Ergenekon… Çünkü…
Eleştiriyi hak eden bir sürü yanının olmasına rağmen daha önce hiç duymadığımız ilişkiler ağını bu soruşturma çerçevesinde öğrendiğimiz için…
- Son Güncelleme:

Şimdiye kadar gördüklerimizin, gerçekte olanın çok az bir bölümü olduğunu&olabileceğini, hepsinden önemlisi “Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmayabileceğini” de gördük.
Kutsal bir duygu olan vatanseverliğin, o duyguyu kullananların durdukları yer ve aldıkları pozisyona göre nasıl vatanın devamının şartı olan bütünlük için bir yıkıcı silaha dönüştürülebileceğini anladık.
Birbirine taban tabana zıt gibi gözüken ideolojilerin&ideologların, ortak çıkarda anlaştıkları zaman nasıl aynı yöne birlikte gidebildiklerini ve ideolojilerin pratikte nasıl sadece bir tüketim&kazanma enstrümanı olduğunu kavradık.
Ruslara silah komisyonculuğu yapan emekli paşalardan, PKK ile silah ortaklığı yapan vatansever maskeli hainlerin olabileceğini içimiz sızlayarak öğrendik.
Bunlar… Olabilirliklerini görüp üzüldüğümüz ama artık olabildiğini görüp uyandığımıza sevindiğimiz şeylerdi.
Bir şeyi daha gördük…
Yöntemini tartışsak da, beğenmeyenlerimiz olsa da, devletin üstünde bir güç yok. Artık Türkiye başka bir Türkiye. Bir emekli paşa artık milli iradenin en üst çatısının davetini yıllarca takmayacak kadar kendini seçilmiş, ayrıcalıklı ve hesap vermez pozisyonda göremiyor. Arkanızda bulunan kamuoyu ya da medya desteği sizi yasalar karşısında dokunulmaz kılmıyor. Eğer siz kendinizi yasaların üzerinde görme yanılgısıyla olmadık şeylere girişmişseniz, işte devlet, orada.
Ve kendi içinde birçok handikap barındırsa da sırf bu gösterdikleri nedeniyle, bir yanıyla Ergenekon, kazandı.


YORUMLAR
ergenekon hakkında yorum yapanların önce BİLDERBERG hakkında bilgi sahibi olmaları gerekiyor.bilderberg hakkında hayatında okumamış olanların bütün konuştukları havada kalır.ülkeler arası ilişkilerden ırak operasyonundan tarihden haberleri olmayanlar rte gibi söylediği başka eylemi başka olur.bir örnek:vakıflar yasası ile türkiyenin ve milletin ırzına geçtiler.hristiyan dünyasına müslümanları peşkeş çektiler.ABD veingiliz tarihinden bihaber türk ve osmanlı tarihinden bi haber sallayın durun.
hiçbirşey görmedik öğrenmedik..bunların hepsinin henüz iddia olduğunu ve suçu ispatlanana kadar herkesin masum olduğunu da öğrenin bence
Ergenekon Türktime'ın ifade ettiği gibi bir dava olsaydı hukukun üstünlüğü ilkesi doğrultusunda genlerimize işlemiş bir anlayışla "Şeriatın kestiği parmak acımaz." derdik.Kim ne suç işlemişse yargı önünde HESAP vermelidir,derdik.Ama "DAVA" siyasi ise ABD-AB(İngiltere)İsrail çıkarlarını korumaya yönelik ABD-AB-İsrail karşıtlarını susturuyorsa.Mesela Fener Ortodoks Kilisesi'nin Ekümenik isteğine karşı çıkan ve Rus Ortodoks Kilisesiyle anlayış birliği içindeki TÜRK ORTODOKS KİLİSESİ'ni susturma ise
herkes bir tarafır. DENİZ ancak makul olmak,hırsı ve öfkesi ile değil aklı ile hareket etmek doğru yoldur. ayrıca cumhuriyetin kuruluşundan bugünekadarki dönem aslında övünülecek değil,malesef boşa harcanmış karanlık yıllarla doludur.bizler yıllarca aynı masallarla uyutulduk. türk şöyledir böyledir. dediler bize türke türkten başka dost yok dediler.evet doğru ama ülkelerarası politikalarda dostluk yada düşmanlık yoktur dün savaşanlar bugün dost.dün dost olanlarda bugün savaş halinde olabilir.
Bir düşüncede, eylemde, söylemde taraf olmak.. tarafsızlık yaftası altında silik bir hayatı tercih etmekten daha iyi değil midir? Taraf olarak, yanılabilirsiniz, yanıltılabilirsiniz, yetkin olmayan donanıma sahip olmuş olabilirsiniz.. doğruyu ve gerçeği bilen birileri sizi ikna ettiğinde, doğruyu kabullenmeye açıksınız demektir. Tarafsızlık ise, her ne olursa olsun silikliğin ayak altında sürünmeye razı olmanın kaçamak sığıntılığı gibi gelir bana. Yorumumda “taraf” olmakla eleştiren dost okur arkadaşım, evet ben 100 yıllık karanlıklar dehlizinden çıkılması için bir “yüzleşme”nin gerekliliğine tarafım, böyle inanıyorum. Yılbaşından bu yana Turktime sitesinde yayınlanmaya değer görülen ve her biri kendi içinde bütünselliğini koruyan takriben 300 sayfayı aşkın yorumum yayınlandı. Bunlara girmem bu yorumun sınırlarını aşar. Meramımı anlatma adına birkaç küçük örnek; Turktime sitesinde Seda Yıldız hanımefendinin 14.06.2008 tarihli “Herkes Kendi Kimliğini Bulmalıdır” yazısı ile 24.06.2008’de yayınlanan “Artık Balık Tutmayı da Öğrenelim” yazıları ile Turktime’ın 27.06.2008 tarihli “CHP Orduyu Nasıl Kıkırttı? Haluk Özdalga'dan Mektup Var” başlıklı haber ile 04.06.2008’de yayınlanan “BAYKAL'DAN ‘TAŞ ÜSTÜNE TAŞ KOYMADILAR’A CEVAP: EY BAŞBAKAN, ALLAH'TAN KORK!” başlıklı haberlere yazdığım yorumlarımı örnek verebilirim. Turktime arşiv taramasında bunları bulmak kolay.. O zaman ortak bir zeminde buluşabileceğimizi, dünün karanlıklarından duyduğum rahatsızlığın, bugün ve yarın için de geçerli bir temele dayandığını, söylemimin esasını oluşturduğu görülecektir.
süleyman karaca ve totem çok taraf olmanıza rağmen düşüncelerinize saygı duyuyorum ama arih ileride cumhuriyetten soraki siyasi tarihimizin en karanlık günleri olarak bu günleri yazacaktır emin olun.
teşekkürler "totem".
iki yorum,iki beyin..kutluk ile süleyman karaca. KUTLUK, keskin bir taraf her halukarda karşı tarafa saldırıyor olayı küçümsemeye ve karşı taraf gördüğü zümreye suçlamalar getiriyor fikir yok,sadece taraftarlık ve saldırı var.diğer yandan SÜLEYMAN KARACA her yorumuna katılmasamda bu yorum tek kelime ile harika. keşke herkes konuları ayrı ayrı ve düşünerek yorumlasa,zeka ürünü yorumlar nekadar taktir alıorsa basmakalıp sözler okadar can sıkıyor...teşekkürler süleyman.
ataturk ilke ve devrimlerini uygulayalim..karanliklar aydinliga cikar o zaman...
kazanan ergenekonada bakın hele.. bir yandan senaryoları eleştir bir yandanda işnize gelen senaryoları yıpratma politikalarınıza alet olarak kulllanın, sonrada bilmeyenlere yutturmaya calısıyorsunuz. o tiyatroları gercekmiş gibi sunan medyadaki zavallılardan nefarkınız kalacak ozaman? palavraları bırakalım hersey acık ve net. bu iş dış destekli olarak milli kuvvetleri bastırma ve sindirme operasyonundr. operasyonu yapanda gladyonuın ta kendisidir. destek verenlerde çoçuklarıdir. bu böyle biline!
karga sus be
Evet Turktime’ın ihtiyatlı yaklaşımındaki “Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmayabileceğini” hep beraber bu Ergenekon olgusunda bir kez daha gördük. Ötedenberi inandığım ve çeşitli vesilelerle Turktime’ın yorum pencerelerinden yansıtmaya çalıştığım bir “yüzleşme” fobisinden kurtulmamız gerektiğine inanıyorum. Belki çok ütopik ama, Cumhuriyet dönemi siyasi tarihimizin, Türk siyasi tarihinin en karanlık yüzyılı olduğuna inanıyorum. Bu yüzyıllık karanlıklar dehlizini biran da bir dönemin iradesi ile aydınlatmak öyle kolay değil ve böyle bir beklentide olmakta gerçekçi değil. Ancak bu karanlıkları aydınlatmaya, kronolojik yakınlıktan başlarsak zaman içinde iyisiyle/kötüsüyle, günahıyla/hatasıyla/sevabıyla, gerekliliği/gereksizliği ile bu yüzyıllık karanlıklar dehlizinde üzerimize örtülen ölü toprağını üstümüzden silkelememiz, gün ışığında hayatın gerçekliği ile yüzleşmemiz gerekiyor ki, geleceğe daha temiz, daha nezih bir hayatı miras bırakabilelim.
kazanan yok. yalnızca savcının kendi egosonu tatmmin yolu var. Tayyip erdoğan konuştu, savcı uyguladı. Polis de seçilmiş fettullahçı örgütlenmeden olunca, vatansever ve akp amerika karşıtlarına göz dağı verilmek istendi ancak boşa çaba olduğu ortaya çıktı. Saçma sapan sorgu. Ama o egosunu tatmin eden savcılık gizli olan soruşturma haberlerinin açıklanmasına sessiz kaldı. danışık dövüş bir soruşturma olduğu ortaya çıktı. Yani kazanan Türk halkı değil. Türk halkı korku kazandı