Eski bir Afrika Atasözü der ki; - “ Sular yükseldikçe balıklar karıncaları yer, sular çekildikçe de karıncalar balıkları yer. Kimse bugünkü üstünlüğüne, gücüne güvenmemeli... Çünkü, kimin, kimi yiyeceğine, suyun akışı karar verir. “
Hayat; varolan herşeyin birbirine bir şekilde işinin düştüğü, muhtaç olduğu, birinin türünün devamı için birilerini yemek için programlandığı, yiyenin de, bir başka türce türünün devamı için yenildiği, etçilin ot yiyemediği, otçulun eti yiyemediği, bazen de otçul bir bitkinin, et ile beslendiği muazzam bir sistem örgüsüdür.
Bu sistem içinde, her varolmuşun bir görevi var, akıl sınırlarını zorlayan ve aklın aritmetiğini şaşırtan, bilimin yetersiz olduğu bir de muazzam bir İlahi Sistem var. Görevinin dışına çıkmışsan, yememen gerekeni yemişsen, sistemin dişlisinden herhangi bir ufak parçaya zarar vermişsen, ekolojik düzeni bozma eyleminin sonucunda, mutsuz sona doğru hızlı adımlarla koşarcasına gitmekle sonuçlanabiliyor. “kendim ettim, kendim buldum “ misali.
Yönetici isen yönetici gibi olmalısın, ne fazla yumuşak, ne aşırı sert, iltimasla, rüşvetle, kendi çıkınınla işin olmamalı ki, hediye dahi kabul ederken, edenin kalbine göre kabul etmelisin ve senden bir şey bekleyenden değil, menfaati için değil, sevgisinden dolayı olanı, kalbini bildiğinin hediyesini aşırı olmadan kabul etmelisin. Yönetmek demek, çürüğün de, çarığın da, sağlamının da aynı çantada olanların, her birine eşit mesafede durmak ve onların sorununa dengesince, ne ötekini, ne berikini küstürmeden lakin her talep edileni de hemen kabul etmeden onaylamadan, ince bir kılıç üzerinde, hassas bir terazide en doğru olanıyla mukabele etmeyi gerektirir.
Din adamı isen, dininle meşgul olmalısın, ne dünyalık işler ne de siyaset senin alanın değildir olmamalıdır. Siyaset adına velev ki dinine mahsusen ola ki yönetici sana danışmış ise ki vatanı din, dil, bayrak üçlüsü değerli kılar, o vakit usulünce eğmeden bükmeden, talebe göre arz etmeden dosdoğru inandığın kitabın ışığında yanıt olmalısın o kadar ve sonra yine kenara çekilmelisin. İnandığın din üzerine halinle örnek olmalısın. Ne dini kullanarak dünyalık adına bir nüfus sahibi olmalısın, ne de dünyayı kullanarak imanları çalmaya, dejenerasyona uğratmaya, kendine göre, kendi kafana göre fetvalar vermeye kalkışmamalısın.
Sular yükseldikçe yükseldi, daha da yükseleceğe benzer ki yükselmeli de, vicdan temiz ise, alın açık ise, göğüs iman ile dolu ise sular istediği kadar yükselsin, karıncaya bir şey olmaz endişeye gerek yok, sular çekildiğinde, kupkuru da kalsa o umman, ne bilimin gücü yeter açıklamaya, ne de mistiklerin ilmi yeter anlatmaya, sen doğru isen, bir şekilde başka ummanların temiz sularında yüzüyor olursun, şüphesiz…!
Evet, endişeye mahâl yok, sular yükseldi ve içindeki çöpleri vuruyor kıyıya, herkes kendi ağzıyla kendini ele veriyor, beynini öyle çok yormana gerek yok, kritike etmene bile lüzum yok, ayan beyan çürükler de sahnede, sağlamlar da. Uyanmış bir halk var artık, Ermenisi, Kürdü, Türkü, Müslümanı, Hristiyanı, Yahudisi, Alevisi, Sünnisi bu topraklarda uyanmış bir halk var, 21 plandan 4.cüsü olan ülkücüleri sokağa dökme girişiminde bulunsalar da, bu Halk Uyandı ve yükselen sularda kendini nasıl koruyacağını ve vatanını nasıl savunacağını, ÇOK AMA ÇOK İYİ BİLİYOR ARTIK.
"Dünya Uykusunda Olan İçin; Tarih Tekerrürden İbarettir. Tarihten Dersini Alan İçin, Geçmiş İbrettir...!” - e.h.ö.
Fazla söze ne hacet; beklenen zamanlardı bunlar, fazlası papağanlık olur, Elif’i yorar…