz. Yılda sayısız resepsiyon olur, orada iletişimi rahatlıkla gözlemleyebiliyorsunuz. Bir bakıma gazetelerin Ankara temsilcilerinin gördüklerini biraz da içeriden görme fırsatı diyelim buna... Tam o dönemde bütün bu hareketliliklerin sizin karşınıza davalar olarak gelmeye başladığını görüyorsunuz. 367 davasıyla başlıyor, Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin Anayasa değişikliğiyle devam ediyor... Örneğin 367 konusunda düşüncelerin ortaya çıkmaya başladığı dönemlerde hemen otomatik olarak bazı kurumların harekete geçtiğini, sempozyumlar ve toplantılar yapmaya başladığını görüyorsunuz. “Nasıl bloke ederiz?” diye.

- Hissediyordunuz kapatma davasının geldiğini...

Çok net olarak hissediyorduk. Başörtüsü ile ilgili Anayasa değişikliği yapılmasa dedim. Bir de şu var Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı vardır, rejim açısından önemli bir mekândır. Ve kimlerin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandığını, kimlerin örneğin siyasi parti bürosunda çalıştığını ve nasıl bir kadrolaşmanın yaşandığını gördüğünüzde zaten aşağı yukarı renk bellidir ve bazı şeyler olacak demektir. Savcıların masalarında Perinçek’lerin veya Poyraz’ların kitaplarını görünce, anlıyorsunuz.

- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki siyasi parti bürosu ne iş yapar?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nda farklı bürolar vardır. Bunlardan bir tanesi de siyasi parti bürosudur. Ve Türkiye’de bir parti hariç tüm partiler hakkında orada dosya tutulur.

- Hangi parti o? CHP mi?

Evet CHP hariç bütün partiler hakkında dosya vardır. Ve sürekli olarak o dosyalara yeni bir şeyler eklenir. Ama CHP hakkında bir sayfa yok.

- Yani o dönem AK Parti için o büroda dosyalar çoğalıyordu...

Tabii, siz bunu gazetelerde yüksek yargıç olan bazı figürlerin veya yüksek yargıda iyi bağlantıları olanların yazdığı yazılardan da anlayabilirsiniz. Derin devlet harekete geçmişti. Resepsiyonlarda görüyorsunuz, sonra mesela adliye muhabirlerinin o resepsiyonlarda kümelenme biçimleri, kimlerin etrafını sardığından da bunu okuyabiliyorsunuz. Yargıtay ve Danıştay’da verilen bazı kararlardaki sertleşmeyi görüyorsunuz.

"MAHKEMEDE KAMPLAŞMA VARDI AMA NEZAKET DE VARDI"

- Sizin hakkınızda o dönem ne düşünüyorlardı kurumda?


Kanaat şudur muhtemelen: “Kimsenin adamı değil, nevi şahsına münhasır” veya “Avrupa’da okumuş, Türkiye’nin kendine özgü şartlarını anlamıyor.” 367 ile ilgili tartışmalardan sonra eski güzel günler geçti. Statükonun devamından yana olanlar, yazılı Anayasa’yı bir kenara itmeye başlayınca, haliyle onlarla aynı merkezde durmam söz konusu olamazdı. Artık aileden değildim. Aileden falan değilse ne olacak? Mümkün olduğunca davaların ona gelmemesi gerekir. Ya da onun ürettiği ne kadar argüman varsa ona karşı argüman üretilmesi lazım... Benim için “O ideolojimize, hâkimiyetimize zarar veriyor” kanısı egemen olmaya başladı. Bu şekilde politik bir kamplaşmaya ya da çatışmaya doğru gitti Anayasa Mahkemesi. Ancak kurum içinde nezaket ve saygı işlemeye devam etti.

"BAŞLANGIÇTA HAŞİM KILIÇ'LA BİRÇOK KONUDA ÇATIŞTIK"

- Haşim Kılıç ile önceden tanışıyor muydunuz?


Mahkemede tanıştım, başlangıçta çok çatıştık. Örneğin TÜBİTAK’taki kadrolaşma iddiasıyla bağlantılı bir kanun değişikliği vardı. Bu kanun yürürlüğünün durdurulmasını önerdiğimde böyle bir tartışmamız olmuştu. Kadın-erkek eşitliği veya sosyal haklar konusunda da ayrıştığımız durumlar oluyordu. Ancak Haşim Kılıç’ın orada olması büyük bir şans oldu. Anayasa Mahkemesi için. Bazen görüşlerimiz farklılaşmış olsa dahi bu çok önemli. En özgürlükçü, en liberal sayılabilecek kararların önemli bir kısmının altında Haşim Kılıç’ın imzası vardır.

- Başörtüsüyle ilgili Anayasa değişikliği dosyasını Kılıç verdi size...

Evet. Burada artık bir kamplaşma vardı ve kamplaşmada dengeyi bulabilmek ve güven yaratabilmek çok zordur. Ve Haşim Kılıç o zaman bana şunu söyledi: “Bu dosyanın altından sen kalkabilirsin. Çünkü duruşun belli ve merkezde... 2007’de de Anayasa değişikliği dosyasına baktın. Bu davada her tür soruya cevap verebilecek durumdasın. Bu yük senin omuzlarında, ne dersin?” Ben de “Siz bu şekilde takdir ettiyseniz, heyetin güveni varsa, ben bu yükümlülüğün altından kalkarım, Anayasa ve uluslararası standartlar çerçevesinde raporumu hazırlarım” dedim. Ve aldım o davayı. Asıl kırılmalar da o davayla başladı.

- Ne gibi?

125 sayfalık raporda “Bu Anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesi inceleyemez ve inceleyememesi de gerekir” dedim ve gerekçemi anlattım. İncelerse Anayasa’yı ihlal eder. Anayasa’yı ihlal etmek demek Anayasa dışına taşmak demektir ve bu durumda mahkemenin hukuki meşruiyeti biter. Başörtüsüne ilişkin tek satır yoktur bu raporda. Çünkü işin esasını incelememiz Anayasa gereği yasaktı... İşte buna ilişkin raporu hazırlarken o arada AK Parti davası geldi. 2008’in Mart ayıydı, AK Parti hakkında iddianame Anayasa Mahkemesi’ne ulaştı. İddianame de başörtüsü ve laiklik bağlantılıydı. İkisi bağlantılı olunca da bu dava bana verildi.

KİMLİK KARTI

DOÇ. DR. OSMAN CAN...

DOĞUM TARİHİ: 1968

DOĞUM YERİ: Iğdır

EĞİTİMİ: Ortaöğrenimini Ankara’da tamamladı. 1992’de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Köln Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde 1997’de yüksek lisans; 2000’de doktora yaptı. 2006’da doçent oldu.

GÖREVLERİ: Çeşitli üniversitelerde Anayasa Hukuku, Devlet Teorileri, Anayasa Yargısı, Temel Hak ve Özgürlükler dersleri verdi.

- 2002’de Türk-Alman Kamu Hukukçuları Forumu’nu oluşturdu ve halen Türkiye koordinatörü.

- 2002’de Anayasa Mahkemesi Raportörlüğü’ne getirildi ve 2012’ye kadar bu görevini sürdürdü. Halen Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku öğretim üyesidir.

 

YORUMLAR
Toplam 11 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 7 Şubat 2012 Salı 00:41

18,04,eskiden yargitayin icinde danistayin icinde bazi aleviler olmus olabilir,bu alevile bu ulkenin vatandasi degilmi?sizin gibi kafatasci dincilik olmaz olsun,eskiden danistay ve yargitay alevilerin ve chp,nin ciftligi oldu diyorsunda,simdi kimlerin ciftligi oldu? akp,nin cia,nin cemaatcilerin israillilerin amerikancinin ciftligi olmadimi?yargi bunlarin eline gectiginde gonlunuz oldu mu bari?bu ayrimciligi yaparken utanmiyormusunz?insanlik adina utanmazmi insan?yoksa utancinz insanliginz yokm

Yorumu oyla      19      10  
Misafir 7 Şubat 2012 Salı 00:35

hukukun ustunlugune mi inaniyor?hangi hukuk?? kendi isine gelen kendi ideolojisinin hukuku mu?hangi yandas hukukun ustunlugune mi inaniyor,yoksa evrensel hukukmu,cemaat hukuku mu?

Yorumu oyla      19      10  
Misafir 5 Şubat 2012 Pazar 01:18

Doçentlik doktorluk ünvanı pazardamı satılıyor?

Yorumu oyla      20      11  
Misafir 4 Şubat 2012 Cumartesi 20:57

19.32 yorumcu,Kamer Genç dediki, "Dersimliler Alevi değil".Kusura bakma ben onun yalancısıyım.

Yorumu oyla      19      14  
Misafir 4 Şubat 2012 Cumartesi 19:32

18:04 kaç tane alevi dedesi tanıdın muhterem? alevi takıntınızın nedeni nedir? ne yaptı birader aleviler sana?aleviler mi haburda terörist karşılattı davul zurnayla? aleviler mi oslo'da pkkyla görüştü? aleviler mi azeri bayraklarını stada sokmayıp çöpe attırdı? aleviler mi ırakta müslümanların ırzına geçilrken,müslümanlar boğazlanırken amerikan askerleri sağsalim dönsün diye dua etti? aleviler mi israilin oecd üyeliğini onayladı?aleviler mi bosna paralarını mercümekledi? nesin kardeşim sen?

Yorumu oyla      27      11  
Misafir 4 Şubat 2012 Cumartesi 18:04

yargıtay ve danıştay eskiden alevi dedelerinin çiftliğiydi. chp ve pkklı militanlar kayırılıyordu. onlar hakkında hiçbir işlem yapılmıyordu!

Yorumu oyla      20      21  
Misafir 4 Şubat 2012 Cumartesi 18:03

yargıtayı bir dönem alevi dedeleri ve pkklılar kontrol ediyordu. onlardan da hesap sorulmalı. yargıtay binası taşınmalı ve eski binadaki hiç kimse yeni binaya sokulmamalı! yargıtay da oyak gibi teröristleri himaye etti yıllarca. hesap sorulmalı kesinlikle. eski üyelerin tamamının tüm mal varlıklarına el konmalı!

Yorumu oyla      20      20  
Misafir 4 Şubat 2012 Cumartesi 17:19

Anayasal düzenin koruyucusu ve kollayıcısı CHP için Anayasa Mahkemesinde dosya bulunmamasından doğal ne olabilir?

Yorumu oyla      28      11  
Misafir 4 Şubat 2012 Cumartesi 16:58

bu adamı bır kez tv de seyretmek nasıp oldu cemaatcımı sumu bumu bılmem ama ınanılmaz bır kın ve nefret yuklu gorundu bana urkutucu bır tıp

Yorumu oyla      23      12  
Misafir 4 Şubat 2012 Cumartesi 14:55

Cemaat Osman yine ortaliga cikmis....

Yorumu oyla      25      14  
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Kılıçdaroğlu; El Parasıyla Gerdek Olmaz...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Talat Atilla'ya gündemin sıcak konularını değerlendirdi.
Haluk İpek Talat Atilla'ya Konuştu: CHP'ye Sıfır Taviz Verdik
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Seçim İşleri Başkanı Haluk İpek Türkiye’nin ...
AKP Gaziantep Milletvekili Şamil tayyar Turktime’a Konuştu
AKP’den Gaziantep Milletvekili seçilen Star Gazetesi eski Ankara Temsilcisi ...
 
Kılıçdaroğlu: Dua Etmeden Uyumam
CHP Lideri kemal Kılıçdaroğlu Turktime Yönetim Kurulu Başkanı ve Güneş ...
Kılıçdaroğlu Talat Atilla’ya Konuştu
CHP Lideri kemal Kılıçdaroğlu Turktime Yönetim Kurulu Başkanı Talat Atilla'ya konuştu.
DYP Genel Başkanı Çetin Özaçıköz Turktime’a Konuştu
DYP Genel Başkanı Çetin Özaçıkgöz Turktime'ı ziyaret ederek Talat Atilla ...
 
Beypazarı’nın Efsane Başkanı Mansur Yavaş Şok Transferin Perde Arkasını ve Başkan’a Şantaj İddialarını Turktime’a Anlattı…
MHP MYK Üyesi ve Beypazarı eski Belediye Başkanı Mansur Yavaş Turktime ...
Dr. Aytun Çıray’dan Turktime’a Çarpıcı Açıklamalar…
Turktime ve Sözcü yazarı DP eski Genel Başkan Yardımcısı Dr. Aytun Çıray ...
Brütüs Değilim, AKP’nin Umutsuz Vaka Olduğunu Anlayınca Bıraktım! Çerkes Çetesini Duymadım!
Brütüs benzetmesine ne diyor? İttifak söylentilerine ne cevap verdi? AKP’den ...
 
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
süper lig
voleybol
Tarsus
Fatih Erbakan
FED
Erdoğan
iletişim
adliye
anayasa mahkemesi