Turk Time
DOLAR
49,2066 ▲ %0.02
EURO
55,2457 ▲ %0.22
ALTIN
6503,2820 ▲ %0.01
BIST-100
12122,94 ▼ %-2.03
PETROL
99,8300 ▼ %-0.36
BONO
39,8200 ▼ %-0.13
ISTANBUL
BUGÜN
12/20°
ISTANBUL
YARIN
15/22°

İstanbul'da hava kirliliği arttıkça hasta sayısı artıyor

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) tarafından yapılan yeni bir araştırma, İstanbul’da hava kirliliği arttıkça solunum yolu hastalıkları nedeniyle hastanelere yapılan başvuruların da anlamlı derecede arttığını ortaya koydu.

  • Son Güncelleme:
İstanbul'da hava kirliliği arttıkça hasta sayısı artıyor

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü bünyesinde yürütülen araştırmada, İstanbul’da hava kirliliğinin yükseldiği dönemlerde hastanelere yapılan başvuruların da arttığı belirlendi. Bulgular, hava kirliliğinden özellikle 65 yaş üzerindeki kişilerin daha fazla etkilendiğini ortaya koydu.

İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Öğretim Görevlisi Dr. Özkan Çapraz tarafından yürütülen çalışmada, İstanbul’daki hava kirliliği verileri ile hastane başvuruları karşılaştırıldı. Araştırmada hava kalitesindeki değişimin çocuklar, yetişkinler ve 65 yaş üzerindeki kişiler üzerindeki etkileri ayrı ayrı değerlendirildi.

Çalışma sonucunda, hava kirliliğinin yükseldiği dönemlerde hastane başvurularında da artış yaşandığı tespit edildi. Yaş grupları arasında ise özellikle yaşlıların hava kirliliğine karşı daha duyarlı olduğu belirlendi.

YAKLAŞIK 3,94 MİLYON HASTANE BAŞVURUSU İNCELENDİ

Araştırma kapsamında İstanbul’da 2013-2017 yılları arasında astım, akut bronşit ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) nedeniyle hastanelere yapılan yaklaşık 3,94 milyon başvuru incelendi.

Üç hastalık grubundaki başvurular ile hava kirliliği arasında anlamlı ilişkiler saptandı. Kirleticilerin sağlık üzerindeki etkisi bakımından çapı 2,5 mikrometreden küçük partikül maddeler, azot dioksit ve çapı 10 mikrometreden küçük partikül maddeler öne çıktı. Özellikle azot dioksit ve ince partikül madde düzeylerinin etkisinin belirgin olduğu görüldü.

İstanbul’da partikül madde ve azot oksit seviyelerinin özellikle kış aylarında yükseldiği belirlendi. Kışı sonbahar ve ilkbahar izlerken, yaz aylarında söz konusu kirleticilerin sınır değerleri aşmasına yol açan olayların azaldığı tespit edildi.

Araştırmada ayrıca yer seviyesindeki ozonun solunum yollarında tahrişe neden olabildiği; çocuklar, yaşlılar, astım hastaları ve açık havada fiziksel olarak aktif kişiler açısından risk oluşturabildiği kaydedildi.

ETKİLER BİRKAÇ GÜN SONRA DA ORTAYA ÇIKABİLİYOR

Araştırmaya ilişkin değerlendirmede bulunan Çapraz, hava kirliliği ölçümleri ile hastane başvurularını karşılaştırdıklarını belirterek, “Yaptığımız çalışmaya göre hava kirliliğinin yüksek olduğu dönemlerde hastane başvurularının arttığı gözlenmiştir. Hava kirliliğinde çeşitli tipleri var. Örneğin, araç egzozlarından çıkan hava kirliliği, ısınma kaynaklı hava kirliliği veya doğal kaynaklı hava kirliliği gibi. Yaptığımız çalışma, özellikle insan kaynaklı hava kirliliğinin sağlık sorunlarını daha çok arttırdığını göstermekte.” dedi.

Araç egzozlarından kaynaklanan azot dioksit ve küçük partiküler maddelerin astım, KOAH ve akut bronşit gibi solunum yolu hastalıklarıyla ilişkisine dikkati çeken Çapraz, “Çalışmada özellikle yaşlıların daha çok etkilendiği ortaya çıktı. Onun haricinde bu etkiler aynı gün ortaya çıkmayabiliyor. Örneğin, hava kirliliğinin yüksek olduğu günden birkaç gün sonra da etkileri ortaya çıkabiliyor. Buna gecikmeli etki deniyor.” ifadelerini kullandı.

HASSAS GRUPLARA UYARI

Çapraz, KOAH ve astım hastaları, çocuklar ve 65 yaş üzerindeki kişilerin hava kirliliğinden daha fazla etkilendiğini, bu grupların kirliliğin yoğun olduğu günlerde dışarıdaki aktivitelerini sınırlandırmasının önemli olduğunu belirtti.

Daha önce Sahra tozu taşınımının etkisini de araştırdıklarını aktaran Çapraz, aynı gün içindeki acil başvurularında Sahra tozunun astım ve KOAH üzerinde belirgin bir etkisinin görülmediğini, ancak akut bronşit başvurularında bir miktar artış tespit edildiğini söyledi.

Küçük partiküler maddelerin boyutları nedeniyle akciğerlerin en iç noktalarına kadar ulaşabildiğine işaret eden Çapraz, bunun astım ve KOAH gibi hastalıkları tetikleyebildiğini kaydetti.

İstanbul’da araç trafiğinin, evsel kirliliğin ve sanayi kaynaklı kirliliğin yoğun olduğu bölgelerin daha fazla risk taşıdığını belirten Çapraz, benzinli araçlar yerine hibrit veya elektrikli araçların tercih edilmesinin hava kirliliğinin azaltılmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti.

Çapraz ayrıca kömür ve odun gibi yakıtların yerine doğal gaz kullanımının hava kalitesi açısından avantaj sağladığını belirterek, sanayi bölgelerinin mümkün olduğunca şehir dışında bulunması gerektiğini söyledi.

YORUMLAR 

YORUM YAP 

Bu bölüm boş bırakılamaz
Bu bölüm boş bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz