Prof. Dr. Özlü uyardı: Gizli tüberküloz arttı
– Son zamanlarda daha çok artmaya başladı, çünkü bağışıklığı baskılayan tedaviler arttı. Bugün pek çok tıp dalında artık bu tedaviler uygulanıyor. Organ nakilleri yapılıyor, ayrıca Covid pandemisinde uzun süreli, yüksek doz kortizon tedavisi alan hastalar oldu. Onun da ötesinde bağışıklık baskılamak için birtakım ilaçlar da kullanıldı (ağır hastalarda). Bunun da belki bir etkisi olmuş olabilir, zaman içinde göreceğiz ama sonuç itibariyle bağışıklık sistemi baskılanmış kişi sayısı arttı toplumumuzda. Bu nedenle de gizli tüberkülozun açığa çıkma riski de artıyor.
DEPREM ‘AKTİF’ HASTALAR AÇISINDAN RİSK OLUŞTURDU
Deprem felaketinin tüberküloz açısından bazı riskler yaratmış olabileceğine de değinen Prof. Dr. Özlü, sözlerini şöyle noktaladı:
– Deprem bölgesi için asıl riski oluşturan, aktif hastalar. Gizli tüberküloz vakaları bulaştırıcı değil çünkü. Ama aktif tüberküloz hastaları için bu risklerin hepsi var ve artmış durumda. Çünkü deprem bölgesinde insan hareketliliği çok oldu, kalabalıklar bir arada, konteyner kentlerde, çadır kentlerde, bir soba yanıyor etrafında çok sayıda kişi yaşamak zorunda vs.
– Tüberküloz da nefes yoluyla bulaşan bir hastalık olduğu için, hasta bir kişi varsa ondan sağlam bir kişiye bulaşabiliyor. Bütün bu hastalar düzenli olarak tedavi altındaydı, bu nedenle de bulaştırıcılıkları da yoktu. Ama deprem sonrası, kısa bir süreliğine de olsa bu takip sistemi sekteye uğradı. Bakanlık süratle bu sistemi ayağa kaldırdı ve kayıtlı hastalara bir şekilde ulaşılarak ilaçları aksamasın diye gerekenler yapıldı. 1000 civarında böyle aktif tüberküloz hastası ya da koruyucu tedavi alan hasta vardı bölgede, onlara ulaşıldı ve tedavilerine devam edecek şekilde planlamalar yapıldı.
– Ama ilk günlerde tedavisi aksamış hastalar olabilir, ya da hastalar o bölgeden farklı illere göç ettiler. Bu göçlerin çoğu da bireysel oldu, yani kontrol dışıydı. Hasta gittiği yerde tedavisine devam etmeyebiliyor, ilaçlarını aksatabiliyor. Bu da hem bulaşma açısından, hem de hastanın kendisinde ilaç direnci açısından risk oluşturuyor.
