Ekonomik yardım paketlerinin temel mantığı, işletmeleri ayakta tutmaktır. Eğer pandemi veya başka bir nedenle işletme kapanmışsa, doğaldır ki hiçbir ekonomik yardım söz konusu olmaz.
TOBB tarafından Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi kayıtları esas alınarak yayımlanan istatistiklere göre 2021 Ocak ayında 11.428, şubatta ise 10.001 şirket kurulmuş.
Kapanan şirket sayısı ise ocakta 428, şubatta 775. Şubatta kurulan şirketlerin 3.453 tanesi toptan ve perakende ticaret, motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin onarımı alınanda faaliyet göstermeyi amaçlıyor.
İşin ilginç tarafı, 266 adet ile en fazla bu alanda faaliyet gösteren şirket kapanmış. Aynı alanda faaliyet göstermek üzere gerçek kişiler tarafından açılan ticari işletme sayısı 1.042, kapanan ise 1.262.
Sizlere daha ilginç bir bilgi daha vereyim; pandemiden en çok etkilenen ve ilk kapatılan işyerlerinden olan konaklama ve yiyecek hizmeti alanında faaliyet göstermek üzere kurulan şirket sayısı kapanan sayısının neredeyse 8 katı, 383 şirket kurulmuş, 53 şirket kapanmış.
Bu bize reel piyasalarda ekonominin geleceğine olan, bilhassa turizm sektörüne olan güveni gösteriyor. Hemen söyleyiyim, aynı dönemde açılan ve kapanan esnaf işletmeleri bu rakamlara dahil değil.
Kapatılınca ne yapılacak?
Bir şirket veya ticari işletme kapatılınca, yapılacak aslında birçok usul işlem var. Vergi Dairesi, SGK kayıtlarının silinmesi, şirketse tasfiye sürecinin başlatılması gibi...
Ama bir işlem daha var ki, yapılmaması halinde İcra ve İflas Kanunu’nda (İİK) suç olarak düzenlenmiş. Bu suça yargı kararlarında ve doktrinde “ticareti terk suçu” deniliyor.
Aman yanlış anlaşılmasın, ticareti terk etmenin kendisi suç değil, işletmesini kapatan kişinin beyanname vermemesi suç.
İİK md 44’e göre, ticareti terk eden, yani ticari işletmesini kapatan bir tacir, 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur.
İşletmesini kaptan tacirin 15 gün içinde böyle bir mal beyanında bulunmaması işte ticareti terk suçu denilen suçu oluşturuyor.
Hapis şoku
Mal beyanının ticari işletmeninin defter ve kayıtlarına uygun olması yeterli. Karşı tarafın daha fazla alacaklı veya borçlu olduğu iddiası önemli değil. Önemli olan ticareti terk eden tacirin kendi kayıtlarına göre doğru mal beyanında bulunmasıdır.
Ama durun, daha bitmedi, mal beyanında bulunurken, keyfiyetin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan parasının da ödenmesi şart. İlan masraflarını ödemeyen tacir, beyanda bulunmamış sayılıyor ve o da ticareti terk etmiş suçunu işlemiş oluyor.
Gerçi kanun metninde alacaklıların bulunduğu yerlerde de mütat ve münasip vasıtalarla ilan olunur, dense de, bu kanunun kabul edildiği 1932 yıllarındaki koşullarla bugünkü koşullar karşılaştırıldığında pek uygulanırlığı yok.
Artık alacaklılar dünyanın neresinde olursa olsun, elektronik ortamda da yayımlanan Sicil Gazetesi’ne her yerden her an erişebildiklerinden, kuralın bu kısmının uygulanabilirliği yok.
Fakat ticareti terk eden tacirin sadece mal beyanında bulunmamasının, bulunsa da ilan masraflarını ödememesinin suç olabilmesi için, alacaklılarının bundan zarar görmüş olması da şart.
Çünkü İİK md 337a hükmü, 44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlunun, bundan zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır, demektedir.