Erhan Afyoncu, 1700 yıl sonra gerçekleştirilen İznik Konsili'ne katılan din adamlarının Batı kiliselerinden olduğunu ancak 325 yılındaki İznik Konsili'ne katılanların ise Doğu'daki kiliselerden olduklarını ifade etti.
ERHAN AFYONCU'NUN YAZISI ŞÖYLE:
İznik Konsili’ne asıl katılanlar Doğu’daki kiliselerdendi
Papa 14. Leo, İznik Konsili’nin 1700. yıldönümü dolayısıyla Türkiye’ye geldi. 950 yıl önce Türkler tarafından fethedilen ve Türkiye Selçukluları’nın ilk başkenti olması hasebiyle bizim tarihimizde çok önemli yeri olan İznik’in Hıristiyan dünyasında da önemli bir konumu var. Ancak 325’teki İznik Konsili’ne katılan din adamlarının çoğu Batı’dan ziyade Doğu’daki kiliselerdendi
Hıristiyanlık tarihinde bütün piskoposların katılımıyla gerçekleştirilen, temel dini meselelerin tartışılıp karara bağlandığı genel (ekümenik) konsillerin ilki, İmparator I. Konstantin'in daveti üzerine 325 yılında İznik'te toplandı. Bu toplantı, dönemin ihtilaflı teolojik sorunlarıyla ilgili kararlar alınmanın yanı sıra kilisenin kurumsal yapısının şekillenmesinde de önemli bir dönüm noktası oldu. Bu konuda Turhan Kaçar, Mustafa Sinanoğlu, Mehmet Aydın, Ömer Faruk Harman, İsmail Taşpınar, Zafer Duygu, Ceren Pilevneli-Çubuk, Jörg Ulrich, Siren Çelik, Elif Tokay'ın İznik Konsili'yle ilgili araştırmalarına bakılabilir.
HAZRETİ İSA'NIN KİMLİĞİ
Hıristiyanlığın ilk dönemlerinden itibaren çeşitli kültürlerin ve anlayışların etkisiyle inanç konusunda farklı yorumlar ortaya çıktı. En çok tartışılan konu ise Hz. İsa'nın kimliği idi: "Hz. İsa sadece bir insan mıydı, yoksa Tanrı'nın kendisi miydi, ya da her ikisini birden mi taşıyordu?" Hz. İsa'nın tabiatı ve teslis anlayışındaki yeri, Tanrı ile ilişkileri, oğulun uluhiyeti ile Tanrı'nın birliğinin nasıl uzlaştırılacağı gibi itikadi konular II. yüzyılda da giderek artan ihtilaflara sebep oldu. Zafer Duygu, yeni yayınladığı çalışmasında İznik'e giden süreçte çarmıh teolojisi, Hz. İsa'nın yüceltilmesi, teslis ve Hz. İsa'nın konumu tartışmalarının çok önemli olduğunu ifade eder.
Bazı gruplar Hz. İsa'nın sadece bir insan olduğunu, olağanüstü hiçbir yönü olmadığını savunuyordu. Onlara göre Hz. İsa peygamberdi, ama Tanrısal değildi. III. yüzyılda Antakya ekolüne mensup Lucian'ın, Hz. İsa'nın Tanrı'dan farklı ve aşağı bir konumda bulunduğu şeklindeki görüşü, IV. yüzyılda talebelerinden Arius tarafından teslis anlayışına karşı olan ve zamanla Ariusçuluk diye adlandırılan bir ekolün geliştirilmesine zemin hazırladı.
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |