|
Talat Atilla İsrail, Jamming sistemi ile Türkiye'yi savaşa sokmaya çalışıyor! Erdoğan'a gözdağı mı? |
|
Cengiz Altınsoy “Kamil olan anlar istikbalimi” |
|
Adnan Küçük TRUMP’I ESİR ALAN EPSTEİN: BATI MEDENİYETİ’NİN CANAVAR RUHU (1) |
|
Melike Topuk En Uzun İlişki |
|
Zahide AÇIN KAVANOZLARI |
|
Derya Çöl Konforlu Entelektüellik ve Kaybolan Aydınlık |
|
Tuğrul Sarıtaş Vatandaş Emekliler – Vekil Emekliler! |
|
Seyhan Korkmaz MASALLAR ARDINDAKİ KADINLAR |
|
Kıvılcım Kalay EN BÜYÜK YALNIZLIK |
|
Canan Sezgin MART: KOZMİK BİR OPERASYON VE YENİDEN DOĞUŞUN SİMGESİ |
|
Tekin Öget GAZZE'YE SUSARSANIZ, GAZZE SİZE KÜSER |
|
Esra Süntar ''YEPYENİ RÜYAM'' |
|
Ersan Yıldız Sedat Peker |
İran ikinci kez Türkiye'ye füze attı. Cumhurbaşkanı Erdoğan mealen İran'a "Sizi vurmak zorunda bırakmayın" dedi.
Buraya kadar herkesin malumu gelişmeler.
Bir de diplomasi ve siyasetin arka koridorlarında ne konuşuluyor.
Şimdi ona bakalım...
Türkiye çoklu senaryoları hem masada hem sahada tek tek inceliyor.
Fakat...
Öne çıkan kritik bir başlık var.
ABD- İsrail'in Türkiye'yi savaşın içine çekmeye, bu şartları oluşturmaya çalıştığına dair derin bir kuşku var.
Hatta, kuşkuyu aşan emareler...
Uzmanlara göre modern füzelerin çoğu hedefini GPS, radar veya kızılötesi sensörlerle bulur.
Bu sistemler GPS karıştırma (jamming) GPS yanıltma (spoofing) ve
radar karıştırma gibi yöntemlerle füzeleri şaşırtılabilir veya rotadan sapabilir.
Füzeler tamamen “kontrol edilip geri çevrilen” araçlar değil ama elektronik karıştırma, sahte hedef ve savunma sistemleriyle yönleri değiştirilebiliyor.
Türkiye'yi İran'dan gelen füzelere karşı ihtiyatlı yapan, ABD ve İsrail kanadının özellikle Jamming ve Spoofing sistemleri ile bizi İran ile karşı karşıya getirme ihtimal ve gayretleri...
Elbette, İran'daki otorite bulanıklığı da Türkiye’nin radarında.
Özetle....
Savaşa bulaşmadan süreci atlatabilirsek bu Türkiye’nin son 50 yıldaki en büyük başarılarından birisi olacak..
Durum o kadar ciddi görünüyor.
PUSUDA YATAN BÜROKRASİ!
Siyaset sahnesinde güç dengesi değişmeye başladığında bunu en hızlı hisseden yapı çoğu zaman bürokrasidir. Devletin kurumsal hafızasını taşıyan bürokratlar, iktidarların gücünü ve zayıflama ihtimallerini yakından takip eder.
Bu yüzden Ankara kulislerinde seçim anketlerinin yalnızca siyasi partiler tarafından değil, bürokrasinin kritik kadroları tarafından da dikkatle izlendiği konuşuluyor.
Başkentte deneyimli isimlere göre bürokrasi bugünlerde “ince bir ayar” içinde ilerliyor. Yargı dahil bazı önemli kurumlarda görev yapan isimlerin birbirlerine en sık sorduğu soru ise oldukça net: “İktidar devam eder mi?”
Elbette iktidar bloğunun güçlü ve sadık bir çekirdek kitlesi var. Özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan etrafında şekillenen bu tabanın siyasal ağırlığı hâlâ önemli. Ancak Ankara siyasetinde bazen tek bir kararın ya da küçük görünen bir hamlenin bile geniş tartışmalar meydana getirdiği biliniyor.
Hala ve ısrarla konuşulan başlıklardan biri de Özgür Özel ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında görülen bir dava sürecinde yaşanan ara karar.
Mahkemenin, Erdoğan’ın diplomasının dosyaya sunulmasına yönelik ara karar vermesi ve sonrasında yaşanan hukuki süreç Ankara’da farklı yorumlara yol açtı. Davaya bakan hâkimin yaş haddinden emekliliği nedeniyle dosyanın yeni bir aşamaya girmesi de kulislerde ayrıca değerlendiriliyor.
Başkentteki bazı çevreler bu gelişmeyi “siyasi mesaj” olarak yorumlarken, başka bir kesim bunun hukuki bir süreç olduğunu savunuyor. Ancak ortak nokta şu: Ankara’da güç dengesi tartışmaları yeniden yoğunlaşmış durumda.
Bu değerlendirmelere göre Cumhurbaşkanı Erdoğan geçmiş dönemlere kıyasla daha zor bir siyasi iklimde hareket ediyor olabilir; fakat hâlâ güçlü bir siyasi aktör olarak görülüyor. Muhalefet cephesinde ise dağınıklık eleştirileri ve seçmene güçlü bir alternatif sunma tartışmaları devam ediyor.
İktidar cephesinin de bürokrasideki bu hassas atmosferin farkında olduğu ve gerektiğinde kurumsal reflekslerle hareket edeceği konuşuluyor.
VELHASIL: Her şeyin en mühim noktası, başlangıçtır.- PLATON
Sözlerini yazdığım son 3 eserim...
SENSİZLİK PERİSİ
Arsız hayalet gibi gelirsin gönlüme
Öyle usul usul gezersin içimde
Ne var ki kalbimde senden ziyade
Canım da ruhum da emrine amade.
Dal gibiydim baharda salkım salkım.
Şimdi savrulmuş yaprak gibi kaldım.
Dökmeseydin beni yerlere adım adım.
Ben böyle gizli gizli yanar mıydım?
Sensizlik perisi yine kalbimde.
Git desem, gitmez ki beyhude.
Taht kursan ruhumun köşkünde.
Ben hiç sana dönüp bakar mıyım?
Seninle yollarım kıvrım kıvrım.
Her kıvrımında ben varım.
Bakmasaydın öyle derin derin.
Ben hiç sana böyle kanar mıydım?
Sensizlik perisi yine kalbimde.
Git desem, gitmez ki beyhude.
Taht kursan ruhumun köşkünde.
Ben hiç sana dönüp bakar mıyım?
Saltanat kursan gönül bahçemde,
Ben sana kapıyı açar mıyım?
Saray kursan kalbimin yerinde,
Ben sana yeniden bağlanır mıyım?
Sensizlik perisi yine kalbimde.
Git desem, gitmez ki beyhude.
Taht kursan ruhumun köşkünde.
Ben hiç sana dönüp bakar mıyım?
Arsız hayalet gibi gelirsin gönlüme
Öyle sessiz sessiz gezersin içimde
Ne var ki kalbimde senden ziyade
Canım da ruhum da emrine amade.
Ben hiç sensiz kendimi sever miyim?
Ben hiç senden vazgeçer miyim?
Kalbim senden kurtulur mu hiç?
BU GECE KIYAMET KOPAR
Aşk yine tuzak kuruyor,
Kalbimin tam ortasına.
Gizli tüneller kazıyor,
Fikrimin en kuytusuna.
Saatim nöbet tutuyor,
Gecemin uykusu yok.
Anılar üstüme akıyor,
Gitmeye niyeti yok.
Seviyorsan şimdi söyle,
Yarın çok geç olabilir.
Sevda masum değil öyle,
En güzel yerinde bitebilir.
Yana yana kül oldu aşkım
Senin adını yine anmadım.
Gel yine de kalbime saklan,
Herkes bizi arıyor şu an.
Ya çık gel yanıma kadar,
Ya bu gece kıyamet kopar.
Ya çık gel sabaha kadar,
Ya bu gece kıyamet kopar.
Çünkü bu aşk değil…
Bu bir ihtilal…...
Çünkü bu aşk değil...
Bu bir infial.....
Ya seninle sonuna kadar,
Ya bu gece kıyamet kopar...
Ya kal sabaha kadar,
Ya bu gece kıyamet kopar...
Ya aşk.
Ya felaket!
İçimde yangınım var,
Kışlarımın inadına.
Kalbime sızan var,
Kovulma pahasına...
Seviyorsan şimdi söyle,
Bu kalp geri dönmez.
Yarın başka bir hikâye,
Bu gece geri gelmez...
Ya seninle sonuna kadar
Ya bu gece kıyamet kopar!
Ya kal sabaha kadar,
Ya bu gece kıyamet kopar.
Ya evet.
Ya felaket.
Çünkü bu aşk değil.
Bu bir ihtilal…..
Çünkü bu sevda değil.
Bu bir infial.....
HÜKÜMDAR
Sanma gizli saklı kalırım
Sensiz de fener gibi yanarım
Ya kollarında aşık olurum
Ya aklını başından alırım
Dün başka bugün başka
Sen başka, ben başka
Aşk dediğin şayet buysa
Benim kalbim sana çok fazla
Sürgünde bekleyen baharım...
Ben aşkı çok güzel yaşarım...
Ahh bir gün döner mi tekrar;
Aşk denilen büyük hükümdar...
Ya tam gel bana
Ya hiç kalbime dokunma
Aklım diyor ki bana
Benim kalbim sana çok fazla
Yarım sözler bitmeyen laflar
Bir var bir yok yakan tuzaklar
Kapında sırılsıklam gururum var
Ya gel ya bırak yoruldum bak
Arada bir yerde durma
Adım adım çek git yoluna
Aşk dediğin şayet buysa
Benim kalbim sana çok fazla
Sürgünde bekleyen baharım...
Ben aşkı çok güzel yaşarım...
Ahh bir gün döner mi tekrar.
Aşk denilen büyük hükümdar...
E-posta
Facebook
Twitter
Yazdır
Önceki sayfa
Sayfa başına git
|
| Bu yazı 173 defa okunmuştur. |
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |















