Turk Time
DOLAR
48,1351 %0.07
EURO
56,2280 %0.22
ALTIN
7113,4740 %0.12
BIST-100
14638,95 %0.19
PETROL
85,6600 %-0.91
BONO
39,9100 %0
ISTANBUL
BUGÜN
23/28°
ISTANBUL
YARIN
22/26°

Eşek Arıları geldi Bal Arılarını Kovdu! Ya da köşe Yazarlığı Garabeti

Eşek arıları geldi bal arılarını kovdu. Belki tek başına bu ifadeyi kayda geçirip aşağıdaki listeyle baş başa bıraksak sizi, Türk medyasının halini ve gazeteciliğin trajedisini ortaya sermek için yeterli olacak.

  • Son Güncelleme:
Eşek Arıları geldi Bal Arılarını Kovdu! Ya da köşe Yazarlığı Garabeti

Eşek arıları geldi bal arılarını kaçırdı. Belki tek başına bu ifadeyi kayda geçirip aşağıdaki listeyle baş başa bıraksak sizi, Türk medyasının halini ve gazeteciliğin trajedisini ortaya sermek için yeterli olacak. Ama biz yine de birkaç satır geçelim.

 

Her ne kadar gazeteciliğin asıl yükünü onlar çekse de, basın geleneğimizde en saygı duyulan ve değerli kabul edilen alan muhabirlik olmadı hiç. Öyle batıda olduğu gibi 80’ine merdiven dayamış olmasına rağmen muhabirlik yapan ve bundan da büyük bir haz alan gazeteciler yok bizde. Muhabirlik, gazeteciler için ara geçiş dönemi olarak katlanılması gereken bir süreç, asıl hedefe ulaşmanın basamaklarından biri olarak görüldü hep. Gönüllerde yatan aslansa hep köşe yazarlığı oldu. Bekler muhabir. Çile dolu bu süreç bitecek, ilişkilerini geliştirecek ve aradan sıyrılıp köşeyi kapacak. Umut, budur.

 

Haksız da değildir bu hayalinde.

 

Gerçekten de köşe yazarlığı her açıdan diğer basın emekçileriyle ve özellikle muhabirlerle karşılaştırılamayacak kadar ayrıcalıklı bir statü demek.

 

Mesajlarının-yazılarının editör gadrine uğramadan okurlarına ulaşma güveni… (Bakınız; en ufak bir editoryal müdahalede bile hemen ‘sansür var duyun’ diye feveran edip kendini dokunulmaz kılan köşeciler…)

 

Kendi gündemini yaratma lüksü… ( Canları ne isterlerse onu yazar köşeci. İçtiği şaraplardan duydukları haz da, kişisel husumetleri ve hesaplaşmaları da köşelerinde isterlerse konu olabilir. Sonuçta onlar köşe yazarıdır. Yazıyorlarsa, vardır bir hikmeti…)

 

Muhabirlerle karşılaştırılamayacak ücret farkı… (Süründüren muhabir maaşlarına karşın onbinlerce dolardan bahsedilen köşe yazarı maaşları masaldan ibaret değil, medyamızın gerçeğidir…)

 

Muhatap karşısında ciddiye alınma ayrımı… (Anımsayın; Merhum Bülent Ecevit günlerce Başkent Hastanesi’nde yatmış ve muhabirler gece gündüz hastanenin kapısında nöbet tutmuştu. Ve Ecevit iyileşince ilk demeci o bekleyen muhabirlerden birine değil, Fikret Bila’ya vermişti.)

 

Örnekleri çoğaltabiliriz. Ama ne fark eder? Köşe yazarlığı hükümranlığı, kimsenin inkâr etmediği bir garabet artık.

 

Zaman zaman “Ben gazetemi köşe yazarı gazetesi değil muhabir gazetesi yapacağım… Maaşlarından statülerine muhabirler hak ettiklerini alacak” diye hayal kuran, bunu yüksek sesle dile getiren genel yayın yönetmenleri olmadı değil. Ama o sözlerin tınısı daha dağılmadan onlar da mevcut yapıda hiçbir değişikliğe gidemeyip statükoya temsil oluverdiler hemen. Hiçbiri köşe yazarı oligarşisini alaşağı edemedi. O kızıl elma hep orada öylece kalıverdi.

 

Diyebilirsiniz ki; ne güzel işte. Meslekte basamak basamak ilerleyen gazeteciler en azından basabilirlerse sonunda rahat edecekleri, itibar görecekleri bir konuma erişecekler.

 

Hah, tam da gelmek istediğimiz nokta burası. Köşe yazarlığının fiyakası ve getirisi de bu kadar fazla olunca (köşesinden iş bitirenlere hiç değinmedik bile…) memlekette ne kadar “ilişkisi sağlam” okuma yazma bilen varsa, köşe yazarı adayı olarak gazetelerin karar vericilerini cendereye aldı ve köşelere kuruldu. Eczacısı da mühendisi de, akademisyeni de magazin gülü de hep potansiyel köşe yazarıydı ve daha fenası birçoğu da köşelerin değişmez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez aktörleri oluverdi. Hiçbiri meslekten gazeteci değildi ama sonuçta hepsinin ilişkisi sağlamdı. Eh, sonuçta medyada ilişki her şeyse, ki öyleydi, köşeler de onlar içindi.

 

Sonuç olarak tam anlamıyla, ilk başta ifade ettiğimiz “eşek arılarının gelip bal arılarını kovması” durumu, gerçekleşmişti. Öyle ki meslekten gazeteciler köşe yazarı aday adaylığında daha ilk başta elenen en zayıf halkaya dönüştü.

 

 

Bakın; gazeteleri şöyle bir taradık ve gazetecilikle ilgisi olmadığı halde köşelere kurulan ve basın mahallesine gecekondu kurup asıl yerli halkı kovan meslekten gazeteci olmayan “büyük gazetecileri” listeledik. Üstelik hepsi onlarla da sınırlı değil. Onlar sadece örnek. Şaşırmayın…

 

  

Hürriyet

Özdemir İnce: Şair… Şükrü Kızılot: Muhasebeci, vergi uzmanı, akademisyen… Ege Cansen: Ekonomist… Osman Müftüoğlu: Tıp doktoru, diyetisyen… Tuna Kiremitçi: Edebiyatçı…

 

Vatan

Aydın Ayaydın: Ekonomist, siyasetçi… Asaf Savaş Akat: Ekonomist, akademisyen… İcal Aydın: Şarkıcı, oyuncu, çift gamzeli, edebiyatçı… Cengiz Aktar: Ekonomist, akademisyen… Hasan Celal Güzel: Siyasetçi… Onur Kumbaracıbaşı: Siyasetçi… Süleyman Ateş: İlahiyatçı…

 

Sabah

Bülent Aras: Akademisyen, uluslar arası ilişkiler uzmanı… Melis danişmend: Şarkıcı… Bengi Semerci: Tıp doktoru… Süleyman Yaşar: Ekonomist… Gülse Birsel: Senarist… Ayşe Özyılmazel: Şarkıcı, magazin gülü…

 

Habertük

Murat Bardakçı: Tarihçi… Yiğit Bulut: Ekonomist… Elif Şafak: Edebiyatçı, Mevlevilik pazarlamacısı… Bayraktar Bayraklı: İlahiyatçı… Yılmaz Karakoyunlu: Siyasetçi… Ali Tezel: Vergi uzmanı, maliyeci… Gazi Erçel: Ekonomist, bürokrat… Helin Avşar: Magazin gülü…

 

Zaman

Zaman Gazetesi LogosuHilmi Yavuz: Şair, edebiyatçı… A. Rasim Küçükusta: Tıp doktoru… Beşir Ayvazoğlu: Edebiyatçı… İhsan Dağı: Akademisyen… İskender Pala: Edebiyatçı, akademisyen… Mustafa Armağan: Akademisyen…

 

Akşam

Deniz Gökçe: Ekonomist, akademisyen… Deniz Ülke Arıboğan: Akademisyen, siyaset bilimci… Ahmet İnam: Akademisyen, felsefeci… Nihal Kemaloğlu: Eczacı… Nihat Sırdar: Radyocu… Cemalettin Taşçı: Endüstri mühendisi… Başak Sayan: Magazin gülü…

 

Sözcü

Yekta Güngör Özden: Hukukçu… Vural Savaş: Hukukçu… Kadri Yamaç: Akademisyen… eski rektör… Tıp doktoru…Ahmet Tan: Siyasetçi… Ayşe Sucu: İlahiyatçı, siyasetçi.

 

Bugün

Vedat Bilgin: Akademisyen, Bahçeli’nin eski danışmanı… Osman Arıoğlu: Maliyeci…  Erhan Afyoncu: Akademisyen, tarihçi… Gültekin Avcı: Savcı… Doğu Ergil: Akademisyen, siyaset bilimci…

 

Star

Mehmet Altan: Akademisyen, ekonomist… Eser Karakaş: Akademisyen, ekonomist… Osman Can: Hukukçu… Beril Dedeoğlu: Akademisyen, siyaset bilimci… Cemil Ertem: İktisatçı…

 

Radikal

Bahadır Kaleağası: TÜSİAD AB Temsilcisi… Mahfi Eğilmez: Ekonomist, akademisyen… Ziya Selçuk: Eğitim uzmanı, akademisyen… Seyfettin Gürsel: Akademisyen, ekonomist… Koray Çalışkan: Akademisyen…

 

Taraf

Mithat Sancar: Akademisyen, hukukçu… Orhan Miroğlu: Siyasetçi… Emre Uslu: Polis… Temel İskit: Diplomat, hukukçu… Ayhan Aktar: Akademisyen, sosyolog… Rasim Ozan Kütahyalı: Mesleği bilinmiyor…

 

ANALİZ/TURKTIME

YORUMLAR 

Misafir

Böyle başa böyle tarak, PRRAAVVOOO... Bir yorumu bu kadar uzun bekletebilen editöre hangi müshili versen yine de s.çamaz. Bu ne biçim kabızlıktır yahu? "Toplam 19 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen 1 yorum var"... Bari "onay bekleyen yorum" kısmını silin be mübarekler...

Misafir

Kökeni gazeteci olmadığı halde, adı geçen yazarların tümünün "eşek arısı" olarak nitelenmesinin doğru olmadığını düşünüyorum! Bir de düzeltme: Sözcü Gazetesi yazarı Ahmet Tan'ın asıl mesleği siyaset değil, gazeteciliktir. Şair Özdemir İnce'nin köşesinin, eşek arılarının kovanlarına çomak soktuğu için elinden alındığını da atlamışsınız.

Misafir

valla helal olsun cok guzel tespıtler yapmışsınız benım de en cok takıldıgım adam [adam denmezde hadı neyse ŞAKLABAN] RASIM cımdı.gazetecım ve spor elestırmenım

Misafir

Mesleği bilinmese de iş belli: akp yalakalığı.

Misafir

emin çölaşan gasteci mi peki? provokatör mü? perinçekin adamı mı?

Misafir

Nbural-ankara....Yazıyı okurken bazen gözyaşlarıma engel olamadım.Teşekkürler TÜRKTİME cesur gazetecilik için..Tamamıyla katılıyorum.Eşek arılarının kovduğu bal arılarının bir kısmı/yılların gazetecileri izmir çıkışlı sn.ibrahim ırmak yönetimindeki "haberhürriyeti"sitesinde.

Misafir

rasim in mesleği ses ile gürültü yapmaktır el kol ile sesi desteklemek yalı saçlar ve kirlenmiş sakalllarla görüntü kirliliği ile ekranlardaki fonu tamamlamak (böyle halka böyle.......ne bende yazamadım) provakatörlük bu adamı televizyona çıkarmak bir ikincisi ise konuşmasına izin vermek söyleyene değil söylemsine (söyletene) izin verenlere bakın

Misafir

Rasim'e mesleği bilinmiyor diyen analize sonuna kadar katılıyorum.

Misafir

12.06. tarihinden itibaren durum değişecek

Misafir

R. O. Kü(n)tahyalı'ya (Kütahyalılardan özür dilerim ama bu adam bu güzel şehrin ismini taşımaya layık biri değil, o yüzden şehrinizin ismini değiştirerek o adama uyarlama gereksinimini hissettim) "mesleği bilinmiyor" demişsiniz ya işte orda koptum vallahi. Nasıl bilinmez adamın mesleği. Bal gibi biliniyor ve bu işi profesyonelce yapıyor. Kendisi "PROVAKATÖRLÜK" mesleğinin üniversitede kürsü kurabilecek kadar ustalaşmış saygın(!!!) bir icracısı ve erbabıdır.

Misafir

evlere eğer alınırsa alışkın olunan gazeteler alınıyor,okunacak yazar varsa yalaka olmayan ona bakılıyor diğerlerinin başlığı çok ilgiçse ilk üç-dört satır okunuyor sonra yan sayfaya geçiliyor,ilginç resimler filan varsa bakılıyor,spora vs.geçiliyor.olay bu basında.Yazarları için gazete alanlar bilinçli kesim.Diğerlerinde bi yazarı çıkarıp orayı boş bıraksanda tiraj değişmez.TV içinde böyle,gerçek peşinde değilde yalaka olan tipinden belli oluyor.kumandayla bi film yada düzgün adam ara.medya bu

Misafir

Başlık yanlış olmuş, Bal arıları ve b.. sinekleri daha uygun olurdu.

Misafir

Basit bir soru Ruhat Menginin programı neden imha edildi?Çünkü gündüz vakti olmasına rağmen Almanya ve Avrupadaki Türkler dahil ülke oraya kilitleniyordu.Neden?Çünkü Batum gibi birkaç kişiye normal söz hakkı veriliyordu.Çıldırdılar,Delirdiler,rating rekorlarına rağmen kaldırdılar.Sonuç,yandaşın alayı bir araya gelip program yapsa o programın onda biri kadar ilgi görmez.Yani yandaşı ve dürüstü halk tanıyor artık.Yandaş arada doğru bile dese boş onda bile tuzak aranıyor.Basit ve net.Kaybediyorlar.

Misafir

Ahmet Tan'a siyasetçi demişsiniz ama o gazeteciliği siyasetçiliğinden önce ve fazladır. Cumhuriyet gazetesinin eski ANkara temsilcisidir...

Misafir

Zahmet edip ya okumamışlar ya da sözleşme maddelerini bilerek gizlemekteler. Her ikisi de birbirinden vahim. PKKlıları öldürdü diye askeri suçlayanlar (!), ulusal olmaktan öesiye nefret edenler , Tüsiad'ın "uluslarası çıkarları ulusal çıkarların üstünde tutan bir yapıya ihtiyaç var " açıklaması gibi laflarına alkış tutabilenler.. Medyamızın hali ne yazık ki bu.. **

Misafir

muhabir mi kaldı? ortalık papağan dolu. dikte edilmiş veya tercüme edilmiş metinlerden başka ne var gazetelerde? suriyeye bir kere gitmemiş suriye uzmanları , mayın görmemiş mayın uzmanları,ekmek kaça domates kaça pazarda desen bihaber adamlar kadınlar, dedem zamanının polemiğini yapanlar.. Türkiye'de basın çökmüş vaziyette. Misal Haberturk röportaj yapmış mayın için.Röportaj veren ve yazan Ottowa sözleşmesinden habersiz.Mayın temizliği sözleşmesinden istenen anda imza geri çekilebilir. **

Misafir

kikirdemekten,konuşmaya fırsat ve mecali kalmayan arkadaş,gazeci mi,inanılmaz.

Misafir

Bu yazarların içinde oturup tartışabileceğim ve bazan okuyabileceğim birkaç kişi var,son zamanlarda Tuna Kiremitçi arada güzel tahliller yapıyor ,değerli yazılarını okudum,Vural Savaş her zaman çok iyi,Şükrü kızılot mesleğine uygun yazılar yazıyor zaten onda sorun yok.Diğerlerinle işim olmaz,dinlemem ve okumam,dolayısıylada bilmem.Basın Yayın okullarından mezun olanlar ne yapıyor peki bu durumda?Stajdan sonra başka işlerde çalışıyorlardır.Tam bugünkü Türkiyeye layık görüntü.

Misafir

sadece bir yanlışı düzelteyim murat bardakçı çok eski bir gazetecidir.

Misafir

mhp'de öyle,eşek arılarının işgalinde,gazeteler den daha şiddetli olarak,inşaallah işgal sona ermek üzere.

YORUM YAP 

Bu bölüm boş bırakılamaz
Bu bölüm boş bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz