Turk Time
DOLAR
48,2612 %0.05
EURO
55,9744 %0.1
ALTIN
6889,8350 %-0.27
BIST-100
14641,56 %0
PETROL
90,3200 %2.65
BONO
40,1000 %-0.1
ISTANBUL
BUGÜN
22/28°
ISTANBUL
YARIN
22/29°

İŞTE KULİSLERDEKİ ÜÇÜNCÜ YOL: TÜRBANA 'YORUMLU RET' AKP'YE 'YARDIMIN KESİLMESİ!'

Kulislerde, AKP’nin kapatılması veya kapatılma davasının reddi dışında “üçüncü yol”un, ancak türban davasında verilecek bir “yorumlu ret” kararına bağlı olduğu belirtiliyor. Bu senaryoya göre...

  • Son Güncelleme:
İŞTE KULİSLERDEKİ ÜÇÜNCÜ YOL: TÜRBANA 'YORUMLU RET' AKP'YE 'YARDIMIN KESİLMESİ!'

Türbana 'yorumlu ret' AKP'ye 'yardımın kesilmesi'

Ankara kulislerinde kapatma davasının geleceğinin türbanla ilgili davaya bağlı olduğu konuşuluyor. Bu davadan çıkacak yorumlu ret, AKP’ye kapatma yerine Hazine yardımının kesilmesi yolunu açabilir...

TBMM Başkanı Köksal Toptan’ın açıklamalarıyla gündeme gelen “Üçüncü yol” tartışmaları, yargı kulislerinde de bir süredir değerlendiriliyor. Kulislerde, AKP’nin kapatılması veya kapatılma davasının reddi dışında “üçüncü yol”un, ancak türban davasında verilecek bir “yorumlu ret” kararına bağlı olduğu belirtiliyor. Bu senaryoya göre, Anayasa Mahkemesi türbana yönelik Anayasa değişikliğinin iptali veya yok hükmünde sayılmasını, değişiklik metninde türban yasağını kaldıracak bir düzenleme olmadığı gerekçesiyle reddedecek.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç’ın bir gazeteciye söylediği, “Demokrasi, laiklik ve hukuk bu süreçten güçlenmiş olarak çıkacak” sözleri de kulislerde dikkat çekici bulundu.

Yüksek Mahkeme, reddin gerekçelerini açıklayacağı kararında, Anayasa’nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan değişikliğin türban yasağını kaldırmadığını kesin bir dille belirtecek. Anayasa Mahkemesi’nin 1991’de YÖK Kanunu’na eklenen ek 17. maddede üniversitelerde “Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydı ile; yükseköğretim kurumların da kılık ve kıyafet serbesttir” hükmünün iptal edilmesini reddetmiş ve gerekçede bu ifadenin türbana serbestlik getirmediğini belirtmişti. Yargı çevrelerinde Anayasa Mahkemesi’nin bu davada benzer bir yorum yapmasının güçlü bir ihtimal olduğu konuşuluyor. Eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun da aralarında olduğu çok sayıda hukukçu, türban davasının açıldığı günlerde bu ihtimalin ağırlık kazandığını belirtmişlerdi.

Siyaset yasağı

Bu davanın “yorumlu” olarak reddedilmesi, kapatma davasını da etkileyecek. Zira iddianamede “laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline gelme” suçlamasının en güçlü dayanaklarından biri türbana yönelik Anayasa değişikliğiydi. Kulislerde, bu değişikliğin türban yasağını kaldırmadığının hüküm altına alınmasından sonra, kapatılma yerine “Hazine yardımının kesilmesi” seçeneğinin de güçleneceği yorumları yapılıyor. Karar böyle çıkarsa, kimseye siyaset yasağı da gelmeyecek.

Vatan

YORUMLAR 

süleyman karaca

Yargıyı etkileme çabaları öylesine yaygınlaştı ki, Başta Doğan gurubu gazete ve televizyonları olmak üzere belli başlı medya grupları, kendi gruplarının çıkarına; hasımlarının kıskaca alınmasına; kendi geleceklerine dönük projelerine engel olabilecek oluşumlara meydan vermemek adına bu manipülatif yayınlarını ısrarla sürdürüyorlar. Birkaç örnek: Formula-1 pistinin inşasından önce hangi gurupların pistin inşa edilmesinden önce Akfırat beldesinde sudan ucuz fiyatlarla arazi aldıklarını, İstanbul Boğazına yapılacak 3. köprünün muhtemel güzegahında kimlerin örneğin Arnavutköy bölgesinde arazi aldıklarını, İstanbul’a iki gökdelen yapmak için arazi alan KatarEmiri’ne uygulanan medyatik linçe karşılık Doğan-Amerikan ortaklığı ile gerçekleştirilecek Trump-Towers için Mimarlar Odasının nasıl uyu(tul)duğu bu günlerin en ironik haberleri arasında değil mi? Tekel’in özelleştirilmesi, futbol maçlarının yayın hakkı için Digitürk D-Smart kavgası ile Futbol Federasyonu üzerine yapılan yönlendirici baskıcı yayınlar hatırlanmaya değer.. son bir örnek olarak siyaset alanında ucu kendilerine dokunacağını varsaydıkları bazı gelişmeler üzerine Ak Parti’nin kapatılması için sağlanan yalan, çarpıtma, yalanlanmış, yakıştırma haber bombardımanı ile savcılık dosyalarına küpür oluşturma ve “Kaos’a kalkan 411 el” manşetleriyle Türkiye’nin “zinde kuvvetleri”ni nasıl harekete geçirdiklerini bilmeyen sağır sultan kalmadı. Atv-Sabah gurubunun Çalık’a satılmasından sonra Doğan gurubunun takındığı düşmanca tavrın altında Doğan’ın rafineri izni alamaması yatıyor. Son sözüm şu: “Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer” sözüne sadakatle bağlı kalıp; herkesin genel-geçer gördüklerinin dışında kalan, özellikle “özel haber” damgalı haberlerin önünde/arkasında/yanında yöresinde ne gibi bir amaç olduğuna bakmadan inanmak “saflık” olur.

YORUM YAP 

Bu bölüm boş bırakılamaz
Bu bölüm boş bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz