Kovid-19 tehlikesi hala geçmiş değil: 7 milyondan fazla can kaybı!
Kovid-19'un ilk vakaları, 2019'un son günlerinde Çin'in Hubey eyaletinin Vuhan kentinde tespit edildi. O dönem sebebi bilinmeyen gizemli bir solunum yolu rahatsızlığı olarak tanımlanan bu hastalık, ilk olarak deniz ürünleri ve vahşi hayvanların satıldığı bir pazarı ziyaret eden kişilerde görüldü. Yapılan araştırmalar sonucunda, hastalığa yarasalarda bulunan bir beta koronavirüsün mutasyona uğramış hali olduğu tahmin edilen yeni bir koronavirüs türünün sebep olduğu ortaya çıktı.
KOVİD-19'UN KÜRESEL YAYILIMI
Çin dışındaki ilk vaka, 13 Ocak 2020’de Tayland’da görüldü. Bunu 15 Ocak’ta Japonya, ardından bir hafta içinde ABD’de tespit edilen vakalar izledi. Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır ve diğer Afrika ülkelerinde de görülen vakalar, Kovid-19’un hızla küresel bir salgına dönüştüğünü gösterdi.
Virüsün yayılmasıyla birlikte, DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, 30 Ocak 2020'de Kovid-19’u “Uluslararası Halk Sağlığı Acil Durumu” olarak ilan etti. 11 Şubat 2020'de ise hastalığın adı resmen “KOVID-19” (Coronavirus Disease 2019) olarak belirlendi.
11 Mart 2020’de vaka sayısındaki hızlı artış ve ölümlerin kritik seviyeye ulaşmasıyla birlikte DSÖ, Covid-19’u küresel pandemi ilan etti. Aynı gün, Türkiye’de de ilk Kovid-19 vakası tespit edildi. 4 Mart 2020'ye gelindiğinde dünya genelindeki vaka sayısı 1 milyonu aştı.
Salgının yayılmasını önlemek amacıyla birçok ülke çeşitli önlemler aldı. Maske zorunluluğu, karantina uygulamaları, sosyal mesafe kuralları, seyahat yasakları ve iş yerlerinin kapatılması gibi geniş çaplı tedbirler yürürlüğe kondu. Okullar, üniversiteler ve birçok kamu kurumu uzaktan çalışma ve eğitim modeline geçti.
DSÖ, 5 Haziran 2020’de yayımladığı rehberle, hükümetlere halka açık alanlarda maske kullanımını zorunlu hale getirmeleri çağrısında bulundu. Ancak, alınan bu önlemler ekonomik, sosyal ve psikolojik boyutlarıyla küresel çapta büyük etkiler yarattı.
Kovid-19 Varyantları ve Etkileri
Virüsün mutasyon geçirmesi, pandeminin daha da karmaşık hale gelmesine sebep oldu. DSÖ, varyantları iki grupta sınıflandırdı: “Endişe Verici Varyant” (VOC) ve “İzlenmesi Gereken Varyant” (VOI).
Alfa varyantı (Eylül 2020, İngiltere)
Beta varyantı (Güney Afrika)
Gama varyantı (Brezilya)
Delta varyantı (Hindistan)
Omicron varyantı (Kasım 2021, Güney Afrika)
Özellikle Delta ve Omicron varyantları, daha yüksek bulaşıcılık oranlarıyla dikkat çekti ve birçok ülkede yeni dalgalara neden oldu.
Kovid-19’a karşı bağışıklık sağlamak amacıyla yürütülen aşı çalışmaları, pandeminin kontrol altına alınmasında en kritik adımlardan biri oldu. İlk büyük gelişme, İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumunun (MHRA), Pfizer-BioNTech aşısına 2 Aralık 2020'de acil kullanım onayı vermesiyle yaşandı.
Bunun ardından Moderna, AstraZeneca, Sinovac, Sinopharm, Sputnik V ve Johnson & Johnson gibi çeşitli aşılar dünya genelinde kullanılmaya başlandı. Toplumun büyük bir kısmının aşılanmasıyla birlikte, birçok ülke kısıtlamaları gevşetti ve normal hayata dönüş süreci başladı. Bugüne kadar dünya genelinde 13 milyarı aşkın doz Kovid-19 aşısı uygulandı.
Covid-19 vakaları ve ölümlerinde büyük bir düşüş yaşanmasıyla birlikte, DSÖ 5 Mayıs 2023’te Covid-19’u “Uluslararası Halk Sağlığı Acil Durumu” sınıfından çıkardığını duyurdu. Ancak bu karar, hastalığın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyordu.
DSÖ verilerine göre, dünya genelinde Kovid-19 kaynaklı ölümlerin sayısı 7 milyonu geçti. Ölümlerin yaklaşık 3 milyonu Amerika kıtası, 2 milyonu ise Avrupa’da meydana geldi. ABD, Brezilya, Hindistan ve Rusya en yüksek ölüm oranlarına sahip ülkeler arasında yer aldı.
2025 yılı itibarıyla dahi Kovid-19’un etkileri tamamen sona ermiş değil. Geçen hafta dünya genelinde 517 kişi, şubat ayında ise 3 bin 73 kişi Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybetti. Şu anda dünyada 94 bini aşkın kişi Kovid-19 ile mücadele ediyor. Salgının başından bu yana kayıtlara geçen toplam vaka sayısı 777 milyonu aştı.
