E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

M. Kürşat Türker

Biyoterörizm
25 Ağustos 2014 Pazartesi

1347 yılında Cenevizlilerin elindeki Kaffa kalesini bir türlü ele geçiremeyen Moğol komutanları , yeni yayılmakta olan veba hastalığından ölen savaşçıların cesetlerini mancınıkla kalenin içerisine yollamış ve tarihte ilk biyolojik savaş hamlesini gerçekleştirmişlerdir. Cenevizliler cesetleri kaleden uzaklaştırsa da bakterinin yayılımını engelleyememiş, bir hafta içerisinde kaleyi teslim ederek kadırgalarla önce İstanbul , Girit  ve ardından Cenova , Venedik ve Marsilya'da gerçekleşen salgınların yayılım sebebi olmuşlardır. İki yılda İtalya'nın şehir devletlerinin nüfusu yarıya inmiş ve 1348-1353 seneleri arasında tüm Avrupa'da 25 milyon kişi  Kara Ölümün pençesinde can vermiştir.
                            1763 yılında kuzey Amerika Kızılderililerin kışın üşümemesi maksadıyla çiçek virüsü bulaştırılmış battaniyelerin muhtaçlara ulaştırılması için Sir ünvanlı bir İngiliz komutan mesai harcamıştır.
                            1. Dünya savaşına gelindiğinde orta-batı Avrupa'da ortaya çıkan grip virüsü ( H1N1 ) , başta İspanya olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinde 70 milyona yakın insanın ölümüne yol açmış , neredeyse birinci dünya savaşının kayıplarını ikiye katlamıştır. Yakın zamanda tekrardan mevcut formun yürürlüğe girmesi ( Kuş Gribi ) kimilerine göre rastlantısal değildir..,
                            1967 yılında Frankfurt ve Marburg şehirlerinde ve nerdeyse eş zamanlı olarak Belgrad şehirlerinde sonradan Marborg virüsü adı verilecek olan bir virüs çeşidi tedavüle sokulmuştur.., Salgının başladığı yerler kimilerine göre biyolojik silah laboratuvarları iken , devletler için aslında ilaç ve aşı geliştirme merkezleridir. Virüsün,  deney için  Afrika'dan getirilen maymun ve makaklardan talihsizlik eseri çalışanlara bulaştığı şeklinde açıklamalar tarih sayfalarını işgal etmiştir. Ve bu olaydan sadece 9 yıl sonra Zaire , Sudan  ve Kongo'da , yine eş zamanlı olarak bu kez Ebola virüsü adı altında ( Marburg virüsü ile yakın akrabalık bağı viral düzeyde ispatlanmış ) salgınlar baş göstermiş ve sağlık personeli başta olmak üzere bir kaç köyde toplu ölümler gerçekleşmiştir. Çoğu vakanın iç organlarını kusarak öldüğü , yaygın doku ve organ kanamaları ile hastaların kaybedildiği bildirilmiştir. Ve bu gün itibari ile Dünya sağlık teşkilatlarının  genel kabulü şöyledir ;  Kuduz hastalığından sonra öldürücü etkinliği en yüksek olan hastalık Ebola Hemorajik Ateşi'dir..,
                          1979 yılında SSCB'nin Sverdlovsk kentindeki bir askeri mikrobiyoloji laboratuvarında Şarbon salgını sonucu ölümlerle karşılaşılmış ve aynı Şarbon etkeni 11 eylül sonrası çeşitli yankee kuruluşlarına zarflarla iadesiz , taahütsüz  olarak postalanmıştır..
                          Bahsi geçen salgınlar gibi dünya tarihinde, çok sayıda virüs ve bakteri etkenine bağlı salgınlar gerçekleşmiş ve bu salgınlar toplu ölümlere sebebiyet vermiştir. Tabii olarak bu salgınların bazılarının laboratuvarda başlaması şüphe uyandırabilecek bir durum gibi gözükse de , esasında bu araştırmaların ilaç ya da aşı geliştirmek maksadıyla yapıldığını düşünmemek için komplo teorisyeni olmak gerekir. Şehir efsanelerinde; yeni keşf olunan , bulaşma yolu ve hastalık süresi bilinmeyen çeşitli mikrobik etkenlerin idama mahkum insanlar üzerinde denendikleri hikayeleri dilden dile dolaşmaktadır. Gün itibariyle tekrardan popülarite kazanan Ebola virüsünü ilk duyduğumda ( 1995 ) , biyokimyasal yapısından şüphelenmiş ve biyolojik silah çalışması olabileceği kuşkusunu edinmiştim. Özellikle Afrika kıtasında cereyan eden salgınlarda, muhkem karantina kuralları ile virüsün kendisini ihracı engellenmiş olmasına rağmen , tüm dünya son salgınların yayılımı anlamında tetikte olmak zorundadır. Gün itibariyle ilaç ya da aşı geliştirilmesinin maliyetini karşılayacak bir Afrika kabilesi bulunamadığından ve dünya kapitalizmle helak vaziyette iken insanlık ve de hatta insansılık üzerindeki tehdit hesap edilenden fazladır. Ulaşımın hızlanıp kolaylaştığı modern çağ insanlığı için özellikle biyoterörizm , sonuçları itibariyle uçak, gemi ya da tren kazalarından çok daha vahim neticelere yol açabilir. Bana dokunmayan yılan mümkünse bin yaşasın mantalitesini şiar edinmekten çekinmeyen toplumların uzak yayılım durumlarında ilaç ya da aşı geliştirmek için zamanlarının olamayacağını hesap etmesi gerekmektedir. Biyolojik ve fizyolojik olarak insan türüne yakınlığı itibariyle maymun türleri , modern tıp ilminde deneysel çalışmalarda istihdamın ana kaynağı iken , gerek primat hayvan neslinin azalması ve gerekse de insan nüfusunun hızlı artışı sebebiyle istihdamın yönü değişmiş de olabilir..
                           Biyoterörizm , kapsamı itibariyle sadece mikrobiyoloji alanında karşımıza çıkmamaktadır. Bugün ülkemizde bonzai ( Uyuşturucu ve uyarıcı kapsamında değerlendirilen çeşitli etken maddelerin sıvı formlarının çeşitli bitki türlerine emdirilmesi ile doğal bir bitki görüntüsü altında yeni nesil zehirleme metodu ) adı altında ünlenen ve bu ününü de ölüm yan etkisi sayesinde kazanmış bir biyolojik silah hepinizin malumudur. Yaklaşık üç yıldır internet sitelerinden düşük fiyatlarla sipariş edilebilen bu madde  etkinliğinde deneysel şizofreni yaşayan gençler , metabolik ve psikiyatrik olarak kalıcı zararların yanında ölüm riski ile de karşı karşıyadır. Kalp damarlarında herhangi bir sorun olmayan şahıslar dahi kalp krizi geçirebilmekte , madde kullanımına bağlı psikoz tanısıyla uzun süreler psikiyatrik tedavilere muhtaç hale gelebilmektedirler. Özellikle ülkemizi ilgilendiren bu durum acil kodu ile ve zaman kaybetmeksizin yetkililerin profesyonel müdahalesine muhtaç bir hal almıştır. Kaybedilmekte olan, sadece erken bunayacak genç beyin servetimiz değil , tedavileri için ithal etmekten başka şansımız olmayan çeşitli ilaç kategorisindeki maddelere harcayacağımız milli servetimizdir ..!

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 25227 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Dekoratif İslam!
8/12/2014
Bir Deli Aranıyor
8/5/2014
Hayvan Oyuncular Sendikası
7/28/2014
Seydi Lawrence-2
7/19/2014
Seydi Lawrence-1
7/10/2014
Üç Boyutlu Ninniler...
6/25/2014
BOP Finalinin Yarım Almanağı
6/14/2014
İçkin
6/5/2014
Kıssalardan Hisseler...
5/29/2014
Çoğul Katılımlı Paylaşılmış Psikoz!
5/23/2014
Meritrokrasi ya da Çöküş!
5/12/2014
DEPREM..8.3
5/5/2014
MUHASİBİ , GAZALİ VE NEFSİN DEHLİZLERİ ..
4/20/2014
Sömürgenler ve Kemirgenler
4/7/2014
SİYASETİN SOL LOBU
4/2/2014
DAİLER , FEDAİLER VE TANRININ CEZASI
3/23/2014
Tanrısız Bırakılmış Dinler
3/8/2014
Cevasis ve Katarsis!
2/25/2014
Anarşi Ateşi!
2/14/2014
AYN-ÜL YA'KİN'
2/5/2014
ALACAKARANLIK
1/22/2014
KORSAN, KAHİN VE FARE!
1/9/2014
ZULÜM PANAYIRI
1/3/2014
NECASETTEN TAHARET
12/26/2013
ŞEYTAN-DEC​CAL CORPORATIO​N
12/16/2013
TEPENİN SÖZLERİ...
12/3/2013
APOPTOZİS
11/23/2013
İBN-İ SİNA , İBN-İ RÜŞD VE RUH
11/15/2013
Neo Azadi!
11/1/2013
İstihbarat Talanları!
10/21/2013
Kukla Atölyesinde İsyan...
10/13/2013
Bidatlar Geçidi!
10/6/2013
Pestenkerani Tedrisat
10/1/2013
KURULU DÜZEN İLLÜZYONU !
9/25/2013
Evrim'de Tekamül!
9/16/2013
Kral ve Sinsi Vezir!
9/11/2013
Rabbani Nefes
9/5/2013
Siyahi Başkan Sendromu ve Zalimler!
9/2/2013
Hancı ve Yolcu
8/28/2013
Karanlıkta Islık Çalanlar!
8/24/2013
BOP'a Batmış Yankeeler!
8/16/2013
Cumhuriyet Masalı, Sahne!
8/8/2013
Suikast Güncesi!
8/4/2013
İbni Haldun ve Köylü Diktatoryası
7/30/2013
Psikoloji İlmi ve Uhrevi İlham
7/18/2013
İbn Arabi'den Yavuz Selim'e, Fatih'ten Machiavelli'ye
7/15/2013
Tefecilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (TDDK)
7/8/2013
Soytarılar Sendikası!
7/2/2013
Havatır
6/27/2013
Psikoterapi Hikayesi
6/19/2013
Meta-Morfoz, Kanser
6/11/2013
Vandettalizim-Vandalizm
6/7/2013
Sağ-Sol, İki Raket!
5/29/2013
Merkezi Ah Alma Teşkilatı (MAT)
5/24/2013
Cehl-i Mürekkep Asrı
5/14/2013
Islah Edilmemiş Demokrasi
5/8/2013
Kıyamet Manifestosu
4/29/2013
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.

Bu haber henüz yorumlanmamış...

Rahmi Turan, Memleketim,
İnternet oku, Turktime, medya,
tusas, banner, reklam,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Bazı suçlar için (Kadın cinayeti, tecavüz, vatana ihanet, terör suçları V.S.) idam gelmesini istermisiniz?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
Türkmenistan
Gökhan Töre
hamza hamzaoğlu
Kuzey Kore
İlker İnanoğlu
film
ygs soru ve cevapları
Almazbek Atambayev
FED