Turk Time
DOLAR
47,7558 %0.06
EURO
55,1473 %0.02
ALTIN
6741,4840 %0.55
BIST-100
13704,52 %-0.78
PETROL
88,1800 %0.44
BONO
41,6300 %0.07
ISTANBUL
BUGÜN
24/30°
ISTANBUL
YARIN
24/30°

BAŞTÜRK: DİYARBAKIR’DA İŞKENCEYE TANIKLIK EDEN İMAM VE ASKERLER KONUŞSUN!

İnsan onuru hiçbir hapishanede Diyarbakır Askeri Cezaevi’nde olduğu kadar ayaklar altına alınmamıştır. O işkenceleri yapan askerlerin ortaya çıkmasını, yargılanmalarını istiyoruz. Kimdi o askerler? emirleri kimden alıyorlardı? Orada 3 yıl geçiren Mesut Baştürk anlatıyor…

  • Son Güncelleme:
BAŞTÜRK: DİYARBAKIR’DA İŞKENCEYE TANIKLIK EDEN İMAM VE ASKERLER KONUŞSUN!

Sanem Altan'ın röportajı...

Son günlerde, Kürt açılımı meselesi içinde en ilgimi çeken Tarım Bakanı Mehdi Eker’in Diyarbakır Askeri Cezaevi’nin okula dönüştürüleceğini söylemesi ve ardından başlayan tartışma. Hasan Cemal “Biz gazeteciler 12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi’nde olanları daha iyi anlasaydık bu ülkede bazı şeyler değişirdi” demişti Neşe Düzel’le yaptığı bir röportajında. O lafı hiç unutmadım nedense. O lafın peşine takıldım ve o dönem cezaevinde kalmış birçok insanla sohbetler ettim. Ne kadar dinlemeye alışsanız, ne kadar onlar zaman zaman gülerek dahi anlatsa olanları aklımızın alamayacağı işkenceler yapıldı Kürtlere orada. Medya hiçbir zaman bu vahşetle yüzleşmeye gönüllü olmadı. Ama şimdi zamanı geldi işte. O binayı okul yapmak istiyorlar. O cehennemden geçmiş olanlarsa oranın aynen kalmasını, müzeye dönüştürülmesini ve orada Kürtlere neler yapıldığını insanların öğrenmesini istiyor. İşte Mesut Baştürk de, o cezaevinde üç yıl yatmış onlardan biri sadece.

Diyarbakır Askeri Cezaevi’nde kaç yıl yattınız?

Üç yıl yattım...

Hangi yıllar arasında?

1983’ün başında girdim 1986’da çıktım. Diyarbakır cezaevine girdiğimde 29 yaşındaydım. İki çocuğum vardı. Şu kesin ki dünyanın hiçbir yerinde tutuklular Diyarbakır’da olduğu kadar aşağılanmamıştır. İnsan onuru ve şerefi hiçbir cezaevinde bu kadar ayaklar altına alınmamıştır. Ama ne yazık ki toplum bu yaşanılanlara duyarsız kaldı.

Siz hangi şuçtan mahkumdunuz?

Kürdistan Sosyalist Partisi vardı, şimdiki lideri Kemal Burkay. O örgütten yargılandım. Bize açılan madde şu, vatanın bir kısım toprağını ayırmaya teşebbüs etme.

Hayaliniz neydi peki?

Türkiyede sosyalist bir Kürt devleti kurmaktı hayalimiz. Şimdi gerçek bu. Fakat silahlı mücadele falan değildi hedefimiz. Öyle bir eylemimiz de hiç olmadı. Amacımız bölgede örgütlenmekti. Çalışan insanları örgütlemek, eşit haklar. Gücümüz de iyiydi. Sosyalist anlayış çok yaygındı Kürtler arasında. Özgürlük Yolu grubu vardı, illegal partiydi. Orada çalışıyordum. Diyarbakır’da Devrimci Halk Kültür Dernekleri vardı, oraya gidip gelirdim. Başkanlığını da yaptım. 1980’den sonra tutuklanmalar başlayınca, Diyarbakır’dan çıktım. İzmir’de bir operasyonda yakalandım. Diyarbakır’da bir işkence merkezi vardı, orada sorgulandım. Gözlerimiz bağlıydı. Ağır işkence yapılıyordu 24 saat. Yemek yok, tuvalete gitmek yok. 45 gün burada kaldım. Ama Diyarbakır Askeri Cezaevi’ne geçince buranın hiçbir şey olduğunu anladık.

Dayak vaziyetine geç!

PKK ile hiçbir ilişkiniz olmuş muydu?

Hayır hiç olmadı. PKK 1980 öncesi örgütlenmeye başlamıştı ve güçlenmişti gerçekten. İlk silahlı mücadele Bucaklar’a karşı yapılmıştı, çünkü onlar devlet yanlısıydı. 1980 dönemi büyük çoğunluğu yakalandı, yurt dışına kaçanlar oldu. Gücü çok azalmıştı. Suriye’de örgütlenmeye başladılar. Ama Diyarbakır Cezaevi’nden çıkanlar, o zulmü görenler dağa çıkmaya başlayınca militan olarak tekrar güçlenmeye başladılar ve ilk büyük eylemi Eruh, Şemdinli’dir. İlk silahlı mücadele budur büyük çapta olan. Ve cezaevinde biz bunu duyduğumuzda sevinmişik. Öyle nefretle doldurdular insanları.

Tek kelime ile anlatmak isteseniz Diyarbakır Askeri Cezaevi’ni, ne derdiniz?

Orası bir cehennemdi ya...

Günlük hayat nasıldı orada?

Sabah altıda kalkardık. Altı yedi arası yerinde sayarak marş söyleme, ip gibi yan yana dizilirdik, 15 dakika sakal tıraşı, günlük bir bardak su hakkımız vardı, o suya sakal tıraşı olacaksın, içeceksin, tuvalete gideceksin. Yedide sabah kahvaltısı. Kahvaltıda genel olarak iki lokma ekmek, bir bardak çay, bir iki tane zeytin, bir parça peynir, bazen de bir tas çorbaydı. Tabii hiçbir zaman bunları yememize izin vermezlerdi. Saat tam dokuzda her gün tam dokuzda bir dakika bile değişmezdi havalandırmaya çıkılırdı. 9-12 arası sürekli yürüşüş marş söyleme. 50 tane marş ezberletmişlerdi. Ve sürekli dayak. Hep ayaktaydık. Öğle 12’de yemek verirlerdi. Bir mahkuma dört kaşık falan. Zaten hapishanede yemek hiç yoktu. Açlıkla işkence ediyorlardı. Bazen de fazla yemek vererek işkence ediyorlardı. Bitireceksin. 13.00’te tekrar havalandırma. Her türlü işkenceye orada devam. 19.00 yatış. Esas duruşta yatmak zorundasın. Yanlışlıkla bozdun, özel işkence görürdün.

Ne tür işkenceler yapılıyordu?

Akıl almaz şeyler. Ben 45 gün sorguda kaldım, çok kötü işkence gördüm. Falaka, elektrik verme, soğuk su. Ama Diyarbakır Cezaevi’nde olanlar inanılmaz bir vahşetti. Avlunun ortasında bir kapak vardı, içinden lağım akıyordu. Tek tek oraya indiriliyorduk, lağımın içinde nefesimiz kesilene kadar tutuluyorduk. Sıra dayağı zaten sıradandı. Kalaslarla, coplarla, demir çubuklarla durmadan vururlardı, durmadan. “Dayak vaziyetine geç” dendi mi avuçlarını açıyordun. Makata cop sokma... Çırılçıplak soyuyorlardı, eğilmemizi söylüyorlardı, makatlarımıza sigara sokup sigara iç komutu veriyorlardı. Çoğu zaman da bir tutukluya başka bir tutukluya cop sokması için işkence ediyorlardı. Yine çırılçıplak soyup erkeklik organından havaya kaldırırlardı. Psikolojik de çok işkence vardı. İnsan olduğunu unutmanı istiyordu.

Emirleri kim verdi?

Nasıl?

Hücrede lağım patlamış, her yer bok. Oraya koyuyor seni. Tek kişilik hücrede 20 kişi duruyorsun. Duramıyorsun ya neyse. O bokun içinde aç susuz dayak yemiş bitkin duruyorsun. Koğuşun bütün tavanı Türk bayrağı boyalıydı. Bütün duvarlar Kenan Evren resimleri, patlama resimleri, yazılar, marş sözleri falan vardı. Türkçe hiç bilmeyen insanlara Türkçe marş söylemeleri için baskı yapıyorlardı. Tarihi Çevir diye 45 kıtalık bir marş vardı, ezberlemek mümkün değil. 10. kıtasının ikinci mısra neydi diye soruyor. Bilmesi imkansız adamın. Ardından öldürünceye kadar dayak. Ziyaretçimiz gelmesin diye dua ederdik. Çünkü görüşe giderken de gelirken de iterler vururlar. Görüşte konuşmak yasak zaten. İki yanında asker durur ayakları ayağının üzerinde. Nasılsın iyiyim, bitti. Türkçe bilmeyen konuşamıyordu zaten. Yaşlı genç hiç ayırmazlardı. Her koğuşun gönüllü dayak grupları vardı mesela. Dayağa dayanamayacak yaşlı, hasta olanlar yerine gönüllü dayak yenirdi. Çırılçıplak sokup domaltıp iki elinle makatını açıyorsun içine silah mı sakların diye kontrol ediyor. Sürekli aşağılama. İşkenceden çok o aşağılanma yıpratıyordu hepimizi.

Banyo yapabiliyor muydunuz?

Hamam gibi bir yere götürüyorlardı. Soyun diyorlardı. Soyunuyorduk, üzerimize soğuk su tutuyordu hortumla. Dönüşte de koğuşa sürünerek getiriyordu. Hepimiz oluyorduk çamur. Bu yıkanmaydı. Zaten kış günü camları, yazın kaloriferi açarlardı.

Cezaevi okul değil müze olmalı

Bütün bu işkence emirlerini veren Yüzbaşı Esat Oktay Yıldıran mıydı? Bunları yapan askerler kimdi? Bunlar biliniyor mu?

Bunlar tabii ki bilinmiyor. Bu emirleri kim verdi. Kim uyguladı. Bir tane onurlu şerefli asker yok mudur o dönem orada olan. Çıksın o işkenceleri ben yaptım çok pişmanım insanlık dışı işkencelerdi desin. Demek aralarında cesur olan biri bile yokmuş. Biz bunların açığa çıkmasını istiyoruz. Kimdi o askerler? Hepinin kod adı vardı. İsimlerini bilmiyoruz. Bunlar açığa çıksın ve yargılansınlar istiyoruz. Bu emirleri kim verdi? Genelde çok iri askerlerdi. Kafaları çok geriydi, cahillerdi. Yüzbaşı Esat, cezaevinin amiriydi. Çok asker vardı. O sembolüydü. Sonra öldürüldü, kafasına sıktılar biliyorsunuz. Onu öldüren Bekaa’ya gitti orada kahraman ilan edildi Apo tarafından. Hepimiz de çok sevinmiştik öldüğünde.

Sürekli işkence ortamında yaşamanın insan üzerinde ruhsal etkileri neydi? Nasıl dayandınız olanlara?

Bilmiyorum nasıl dayandık. Dayanamayanlar itirafçı oluyordu zaten. Ama onlar da işkence görüyorlardı yine, belki biraz daha az. Zayıf insanlar oluyordu. Bu da normal yani. Bütün hayatın cezaevi oluyor. Her an ölebilirsin. Ancak biraz sonrasını düşünebiliyorduk. Dışarısı falan yoktu zaten. Zaman yoktu. Gerçeklik duygusunu da kaybediyor insan. Çoğu insan öldüğünü falan düşünüyordu. Öyle şeyler yapılıyordu ki, biri anlatsa inanmaz insan. İşte o yüzden birileri çıkıp konuşmalı artık. Bunları yapanlar konuşmalı.

Hapishaneden çıktıktan sonra ne hissettiniz? Siz niye dağa çıkmadınız mesela?

Diyarbakır’da kaldım. İnsanlar bizimle konuşmaya korkuyorlardı. Ama ben herkese anlattım ne yaşadıysak. Bütün olup bitenleri. Çok zayıflamıştım. Çıkan herkes hasta ya da mutlaka bir yerleri arızalı kalmıştır. Eşim ve iki çocuğum vardı. Onları bırakıp dağa çıkmak istemedim, bir de ne olursa olsun savaşla işin çözülmeyeceğini biliyordum. 1990’larda faili meçhuller başlayınca İstanbul’a geldik. Patlama sesi duyunca hala korkarım. Küçük çatapat sesi bile olsa irkilirim hemen. Asla bir karakola girmek istemem.

Cezaevi arkadaşları birbirinizden haberdar mısınız, toplanır mısınız mesela?

Tabii. Örgüt arkadaşlarımızdan, akrabalarımızdan, her şeyden daha yakındır o insanlar birbirine. Sürekli konuşuruz, hatta gülüyoruz bile anlatırken. Ama hep o günleri konuşuyoruz. Bazen rüya mıydı ya, film miydi diyoruz. İnanmak çok zor. Bir vakıf, dernek kurmak istiyoruz. Çalışmalarını yapıyoruz. Ve Diyarbakır Askeri Cezaevi’nin asla yok olmasını istemiyoruz, bize yapılanlar unutulmamalı. Unutturmaya çalışıyorlar ama unutmayız. Niye okul olsun, ’Demokratik İnsan Hakları Müzesi’ olsun. İnsanlar geçmişte orada neler yaşandı bilsin. O günkü askerlerden biri çıksın konuşsun. Biri ya, tek biri çıksın bari. Haftada bir gün bir imam geliyordu, bir saat vaaz veriyordu. O gidip anlatmaz mıydı mesela çok merak ederim. Nasıl Müslüman. İnsanlığa aykırı şeyler görüyor ve susuyor. Ben o adamı bile suçluyorum şimdi.

Aradan uzun zaman geçti ne hissediyorsunuz şimdi, içinizde büyük bir öfke var mı? Hapishanenin izlerini hala taşıyor musunuz?

İntikam alma ya da öfke dinmiyor. Dinmez de. Hayatlarımıza devam ediyoruz ama hiçbir şeyi unutmadık. Hiçbir şeyi. Dağa çıkmadık biz. Ama çıkan arkadaşlarımız var. Orada öldüler. Haksızlar mıydı, dağa çıkarken? Hiç sanmıyorum. Bizi yok etmek istediler, sindirerek ezerek bitirmek istediler ama başaramadılar. Öyle yanlış öyle yazık ettiler ki herkese. Geçen gün hava komutanı hala “Son kişi kalana kadar öldüreceğiz” diyordu. Başbakan’ın bu açıklama üzerine onu görevden alması gerek miydi sizce? Zaten anayasal güvence olmadan Kürt sorunu çözülmez. Bu şart. Ortada güven yok. PKK bu komutanın açıklaması üzerine “Ben de durmam” derse. Kim ne derse desin, Abdullah Öcalan’ın PKK üzerinde büyük etkisi var, onun yol haritası önemlidir bu yüzden. Çoluğa çocuğa yazık değil mi? Askerlerde hiç vicdan yok mudur?(vatan)

YORUMLAR 

KARTALIKAZIM

SEN İNTİKAMI YANLIŞ YERDE ARIYORSUN GİT KENEN EVRENE SOR HESABINI GİT KURŞUN ATANDA KURŞUN YİYENDE DİYENLERE SOR DİKTANIN BAŞIMIZA GETİRDİĞİ ÖZALA VE SİMDİ HAYATTA OLAN AVANESİNE SOR HESABINI SEN İŞKENCE GÖRDÜNDE METRİSTE SANSARYANDA KİLER GÖRMEDİMİ.EN ÖNEMLİSİ BİZİM OĞLANLAR BAŞARDI DİYİP DARBECİNİN AĞA BABASINA SOR.GENE BAŞIMIZA ÇORAP ÖRÜLÜYOR GENE SENİN VE BİZİM GİBİLERİN PATLICAK KABAK BAŞIMIZA SEN SEN OL BU SÖZDE DEMOKRASİ HAVARİLERİNE PEK GÜVENME.

ANADOLU KARTALI

YALAN YAGMURU SIDDETINI ARTIRARAK DEVAM EDIYOR. UYDURMA HIKAYELER ILE TURK HALKININ TEPKISINI VE SAVUNMA ICGUDUSUNU SONDURMEYE CALISIYORSAR. BIR YALANLARI VARDI, MALAZGIRT, CANAKKALE, KURTULUS SAVASLARINI BIZIM SAYEMIZDE KAZANDINIZ DOLAYISI ILE TURKIYE'NIN YARISI BIZIM..IKINCI YALAN DA BU DIYARBAKIR CEZAEVI HIKAYESIDIR. OLUP OLMADIGI SUPHELI BIR IKI MUNFERIT OLAYI SLOGANLASTIRIP 25 YILDIR ISLEDIKLERI CINAYETLERE MESNET YAPACAKLAR AKILLARI SIRA..O ANLATILANLAR YAPILSA HERKES MUM GIBI OLURDU MUM..

ibrahim

hadi sizde orda bu memleket bizimde memleketimiz ben bir kürt olarak nalet ediyom ayrımcı insanlara oceza evindeki askerler bulunsun komtanlar bulunsun arkasına cop sokulsun sonra rahat ederiz pıroplem cözülür ben ayrımcı deyilim ama ama daga cıkılmasaydı bizrahat edemezdik şimdi rahatız ama diyarbakır ceza evi unutlumuycak ve hesbı sorulacak ve soruluyorda esen kalın yoldaşlar

hulya

Ah ah ne yapmak istiyor bu insanlar anlamak mümkün değil!! Ortaokulda bizimde matematik öğremenimiz bizi dövmüştü!! Bende ondan hesap soracağım.O gücü nereden almış öğreneceğim:)))

badigart

cezaevinde bu işkenceleri gören adamların ailesi nasıl dağa çıkmasın nasıl öcünü almasın bu akılalmaz işkencelerin. hayvan koruma dernekleri bile varken bu imsanları nie kimse korumaz. yok kardeşim eğer korumazsan bu adamlar dağa çıktıktan sonra senin diyecek bi lafın olmaz.

insanim ben

bu turkiyede bulunan sey degil butun buna benzer ulkelerde ayni sey yasaniyor kisacasi sunu soylim allahtan korkuyormusunuz yoksa korkmuyormusunuz insan oglu bir fukara kime kalmis kime dunya su insan oglunun yarasini kimler sara demedimmi zalim nefsi gunler omurden gecer dunya yarami deser kulkula mezar eser demedimmi zalim nefsim gerisini olunce anlarsiniz cunku insan olmayive insan gibi davranmayi bilmiyoruz 3gunluk dunya icin degermi hemde sonu olan dunya icin ya ahireti dusundunuzmu

darwinci

Sağ-Sol çatışması var iken, 12 Eylul sonrası doğan PKK'nın hedefinde niçin askerler olduğunu hiç düşündünüz mü? Diyarbakır ve Mamak işkenceleri yaptıran ve yapanların cezalarını kim verecek? Allah mı? GECİNİZ!!! Ne olduysa binlerce ŞEHİTLERİMİZE oldu.

