Turktime’ın Şamil Tayyar İle Medya Ve Siyaset Dünyasını Sarsan Röportajı
(TURKTİME-ERSİN TOKGÖZ) Son günlerin en çok konuşulan gazetecilerinden Star Gazetesi Ankara Temsilcisi Şamil Tayyar Turktime’a olay yaratacak açıklamalarda bulundu. Tuncay Özkan’la kavgasından Muharrem Sarıkaya ile hesaplaşmasına, medyanın kapı arkasında yaşanan olaylardan gündemdeki konulara kadar her şey sadece Turktime’da…
- Son Güncelleme:

15 Şubat 2007
ŞAMİL TAYYAR: MİLLİYET’TE “SİYASİLERE BULAŞMA” UYARILARI… TURKTİME: Bu ambargolardan aklınızda kalanlar neler? Somut örnek verebilir misiniz? ŞAMİL TAYYAR: Mesela Milliyet’te çalıştığım dönemde Hasan Celal Güzel Milli Eğitim Bakanı iken, gazete yönetimine çok sık baskı yapardı. Hatta bir keresinde bir yazımla ilgili beni gazete yönetimine şikayet etmişti. O zaman Altan Öymen genel yayın yönetmeniydi. Ve Öymen, beni, “Hasan Celal Güzel ile ilgili yazılara daha çok dikkat edelim” diye uyardı. Yine Milliyet’te Mesut Yılmaz bazı yazılarımdan dolayı çok rahatsız olmuştu ve beni şikayet etmişti. O zaman Derya Sazak Ankara temsilcimizdi ve beni yanına çağırdı. “Mesut Yılmaz Milliyet ile ilişkisini sana endekslemiş, ne yapıyorsan yap bu işi düzelt” diyerek Mesut Yılmaz’a gönderdi. TURKTİME: Gittiniz mi? ŞAMİL TAYYAR: KÖTÜ ADAM OLMAYI KABUL ETMEDİĞİM İÇİN BAŞBAKAN’I İZLETMEDİLER… TURKTİME: Bu cevaba tepkileri ne oldu? ŞAMİL TAYYAR: TURKTİME: Sabah? ŞAMİL TAYYAR: SABAH’IN “AKP” SİFRESİ! TURKTİME: Örneğin? ŞAMİL TAYYAR: AK PARTİ'Yİ EN RAHAT YENİŞAFAK'TA ELEŞTİRDİM... TURKTİME: Yeni Şafak? ŞAMİL TAYYAR: Yeni Şafak’a dışarıdan bakıldığı zaman iktidara yakın gazete olarak görülür. Ama belki de en rahat çalıştığım yerlerden biri oldu. Benim yazılarım diğer yazarlarla karşılaştırıldığı zaman çok aykırı yazılardı. Orada da Maliye Bakanı hakkında üç tane belge yayınladım. O yazım bile gazetede kullanıldı. Hatta bazı okurlar “Biz bu yazıyı okurken bir an şaşırdık, Cumhuriyet mi okuyoruz” diyerek şaşkınlıklarını ifade ettiler. Ona rağmen orada bana müdahale edilmedi. Bugün özgürlükçü olduğunu söyleyen Cumhuriyet’te hükümet lehine bir cümle bile bulamazsınız ama ben Yeni Şafak’ta hükümet aleyhine çok yazı yazdım. TURKTİME: Yeni Şafak’tan ayrılmanızı bu yazılara özellikle Unakıtan ile ilgili o belgelere bağlayanlar oldu… ŞAMİL TAYYAR: TURKTİME: Tüm bu müdahalelere bakınca bugün Hürriyet Gazetesi etrafında yapılan etik tartışmaları, müdahale suçlamaları çok da anlamlı değil... ŞAMİL TAYYAR: STAR BENİ BİR İKİ KEZ UYARDI... TURKTİME: Peki şu anda Star’da durum nasıl? Uyarılar sizde de yapılıyor mu? ŞAMİL TAYYAR: Burada bana ciddi anlamda müdahale edildiğini söyleyemem. Yönetimin bana sadece bir iki yazımla ilgili uyarısı oldu. Ama o da gazete içindeki yazarlarla ilgiliydi. Kurum içinde çatışma ortamı yaratılmasın endişesiyle söylendi. Ben de gerekli düzeltmeyi yaptım. Ben birkaç kez gazete yönetiminin politikalarını eleştiren yazılar yazmıştım. Bu anlamda birkaç yazım da yayınlandı. İlla kaldıralım şeklinde değil de olmasa daha iyi olur, gereksiz tartışma olmasın dendi. Kendi açımdan da doğru bulduğum için çıkardım. Ama çıkarmasaydım da problem olmazdı. SABAH VE MİLLİYET BENİ TASFİYE ETTİ, ÇÜNKÜ... TURKTİME: Uzun yıllardır gazetecisiniz ama grafiğiniz en çok Star’ın bu son döneminde yükseldi. Bu yükseliş gazeteciliğinizin artık olgunlaşma dönemine gelmenizden mi yoksa Star’ın yeni yönetimi ile kan uyuşmasının doğurduğu bir sinerjiden mi kaynaklanıyor? ŞAMİL TAYYAR: KAFA OLARAK UFUK GÜLDEMİR İLE AYNIYIM! TURKTİME: Neden illa temsilcilik istediniz? ŞAMİL TAYYAR: Yıllarca ara insan gücü olarak çalıştım. Hiçbir yönetici altında en az kendisi kadar iyi bir yönetici istemiyor. Bunun istisnaları var. Örneğin Ufuk Güldemir bunlardan birisidir. Çok yıldız yarattı. Kendisini eleştirenlere de şunu dedi; “Bunlar benim karşıma birer rakip olarak çıkabilirler ama sonuçta o yıldızları ben yarattım.” Ben de kafa olarak Güldemir’le aynı yapıdayım. TURKTİME: Bu anlamda örneğin temsilci olarak nasıl bir uygulama yaptınız? ŞAMİL TAYYAR: TURKTİME: Burada o handikap aşıldı mı? ŞAMİL TAYYAR: TURKTİME: Star’daki son durum nedir? Yayın yönetmenliği için en önde sizin adınız geçiyor. ŞAMİL TAYYAR: BOLU DAĞI KARLIYDI, GERİ DÖNDÜM!.. TURKTİME: Peki, o zaman tüm bunlar neden yazıldı? ŞAMİL TAYYAR: Eğer böyle bir senaryo varsa, bu senaryoyu giden ekipten bazılarının ismimi Süper Poligon’a sızdırarak “böyle bir şey varsa da doğmadan öldürelim” düşüncesiyle hesapladıklarını düşünüyorum. Şu anda Yayın Yönetmenliğine Ahmet Kekeç bakıyor. Kekeç, dışarıdan hep yazar diye görüldü ama aslında mutfaktan gelen bir isim. Bu işi de çok rahat yapabilecek bir arkadaşımız. Hatta bu tür dedikoduların çokça yapıldığı bir dönemde Kekeç bana “Burada darbe yaptık. Ben geldim” diye espri yaptı ben de ona “Yola çıkmıştım, bolu dağı çok karlıydı, geri döndüm” diye espriyle cevap verdim. Yani biz bu konuları espri ile konuşacak kadar rahatız, hiçbir problem yok. TUNCAY ÖZKAN İSTİHBARAT DESTEĞİ İLE UĞUR DÜNDAR GİBİ BİR GAZETECİYİ YEDİ, FATİH ALTAYLI’YI SAHANIN DIŞINA İTTİ! TURKTİME: Star’ın yayın yönetmenliği için sizin adınızın geçmesini “…Eğer böyle bir senaryo varsa, bu senaryoyu giden ekipten bazılarının ismimi Süper Poligon’a sızdırarak “böyle bir şey varsa da doğmadan öldürelim” düşüncesiyle hesapladıklarını düşünüyorum.” diye değerlendirmiştiniz. Giden ekiple bir probleminiz mi vardı ki bu düşünceye kapıldınız? ŞAMİL TAYYAR: Aslında herhangi bir sıkıntı yoktu. Ama sanırım böyle bir operasyonun gerçekleşmesinde benim de kısmi bir katkım olabileceğinizi düşünenler vardı. Sanırım bu, ondan kaynaklanan bir düşünceydi. Sonuçta bu yapıyı bilmedikleri için böyle bir kanıya kapıldılar. Sonuçta ben sıradan bir Ankara Temsilcisiyim. Öyle bir gücümün olması mümkün değil. Biz Alev beyle de son derece uyumlu bir çalışma gösterdik ama fikri olarak bazı noktalarda ayrılıklarımız vardı. TURKTİME: Mesela? ŞAMİL TAYYAR: Onlar hepimiz Hrant Dink’iz, Ermeniyiz derken ben bu sloganın yanlış olduğunu düşünüyordum. Belki de bundan hareketle bazı yorumlar yapılmıştır. TURKTİME: “Ben sıradan bir Ankara temsilcisiyim” diyorsunuz ama size dışardan atfedilen güç hiç de öyle değil. Şamil Tayyar patronajla çok yakın olarak biliniyor… ŞAMİL TAYYAR: Ben buraya gelirken bana iş teklifini yapan gazetede görev almamı söyleyen kişi o zaman genel yayın yönetmeni olan Fatih Karaca’ydı. Ben yazar olarak anlaşmıştım. Fatih bey başlamadan önce bana biraz daha beklememi söyledi ve birkaç gün sonra beni arayarak beni temsilci olarak düşündüklerini ifade etti. Ben yazar olarak anlaştığımızı ama temsilciliğin çok farklı bir format olduğunu söyleyerek tereddütte kaldım. ZÜLFİKAR DOĞAN’DAN SONRA TEMSİLCİ OLMAK BENİ RAHATSIZ ETMİŞTİ! TURKTİME: Neden? ŞAMİL TAYYAR: Zülfikar Doğan’dan sonra geliyor olmak beni çok rahatsız etmişti. Çünkü onunla Milliyet’te 9 yıl birlikte çalışmıştım. Star TV’ye de ekip olarak birlikte gittiğim arkadaşımdı. Onlar da bana “Zülfikar’ın gönderilmesi, senin önünü açmak için yapılan bir operasyon değil. Sen olmasan başkası olacak. Kendimize göre gerekçelerimiz var.” dediler ve ben teklifi o zaman kabul ettim. TURKTİME: Yani söylendiği gibi patronajla yakın bir ilişki ve o ilişkiden doğan gücünüz yok mu? ŞAMİL TAYYAR: Ben gücümü her zaman kendi emeğimden ve ürettiğim işlerden aldım. 24 yaşında Milliyet’te sıradan bir muhabirken Cumhurbaşkanı ile doğrudan konuşan bir adamdım. Başbakanla ilişki benim yeni keşfettiğim bir ilişki değil. 24 yaşında nikah şahidim Başbakan Akbulut idi. Ama kendimi ifade etme imkanı bulamadığım için bazı şeyler görülmedi. Star’da kendimi biraz daha iyi ifade etme imkanı bulunca böylesi spekülasyonlar yapılmaya başladı. Son dönemde her yere çomak sokuyoruz. Çomak sokunca birileri bu şekilde spekülasyonlarla vurmaya çalışıyor. TURKTİME: Yönetimin böyle bir tasarrufu yokken sizin yayın önetmeni olarak gösterilmeniz yönetimle sizin aranızda bir sıkıntıya neden oldu mu? Bu nedir diye aradılar mı sizi? ŞAMİL TAYYAR: Hayır, bana bir şey gelmedi çünkü bu haberlerin ben kaynaklı olmadığı kesin. Orta derece zekaya sahip herkes böyle bir şeyin en fazla zarar vereceği kişinin ben olduğunu bilir. İş kesinleşmemişken, karar verilmemişken, benimle ilgili böyle bir kanaat oluşmamışken bunun yazılıyor olması en çok bana zarar verir. Bizim sektör sanat yada siyaset dünyası gibidir. Sevenlerinizden çok düşmanlarınız vardır. Bu haberler sitelere düştüğü zaman düşmanlarınız kırk koldan üzerinize yürüyerek aleyhinize kampanyalar başlatırlar. “301 CEMİL TAHTAYA” MANŞETİ YANLIŞTI TURKTİME: Alev Er’i “301 Cemil Tahtaya” manşeti götürdüğü söyleniyor. Siz olsaydınız gazetenin başında öyle manşet atar mıydınız? ŞAMİL TAYYAR: Hayır, atmazdım. Herkes bilir ki bir Bakan’ın böylesi bir hayati konuda tek başına engelleyici olması mümkün değil. Bunu sadece bir Bakan’a bağlayıp onun üzerinden vurmaya çalışmayı ben çok doğru bulmam. Bunu o zaman da yanlış buldum. Siyasi iktidara zarar verir yada vermez anlamında değil ama bu konuda bir kavga verilmek isteniyorsa bu kavgayı Cemil Çiçek’e değil Başbakan’a karşı vermek gerekir. TURKTİME: Er’i gerçekten de o manşet mi koltuğundan etti? ŞAMİL TAYYAR: Benim edindiğim intiba şu; Böyle bir düşünce önceden de vardı, sadece o gün realize edildi. Bunun 301 ile falan alakası yok. Geriye dönüp baktığımız zaman bu gazetede “Efsane Geri Döndü” diye manşet var. Eğer çok art niyetli olsa o manşet atıldığı gün görevden alırlardı. YAZDIKLARIMDAN KİMSE BAŞKA ANLAMLAR ÇIKARMASIN TURKTİME: Tuncay Özkan, Sinan Aygün, Tevfik Diker… Sık sık eleştiri potanıza giriyor ve hepsinin ortak özelliği “ulusalcı” olarak bilinmesi. Ulusalcılarla bir derdiniz mi var? ŞAMİL TAYYAR: Ben bu isimlerin ortak paydasına bakmadım ama ulusalcı olmadıkları kesin. Geçenlerde birisi “Şamil sürekli bu değerlere sataşıyor. Geçmişte de kendisi bu değerlere sahip çıkan birisiydi niye şimdi bunu yapıyor” diye sormuş. Ben hayatımın hiçbir döneminde ulusalcı olmadım. Ulusalcılığın içi boş bir kavram olduğunu düşünüyorum. Açıkçası, ne anlama geldiğini bilmiyorum. Biri çıkıp izah ederse memnun olurum. Üçünün de ortak noktası ulusalcı dediniz ama hayır, öyle bir ortak noktaları yok. Geçenlerde bunu Sinan Aygün’e de sordum. “Hayır” dedi. “Ben ulusalcı falan değilim. Milliyetçiyim.” O da sonuçta bir sivil toplum örgütü başındaki isim. Vereceği mesajlara dikkat etmesi, çok ağır ifadeler kullanması lazım. Yerel ölçekte bir sivil toplum kuruluşunun her konuda ortaya çıkıp konuşmasını doğru bulmadığım için eleştiriyorum. TURKTİME: Sinan Aygün’ü hizaya getirmek için iş dünyasının “akil adamlarının” Aygün ile görüştüğünü yazmıştınız. Bu yazınızın sonunda “Bu toplantıdan kendine ders çıkarmış mıdır, göreceğiz.” ŞAMİL TAYYAR: Evet, gelmiş gibi gözüküyor… TURKTİME: Peki Tevfik Diker’i neden eleştiriyorsunuz? ŞAMİL TAYYAR: Tevfik Diker’i ise ben Meclis’e girdiği zaman tanımıştım. O zaman çok demokrat bir kimliği vardı. Ondan dolayı da çok iyi bir hukukumuz oldu. Ama zaman içinde siyasette kendisine uygun bir yer bulamadı ve belki bunun da etkisiyle savruldu. Bugün ortalıkta dolaşıyor ama ne adına niçin dolaşıyor, fikri altyapısı nedir bilmiyorum. Tevfik Diker ile ilgili tavrım da çok net. Genelkurmay başkanına mektup yazıp da müdahale edin demeyi bir demokrat olarak çok doğru bulmuyorum. Bu Diker değil siz de olsanız aynı tepkiyi gösterirdim. Yazılarımdan hiç kimse farklı bir anlam çıkarmasın. TURKTİME: Tevfik Diker ile ilgili “Bu adamı deşifre ediyorum ki herkes tanısın. Çünkü bu memleket için ‘ulusal tehdit’ olmaya başladı.” diye yazmıştınız. Bu tavır da en az eleştirdiğiniz ulusalcıların bakışları kadar abartılı bir bakış değil mi? Bir kişinin yada grubun çıkışını hemen ulusal tehdit olarak adlandırıp tepki koymak o abartılı refleksle aynılık taşımıyor mu? ŞAMİL TAYYAR: Ben Tevfik Diker’den neredeyse haftada bir mesaj alıyorum. Bunlar sadece bana gönderilmiş mesajlar değil. “20 subay Genelkurmay’a mektup yazdı…” Açıkla diyorsunuz, açıklayamıyor. Dört tane emekli astsubaya bir kağıt imzalatıyorsun generaller var diyorsun. Ülke çok hassas bir dönemden geçiyor. Hükümetle asker arasındaki çatışmanın kime ne yararı olabilir. Sürekli olarak bu körüklenmeye çalışılıyor. Dolayısıyla bu, ulusal güvenlik problemidir diyorum. Bazen bir deli kuyuya bir taş atıyor 40 akıllı çıkaramıyor. Bu işler böyle başlıyor. İkinci Dünya savaşına da iki tane gemi yüzünden girmedik mi? Dolayısıyla bunları çok fazla hafife almamak gerekiyor. Yarın işi öyle bir hale getirirler ki çok büyük problemler çıkabilir. O yazıda Genelkurmay Başkanlığı’na da mesajım vardı: “Siz de bunları itibarsızlaştırın ki sizin adınıza siyaset yapmaya çalışanlar bundan rant yiyemesinler ve ülke demokrasisine zarar veremesinler.” Şu anda Tevfik Diker izlediği stratejiyle demokrasiye de zarar vermeye başlamıştır. Ben uyardım. TUNCAY ÖZKAN ULUSALCI DEĞİL, MENFAATÇİ TURKTİME: Tuncay Özkan da mı ulusalcı değil? ŞAMİL TAYYAR: Açıkçası Tuncay Özkan’ın ne olduğunu anlamış değilim. Geçende yine konuşmuş; “sağcıysanız MHP’ye, solcuysanız CHP’ye oy verin” demiş. Ben böyle bir ideolojik kafayı hiçbir şekilde kategorize edemiyorum. Olsa olsa bunun ortak paydası menfaat olur. Dün Mesut Yılmaz’la kol kola siyaset yaptınız bugün CHP’ye oy istiyorsunuz. Mesut Yılmaz’ın siyasi mirası Anavatan partisi, orada devam edin o zaman. Ama hayır, o zaman güç onlardaydı. TURKTİME: Şimdi de güç Ak Parti’de. Bu durumda Ak Parti ile ilişkilerinin iyi olması gerekmez miydi? ŞAMİL TAYYAR: Anlıyoruz ki, Ak Parti ile uyuşamadığı için, Başbakan’a ters düştüğü için onlara alternatif olabilecek her türlü siyasi oluşumun arkasında. Demek ki burada bir menfaat var. Dolayısıyla Tuncay Özkan’ı da ulusalcı olarak değil menfaatçi olarak tanımlamak mümkün. Geçenlerde Tuncay Özkan ile bir telefon görüşmem olmuştu. Kanaltürk’te “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak, uğruna ölen varsa vatandır” diyordu. Tuncay’a “Üniversite yıllarında bunu biz söylüyorduk ve siz çıkıp bize faşist diye bağırıyordunuz. Biz kırkından sonra devrimci olduk, siz faşist mi oldunuz şimdi?” dedim kahkahalarla gülüp “Ne yapalım şartlar böyle” dedi. Demek ki arkadaş şartlara göre uyum sağlayabiliyor. Şimdi siz Tuncay’a ulusalcı diyebilir misiniz? TURKTİME: Yazılarınıza baktığımızda sadece ulusalcı olmayıp öyle görünmesinin eleştirisinden daha fazla şeyler olduğunu görüyoruz. Neden bu kadar sertsiniz Özkan’a karşı? ŞAMİL TAYYAR: Tuncay, bir işçi oğluydu ve üniversiteyi üç kot pantolonla bitirdi. Şimdi Polat Towers’da oturuyor, 17 milyon dolardan bahsediyor. Demek ki ortada yanlış giden bir şeyler var. Biz diyoruz ki bir gazeteci kendi gücünü başka alanlarda kullanıyor ve bunu ranta dönüştürüyorsa bu yanlıştır. Dolayısıyla bir gazeteci olarak buna tepki gösteriyorum. TUNCAY ÖZKAN’LA GEÇMİŞ DÖNEME İLİŞKİN BİR TANE PROBLEMİM OLDUĞUNU GÖSTERSİNLER, GAZETECİLİĞİ ŞU ANDA BIRAKIRIM. TURKTİME: Tuncay Özkan’la karşı karşıya gelmeniz okul döneminde başlayan siyasi husumetin bu güne yansıyan görüntüsü olarak yorumlanıyor. Var mı böyle bir şey? ŞAMİL TAYYAR: Ben 1982 girişliyim, Tuncay 83 girişli. Ben üniversiteye girdiğimde sıkıyönetim vardı. 86’da okulu bitirdim ve o tarihte de sıkıyönetim kalktı. Yani öğrenci olaylarının, ideolojik çatışmaların, kutuplaşmaların olmadığı bir dönemde okuduk. Dolayısıyla o dönemde biz istesek de öyle bir siyasi atmosfer yoktu. Bunu herkes çok farklı ve yanlış yorumladı. Ayrıca biz üniversite yıllarında çok iyi arkadaştık. Bu yazıların öncesine kadar da iyi bir hukukumuz vardı. 1985 yılında ben Milliyet’te işe başladığımda üç ay sonra Tuncay da Cumhuriyet’te işe başladı ve bana “Sen hangi alanla ilgileniyorsan ben de o alanla ilgileneyim. Görevlere beraber gider geliriz” dedi. Ben de polis-adliyeye bakıyorum dedim ve o da polis-adliyeyi istedi. Ve bir süre eş zamanlı o Cumhuriyet, ben Milliyet’te polis-adiye muhabirliği yaptık. Arkasından beni eğitime verdiler, o da eğitime geçti. Sonra ben Başbakanlık muhabiri oldum o da Cumhuriyet’te Başbakanlık muhabiri oldu. Yakın tarihe kadar da hiçbir problemimiz yoktu. TURKTİME: Madem bu kadar hukukunuz, dostluğunuz vardı şimdi ne oldu? Neden bu kavga? ŞAMİL TAYYAR: Olan şu; Tuncay artık gazeteci değil. Benim dostum, arkadaşım Tuncay gazeteci Tuncay’dı. Şimdi siyasetçi, menfaatçi ve provokatör Tuncay var. Dolayısıyla ben kafamda kendimi ondan ayırdım. Çünkü birilerini örgütleyeceksin, meydanlarda konuşacaksın, kendi televizyonunda parti beyanları vereceksin… Böyle bir anlayış yok ki. Yani bizi birbirimizden ayıran Tuncay’daki bu farklılaşmadır. Yoksa Tuncay’la geçmişte hiçbir problemim olmadı. Geçmiş döneme ilişkin bir tane problemim olduğunu göstersinler, ben gazeteciliği şu anda bırakırım. SİYASETE GİRİŞİMİ GAZETECİLER SABOTE ETTİ TURKTİME: Siyasete ilginizi biliyoruz. Bu kavganın fitilini biraz da Tuncay Özkan’ın artık gazetecilikten çok siyasi bir figür olarak ortaya çıkması ateşledi diyebilir miyiz? ŞAMİL TAYYAR: Bu konuda da çok yanlış şeyler konuşuluyor. Ben resmi olarak sadece 1999 yılında DSP’den aday oldum. O dönemde Meclis’te çalışan gazeteci arkadaşlarımın önemli bir bölümü aleyhimde kampanya yaptılar. Rahşan Ecevit’ê, Bülent Ecevit’e gittiler ve “Bu adam faşisttir, bunu listeye koymayın. Seçilirse başka partiye gider” diye kulis yaptılar. O dönemde Ecevitlere yakın gazetecilere de Rahşan hanım sormuş, “Şamil’i tanıyor musunuz” diye. Onlar da aşağı yukarı benzer şeyler söylemişler. Bunun üzerine beni listede son sıraya koydular. Ben de Yüksek seçim Kurulu’na başvurdum ve adaylığımı geri çektim. TURKTİME: Siz de Tuncay Özkan gibi gazeteciyken siyasete girmiş olmuyor musunuz? Ne farkı var peki? ŞAMİL TAYYAR: Fark şu; Ben o tarihte gazeteden izin almıştım ve bu girişimim gazete yönetiminin bilgisi dahilindeydi. Liste kesinleştikten sonra gazeteciliği bırakacaktım. O tarihte bir haber bile yapmadım. Ve başvurumu geri çekince gazeteye geri döndüm. Ama birçok kişi beni yıpratmak adına DSP’den aday olduğum halde ANAP’tan, MHP’den aday oldu diye laflar ettiler. TURKTİME: Bundan sonrası için siyaseti düşünüyor musunuz? ŞAMİL TAYYAR: Hayır. O hatayı 1999 yılında yaptım, bir daha yapmam. TURKTİME: Tuncay Özkan ile bundan sonra da yazmaya devam edecek misiniz? ŞAMİL TAYYAR: İlla Tuncay’ı yazacağım diye bir derdim yok. Ama elimize önemli bilgiler gelirse tabii ki yine yazarım. TURKTİME: Sizin gündeme getirdiğiniz ve daha sonra da çok konuşulan 17 milyon doları nereden bulduğu sorusuyla ilgili Tuncay Özkan’ın yaptığı açıklamayı yada açıklamamayı nasıl değerlendiriyorsunuz? ŞAMİL TAYYAR: Açıklayamaz. Çünkü bunun hesabını veremez. Bizim ortak bir hocamız İstanbul’da Tuncay’ı ziyaret etmiş. Sohbet sırasında kanalı nasıl kurduğunu sorunca hocaya “Transferlerden 3,5 milyon dolar param vardı. Bunu tanıdığım bir fon yöneticisine verdim. O da bu parayı biriktirdi” demiş. Orda da mı mizah yaptı bilmiyorum ama gerçek şu ki herkese ayrı bir hikaye anlatıyor. Buradan da şu çıkıyor, Tuncay’dan iyi bir hikaye yazarı olur. ÜÇLÜ SACAYAĞI: MESUT YILMAZ-ŞENKAL ATASAGUN-TUNCAY ÖZKAN TURKTİME: Tuncay Özkan’ın el altından MİT mesajları vermesi kadar sizin de MİT ilginiz dikkat çekici. Bu ortak ilgi birilikte takıldığınız dönemden gelen bir şey mi? ŞAMİL TAYYAR: Tuncay’ın okul yıllarında katıldığı arkadaş toplantılarını bir süre sonra polis basarmış. Şimdi polisin neden bastığını daha iyi anlıyorum. Yani o dönemde başlayan heyecanlı bir süreç vardı. Mesut Yılmaz’ın Başbakan olduğu dönemde Şenkal Atasagun ile çok yakın bir ilişkisi olduğu kesin. Bu muhbirlik midir, elemanlık mıdır, dışardan destek midir, istihbarat alanında nasıl adlandırılır açıkçası bilmiyorum. Ama iyi ilişkilerinin olduğu kesin. Hatta o dönemde bu ilişkilerle bağlantılı olarak Uğur Dündar gibi bir gazeteciyi yedi Tuncay. Fatih Altaylı’yı bile kısmen sahanın dışına itti. Bu, çok tesadüfi bir şey değildir. Üç sacayağı vardı o dönem. Başbakan olarak Mesut yılmaz, istihbarat olarak Şenkal Atasagun, medyada da Tuncaydı. Bunlar üçlü bir yapıyla o dönemi götürdüler. Mesut Yılmaz Sadettin Tantan’ı görevden almayı düşününce o zaman Tantan’a ilk muhalefeti Tuncay Özkan başlattı ve Tantan aleyhine yazılar yazdı. Tuncay Özkan, Mavi Akım’ı savunan ilk yazardır. Böyle bir stratejinin parçası oldu. Ben Tuncay Özkan’ı çok defa Mesut Yılmaz’la kol kola, omuz omuza gördüm. Örneğin Mahir Kaynak’ın MİT ile ilgili çok yüzeysel bilgiler verdiği kitabına MİT dava açtı ama Tuncay Özkan’ın yazdığı kitapta MİT ile ilgili çok daha gizli bilgi ve belgelere yer verilmesine rağmen Tuncay’a dava açılmadı. Bütün kareleri yan yana getirdiğiniz zaman ortada bir gariplik var. TURKTİME: Peki sizin MİT ilginiz? ŞAMİL TAYYAR: Ben, son dönemde MİT ile ilgili birkaç yazı yazdım. Ama benim yazılarım MİT kaynaklı özel bilgiler değil. Ve bir tavır koyuyorum, duruş sergiliyorum. Benim kamuoyuna mal olmuş, özel mit kaynaklı bir tane yazım yok “MUHARREM SARIKAYA İLE HESABIM DAHA BİTMEDİ” DİYEN ŞAMİL TAYYAR BU HESABI NASIL GÖRECEK? TURKTİME: Hrant Dink’e sıkılan sadece Dink’i öldürmedi, gazeteleri de ağır yaraladı. Gün geçmiyor ki bir gazetenin manşet haberi yalanlanmasın. Gazeteler neden bu hale düştü? ŞAMİL TAYYAR: Maalesef şu anda medyayı Yasin Hayal yönetiyor. Onlar bunun farkında değil mi? Farkında tabi. Ama kaygıları farklı. Örneğin Sabah Gazetesi, çok iyi iki haber yaptı. Sonra öyle bir heyecana kapıldılar ki, bunu biraz da Hürriyet ile rekabetlerinde de kullanmak istediler ve üçüncüsünde çuvalladılar. Çuvallayınca, yapılan iyi işler de görülmedi. Bu arada Hürriyet, kendisini geride kalmış hissetti ve MİT haberiyle sorti yaptı ama o da çuvalladı. Ve Akşam da potaya girdi ve haberinin yalanlanmasına rağmen devam etti. Yani tüm bunlar kızışan rekabet ortamı nedeniyle oldu. Yoksa bunun farkında olmadıklarını düşünmüyorum. TURKTİME: Bu süreçte Star’ın yalanlanan manşetini yada haberini anımsamıyoruz. Sizin bu haberlere karşı duruşunuz nasıl? Diğer gazetelerden ayrıldığınız nokta neresidir? ŞAMİL TAYYAR: TURKTİME: Bu kızışma devam eder mi yoksa bu kadar mıydı? ŞAMİL TAYYAR: TURKTİME: Kamyon bir zamanların sembolüydü ve siz de bunu kitaplaştırarak “5 N 1 Kamyon” demiştiniz. Son yaşanan gelişmelere bakarsak bu kamyonun yerini ne aldı? Yeni duruma uygun bir formülünüz var mı? 5N 1 ne şimdi? ŞAMİL TAYYAR: MUHARREM SARIKAYA “TURGAY CİNER’İ TANIMIYORSUN. SENİ BAĞDAT’A SÜRER” DİYE TEHDİT ETTİ! TURKTİME: Tuncay Özkan kadar yazmasanız da yine bir gazeteci, Muharrem Sarıkaya ile aranızın iyi olmadığını biliyoruz. Sarıkaya ile aranızdaki sorun nedir? ŞAMİL TAYYAR: TURKTİME: Nasıl hakaretler bunlar? ŞAMİL TAYYAR: MUHARREM SARIKAYA’DAN İNTİKAM ALMAK İSTESEM MECLİS’İN ORTASINDA DÖVMEM GEREKİR! TURKTİME: Davayı kazanmış olmanız, Sarıkaya’nın görevden alınması onur mücadelesi dediğiniz mücadeleyi kazandığınızı düşündürüp rahatlattı mı sizi? ŞAMİL TAYYAR: Ben kendi nefsimde Muharrem Sarıkaya ile henüz mahsuplaşmış değilim. Çünkü dava işin parasal boyutu ile ilgiliydi. Onun da bedelini Turgay Ciner ödedi. Ama Sarıkaya’nın bize yaptığı hakaretlerle ilgili mahsuplaşmayı daha yapmadım. Bunu öbür dünyaya da havale etmiyorum. Allah ömür verirse ve bu dünyada da imkanım olursa hesaplaşacağım. TURKTİME: Nasıl yapacaksınız bunu? Yazılarınızla mı? Örneğin geçmişte Sarıkaya’nın MİT müsteşarı eşinden yediği fırçayla ilgili bir yazı yazmıştınız ve bu, sizin intikam almanız olarak yorumlanmıştı. ŞAMİL TAYYAR: SARIKAYA’YI YAZACAĞIM Kİ BU ÜLKEYİ YÖNETEN KOCA ADAMLAR KİMİNLE KONUŞTUKLARINI BİLSİNLER TURKTİME: Neden yazmadınız? ŞAMİL TAYYAR: Bu projemden Yeni şafak’ta çalıştığım dönemde Mustafa Karaalioğlu vazgeçirdi. Tartışmaya girmememi önerdi ben de uygun buldum. TURKTİME: Şu an var mı böyle bir projeniz? ŞAMİL TAYYAR: TURKTİME: Sarıkaya’nın hikayeleri dediniz. Nedir bu hikayeler? Örnek verir misiniz? ŞAMİL TAYYAR: SABAH YÖNETİCİLERİ İŞİN TAMAMINI SARIKAYA’YA VEREREK HATA YAPTIKLARINI SÖYLEDİLER TURKTİME: Siz şu an Ankara Temsilcisisiniz. Yani bir yandan gazetecilik yaparken bir yandan da kurumun çıkarlarını gözetmek gibi bir yükümlülüğünüz var. Şu anki sorumluluğunuzun getirdiği yükü de düşünüp Sabah’taki o denemde Muharrem Sarıkaya’nın davranışlarının haklı yanları olabilir dediniz mi? ŞAMİL TAYYAR: TURKTİME: ŞAMİL TAYYAR: CİNER 4 TRİLYONU MUHARREM SARIKAYA’DAN TAHSİL ETMELİ TURKTİME: Böyle davranmasaydı ne olurdu? ŞAMİL TAYYAR: Muharrem değil de başka bir yönetici olsaydı bu süreç bir iki kazayla atlatılabilirdi. Ben orada sadece sözleşmeye “ve” bağlacını ekleyin, kıdem tazminatı ile ilgili madde muğlaklıktan kurtarılsın imzalayacağım dedim. Ve samimiyetimi göstermek adına geriye dönük olarak kullanmadığım 185 günlük yıllık iznime de kullanmışım gibi imza attım. Ama ona rağmen yapmadılar. Bu düzeltme 20 kuruştu. Ama bir fotokopi kağıdı fazlayla bitecek iş kendilerine 4 trilyona mal olu. Bence Turgay Ciner bu paranın tamamını Muharrem Sarıkaya’dan tahsil etmelidir. TURKTİME:Peki Sarıkaya bir bedel ödedi mi bunun karşılığında? ŞAMİL TAYYAR: TURKTİME: Tüm bunlara rağmen Turgay Ciner tarafından hala korunuyor olmasını siz neye bağlıyorsunuz? ŞAMİL TAYYAR:
TURKTİME: Milliyet, Sabah, Yeni Şafak ve Star… Hepsi de çalıştığınız büyük gazeteler ve hepsi en özgür gazeteciliğin kendilerinde yapıldığını söylüyorlar. Sizin en rahat, en özgür ve haz alarak hangi gazete hangisi?

YORUMLAR
TUNCAY denilen adam, Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin en Şansız dönemi olan HORTUMCU İKTİDARININ Gazeteci AYAĞIDIR. SERVETİ MERCEK ALTINA ALINMALIDIR !!!! Tuncayın Servetini, son 10 yılını NEREDEN BULDUN Sorusuna muhatap etmeyen, VATAN HAİNİDİR.
ŞAMİL BEN SENİ İPLİĞİN PAZARA ÇIKTIĞI TARİKAT BAĞLANTILARININ VE EMİR ALDIĞIN KİŞİLER ORTAYA ÇIKINCA OKUYACAĞIM BAKALIM NE YAZACAKSIN.BU ADAMIN YÜZÜNDEN RİYAKARLIK AKIYOR, PİYON
Bazı şeyler yerine oturuyor.Bu adam ergenekon iddanamesini alarak kitap yazdığı söylentisi var.Savcılara suç duyrusunda bulunanlar var.Ama bir gerçek var.Ya iddanamenin son bölümleri bu adamın kitabından esinlenerek yazılıyor yada gerçekten bu adam birilerinin adamı bilerek buna bilgi sızdırıyorlar.tabi birde bunların 1 numarası FEHMİ abilerine.
gazeteciden dost olur mu ? Bundan kuşku duymak gerekir mi sizce ? Tarihi flulaştıran paradigmalara , gözleriniz kapalı nereye kadar dayanırsınız ?
Şamil'in konuştukları arasında bazı bölümlerin altını çizmek gerekir. Milliyet'te dokuz yıl çalıştığı halde muhabirlikten öteye gidemedi. Oysa Şamil muhabirliği döneminde bile birçok temsilciden daha etkili bir gazeteciydi.Milliyetçi-muhafazakar yapısı nedeniyle, Ankara'daki temsilcilikleri aralarında parselleyen uç beylerinin arasına uzun süre giremedi. Ne zaman ki medya dünyasında birilerinin tekeli kırıldı o zaman Şamil Tayyar gibi gazetecilerin önü açılmaya başladı. Umarım birilerinin aleyhine Ankara basın dünyasında değişen dengeler bir süre sonra yeniden eski düzene uymaz.Şamil bu roportajda bildiklerinin binde birini bile anlatmamış.Onu da meslek hassasiyetine bağlıyorum.
ŞAMİLİ ÇOK KÜÇÜK YAŞLARINDA TANIRIM BABASI VE ANNESİ ONU VE KARDEŞLERİNİ VE HATTA BİZLERİ ÖYLE YETİŞDİRDİLERKİ HER BİRİMİZ ŞUAN DEVLETİN BİR KADEMESİNDE BU CENNET VATANA ONURLA HİZMET VERMEKTEYİZ.HALEN KANIMIZDA BABASININ EKMEĞİ VAR BU ONURLU VE ŞEREFLİ GENCİN KIYMETİNİ ÇOK İYİ BİLMEK VE ONU ÇOK GÜZEL DEĞERLENDİRMEK GEREKİR İNSANLARIN İSMİ KİŞİNİN YAPISINI ORTAYA KOYAR . ŞAMİLLE KONUŞURKEN AKILLI VE DÜRÜST OLMAK GEREKİR SAYGILARIMLA .
pazar gününe yakışır güzel bir röpörtaj olmuş elinize sağlık. zevkle okuduk. Şamil Tayyar beyin yazılarını ilgi ile takip ediyor ve güveyoruz. yalansız dolansız gerçek bir kalemi bize yakından tanıttığınız için iskenderun'dan binlerce teşekkür......
Herkese çamur atarak bir yerlere gelmeye çalışıyor anlaşılan. En doğru adam kendisi, vay be. Onun için gazete gazete dolaşmış.