BAŞÖRTÜSÜ ÖZ DEĞİL, SEMBOLDÜR!
(TURKTİME-ERSİN TOKGÖZ) 5 bini aşkın üyesi ile Türkiye’nin en büyük kadın kuruluşu olan Diyanet Vakfı Kadın Kolları’nın başkanı Ayşe Sucu Genel Yayın Yönetmenimiz Ersin Tokgöz'e çok önemli açıklamalarda bulundu.
- Son Güncelleme:

2 Nisan 2007
Röportaj boyunca öğrenmek istediğim asıl şey Ayşe Sucu’nun, başını neden saçları önden gözükecek şekilde örttüğü ve kendisini başı açık niteleyip nitelemediğiydi. Tüm dini formasyonuma rağmen, bu örtü şekli bir yere koyamıyordum. O soruya gelene kadar Sucu’nun anlattıkları aslında nasıl bir şartlanmışlık içinde olduğunu gösteriyordu. Tabii benim de. Israrla bir şeyin altını çiziyordu Sucu: “Aslolan özdür, ama biz dini hep şekil ve ritüeller üzerinden yorumladık. O yüzden Peygamberimizin yaşayarak ısrarla işaret ettiği hoşgörüden uzaklaştık ve dini hep yanlış yorumladık.” Sucu, şekil üzerinden yapılan değerlendirmelerden hayli rahatsız. Çünkü 96’da kurduğu TDV Kadın Kolları ile Türkiye’nin en büyük kadın hareketini yürütmesine rağmen, çalışmaları başörtüsü kadar gündemde değil. Burada bu hareketin detaylarını okuyacaksınız. Ha; o merak ettiğim sorunun cevabı mı? Okuyun lütfen…
TURKTİME: TDV Kadın Kolları’nın kurucu başkanısınız. Kadın Kolları ihtiyacını neden hissettiniz?
AYŞE SUCU: Uzun yıllar Diyanet İşleri Başkanlığı’nda görev yaptım ve bu süreç beni toplumun her kesimiyle diyalog içinde olmamı sağladı. Kadınlarımızın, özelliklede etkin ve yetkin, belli konumlarda olanlarının gidebilecekleri, rahatlıkla dini bilgileri ilk ağızdan öğrenebilecekleri yerler aradıklarına tanık oldum. Malumunuz, Diyanet işleri Başkanlığı kadınlarımıza Kuran Kursları ve bazı camilerde vaizelerle hizmet veriyor. Ancak bazı kadınlarımız haftanın belli günleri veya saatleri içinde eğitim alabilecekleri,uzman kişileri dinleyebilecekleri, sorularına doyurucu cevaplar bulabilecekleri yerler arıyorlar. Bunlara yönelik nasıl çalışma yapabiliriz diye bir arayış içine girdim ve dönemin Başkanına bir proje götürdüm. Projem Başkan tarafından uygun görüldü ve Diyanet Vakfı’na yönlendirildim. Yanımda yer alan birçok farklı meslekten bir grup hanımefendiyle bir araya geldik ve neler yapabileceğimizle ilgili bir çalışma yaparak 1996’nın sonuna doğru kuruluşumuzu gerçekleştirerek çalışmalarımıza başladık.
TURKTİME: Neler yaptınız?
AYŞE SUCU: Önce eğitim dedik ve birkaç açıdan yaklaştık Dinin doğru anlaşılması, din üzerinden kadın istismarının önlenmesi, kadınlarımızın toplum meselelerine katılması, dini söylemlere kadın bakış açısının yansıması hususlarında çalışmalar yaparken Halk Eğitim Merkezleri ile işbirliği yaparak okuma yazma ve meslek edindirme kursları açtık. İlahiyat Fakültelerinden ve diğer üniversitelerden felsefe, tarih hocalarıyla, din psikolojisi, din sosyolojisi hocalarıyla görüşmeler yaptık ve bir takım dersler koyduk. O dönemden bu zamana kadınımızı bilgilendirme adına pek çok seminer, konferans ve panel düzenledik. Bunun yanı sıra dil kursları, diksiyon, musıki, tezhip, ebru, okuma yazma, dikiş nakış gibi el becerileri kursları açarak kadınımıza hizmet sunduk. Gençlere dönük seminerler ve birtakım faaliyetler de çalışmalarımız arasındadır.
TURKTİME: Kadınların derslere ilgisi nasıl?
AYŞE SUCU: Kadınımız, fıtratları gereği manevi konulara ve kendini yenilemeye/geliştirmeye daha yatkın. Güzel bir söz vardır; “Tabiat boşluğu sevmez” diye. Eğer siz o boşluğu doldurmazsanız, birileri gelir ve yanlışlarla doldurabilir. Biz de, kadınlarımızın bu arayışlarını ve ihtiyaçlarını sağlıklı ortamlarda ilk ağızdan bilgiyi sunarak gidermeye çalışıyoruz.
TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK KADIN KURULUŞUYUZ
TURKTİME: Geçen süreye baktığınızda çalışmalarınızın karşılığını alabildiğinizi söyleyebilir misiniz?
AYŞE SUCU: Evet. Biz ilk başladığımızda 30-40 kişiyle başlamıştık. O yıl birden 300 katılıma ulaştık. Birkaç yıl içerisinde 3 binlere çıktı. Bu gün 5 bini aşan üyeye sahibiz. Bu, sadece ismi bizde kayıtlı olanlar. Bir de o sayıya yakın, ismi bizde yazılı olmayan ama çalışmalarımızı üyelerimiz gibi takip eden hanımefendiler ve beyefendiler var. Şu an Türkiye’nin en büyük kadın kuruluşu olduğumuzu söyleyebilirim. Günlük sirkülasyonumuz Kızılay’daki merkezimizde 500-600’lere ulaşmaktadır.
TURKTİME: Türkiye’nin en büyük kadın kuruluşu olarak diğer kadın kuruluşlarının çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Çünkü isimleri “kadın” ile başlasa da kadın ile ilgili ne yaptıkları hayli tartışmalı…
AYŞE SUCU: Kadın çalışmaları yapan birçok dernek ve vakıf var. Gerçi kadınla ilgili çalışmalarda bir hayli mesafe katedildi. Ama kadın üzerinden yapılan istismar, kadın üstünden yapılan siyaset pek çok sıkıntıyı da beraberinde getiriyor. Yaptıkları çalışmalara ya da konuşmalara bakarak söylüyorum, öyle kadın dernekleri var ki, adeta kendisini reddedercesine, kendi mahiyetinin farkına varmadan kadın mücadelesi yapıyor. Zaman zaman erkek düşmanlığına varan bir kadın mücadelesi ortaya çıkabiliyor.Ya da siyasi ideolijik emellere kadın çalışmaları kurban edilebiliyor. Bu anlayışların, ne topluma ne aileye ne de kadına hayır getireceğine inanmıyorum. Kadın farklı ve tabiatı dolayısıyla üstün meziyetlere sahip. Kültürel yaratıcılıkta ve medeniyet kuruculuğunda önemli yeri ve rolü olmalı. Kadın, asla kadınlığını, kendi mahiyetini, cinsiyetini unutmamalı. Hayatta kendine yüklenilen rolü hafife almamalı. Allah isteseydi kadın ve erkeği aynı mahiyette yaratabilirdi. Ama kadınla erkeği farklı ve birbirini tamamlayacak şekilde yaratmıştır. O nedenle kadın kadınlığını, erkek de erkeliğini muhafaza etmeli ki fıtratına ters düşmesin.
İDEOLOJİK OLARAK KİMSEYE EKLEMLENMEDİĞİMİZ İÇİN MEDYA TARAFINDAN GÖRÜLMÜYORUZ
TURKTİME: Üye sayınız hayli fazla, çalışmalarınız çok yoğun ama TDV’nin kadın kolları, örneğin tabela derneği diyebileceğimiz kadın kuruluşları kadar tanınmıyor. Neden?
AYŞE SUCU: Biz, aslında kendi üyelerimiz nezdinde çok başarılı hizmet veriyoruz. 9 yıllık bir zaman içerisinde 5 bini aşkın bir üye sayısına ulaşmak ciddi bir başarıdır. Üyelerimizin her geçen gün çoğalması duruşumuzu ve çalışmalarımızı üyelerimizin desteklediğini ve kabul ettiğini gösterir. Ama diğer taraftan basının bu çalışmalarımıza duyarsız ve başlattığımız kampanyaya sessiz kalmasını birçok nedene bağlıyorum. Duruş itibariyle pek çok dernek ve vakıftan farklı bir çalışma içerisindeyiz. Çok ortada bir yerdeyiz. Pek çok insanı, her tür görüşü, her tür ideolojik duruşu olan insanı bir araya getirmiş kuruluşuz. Diyanet Vakfı Kadın Kolları olmamıza rağmen dine çekinceli yaklaşan üyelerimiz bile var. Onun için, bu kadar geniş yelpazedeki bir görüntü birilerini rahatsız ediyor olabilir.
TURKTİME: Başarı için birilerinin sizi kendisinden görmesi mi gerekiyor?
AYŞE SUCU: Sanırım öyle. ‘Başarı, illa birilerine ya da bir yerlere angaje olunca mı yahut birileri kendisinden görünce mi destekleniyor?’ bunun üzerinde düşünmek ve tartışmak gerekir. Ben medya tarafından yeterince görülmememizi buna bağlıyorum. Biz bu güne kadar ideolojik olarak hiçbir yere angaje olmadık. Biz bu yapımızı, duruşumuzu her zaman koruyacağız. Herkes bu yapı içinde kendisine yer bulabilmeli.
TURKTİME: Örneğin KA-DER birkaç tanınmış bayan sanatçıya bıyık taktı bir kampanya başlattı ve bu kampanya medyada çok fazla yer buldu. Ama sizin içerik yada nitelik anlamında çok daha sağlam olduğunu düşündüğüm son kampanyanız, istisnaları dışarıda tutarsanız, medyada neredeyse görülmedi. Siz bu etik ve estetik seferberliği başlatırken iki ünlü isim bulup medyada yer alamaz mıydınız? Böyle bir şey geçti mi kafanızdan yoksa “aynen devam” mı?
AYŞE SUCU: Evet, biz aynen, bildiğimiz gibi devam etmek ve duruşumuzu korumak istiyoruz. Çünkü toplum artık yanlışlardan bıktı. Bugün insanlar bir araya gelip konuştuğunda televizyonlardaki o şovlarda yaşanılan bir nevi insanların kandırılmaya çalışıldığı anlayışlara tepkisini dışarıda göstermese de bıkkınlıklarını ve onaylamadıklarını bir türlü ifade ediyor. Ünlülerin sevgililerini, birbirleriyle olan çarpık ilişkilerini dinlemek, saçmalıklarını ekrana taşıyıp haber diye saatlerce izlemek istemiyorlar. Bunun tepkisi bir şekilde dile getirilmeli. Belki bizim kampanyamız da bunun bir sonucu diyebilirim. Biz bu kampanyayı iki sanatçıyla başlatmadık ama alanlarında uzman, halkımızın yakından tanıdığı ve saygı duyduğu dört bilim adamı ile başlattık. Farklı alanlarda etiği dikkate alan bu hocalar, Felsefeci Prof. Kenan Gürsoy, Kelam Profosörleri Saim Yeprem ve ŞABAN Düzgün, Antropolog Nevval Sevindi gibi. Evet toplumda sağduyu galip gelecek ve bu kampanya bir şekilde ses getirecek. Buna inanıyorum.
GERÇEK DİNDARLIK BU MU DERKEN İÇİM YANIYOR…
TURKTİME: Neden “Yükselen dindarlık”ı tartışmaya açıyorsunuz? Bu ihtiyaç nereden doğdu?
AYŞE SUCU: Bulunduğumuz her yerde serzeniş, şikayet var. Özellikle din bağlamında konuşmalar başladığında dinin yada dindarlığın bu olmadığı ile ilgili vurgular yapılıyor. Bunun böyle olduğunu bildiğimiz halde kimseden ne bir ses ne de bir tepki geliyor. Adeta elimiz, kolumuz, dilimiz bağlanmışçasına bananeci bir anlayışa soyunmuş vaziyetteyiz. Halbuki inanan inananın aynası değil midir?
TURKTİME: Ve siz açıkça tepki koyuyorsunuz…
AYŞE SUCU: Evet. Diyoruz ki, din de dindarlık da bu değil. Ama bunu demek kolay. Herkes bunu söylüyor. Biz, ne yapmamız gerekir diyerek öncelikle “Yükselen dindarlık mı?” diye bir panel tertipledik. Ve bu panelin açılış konuşmasında böyle bir etik ve estetik bilinçlenme kampanyasının startını verdik. Peygamberimiz’in getirdiği din öyle bir hale geldi ki, gerçek dindarlık bu mu sorusunu sorarken içim yanıyor.
TURKTİME: Nedir içinizi yakan? Olması gereken ne?
AYŞE SUCU: Öyle bir noktaya geldik ki dini kendi yaşama biçimlerimize, kendi üslubumuza indirgedik. Kuran-ı Kerim’in en temel kavramlarına bakınız: Yalan söylememek, helal kazanmak, kibirlenmemek, kimseyi aldatmamak, anne-babaya iyi davranmak, akrabalık ilişkilerini gözetmek,elini ve dilini korumak, kanaatkar olmak vb. kavramlardan hareketle kendimizi söyle bir sorguladığımızda bana bir tane yalan söylemeyen, kibirlenmeyen, anne babasına öf bile demeyen, kazancına haram karıştırmamış, incinmeyen, incitmeyen, dedikodu etmeyen insan gösterin desem siz de ben de dahil olmak üzere kaç kişi gösterebiliriz? Ama bana namaz kılan, oruç tutan, hacca giden insan gösterin desem onlarca örnek gösterilebilir. Öyle bir din anlayışı oluşturduk ki, sadece ritüelleri yapan ama o ritüellerin bizi getirmek istediği güzel ahlak sahibi olmak noktasını göz ardı eden bir din anlayışına sahibiz. İbadetler temizlenmek için değil, temiz insan olmak için bir araçtır. Örneğin, kazancımıza hiç dikkat etmiyor, hak hukuk gözetmiyor ama umre yaparak, hacca giderek temizlenmeye çalışıyoruz. Peki, kimi kandırıyoruz? Gurur ve kibrinden yanına varılmayan, belli makam mevkilere geldiklerinde geçmişlerini, tanıdıklarını en yakınlarını dahi unutuveren nice dindarlar tanıyorum. Bu mu dindarlık? Kendisinden çekinerek kapısında bekleyen bedeviye devlet başkanı konumunda olmasına rağmen, Peygamber Efendimizin: “Gel, gel ben de senin gibi kuru ekmek yiyen kadının oğluyum” diyerek vermiş olduğu tevazu mesajını ne kadar dikkate alıyoruz?
DİNİ DOĞRU ANLAMADIK
TURKTİME: Peki neden bu hale geldik? Tespitiniz nedir?
AYŞE SUCU: Dini doğru anlamadık, anlatamadık belki de... Veya ele alış şeklimizde sıkıntılar var.. Din doğru anlaşılmış olsaydı, bunları konuşuyor olur muyduk? Peygamberimizin yaşantısına bakalım, sahabe nasıl anlamış ve yaşamış kendimizle mukayese edelim. Mesela peygamberimizin varlığa bir bakışı var. Peygamberimiz, arkadaşları ile yolda yürürken köpek leşine rastlıyor, kokmuş, kurtlanmış... Arkadaşları yüzlerini çeviriyor, Peygamberimiz bakıp “Ne kadar da güzel dişleri varmış” diyor. Varlığa güzel bakabilmek. Yaradılanı Yaratan’dan dolayı sevebilmek, hoş görebilmek... Allah ahlakı ile ahlaklanmak. Allah kainatı rahmet esası üzerine yaratmıştır.Rahmetle boyanabilmek… Aslolan budur. Başta kendi nefsimiz olmak üzere zulmediyoruz. Merhamet sahibi olan, insanı seven insanı aldatamaz, yalan söyleyemez. Bir başka husus, iki asra yaklaşan modernleşme süreci dini ihtiyacı paranteze alır gibi olduğundan, oluşan boşluğun hızla doldurulmaya çalışılması sağlıklı işlememiş, ideolojik din anlayışı etkili olmuş olabilir..Yine 21.yüzyıl insanına sunacağımız dindarlığımızı tanımlayan temel kavramlarımızı ve değerlerimizi olması gereken bir üslupla sunamamış olabiliriz. Keşke dini daha sade haliyle okumaya çalışsaydık. Eminim daha farklı bir noktada olurduk.
TURKTİME: Aslında etik seferberlik çerçevesinde dikkat çekmeye çalıştığınız yozlaşma, bir anlamda geçmişte çokça tartışılan ve zaman zaman yine gündeme gelen “İslam toplumları neden geri kalıyor?” tartışmasına da yakın düşüyor. Bu çalışmanızı bahse konu tartışmalara cevap yada soruna çözüm olarak da niteleyebilir miyiz?
AYŞE SUCU: Evet, belki çözüm önerisi, aynayı kendimize tutmak için bir başlangıç olabilir.
ETİK TEMİZLİK HEPİMİZE LAZIM
TURKTİME: Bakış açısının sadeliğinden bahsediyoruz ama biliyoruz ki neredeyse her ilahiyatçı farklı bir açı sunuyor. Bu da bir problem mi?
AYŞE SUCU: İslam dininin çoğulcu bakış açısını öngördüğünü biliriz. Hatta mezheplerin doğuşuna da bu çoğulcu bakış&çoklu doğrular zemin hazırlamış. Bunu muhafaza etmekte de fayda var. Ama bu öyle bir dille, öyle bir kirlilikle toplumla buluşuyor ki, haliyle toplum ondan fayda göreceğine zarar görüyor. Sanki kaotik bir durum yaşıyoruz. Bu da belki etik anlamda tartışma zemininin oluşturulmamasından kaynaklanıyor. Keşke tartışmalar doğru zeminde yapılmış olsa. Her tartışmanın halkın huzurunda yapılması da gerekmiyor. İlahiyatçılar kendi aralarında tartışsınlar ve geldikleri noktayı sağlıklı bir metotla sunsunlar. Ama bunu bir horoz dövüşü gibi yapmasınlar. İslam, en başta nezaketi ve nezaheti emrederken, görüntünün bundan ne kadar uzak olduğunu söylememek mümkün mü? Anımsayın ekranlardaki halleri.
TURKTİME: Son yıllarda ilahiyat profesörleri magazin ve kadın programlarının aranan isimleri oldu. Tam da etik ve estetik temizlenme hareketinden söz ederken “magazinin” bu ilgisi ve ilahiyatçıların ilgiye teveccühünü göz önüne alıp bu temizlenmenin bazı ilahiyatçılara da gerektiğini söyleyebilir miyiz?
AYŞE SUCU: İlahiyatçı diğer insanlardan farklı değil.
TURKTİME: Ama sonuçta ilahiyatçılar bu konuda kanaat önderleri…
AYŞE SUCU: Evet, kanaat önderleridirler, bilgi sahibidirler ama sonuçta insandırlar. Dolayısıyla bu temizlik hepimiz için gerekli. Şu bir gerçek ki insan bilebilir ama hayatına yansıtmayabilir. Güzel bir söz vardır: “İnsanlar bilgiye taliptirler, hikmete talip değildirler.” Oysa bilgi mazi, hikmet istikbaldir. Bilebiliriz ama hikmet sahibi olmayabiliriz. Hem bilen hem de bildiği ile amel edebilen olmaktır asıl olan. Dolayısıyla, gerek ilahiyatçılar için gerekse halk için en temel kabul edebileceğimiz görüş bu olmalı.
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’NDA İLK KEZ KADIN MÜCADELESİNİ BAŞLATAN BİR KADINIM
TURKTİME: “Şekle bakılıp öz unutuluyor” demiştiniz. Evet, aslolan öz. Ama bazı şekiller de var ki, örneğin başörtüsü, dini açıdan öz kadar önemli. Başörtüsü de “aslolan özdür,” mottosu ile düşünülüp detay olarak mı görülmeli?
AYŞE SUCU: Başörtüsü tartışmalı bir konu. Başörtüsü Türkiye’de uzun zamandır gerek başörtüsü yanlılarının gerekse başörtüsü karşıtlarının sanki bilerek sonuçlandırmadığı bir husustur. Başörtüsü de şekildir nihayetinde, teferruat, semboldür. Başörtüsüne öz demek yanlış olur. Namaz, oruç, hac gibi ibadetler ise kişinin Allah ile olan münasebetini sağlayan ritüellerdir. Kılık kıyafet ile ilgili hususlar ise, ki başörtüsü de bunlardan biridir, sosyal şartlarla kültürle ve dinle bir araya getirilerek yorumlanması gerek bir husustur.
TURKTİME: Göreve geldiğiniz zaman medya sizi “Diyanet’in değişen yüzü” diye lanse etmişti. Siz gerçekten “Diyanetin değişen yüzü” müsünüz? Diyanetin böyle bir yüzü var mı?
AYŞE SUCU: Bu ifadeyi basın kullandı. Ben kendimi Diyanet İşleri Başkanlığı’nda ilk kez kadın mücadelesini başlatan bir kadın olarak görüyorum. Çünkü ilk büyük kadın çalışmaları Diyanet Vakfının kadın kolları ile birlikte başladı. Kadın kollarımızın çalışmaları entelektüel alanda farklı görüşlerden ve mesleklerden kadınları bir araya getiren ve entelektüel zaviyeden çalışmalar yapan kuşatıcı ve kucaklayıcı bir pozisyonda olan ilk kadın çalışmasıdır. Bu bağlamda bu mücadeleyi başlatan birisi olarak ilk kadın neferi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ilk din eğitimi ve din hizmetleri uzmanıyım.
TURKTİME: Medyada mücadelenizin değil de daha çok kendinize has başörtünüzün gündeme gelmesi sizi kişisel olarak rahatsız etti mi? Başörtüsü hakkında ne düşünüyorsunuz?
AYŞE SUCU: Kadının başörtüsünden dolayı gündeme gelmesinden hoşlanmıyorum. Kendi hayatıma ilişkin farklı merhalelerde başörtüsü örtmekle ve örtmemekle ilgili olarak son dere haksızca farklı muamelelere maruz kalmış ve işte bu yüzden çok derin acılar yaşamış bir kadın olarak psikolojik ve sosyal anlamda genç kızlarımızın, modernleşme süreci yaşayan diğer her yaştaki kadınlarımızın büyük acılar yaşamakta olduğunu biliyor ve hissediyorum. Ama hukuki anlamda ve inanan çevrelerin konuyu değerlendirişi anlamında, bu kadar yüzyıllık bir kültürel tecrübeye sahip toplumumuzun konuya uzlaştırıcı bir çözüm bulamamış olması ayrıca beni bir kadın olarak fevkalede yaralamaktadır. Şeklin ötesindeki manayı ve ancak bu mana ile bütünleşen şekli farkedelim, gündemde tutalım.
TURKTİME: 2001’de soruşturma geçirmiştiniz ve bu, başınız açık olmasına bağlandı. Bunun aslı neydi?
AYŞE SUCU: Ben soruşturmamı bilimsel dergi olan İslamiyat’ta ki bir yazımdan dolayı geçirdim. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın o dönemdeki kadın politikasına yönelik eleştirel bir yazı yazmıştım. Bu yazımdan dolayı teftiş geçirdim. Soruşturmanın kendime has başörtü tarzımla bir ilişkisi yoktur.
BAŞIN BU ŞEKİLDE ÖRTÜLEBİLECEĞİNE İNANIYORUM
TURKTİME: Şu an başınızdaki örtüyü ben herhangi bir şekilde niteleyemiyorum. Ve neden alıştığımız gibi tam açıp yada tam kapatmıyor da bu şekilde bağlıyorsunuz? Söyler misiniz; sizin başınız açık mı kapalı mı?
AYŞE SUCU: Evet, başım kapalı. Ben başörtüsünün böyle örtülebileceğine inanıyorum.
TURKTİME: Hep özden bahsediyorsunuz. Peki sembollerin bir değeri yok mu?
AYŞE SUCU: Olmaz mı. Elbette var. Tanımı gereği her sembol arkasındaki temel manayı işaret için konmuştur. O temel manayı kaybederseniz sembolün sembol olmak bakımından hiçbir değeri kalmaz.
TURKTİME: Önce özün oturtulup sonra şekli tartışmaya başlamak mı gerekiyor o zaman?
AYŞE SUCU: Evet, bence sıkıntımız bu. Dikkat ederseniz, Peygamber Efendimizin vahiy sürecini ele aldığımızda, uzun bir süre, 13 yıl, tevhidi yerleştirmek için çalışıyor. Ama biz tam tersine ritüellerden başlıyoruz. Hatta dayatmaya çalışıyoruz. İmanımız belli olgunluğa gelmeden tamamen şekiller üzerinden dini anlamaya yada algılamaya çalıştığımız için sıkıntılar, travmalar yaşıyoruz. Onun için kendi kendimizle çelişiyoruz. Samimi değiliz. Eğer bu alanı özgür bırakmazsanız münafıklar üretirsiniz. Gerçekten de münafıklar üretiyoruz biz.
TURKTİME: Bu alan neden özgür bırakılmıyor peki?
AYŞE SUCU: Bunun arkasında komplolar aramıyorum. Çünkü bunu biz yapıyoruz. Her şeyden öte hepimiz diyoruz ki, sen benim gibi olacaksın, benim gibi düşüneceksin, yaşayacaksın. Ben merkezli düşünüp ben merkezli yaşıyoruz ve ben merkezci yaşamalarını istiyoruz. İslam’ın en temel kavramlarından biri hoşgörüdür. Peygamberimizin bütün davranışlarında bunu görebilirsiniz. Hoşgörülü olabildi mi İslam dünyası? Yıllarca birbirimizin başörtüsü ile, eteklerimizin uzunluğu ve kısalığı ile uğraştık. Ve bu hususları hep imanla ilintilendirdik.
TURKTİME: Bundan sonrası için yol haritanız nedir?
AYŞE SUCU: Çalışmalarımıza aynı hızla devam edeceğiz. Toplumda etik, hatta estetik bilinç oluşturmak için, bilgi ve ahlak eksenli bir din anlayışı oluşturmak için bu güne kadar yaptığımız çalışmaları yoğunlaştırarak devam ettireceğiz. Din insan fıtratının bir gereğidir. Bir huzur ve ‘denge’ unsurudur. Bu ihtiyacın giderilmesi hususunda ortaya çıkan aşırı şekilperestlik bizi dinin özünden mahrum kılıcı mahiyettedir. Özün anlaşılmasına doğru yaşanmasına şeklin ötesindeki mananın farkedilmesine ihtiyaç vardır. Etik anlamda bilinçlenmeye ve bu anlamda çaba sarfedilmesine ihtiyaç vardır. Burada hepimize görevler düşüyor. Sivil toplum kuruluşları siyasi partiler tüm kurum ve kuruluşlar ve bireyler olarak etik bilinçlenme seferberliğine katılmak durumundayız. Burada basına da büyük rol düşüyor. Bu konuda bize destek verir konuya sahip çıkar ve sesimizi duyurursanız sevinirim.

YORUMLAR
sayın sucu konuştuklarınız iyi hoş güzelde sizler gidinde en güneydoğu ve doğuda anlatmaya çalışın batıda verilen konferanslar orda işe yaramıyor dinimizin ahlakımızın sadece türban üzerine dayanmadığını anlatın çünki günümüzde türban bunların hepsinden önde gidiyor ama suçlar ahlaksızlıktada bir okadar çoğalıyor öncelikli olarak insanlara güzel ahlakı anlatın kabire girince öncelikli sorgumuz ahlak
bu kadar uzun bir söyleşide neden birtek baş örtüsü akla geldi?başka sözler konuşmalar neden konuşulmuyor.varsa yoksa baş örtüsünemi indirgeniyor.valla onu bilmem ama ziynet yerlerini örtün kelimesi illede saç kılı ile ilgili değil.manası nedir ziynet yeri tabir olunan yerin.ben biliyorumda işine gelmeyen istediği noktaya çekiyor.yukarıdaki kocaman bir yazıdan çıkarılan sonuç,başörtüsü.rahibeler bizden önce kullanıyordu keza nemrutta kullanıyordu.onlar dahamı mümin oluyor?
Söylediklerinizle yapmış olduğunuz davranışlar birbiriyle çelişkili.Kendinize çekidüzen vermenizi tavsiye ederim.Yoksa kıyamette bunca insanın vebalini veremezsiniz.
Zaten bu bayanın baş örtüsü problemi yok ki. Neden kafa yoruyor anlamadım. Bari ahkam kesmesin. Hani meşhur bir söz var söz bilirsen söyle ibret alsınlar, söz bilmezsen susta adam sansınlar.
Çıkıpta ben belli bir kesmi temsil ediyorum ve bağlanma şekli böyledir die söz söylemek,sizin gibi mana alemlerinden bahseden biri için oldukça tehlikeli değilmi??..isterseniz birdaha düşünün!!hileyi şerieye ihtiyacımız yok,kimseye sempatik görünmeyede yok,boyun eğmeyede yok,kimsenin desteğinede ihtiyacımız yok..DİK DURUŞA VE BİRLİK BERABERLİĞE İHTİYACIMIZ VAR.. TÜM SORUNLAR HALLOLACAK!
Sürekli bazı konularda tespitler yapmaya çalışıyorum,aylar önce belirtmöiştim derin devlet deşifre olacak,ana muhalefet kapanacak ve başörtüsü sorunu hallolacak diye...yavaş yavaş olyor...başörtüsü üzerinden devlet ilkelerini kullanan zihniyet deşifre oldukça,,hayatta normalleşmeye başlıyor..isteyen istediği gibi örtsün!!BU SORUN ÇÖZÜLECEK! çünkü bunu pisolojik harbe dönüştürüp kirli çıkarları için kullananlar deşifre olaacak!herşey yoluna girecek..AMA SİZİN GİBİLERDE DİK DURMALI..
Ayşe hanım,,sizin neler düşündüğünüzü anlıyorum,,,İnançlar konu olduğunda hiç kimseye sempatik görünmek zorunda değilsiniz!!!inançlı insanlar,inançlara saygısız insanlar nasıl seslerini çıkartıp kişisel yaşantıyı engellemekten çekinmiyorsa,inançlı insanlarda onlar kadar sesini yükseltmek ve korkusuzca kişilik haklarını savunmak zorundadr..ayetler ve efendimiz sünneti ile oynanmaz,millet yanlış anlar diye!!işte şimdilik böle olsun sonra detaylarına ineriz yok.GÜÇLÜ OLUP HAKKIMIZI ARAYACAĞIZ!
ersin beyle ayşe hanımın röportajını okudum,yorumları okudum..söz dönmüş dolanmış,ayşe hanımın başını örtme şekline gelmiş.hayır yani ayşe hanım illa benim gibi başınızı kapatın diye birşey demiyorki..hem insanın düşünceleri öenmlidir bana göre.onca sözden sonra başörtünmesine takılanlara diyorumki, fitneyi, fesatı çirkinlikleri baş örtmeyle yokedebileceğinizimi sanıyorsunuz?önemli olan kalp güzelliği ve iman etmek değilmi?bu röportaj çok güzel olmuş bence ersin bey, ayşe hanım,yüreğinize sağlık
Ayşe Sucu hanımefendi siz Allahın size bahşettiği ilmi insanları Allaha karşı isyana teşvikte kullanırsanız Allah korusun sonunuz kötü olacaktır.İnsanlara önder olmak büyük sorumluluktur.Sizin bu görüşünüze göre davranan herkesin vebali boynunuzdadır.Ahireti anlatan ayetleri hatırlayın ogün herkes sizi suçlayacak nasıl kurtulacaksınız.Lütfen rasülullahın sunnetine ve onun varislerine karşı gelmeyin sıratı müstagimde sizi bekliyoruz...
Ayşe hanım Allah Nur suresinde kadınlara zinetlerini teşhir etmemelerini söylemiyormu?Saçımız süsümüz değilse niçin ona şekil vererek kendimizi yoruyoruz.Müslüman ve Mümin olan kimselerin ahlaki bozuklukları başımızı açarak değil,Kuranı ve süneti nefsimize göre yorumlayarak değil;Allaha ve Rasülüne tam itaat etmiş Allahın rızasına ermek için insanlara yol gösterenlere tabi olmakla mümkün olacaktır...Siz kendinizi onlardan zannetmeyin.Onlar yorumlamadan itaat eder.Allah göz,kulağınızı açsın...
O size göre öyle Ayşe hanım KuR'ana göre öyle değil ama biz şimdi kime inanacağız size mi yoksa kur'ana mı?Ve peygamberin ALLAHIN emri doğrultusunda koymuş olduğu sınırlar bu şekilde değil yoksa siz ALLAhın peygamberinden daha mı iyi biliyor sunuz?Şöyle bir söz vardır bilir misiniz bilmem:"Kim ki ALLAHın dinine bir şey ekler veyhut çıkarırsa o artık o kişinin dini olur ALLAHın dini değil."ALLAHu alem...
sayın ayşe hanım nur suresinin 31, ayetini nasıl yorumluyorsunuz, ayrıca dinde imanda ibadette samimi olunmalı mutlaka ama örtünmedede samimi olunmalı diye düşünüyorum
süpersin ayşe hanım sana sonuna kadar katılıyorum bu ülke sizin gibi aydın insanlar sayesinde gelişecek allah yardımcınız olsun.
böyle bir faliyet başlattığınız için size minnttarım yaptığım her türlü ibadetlerimi daha bilinçli ve daha haz alarak yapıyorum türk insnlarının böyle faliyetlere ihtiyacı var teşekkr ederim başarılar dilerim.14.102008
bu röpörtajdan sonra yine aklınızda kalan başındaki o örtü dimi?bunca güzel kelamdan sonra...hoşgörü,vicdan,temizlik,güzellik,sevgi diyor arkadaşlar...peygamberimiz diyor,Allah diyor..!nice başınıkapatanlar,kalbiniz ne kadar arınmış,temiz acaba?kendinizi geliştirebildinz mi,dininizi hakkını verebildiniz mi?YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİOL diyenler gerçekten başkasını eleştirecek kadar temiz miler?gün içinde kaç insanagülümsüyorsunuz,hoşgörüyorsunuz kaçını?kendizi nekadar eleştiriyorsnz
ayşe hanımın söylediği,bahsettiği bunca şeye rağmen yine dönüp dolaşıp başörtüsüne takılmanız beyninizin ne kadar yıkanmış olduğunu gösteriyor.arkadaşlar!hoşgörü diyor,peygamberimizden bahsediyor..!farkedin n'olur.ben başını bağlayıp inanılmaz makyaj yapan dar giyinen insanların Ayşe hanımdan daha açık olduklarına inanıyorum.ama o da onların tercihi...siz açılın ya da kapanın ,başkasının sizi rahatsız etmeyen ,sizi zorlamayan fikrine neden bu kadar tepkilisiniz?sadece kendi İÇİNİZİ dinleseniz...
nur suresi 32. ayet
Gerçek müslüman Kuran-ı Kerimi okuyan,ona göre hareket eden insandır.Hadisleri ön plana çıkartan insan değil.Kuran-ı Kerimin neresinde saçla ilgili birşey var Allah aşkına.Ona bakarsanız erkeğin de giyimine dikkat etmesi gerekiyor,kadının da.Mühim olan iki cinsin de birbirini tahrik etmemesi.Sen kafayı örtüyorsun.yüzün yağlı boya tablo gibi,tüm hatlır ortada.Ben normal giyiniyorum,makyajım,yok,kafam açık ,ben daha az müslümanım veya tesettürlü kafalara göre daha az inançlı.Yok öyle şey.Sen her türlü haltı yiyeceksin ondan sonra karını kızını örteceksin,Allahın arkasına saklanıp din bezirganlığı yapacaksın.Benim başım da açık,alnım da,kursağımda bir gram haram lokma da yok.Ayşe Hanımı yürekten kutlarım,keşke sayın Diyanet işleri başkanı da çıkıp tüm kanallarda islamiyetin olmazsa olmazı değildir,tesettür diye anlatsa,herkese.Herşeyden önce kafanının içini düzelteceksin,kamu hakkı yiyip,kamuda tesettür demiyeceksin.Tabi biraz sıkar.
ÖZGÜRLÜĞÜN SEMBOLİ BAŞÖRTÜSÜDÜR
tam kırk yıldır üniversıteleı ve kamu alanlarını yasaklısyorsunuz başörtülü ve muslüman kadınlara ne oluyor?hayatı burunlarımızdan getirdıgınız halde hiç eksilmıyor sayımız sureklı yenı genç nesıllerle çogalıyoruz farkındamısınz...bir gun onlarda bana aynısını yaparsa dıye gecermi zıhınlerınden gecer ama adı vermek ıstemıyorum bır prof soyle dıyor eyer basortulu derse gıreelerse puanlarını kıracagız sakkın kormasın bırgun bız ona not vermeye kallakrsak ona ahmaklık ve sacmalık hakında 100 uzerınden 100 vereceyız..........
sayın sucu 13 şubat 2008 de aksarayda bir konferans verdi çok güzel bir konferans olmasına rağmen ayşe hanımın örtünme şeklinden dolayı çok verimli olmadı ayşe hanım din eğitimi almış bir insansınız size hiç yakışmayan bir örtünme şekliniz var siz namaz kılarkendemi böyle örtünüyorsunuz bu bir örtünme değildir allah bize namazda örtünmenize dikkat edin başka zaman etmesenizde olur demiyor siz örtüme şeklinizi nereye koyuyorsunuz
))) HM GÜZEL OLMUS TÜRBANI YAKIŞMIŞ BENCE SACMA YA TAK YADA CIKAR İNSALARI BULANDIRMAYA GEREK YOK EN İYİSİ BİLDİGİNİ OKUMAYA DEVAM ET
Ayşe Sucu hanımın söyledikleri ne acıdırki hiç anlaşılmamış.hanımefendinin din konusunda söyledigi şekil degil özdür.çok üzücüdürkü gelen yorumların çogu şekil üzerinedir. Ayşe hanıma çok teşekkür ediyoruz.
Ayşe Sucu hanımın söyledikleri ne acıdırki hiç anlaşılmamış.hanımefendinin din konusunda söyledigi şekil degil özdür.çok üzücüdürkü gelen yorumların çogu şekil üzerinedir. Ayşe hanıma çok teşekkür ediyoruz.
BAŞÖRTÜSÜ İÇİN AYŞE SUCU'YA SALDIRANLARA SORUYORUM.KUR'AN'DA 1- BAŞÖRTÜSÜNÜN ŞEKLİ BELİRTİLMİŞ MİDİR? 2-BAŞINI AÇAN İÇİN CEZA-İ MÜEYYİDE VAR MIDIR? 3-SAÇ GÖZÜKMEYECEK GİBİ BİR İFADE SÖZ KONUSU MUDUR? 4-ŞEKİL BELLİ İSE İSLAM COĞRAFYASINDA KADIN ÖRTÜNMELERİ NEDEN ÇEŞİTLİLİK ARZETMEKTEDİR? ERSİN BEY LÜTFEN DİKKATLERE SUNUNUZ.SİZİ TAKİP EDECEĞİM.SEVGİ VE SELAM
Daha ne şekiller görecez bakalım. Başı açık biri olarak Baş öertülü kardeşlerimin yaşadığı bir haksızlık yüzün heralde olsa gerek şekilden şekile girme aslın da hem gülünç hemde üzücü bir gerçek baş örtüsü bir türlü sonçlandıralamadı. İnsanların giyim tarzları ile dini görüşlerinin kıyalanması nekadar yanlış. Baş örtüsünün sadece islam için olduğunu söylemek kadar yanlış. Oysa tevrat ve incildede örtünme yasaları olduğu bir gerçek.
herkese selamlar bu röportaj ı ve yapılan yorumları okudum herkez dini nasıl gordugunu ve nasıl anladıgına baglı olarak olumlu veya olumsuz bir seyler soylemişler fakat bizim yorumumuzdan once bahsettigimiz konuda dinimizin emri nedir.ortun me nedir,tesettur nedir,bas ortusu nedir,adı uzerinde bas ortusu bunun baska bir izahı var mı insanın tabiki ozu onem li kupun için de ne varsa dısına da o sızar peki bu tarz bas ortusu (ortmek ise eger,veya ortu denilebilirse)dinimizde dogrumudur ayse hanımın dedigi oz onemli ,sonrasında da simge tabi onemli dedigin de kendisi ile celişiyor boyle bir durumda ben ayse hanımı samimi bulamıyorum inandırıcı diil kesinlikle nefsi davranıyor veya bir yorum da okudugumuz gibi bir yerler selam veriyor ki baska bir yorum da da sıracının yanın da ki bozacı gibi ayse yılmaz hanım zaten aynı dusuncede olmamıs olsanız 9 yıl beraber calısmazdınız kimse kusura bakmasın ama bir cok yorum var ve bu yorumların bir dayanagı yok buraqda olcu nedir onu bilmeliyiz kur'an ve sunnet olcusune vurmalıyız meseleyi ki ayse hanım ın derdi dogrular olsaydı onu bulması cok kolay dı diyanet gibi bir yerde calısacaksın ve boyle bir konuyu evirip cevirip eduk duduk yapacaksın el insaf yahu vay bizim memleketimizin haline cooook yazık cok ALLAH hepimize hidayet versin sırat ı mustakim uzere eylesin amin. saygılar
ayşe hanım bu vebali ödeyemessiniz siz doğrusunu bile bile insanları yanıltıyorsunuz size tek birsey söylüyorum: BU DÜNYANIN ÖBÜR TARAFIDA VAR...
İnsanların başındaki örtüye bakanlar, ayşe hanım'ı bu hususta eleştirenler, size bir çift sözüm var. SİZ HAYATINIZ BOYUNCA BİRİNE BAKTIĞINIZDA SADECE BAŞINDAKİ ÖRTÜYÜ GÖREBİLECEK KADAR KÖR VE O ÖRTÜNÜN ALTINDAKİNİ HAYAL EDEBİLECEK KADAR DA BEYİNSİZSİNİZ.RESİM HAKKINDA OKUMAYI BİLMEYEN ÇOCUKLAR YORUM YAPAR, BUNU BİLİYORSUNUZ Dİ Mİ !!! Kadıncağız, neler söylemeye çalışıyor, siz nereye takılıyorsunuz. Çok güzel bir röportaj olmuş. Emeği geçen herkesin eline diline sağlık. Bravo, işte böyle yazılar da okumak istiyoruz.
ya sizingibi pislikler yüzünden başörtü kullanılıyor hiç örtmeseydin başını daha iyiydi saçın göründükten sonra ne anlamı varki örtünmenin? Bak örtünmek diyorum ama siz ne anlarsınız din düşmanları senin gibi sokakta cok var başını kapatıp dar pantolon giyip içi görünen cok insan var sözde bunlar kapalı sizin gibi bilgisiz insanlar yüzünden farklı boyutlara geliyor ya başörtü yazıklar olsun sizlere rabbim ısla etsin seni ve senin gibileri...
Yasin,kaya kurt, bobhasan ve gönderen:... rumuzlu katılımcılar..Tesettür nedir?-Vücut hatlarının dışarıdan belli olmayacak şekilde örtünülmesidir, öyle değilmi..Mutlaka evinizden çıkıp bir yerlere gidip geliyorsunuzdur..Sokakta, mağazalarda,oralarda, buralarda başını diyarbakır karpuzu gibi sarmış, dar etekli,şeffaf giysili,dar pantolonlu,kısa kollu, yırtmaçlı etekli,içi belli olacak şekilde giyinmiş suratındaki makyajla bir mankenin üç defile çıkartacağı şekilde boyanmış, ekipten birilerine rastlıyorsunuzdur..mutlaka.. ama bunlar size göre kapalı..laf söyleyemezsiniz bunlara..Başı örtülü, ama her yeri kabak gibi ortada..sizinkilerin maksadı belli..tesettür filan hikaye..bir yerlere selamdan başka birşey değil..milleti bizimkiler kapalı diye yutturuyorsunuz ama, Ya Yüce Allah'ı nasıl kandıracaksınız?ak ak deyip katranı süt diye yutturmadınızmı?
Abla sen ona başörtüsü mü diyorsun?
'Soruşturmanın kendime has başörtü tarzımla bir ilişkisi yoktur' demişsiniz dinimizde tek bir saç telinin görünmesi bile günah diye biliyoruz başörtüsünün tarzı olmaz hanımefendi.tabiki öz çok önemli ama dış görünüşünüzle özünüzü yansıtınız lütfen.. ersin bey ne kadar güzel söylemiş size katılıyorum 'Şu an başınızdaki örtüyü ben herhangi bir şekilde niteleyemiyorum' turktime ve ersin beye saygılar
Öncelikle ayşe hanıma saygı duymak lazım çünkü tamamen erkek egemen bir kuruluşta yılmadan onca sene hizmet verdiği için.sonra Diyanet İşleri Başkanlığı Ayşe hanıma teşekkür borçlu halkın kuruma olan ön yargısını sildiği başkanlığın gülen yüzü olduğu için.Dokuz yıldır beraber her ortamda çalıştık başartüsüne gelene kadar dinin olmazsa olmazları öğretiliyor. buna kur'an'ı yüzünden arapça okumak vede açıklaması dahil. anlatmaya kalsam sayfa yetmez. gelin doğru ve yanlışları karşılıklı tartışalım buna başörtüsüde dahil.mutlaka ortak bir nokta buluruz.(Yönetim kurulu 20 hanımdan oluşur ve maddi manevi desteklerini esirgemezler)tamamen gönüllü bir çalışmadır.
neden başörtü.neden hep gündemde.neden başörtüsü konuşuluyor. neden din neden neden neden hala din ve başörtüsü üzerinden siyaset yapmıyormusunuz. şu anda yaptığınız ne. tamamen takıyye
hiç kullanma daha iyi bukapanmak değilki.islama inananlara göre saçı kapatmaksa bu şekil yanlış bence sadece.üstelik çok yaklışıksız.illaki kullanacaksanız bakın hollywood starlarının eski filmlerine, onlarda başörtüsünü bu şekilde kullanmışlardı.şimdi onlar kapanmışlarmıydı yani?
sayın sucu başörtüsünü benazir butto gbi takarak sulandırmış.kurani ifadesi nedir başörtüsünün.hz.aişe, hz. hatice , hz.fatıma validelerimiz başlarını böyle mi örtüyorlardı?hayır.ama suc böyle örtüyor.o da onun tercihi...
Dünyanın pek çok yerinde farklı giyenen farklı biçimde başını örten ve kendini müslüman olarak tanımlayan insanlar var. İnsanları tek tip olmaya zorlamak ve benim gibi olmayanı dışlamak bir çözüm yolu mudur?
Türkiye'de bugün yaşadığımız pek çok problemin temelinde dinimizin doğru anlaşılmaması yatmaktadır.Yorumları okuduğum zaman hala bazılarının meseleleri şekilden hareketle değerlendirdiklerini üzüntüyle gözlemliyorum.Ayşe Sucu'nun vurguladığı hususları tekrar okuyalım ve toplumumuzda o yüce dinimizin etik estetiğine öncelik verecek bilinci oluşturmaya bizler de destek verelim.Kadın Kollarına ve Ayşe Sucu'ya ''Yolunuz ak,yoldaşınız HAK olsun.''diyorum.
Öncelikle Sayın Ayşe Hanım'ı yaptığı çalışmalardan dolayı tebrik eder, kendisine ve kendisi ile birlikte bu yolda çalışan tüm çalışanlarına başarılar dilerim. Röportojın tamamında son derece önemli hususlara temas ettiler. Günümüz insanının içinde yaşadığı inanç-davaranış ikilemi noktasında önemli ipuçları ve tespitleri dile getirdiler. Daha sağlıklı bir inanç ve bu inancın gerektirdiği davranışları gerçekleştirmek için eğitimin son derece büyük önemi vardır. Kendilerine başarılar dilerim.
Ayse hanim,cok guzel bir anlatim tarzi ile konuyu ifade etmis, cok tebrik ediyorum, calismalarinda basarilar diliyorum,
Allah gönüle bakar ayrıca tenin görünmesinide istemez.Her birey dinimize ve değerlerimize sahip çıkmalıdır.
Cesaretiniz için sizi tebrik ediyorum. Düşüncelerinize aynen katılıyorum ve sonuna kadar destekliyorum. Çok güzel bir cümle var: "Allah'ın baktığı yer gönüldür, ten değil." Keşke herkes bunu anlayabilse ve güzel dinimizi bir başörtüsünden ibaret sanmasa... Teşekkürler Ayşe Hanım.
Kadın haklarını korumaları ve kadınları bilinçlendirmelerini tebrik ediyorum. Ama hanımefendinin başını örtme şeklini de bir yere oturtamadığımı belirtmeliyim. Ya başını tam olarak örtmeli yada açmalı. Eğer bu şekilde islama uygun olduğunu iddia ediyorsa NUR suresini bir daha okumasını tavsiye ediyorum. Bu arada Ersin bey sizide tebrik ediyorum verimli bir röpörtaj olmuş. Devamını bekliyoruz
Ayşe hanım tebrik ediyorum sonuna kadar destekliyorum
bu kadar cesurca fikirlerini beyan eden birilerinin toplum içinde sıyrılması bizler için gurur verici.yarınlarımıza daha umut içinde bakmamızı sağlıyor.ayşa hanıma tesekkürlerimi bir borç bilirim
gelen yorumlara bakıyorum da, Ayşe Hanım'ın söylediklerinde yerden göğe kadar haklı olduğunu tekrar görüyorum. Koskoca ropörtajdan akılda kalan sanki sadece başörtüsü, yapılan onca çalışma bir anda unutulmuş gibi. Arkadaşlar, hala sadece bir sembole kilitlenmekten vazgeçin. Asıl önemli olan bu güne kadar bu en büyük kadın kuruluşunun neden görülmediği, medyanın neden yok saydığıdır. Gelin bu detaya takılmadan TDV Kadın Kolları'ının çalışmalarına kilitlenelim.
bu ülke ne siyasiler gördü hanımının saçının tek tüyü gözükmezken tüyü bitmemiş yetim hakkı yiyen ayşe hanımı tebrik ediyorum
dinimizi yobazların elinden kurtarmak sizin gibi aydınlarımız sayesinde olacaktır. tebrikler tesekkürler
Hanım Efendiye Katılıyorum.Bence bugün türkiyede din sorunu yok dinin sunulumu sorunu var.İbadetleri din olarak sunan hocalar var.Sevapları biriktirip gerektiği zaman harcamayı (günah işlemeyi)salık verecek kadar şekilciliğe düşmüş insanlar var.
Ayşe sucu size diyanet işleri başkanlığı din işleri yüksek kurulu başkanlığının tesettürle/başörütüsüyle ilgili kararını tekrar tekrar okumanızı tavsiye ediyorum. ya bu karara uygun davranın yada o kararı veren kurumdan ayrılın. eğer siz etik temizlik yapmışsanız size yakışan bu olmalıdır. ya kurumunuzun dediğine uyun ya da istifa edip kendi karakterinize uygun bir yerde bozgunculuğunuzu devam ettirin. İslamda sizin başörtünüz gibi bir başörtüsü/tesettür tarifi yoktur!!!
sayın sucu o kadar uzun konuşmuşsunuz bazı örnekler vermişsin, bende size bir örnek vereyim: YA OLDUĞUNUZ GİBİ OLUN YADA GÖRÜNDÜĞÜNÜZ GİBİ OLUN! ya başınızı TESETTÜRe uygun şekilde kapatın yada çıkıp da evet benim başım kapalı demeyin, bu ikiyüzlülüktür. Eğer siz şu an kullandığınız bezi başörtüsü olarak inanarak kullansaydınız TRT deki programda başınızı tamamen açarak çıkmazdınız!! Siz bir yalancısınız! Siz Dini, diyaneti kullanıyorsunuz. Allah ıslah etsin!
Harikasınız Ayşe Hanım ahlak eksenli dini anlayıp anlatanlara gerçekten ihtiyacımız var..Ağzzınıza sağlık.
Saç tellerinin gözükmesi günah değildir.Kuranda günahtır diye bir şeyde yazmıyor.
Ayşe Hanım,diyanetten farklı açıklama yapmamış.Sözleri yanlış anlaşılmasın!
Ersin Bey'e tebrikler. Röportaj her zamanki gibi mükemmel olmus.
Turktime'ın ve Ersin Tokgöz'ün röportajlarını özlemiştik. Lütfen arayı daha fazla uzatmayın.
tabi TURKTİME'a haksızlık etmek istemem bu konuda. Herkes bıyık takıp siyaset geyiği yapan kadınların peşinden giderken gidip gerçek bir kadın örgütü temsilcisiyle muhteşem bir söyleşi yapmışsınız. Ersin Bey'i ve Turktime'ı kutlarım.
Gerçekten şaşırdım. Böyle bir kadın kuruluşu varmış demek. Değerli medyamız. Bu vesileyle sizi kınıyorum. İki uyduruk kadın derneğini kadın temsilcileri olarak parlatın, en büyük kuruluşu yok sayın. Helal gerçekten. Tam size yakışan bir tutum. ama anlamadığım muhafazakar basın neden görmüyor bu çalışmaları?
Diyanet İşleri Başkanı sayın Ali Bardakoğlu'na soruyorum ve net bir cevap istiyorum: Böyle bir örtünme şekli var mıdır? Varsa biz neden bilmiyoruz?
Ayşe Hanımefendinin öz ile ilgili vurgularına katılmakla birlikte bu şekilde başörtüsü olacağını söylemesi kesinlikle kabul edilemez. Dinimizin emri son derece açık ve nettir: saçın tek bir teli bile gözükse hepsi gözükmüş gibidir ve günahtır. İnsanlara doğruyu anlatmaya çalışırken zaten fazlasıyla bulanık olan beyinlerini daha da bulandırmayalım.
bÖYLE BİR ÖRTÜNME ŞEKLİ DE İLK KEZ GÖRÜYORUM. DAHA NELER GÖRECEĞİZ BAKALIM.
Ayşe hanım geçiştirmiş ama asıl etik seferberlik magazin programlarında kadınlara yanaklarını ısırtan ilahiyatçılara lazım. halkın kafasını asıl bunlar karıştırdı.
Diyanetin başörtüsü konusundaki yorumu belliyken yine bir diyanet çalışanının farklı bir açıklama yapması açıkçası şaşırttı. Yada ben mi yanlış anladım.
evet, gerçekten çok önemli... kimse yalan söylemenin, haram yemenin, hakızlık etmenin yani İslam'ın kesin olarak yasakladığı bu gişbi konuların ne kadar günah olduğunu düşünmüyor. varsa yoksa başı açık mı kapalı mı yada bunun gibi öz ile ilgisi olmayan şeyler. asıl dikkat edilmesi gereken nokta bu. lütfen bunun altını daha kalın çizgilerle çizelim. Tebrikler ayşe hanım.
Hayır kardeşim. Böyle başörtüsü olmaz. Lütfen sulandırmayın.
Teşekkür ederiz Ayşe Hanım. Sizi geç de olsa tanıdığımız için mutlu olduk. Bu güzel röportajı yaptığı için Tukritime'ı da kutlamak lazım.
AYŞE HANIMIN SÖYLEDİKLERİ TAMAMI BAKILDIĞINDA SON DERECE DOĞRU AMA YİNE DE BAZI KÖTÜ NİYETLİLERE BU AÇIKLAMALAR CIMBIZLA AYIKLANIP BAZI FIRSATLAR VEREBİLİR. BÖYLE HASSAS KONULARDA DİKKATLİ OLMAK LAZIM.
Böyle cesur ve duyarlı kardeşlerimizin olması bizi gerçekten de sevindirdi. Ayşe Hanım gerçekten de değerli açıklamalar yapmış. Evet, lütfen her türlü pisliği yapıp sonra da bir iki gösteriyle kendilerini aklamaya çalışma hastalığından kurtulalım artık. Bir vesile olur inşallah.