Ahmet KAYA

Dalton sülalesinin ayrıştırma merakını biliyoruz. Tamam... Diyarbakır cezaevinde işkenceler olmuştur. Peki Erzincan, Mamak, Ulucanlar...v.d. cezaevlerinde işkence yok muydu? Yoksa ordakilerin ezici çoğunluğu -ülkücü ya da solcu- Kürt olmadığı için onların gördüğü işkenceler haber değeri taşımıyor mu? Bu memlekette Kürtlere işkence yapmak suç, Türklere işkence normal birşey mi? Şu işkenceyi Türk-Kürt ayırdetmeden lanetlemek bu kadar mı zor?

Gözleri FETO güzel

Her hapishaneye o bölgeden tutuklu kisiler konur,hükümlülerde durum farklidir biraz.Dolayisiyla diyarbakir hapisanesine de genellikle o bölgenin insanlari yani kürtler konur.Izafi olarak kürtlere yapilan iskenceler daha vahimdir denilebilir ama bu 12 eylül Istanbula gelmedi anlamina gelmez.Muzaffer Erdostun kardesi Ilhan erdost Ankara mamak cezaevinde dövülerek öldürüldü.Metrisi yasayanlar bilir.Ankara DAL iskencehaneydi.iskence diyarbakirin degil zalimlerin kültürüdür ve zalimler her yerdedir

komando

bastürk,hadi sende ordan,baska birsey bildiginiz yok diyarbakir,diyarbakir,ne oluyor sanki diyarbakiri bassehir edinmisler bosuna hayal etmeyin bosu bosuna eski yaralari kasiyipta halkin huzurunu bozma,sevgi pitircigini kutlarim dogru yazmis. öyle terör örgütüne yaltaklik yapmayin bu millet ne yapacagini cok iyi bilir,ve kürt sorunu deyipte öcalan haininin ve ahmet türk haininin ekmegine yag sürmesinler.

SİLİVRİ PASPASÇILARI KİM?

Altanlar Demokrasi tarihinde 'Demokrasi kahramanları' olarak anılacaktır. Ne mutlu onlara!.. Ayrıca her dedikleri çıkmıyor mu? Onlar olmasaydı bugün bildiğimiz bir-çok şeyi bilebilir miydik? Eğer bugün Silivri diye bir ilçe 'popüler'se onlar sayesinde değil mi?

YAKOMOZ

ALTANLAR.....ALTANLAR.....AHMET,MEHMET,SANEM...ALTANLAR.KAŞIYIN BAKALIM.MİLLET, SİZİN GİBİ DÜŞÜNMEZ.NE SEKSEN ÖNCESİ, NEDE BUGÜN.HINCINIZ BUNADIR.ÇIRPINMAYIN,BU BÜYÜK MİLLET,SİZLERİ SEVMİYORRRRRRRRR...

sevgi pıtırcığı

Diyarbakır"daki insanlık suçu işleyenler tek tek ortaya çıkartılıp bir an önce yargılanmalı.Mr.Hasan Cemal"in 12 Eylül"ü anlamak gibi samimi bir derdi olsaydı sadece Diyarbakır"da olanları anlayamadıklarından bahsetmezdi.12 Eylül Türkiye"nin üzerinden silindir gibi geçti.Sadece Doğu-G.Doğu bölgesinde darbe yapılmadı.İşkence sadece Diyarbakır"da yapılmadı.Gerçekten işkenceyemi karşılar bu Mrbaylar yoksa Kürt meselesini kaşımak için iyi bir malzememidir 12 Eylül"de Diyarbakır"da olanlar???

YORUM YAP 

Bu bölüm boş bırakılamaz
Bu bölüm boş bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz