Her zaman fitliği ve sahne kıyafetleriyle adından söz ettiren Gülşen, İbrahim Selim'in programında özel hayatıyla ilgili samimi açıklamalar yaptı. Ünlü isim çocukluğundan beri sahnede olmak istediğinden ve özel hayatından bahsetti.
ÇAMAŞIR SUYU İÇTİ, KAMYON ÇARPTTI
Annesi son anda kürtaj olmaktan vazgeçen, doğum sırasında boynuna kordon dolanan, su çiçeği, boğmaca ve kızamığı aynı anda geçiren, su zannettiği çamaşır suyunu içen ve kamyon çarpan Gülşen'in çocukken yaşadıkları herkesi şoke etti.
"ANNE VE BABAMIN DUALARIYLA"
Gülşen, "Bunlar oldu ve hala hayattım. Annemin duaları geçen yıla kadar babamın duaları. Çok kısa bir zaman önce kaybettim kendisini" dedi.
Gülşen babasının kaybıyla yaşadığı acı nedeniyle bir kez daha konuşmakta zorlandı. Ünlü sanatçı, "Müzisyen olarak doğdum. 3-4 yaşında falandım ne istediğimi ne olacağımı çok iyi biliyordum. Sahnede olmaktan şarkı söylemekten başka hiçbir şey istemedim hayatta. Hiçbir şey yolumu kesemedi. Ben doğuştan olduğuna inanıyorum, hala aynanın karşısında şarkı söylüyorum. Yolum hep belliydi." ifadelerini kullandı.
Temizlik takıntısından bahseden Gülşen sözlerine şöyle devam etti: "Evi ben temizliyorum. Çok fazla detay var; takılar, gözlükler, saatler. Onlardan bir tanesinin yeri değiştiği zaman bile benim düzenim şaşıyor."
"Annemden bana geçen bir şey temizlik. Kimsenin yaptığını da beğenemiyorum. Dizlerim mosmor. Her sabah lavaboları çamaşır suyuyla yıkıyorum. İşimi de yapıyorum gördüğünüz gibi."
2016 yılında Ozan Çolakoğlu ile evlenen ve bir çocuğu olan Gülşen eşiyle çok eğlendiğini belirterek "Espri anlayışımız çok uyuyor" dedi.
13 sayısının uğuruna inanan Gülşen, "13 bendensin hiç de uğursuz değilsin" dedi.
Peş peşe kayıplar yaşayan ve konserlerini iptal eden Gülşen o dönemi şu sözlerle anlattı: "Metin Arolat ve babamı hemen kaybettikten sonra birçok konserimi iptal ettim o dönem. Ama bir yerden başlamam gerekiyordu. Yeniden yaşamayı hatırlamak gerekiyordu.
"O gün sahneye çıkmak benim için hayatımın en zor günlerinden bir tanesiydi. Zaten hayatta en korkulacak şey sevdiklerini kaybetmek. Bence en kötüsü, çok yakın bir zaman olduğu için bunu söyleyebilirim.