Cumhurbaşkanı Erdoğan BM kürsüsünden dünyaya seslendi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan New York'ta Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu'nda konuşma yaptı.
- Son Güncelleme:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan New York'ta Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu'nda konuşma yaptı
Birleşmiş Milletler 81'inci Genel Kurulu #UNGA81 https://t.co/MffviPgjNM
— Recep Tayyip Erdoğan (@RTErdogan) September 22, 2026
Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
FİLİSTİN ÇAĞRISI
"Öncelikle bir üzüntümü ifade etmek isterim. Üye ülkelerin kahir ekseriyetinin resmen tanıdığı Filistin Devleti'nin değerli başkanı Sayın Mahmut Abbas üst üste iki yıldır bu salonda yer alamıyor. Filistinli kardeşlerimize yönelik bu haksızlık vicdanları yer alamaktadır."
"Bilinmesini isterim ki Sayın Abbas bizzat bu bulunamasa da bizler tıpkı geçen yıl olduğu gibi özgür ve egemen Filistin devletinin sesi olacak Filistin halkının bu mücadelesini bu kürsüden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle bugün bir kez daha Filistin devletini henüz tanımamış tüm ülkeleri bu kararlarını gözden geçirmeye davet ediyorum."
"Milletler anlaşması imzalanırken üye ülkeler büyük bir umutla şunları deklare etmişlerdi. Biz Birleşmiş Milletler halkları bir insan ömrü içinde iki kez insanlığa tarif olunmaz acılar getiren savaş felaketinden gelecek kuşakları korumaya, temel insan haklarına, insan kişiliğinin onur ve değerine, adaletin korunması ve anlaşmadan doğan yükümlülükler saygı gösterilmesi için gerekli koşulları oluşturmaya, iyi komşuluk anlayışı içinde birbirimizle barışık yaşamaya, uluslararası barış ve güvenliği korumak için güçlerimizi birleştirmeye karar verdik demişlerdi. Anlaşmanın üzerinden 81 yılı aşkın bir süre geçti."
"GAZZE HALKI HALEN YIKINTILARIN ARASINDA SEVDİKLERİNİ ARIYOR"
"Ama insanlık halen o günkü güçlü iradenin hayat bulacağı günleri hasretle bekliyor. Öyle çok uzağa gitmeye gerek yok. Sadece son bir yıldaki tabloya göz atmak kafidir. Bakınız, geride bıraktığımız 12 ay 60'ı aşkın çatışma ve savaşla son 30 yılın en kanlı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçti."
"Yüz binlercesi doğduğu büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kaldı. Yalnızca Gazze'de son 3 yılda çoğu çocuk ve kadın 74 bin kardeşimiz İsrail'in devlet terörünün kurbanı oldu."
"Gazze halkı halen yıkıntıların altında sevdiklerini arıyor. Eşlerinin, çocuklarının, anne babalarının maaşlarını ve naaşlarını çıkarıyor. İsrail'in saldırılarında ellerini, ayaklarını kaybetmiş masum yavrular tahtadan yapılan protezlerle okullarına gitmeye, hayata tutunmaya çalışıyor. Gazze'deki hastanelerde yakıt sıkıntısı nedeniyle jeneratörlerin yüzde yetmişinden fazlası şu anda hizmet veremiyor."
"Evlatlarının ve torunlarının üzerine titreyen bir baba, bir dede olarak bu kürsüden bizim için vicdanımız parçalanarak şunu ifade etmek zorundayım. Gazze bugün sadece dünyanın en büyük çocuk kabristanı değildir. Aynı zamanda dünyada en yüksek çocuk ampute oranına sahip bölgedir. Gazze çağımızın en insanlık dışı, en utanç verici temerküz kampıdır.
Başkan Trump'ın gayretleri ve bizim de dahil olduğumuz ülkelerin katkılarıyla varılan ateşkes sonrasında bile katledilen Gazzelilerin sayısı bin beş yüzü aşmıştır."
"BU TAYYİP ERDOĞAN'IN ŞAHSİ MESELESİ DEĞİLDİR"
"Filistin direniş hareketi barış planının 2. aşamasına geçişi kabul ettiği halde İsrail hükümeti işgali durdurmaya yanaşmıyor. Batı şeriada ise yerleşimci terörünün en ağır dönemi yaşanıyor."
"Kalbim ile kelamım arasına perde koymadan bazı gerçekleri açık açık ifade edeceğim. Kimse kusura bakmasın. Kimse gücenmesin. Alınmasın. Bu Tayyip Erdoğan'ın şahsi meselesi değildir. Bu insani bir meseledir. Hepimiz için vicdani bir meseledir. Karşımızda öldürmeye doyamayan soykırımcı bir zihniyet var. Karşımızda son derece vahim bir tablo var. Yüreğinde insanlık olan yüreğinde merhamet, şefkat olan insaf ve vicdan sahibi hiç kimse bu tabloya gözlerini kapatamaz."
"BM TEŞKİLATI KAN KAYBEDİYOR"
"Hepimizi sarsması gereken bu manzaranın bize anlattığı şudur. Bundan 81 yıl önce barış ve güvenliği korumak için kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı bu görevini icra edemez hale gelmiş, daha doğrusu getirilmiştir. Teşkilat kan kaybetmeye devam etmektedir. Filistin'de, Lübnan'da, Sudan'da ve diğer kriz bölgelerinde umutlarını Birleşmiş Milletler'e bağlamış olanlar derin bir hayal kırıklığı içindedir."
"Ama hatırlatmak isterim ki bir gün herkes insanlığın ortak vicdanına zorunda kalacaktır. Bugün kendimizi güven içinde, refah içinde, esenlik içinde hissedebiliriz. Çatışma bölgelerinden, kriz bölgelerinden uzakta, konfor içinde yaşayabiliriz fakat yarın ne olacağını başımıza ne geleceğini hiçbirimiz bilemeyiz bunun için uluslararası sisteme duyulan güvenin yeniden tesisine odaklanan bu yılki genel kurul temasını fevkalade isabetli buluyorum. Sayın Genel Sekreter'in Birleşmiş Milletler 80 girişimi dahil bu yönde sarf ettiği samimi çabaları destekliyoruz."
"Bu reform iradesinin mütakip genel sekreter döneminde de sürdürülmesini bekliyoruz. Tabi burada şu hakikati çok net ifade etmek istiyorum. Eğer Birleşmiş Milletler'e olan güven gerçekten arttırılmak isteniyorsa yapılması gerekenler bellidir. Gazze'de çocuklar güven içinde olacak. Filistinli yavrular gökyüzüne bakınca savaş uçaklarını İHA'ları, SİHA'ları değil, özgürce süzülen uçurtmaları görecek. Lübnan'da çocuklar gecenin bir vaktinde bomba sesleriyle uyanmayacak."
"5 ÜLKEYE DAYALI YAPI GÜVENİ SAĞLAYAMAYIZ"
"Asyalı emekçilerin alın teri vahşi kapitalistler tarafından sömürülmeyecek. Afrikalı kardeşlerimiz geleceklerine en az müreffeh ülkelerin vatandaşları kadar güvenle bakacak, umutla bakacak. Birleşmiş Milletler'e güven ancak bu şekilde yeniden sağlanabilir. 190'dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapı kabul edelim ki ne adildir."
"Güvenlik konseyi dünya beşten büyüktür ilkesine göre mutlaka reforme edilmelidir. Değerli dostlarım, bir yandan gelişen teknolojiye ayak uydurmamız gerekirken, diğer yandan daha adil bir düzenin inşası gibi meşakkatli ancak ulvi bir sorumluluk taşıyoruz."
"Bu noktada bazı temel prensipleri sizlerle burada paylaşmak istiyorum. Evvela uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı mevcut anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz. Unutulmasın ki yapanın yanına kar kaldığı, dahası cezasızlığın sıradanlaştığı bir uluslararası sistem çürümeye mahkumdur."
"İkinci olarak uluslararası iradenin krizlerin çözümünde tıkandığı her aşamada yeni bir yol açmak için bölgesel sahiplenmeyi kullanmak durumundayız. Türkiye olarak bu ilke ile hareket ettiğimiz Karadeniz tahıl koridoru gibi her konuda netice aldık. Hem bölgesel hem küresel güvenliğe katkı sunduk."
"Üçüncü olarak iş birliğini ve açık diplomasiyi devletler arası münasebetlerin merkezine koyan bir anlayışı mutlaka yeniden tesis etmeliyiz. Güvensizlik üzerine bina edilen bir siyaset anlayışının kazananı olmadığını, tarih bize acı tecrübelerle pek çok defa göstermiştir."
"Dördüncü olarak dünya genelinde gittikçe derinleşen gelir adaletsizliklerine çözüm üreten yeni bir paradigmayı beraber inşa etmeliyiz. Biz bunun yolunun ortak kalkınma, dayanışma ve bağlantısızlıktan geçtiğine inanıyoruz."
"Birbirine yollarla, ticaretle, enerji hatları ve ortak üretimle bağlanan toplumlar eninde sonunda huzur ve istikrarda birleşecektir. Son olarak insan merkezi teknoloji anlayışını hakim kılarak teknolojiye sahip olanlar ve olmayanlar arasında yeni duvarlar örülmesine izin vermemeliyiz. Bilinmelidir ki tekno kutuplaşma ve dijital hegemonya ne Birleşmiş Milletler Merkezli Sistemi'nin ne de onun asli unsuru olan devletlerin hayrınadır."
MEKKE SAVUNMA İTTİFAKI
"Kıymetli delegeler, Türkiye olarak bu ilkeleri sadece dile getirmekle kalmıyoruz. Attığımız her adımda daha adil ve insani bir uluslararası sistemin arayışındayız. Bölgesel sahiplenme anlayışıyla Pakistan ve Suudi Arabistan'la kurduğumuz savunma ittifakı ile hem aramızdaki dayanışmayı perçinliyor hem de bölgemizdeki sorunlara bölge içerisinden çözümler üretmeyi amaçlıyoruz."
"Körfez'de fitili ateşlenen çatışma ve savaş ortamının sona erdirilmesi için ilgili aktörlerle yürüttüğümüz çabalarımız sürüyor. Buradaki çatışmaları civar bölgelere yaymak gibi tehlikeli bir girişimin kimseye faydası olmadığının altını önemli çiziyorum. Gazze'de ise bir yıl evvel attığımız imzanın takipçisiyiz. Gazze'nin inşasına vakit kaybetmeden başlamamız gerekiyor. Bu konuda sizleri İsrail üzerinde daha fazla baskı kurmaya davet ediyorum. Şunu herkes artık kabul etsin. Filistin devletini boğma girişimleri hüsrana uğrayacaktır."
"1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve toprak bütünlüğüne sahip Filistin Devleti'nin vücut bulacağı o güzel günleri inşallah göreceğiz."
"Dostlarım 14 yıllık zulmün Ardından Suriye 8 Aralık devrimiyle Birlikte yeni bir yola girdi. Cumhurbaşkanı Şara'nın liderliğinde Suriye'nin her türlü iç ve dış tahrike rağmen güvenli, huzurlu bir ülke olma hedefine doğru ilerlediğini görüyoruz. Bu yolculuklarında kardeş Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz. Bir diğer komşumuz Irak'ta devlet otoritesinin güçlendirilmesi ve istikrarın tahkim edilmesi çabalarına desteğimiz tamdır. Kalkınma yolu projesi başta olmak üzere bölgemizin refahını artıracak stratejik ulaştırma ve enerji projelerinde Irak'la iş birliği içinde çalışıyoruz."
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI
"Karadeniz'de Seyri Sefer Emniyetinin yeniden tesisi, gıda güvenliğinin temini ve savaşın daha geniş bir coğrafya yayılmasının önlenmesi amacıyla taraflarla temaslarımızı sürdürüyoruz. Karadeniz'de ticari gemilere yönelik son saldırıların kim tarafından yapılırsa yapılsın kabul edilemez olduğunu bilhassa vurguluyorum. Hürmüz Boğazı'nda seyri sefer serbestlisinin korunması gerektiğine inanıyoruz."
"KIBRIS'IN İZOLASYONU SON BULMALI"
"Ege ve Doğu Akdeniz'de mevcut meselelerin iyi komşuluk ilişkileri temelinde ve uluslararası hukuka uygun biçimde çözülmesini arzu ediyoruz. Doğu Akdeniz Konferansı önerimiz müşterek bir zemin oluşturulmasına katkı yapacaktır."
"Bu vesileyle Birleşmiş Milletler genel kurullarında yaptığım çağrıyı bugün bir kez daha tekrarlıyorum. Kıbrıs, Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü tescil edilmeli, maruz bırakıldığı gayri insani izolasyon artık son bulmalıdır. uluslararası toplumu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımaya ve bu devletle siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkiler tesis etmeye davet ediyoruz."
"Türkiye gelişen savunma sanayisiyle, şoklara karşı dirençli ekonomisiyle, çatışmaların ortasında adeta bir istikrar adası olmayı sürdürüyoruz. Ülkemiz Avrupa'nın ayrılmaz bir parçası olarak kıtanın refah ve güvenliğinin temininde önemli roller üstlenmektedir."
AB, BALKANLAR, AZERBAYCAN-ERMENİSTAN
"Temmuz ayında başarıyla sahipliği yaptığımız NATO Ankara zirvesi ortak güvenliğimize ilişkin kararlılığımızın somut bir nişanesi olmuştur. Türkiye'nin güvenlik mimarisinin dışında bırakıldığı bir Avrupa'nın daha güçlü, daha güvenli olması açık söylüyorum mümkün değildir. Biz Avrupa Birliği ile geleceğimizi işte bu stratejik vizyonla şekillendiriyoruz."
"Balkanlar bizim güçlü tarihi, kültürel ve beşeri bağlarımızın olduğu bir bölgedir. Balkan barış platformunda birliğimizi derinleştirecek ortak adımlar atıyoruz. Güney Kafkasya'ya bakışımızda Son derece nettir Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barışın tesisini temenni ediyoruz. Sayın Aliyev ile Sayın Paşinyan'ın ortaya koydukları çözüm iradesini takdirle karşılıyor, destekliyoruz."
Ermenistan'la yürüttüğümüz normalleşme sürecini de kararlılıkla ilerletiyoruz. Şunu da memnuniyetle ifade etmek isterim. Türk Devletleri Teşkilatı yıldan yıla güçlenen örnek bir bölgesel işbirliği modeli haline gelmiştir.
"30 Ekim'de Ankara'da yapılacak. 13. Liderler Zirvesi teşkilatın önünde inşallah yeni kapılar, yeni ufuklar açacaktır. Aralık ayında Libya'da düzenleyeceğimiz 4. Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi ise yirmi yılı aşkın süredir geliştirdiğimiz kurumsal ortaklığımızın sembolüdür. Güney Asya'da Keşmir meselesi dahil tüm ihtilafların Birleşmiş Milletler şartı ve ilgili kararları çerçevesinde diyalogla ele alınması önemlidir. Yapıcı hareket edildiği takdirde her türlü sorunun çözümü mümkündür."
"Sudan'da ateşkes ve kalıcı barış çabalarına, Somali'de güvenlik, kalkınma ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi gayretlerine desteğimiz tamdır. Libya'da istikrar ve sükunetin korunması önceliğimizdir. Gündemdeki uzlaşı sürecinin Libyalıların liderliği ve sahipliğinde yürütülmesi zaruridir."
"ANTALYA COP31'İN EV SAHİBİYİZ"
"Bu yıl Kasım ayında Antalya'da COP31 zirvesine ev sahipliği yapacağız. Zirvede özellikle iklim adaletinin öne çıkarılmasını sağlayacağız."
"Geliştirdiğimiz ortaklıkla COP31'i finansman taahhütlerinin yerine getirildiği, teknoloji transferinin hızlandırıldığı ve verilen sözlerin somut adımlara dönüştüğü bir uygulama. COP'u özellikle COP31'i bizler için tüm dünyada birleştiğimiz bir birliktelik haline getirecektir. Bu fırsattan istifade ile sizleri Liderler Zirvesi'ne davet ediyorum. Eşim Emine Erdoğan'ın 2017'de dünya ortak evimizdir diyerek başlattığı sıfır atık hareketi o günden bugüne küresel bir farkındalık seferberliğine dönüştü."
"Şurası bir gerçek ki iklim kriziyle mücadelenin kuşkusuz pek çok yolu vardır. Sıfır atık hareketi tüm bu yolların birleştiği en sağlam köprüdür. Sizlerin de desteğiyle. bu köprünün daha da güçleneceğine inanıyorum."
"Burada şu gerçeği de dikkatinize getiriyorum. İklim değişikliği kadar büyük bir başka tehlike tüketim hırsıyla israf kültürünün yaygınlaşmasıdır. dünyada her yıl 5,8 trilyon tabak yemek çöpe gitmekte yani 2 milyar tonun üzerinde gıda israf edilmektedir bir tarafta tonlarca yemeğin çöpe atıldığı, diğer tarafta yüz milyonlarca insanın çöpten yemek topladığı bir dünyada adaletten bahsedilemez."
"Türkiye olarak gerek israfın önlenmesi çalışmalarına gerekse küresel gıda güvenliğinin sağlanmasına her türlü katkıyı yapmaya hazırız."
BAŞÖRTÜSÜ YASAKLARI
"Dünyamız hızla değişirken insanlıkta eş zamanlı olarak yeni sosyal tehditlerle yüzleşmeye başlamıştır. Batıda veba gibi yayılan İslam düşmanlığı bunların en başında geliyor. Bilhassa Müslüman kadınlar ve kız çocukları son yıllarda ayrımcılığa daha fazla maruz kalıyor."
Kimi ülkelerin okullarda uygulamaya koyduğu başörtüsü yasaklarını kadınların en temel haklarına yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz. Artan yabancı karşıtlı kültürel ırkçılık ve antisemitizmde kararlılıkla mücadele edilmesi gereken zehirli akımlardır.
"AİLEYİ KORUMAMIZ GEREKİYOR"
"Küresel cinsiyesizleştirme politikaların aile kurumuyla birlikte masum çocukları da hedef alan bir kuşatmaya dönüştüğünü bilmemiz lazım. Bu kuşatmayı ancak kadın ve erkekten oluşan aileyi koruyarak Türkiye lobilerin saldırılarına rağmen aile ve çocukların korunmasında inisiyatif almaya devam edecektir."
YAPAY ZEKA ÇAĞRISI
"Toplumsal barışı dinamitleyen bir diğer tehdit sosyal medyada yaygınlaşan dezenformasyon faaliyetleridir. Hakikati savunmak bugün daha önce hiç olmadığı kadar önemli hale gelmiştir. Aynı tehlikeyle kontrolü giderek zorlaşan yapay zekada da önümüzde bulunuyor."
"Yapay zeka için uluslararası ortak bir hukuki çerçeve oluşturulmasının vakti çoktan gelmiştir. Birleşmiş Milletler Uluslararası Yapay Zeka Sözleşmesi'nin hazırlanması ve yürürlüğe konulması için yürütülen çalışmalara hız verilmesi mühimdir. Değerli delegeler bugün burada açık yüreklilikle dile getirdiğim gerçekler elbette birilerini rahatsız edecek konforlarını bozacak. Yalanlarının maskesini indirecektir. Bunların sesimizi kısmak için her türlü algı operasyonuna başvuracaklarını da çok iyi biliyorum."
"GEREKİRSE BEDEL ÖDERİZ"
Merhum bir şairimizin ifadeleriyle:
"Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak halbuki biz sussak tarih susmayacak. sussa hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar."
"Tayyip Erdoğan olarak vicdanıyla tarihiyle merhametiyle büyük bir milletin cumhurbaşkanı olarak Rabbim ömür verdikçe bu kürsüden mazlumların mağdurların, kimsesizlerin hakkını savunmaya, onların da sesi olmaya, onların için de konuşmaya, mücadele vermeye inşallah devam edeceğim. Biz gerekirse sıkıntı çekeriz, gerekirse bedel öderiz."

YORUMLAR
İlk yorum yapan sen ol...