Kandaki DNA izleri kanseri haber veriyor
Bilim insanları, kandaki DNA değişimlerini analiz ederek prostat kanseri riskinin tanı konulmadan yıllar önce belirlenmesini sağlayabilecek kritik biyolojik sinyaller tespit etti.
- Son Güncelleme:

Cell Genomics dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, kanda ortaya çıkan özel DNA değişimleri, yüksek risk taşıyan bireyleri kanser teşhisinden 5 ila 8 yıl kadar önce belirlemeye imkan tanıyor.
KANSER BELİRTİ VERMEDEN DNA'DA İZ BIRAKIYOR
Araştırma kapsamında, geçmiş yıllarda kanser tanısı konulmadan önce alınan 491 kan örneği detaylı incelemeye tabi tutuldu. Takip sürecinde bazı katılımcılarda prostat veya meme kanseri gelişirken bir bölümünde herhangi bir kanser tablosu oluşmadı. İncelemeler sonucunda prostat kanserine dair son derece belirgin bulgulara ulaşıldı. Kandaki DNA üzerinde saptanan özel değişimlerin, ilerleyen yıllarda prostat kanseri tanısı alacak kişileri düşük riskli gruptan net bir şekilde ayırabildiği görüldü. Yapılan hesaplamalara göre yüksek risk grubunda yer alan bireylerin takip sürecinde prostat kanserine yakalanma oranı 3,55 kat daha yüksek çıktı.
MEME KANSERİ İÇİN DE İŞARET VAR ANCAK DAHANİTELİK KAZANMALI
Benzer biyolojik izler meme kanseri vakalarında da saptandı. Kandaki DNA değişimlerinin bazı kadınlarda meme kanseri riskini teşhisten 1,5 ila 8 yıl önce gösterebildiği kaydedildi. Ancak araştırmacılar, meme kanserindeki bulguların prostat kanserindeki kadar güçlü olmadığını, bu nedenle yöntemin mevcut haliyle toplum genelinde tek başına bir tarama testi olarak kullanılamayacağını vurguluyor. Yöntemin ilerleyen dönemde mevcut tarama protokollerine destekleyici bir risk değerlendirme aracı olarak eklenebileceği öngörülüyor.
HEDEF: AĞRISIZ KAN TESTİYLE HAYAT KURARAN ERKEN TEŞHİS
Kanserin henüz hücre boyutundayken veya ilk evrelerinde yakalanması tedavi başarısını doğrudan artırıyor. Araştırmacılar, kandaki DNA'nın hastalık belirti vermeden yıllar önce biyolojik değişimlerin izini taşıdığını kanıtlasa da yöntemin hastanelerde rutin bir test olarak uygulanabilmesi için daha geniş katılımlı klinik çalışmalarla doğrulanması gerektiğinin altını çiziyor.

YORUMLAR
İlk yorum yapan sen ol...