Turk Time
DOLAR
47,9199 %0.02
EURO
56,0082 %0.92
ALTIN
6962,0140 %4.27
BIST-100
14458,98 %2.34
PETROL
90,0800 %-0.06
BONO
40,8700 %-0.22
ISTANBUL
BUGÜN
23/31°
ISTANBUL
YARIN
22/29°

Ural Aküzüm yazdı: İran yaptırımları kalkarsa Türkiye ne kazanır?

Dünya Gazetesi yazarı Dr. Ural Aküzüm, ABD ile İran'ın anlaşmaya varmasını ve yaptırımların kalması durumunda Türkiye'nin kazanımının ne olacağını değerlendirdi.

  • Son Güncelleme:
Ural Aküzüm yazdı: İran yaptırımları kalkarsa Türkiye ne kazanır?

Aküzüm, Türkiye'nin sadece komşu pazardaki ihracat artışı yaşamayacağını enerjiden cari açığa, lojistik gelirlerden sınır ticaretine pek çok alanda kazanç sağlayacağını ifade etti.

URAL AKÜZÜM'ÜN YAZISI ŞÖYLE:

İran yaptırımları kalkarsa Türkiye ne kazanır?

İran’a yönelik yaptırımların kalkması Türkiye için yalnızca komşu pazarda ihracat artışı anlamına gelmez. Bu gelişme, enerji maliyetleri, cari açık, lojistik gelirleri, sınır ticareti, müteahhitlik hizmetleri, finansal işlemler ve bölgesel jeoekonomi bakımından çok katmanlı bir fırsat penceresi açar. Ancak bu pencere kendiliğinden kazanca dönüşmez.

ABD ile İran arasında sa­vaşın bitmesine ilişkin açıklanan mutabakatın en kritik maddesi, askeri gerili­min sona erdirilmesinden çok, İran’a yönelik yaptırımların ka­demeli biçimde kaldırılmasını öngören yedinci maddedir. Çün­kü Ortadoğu’da silahların susma­sı diplomatik bir başlıktır; yap­tırımların kalkması ise enerji fiyatlarından dış ticarete, banka­cılık işlemlerinden lojistik kori­dorlara kadar doğrudan ekono­mik sonuç doğuracak bir kırılma­dır. Türkiye açısından bu gelişme yalnızca komşu ülkeyle ticaretin artması anlamına gelmez. Aynı zamanda enerji maliyetlerinin düşmesi, ihracat pazarlarının ge­nişlemesi, transit ticaretin can­lanması ve bölgesel finansman mimarisinde yeni bir alan açıl­ması anlamına gelir.

Yaptırımların hukuki zemini neydi?

İran’a yönelik yaptırımlar iki ana hatta gelişti. Birinci hat, Bir­leşmiş Milletler Güvenlik Konse­yi kararlarıyla oluşturulan ulus­lararası yaptırım rejimidir. Bu re­jimin merkezinde İran’ın nükleer programı, uranyum zenginleştir­me kapasitesi, füze teknolojileri, hassas mal ve teknoloji transfer­leri ile belirli kişi ve kurumların malvarlığı dondurma tedbirleri yer aldı. 2015 tarihli nükleer an­laşma, yani JCPOA, bu yaptırım­ların önemli bölümünün askıya alınması veya kaldırılması için hukuki zemin oluşturmuş; 2231 sayılı Güvenlik Konseyi kararı da bu düzeni uluslararası hukuk dü­zeyinde çerçevelemişti.

İkinci hat ise Amerika Birle­şik Devletleri’nin tek taraflı yap­tırımlarıdır. Bunların bir kıs­mı Başkanlık kararnameleri­ne, bir kısmı Kongre tarafından çıkarılmış kanunlara, bir kıs­mı da Hazine Bakanlığı’na bağ­lı OFAC düzenlemelerine daya­nır. Bu yaptırımların en önemli özelliği, yalnızca Amerikan kişi ve şirketlerini değil, üçüncü ül­kelerdeki banka, sigorta, taşıma, enerji, petrokimya ve finans ku­ruluşlarını da etkilemesidir. Bi­rincil yaptırımlar Amerikan ki­şi ve kurumlarının İran’la işlem yapmasını yasaklarken, ikincil yaptırımlar Amerikan sistemiyle doğrudan bağlantısı olmayan ya­bancı kişi ve şirketleri de Ameri­kan finansal sisteminden dışlan­ma riskiyle karşı karşıya bırakır. İşte Türkiye’de bankaların, ener­ji şirketlerinin ve ihracatçıların uzun yıllardır İran konusunda çok dikkatli hareket etmesinin temel sebebi budur.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

YORUMLAR 

YORUM YAP 

Bu bölüm boş bırakılamaz
Bu bölüm boş bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz