Dev-Yol hareketinin lideri Oğuzhan Müftüoğlu ile kamuoyunda çok tartışılan başta Dink davası olmak üzere diğer davaları, tutuklamaları, darbeleri, 12 Eylül'ü konuştuk.
KATİLİ DEVLETİN KENDİSİ
- Hrant Dink suikastı davasında alınan tartışmalı kararla ilgili ne diyorsunuz?
En başından itibaren Hrant Dink'in alçakça öldürülmesiyle ilgili bu davadan ciddi bir sonuç çıkmayacağını biliyordum. Zaten seçilerek 17 yaşında birisine vurdurulmuş. Dink'in katili; devletin, 12 Eylül döneminde 17 yaşında çocukları asan rejimin ta kendisidir. Bu devletin içine çeteler yerleşmiş. Sorumlusu belirli olmayan pek çok cinayet var. Dink'in öldürüleceğini bilen polis, jandarma sadece seyirci kalmamış, bu cinayeti kabul etmiştir. Nitekim yargılama yapıl'mış' gibi yapıldı. Hrant'ın ailesi ve devrimciler büyük mücadele verdi. Alınan karar bu insanlarla dalga geçer nitelikte. Şimdi temyize gidilecek diye avutuyorlar. Bundan önce pek çoklarına olduğu gibi...
REFERANDUMDA HİLE YAPTI
- 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasına karşı çıktığınız yönündeki tartışmalara ne diyeceksiniz?
Geçenlerde bir televizyon programında ben ve arkadaşlarımın darbecilere destek verdiğini söylüyor ve bunu anayasa değişikliğiyle ilgili referandumda benim ve sol görüşteki birçok ismin 'hayır' demesine bağlıyorlardı. Bu çok komik bir demagojidir. 12 Eylül referandumunda, anayasa değişikliği olarak kamuoyuna sunulan yasa hükümleri, esas olarak Anayasa Mahkemesi, HSYK, Danıştay gibi bazı yüksek yargı öğelerinin özeliklerini değiştirmeye yönelik şeylerdi. AKP hükümeti aslında Türkiye'de yargı sistemini bütünüyle kontrol altına almak ve şimdi gördüğümüz özel mahkemelerle, özel yetkili savcılarla istediklerini tutuklayabildikleri bir hukuk düzeni kurmaya yönelik bir adım atmıştı. Darbecilerin yargılanmasıyla ilgili olan 15. maddenin oraya konulması, 'Solcular bu darbelerden çok çektiler, bunların yargılanmasını en çok solcular ister, ben bu maddeyi oraya koyarsam bu maddenin geçmesi için öbürlerine de evet demek zorunda kalırlar' şeklinde düşünülmüş bir tür hileydi. Ben 'yetmez ama evet' diyenleri şiddetle eleştirdim. Onlar yargı sisteminin şimdiki hale sokulmasına evet dedi. Şenerler'in saçma sapan sebeplerle tutuklanabilmesine, 17 yaşındaki çocukların 'Parasız eğitim istiyoruz' dediler diye, çetecilikten 1-2 sene tutuklanmasına 'evet' demiş oldular.
- Peki, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında açılan davalar?
Elbette 12 Eylül sorgulamalarının bir kısmı hakkında böyle bir davanın açılması hiç yoktan iyidir. Bu da bir şeydir. Ancak davayı bu haliyle '12 Eylül'ün yargılanması' gibi abartılı bir şekilde kabul etmek mümkün değil. Hrant Dink davası için kullandığımız 'mış gibi yargılma' bu dava için de geçerli. Dink davasında bu işi yapan 17 yaşında bir çocuk. Bir de abisi var. Ona öldür demiş, öldürmüş. Öyle gösterdiler. Bu anlamda Kenan Evren de Ogün Samast'a benziyor. Sanki o da bir gün kalkmış, bir iki tane arkadaşına 'Biz bir darbe yapalım. Bir süre bu memlekette herkesi asıp keselim' demiş gibi. Peki, onun arkasındaki faşist çete ne olacak? Sıkıyönetim komutanları, emniyet ve cezaevi müdürleri, polis teşkilatının tamamı o faşist sisteme hizmet etti. Böyle 12 Eylül yargılaması yapılmaz. Bu yakında görülecek de...
TÜRKİYE SAĞA KAYDIRILDI
- Komutanların 'darbecilik' suçlamasıyla tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye'de meydana gelen darbelerde, ülkenin içindeki dinamikler kadar ABD' nin soğuk savaş politikaları da etkendir. ABD şimdi terörizm karşıtı demokrasiyi esas alan bir siyasetle neo liberal politikalarını yürütüyor. Bu yüzden bu tür yargılamaları çok da demokratik bir gelişme işareti olarak görmüyorum. AKP'ye karşı çıkanlar tasfiye ediliyor. Ancak ABD'nin karşı olduğu darbeler bastırılır. ABD isterse bir bakarsınız bir gecede darbe olmuş. ABD'nin şu an bir darbe istemediğini çok iyi biliyorlar. Onun için bu kadar rahatlar. Bu operasyonlar onun için bu kadar rahat yapıldı. Bunu toplum da hissediyor. Onun için kimsenin sesi çıkmıyor.
- Sol kesim onun için mi bu kadar suskun?
90'lı yıllarda bir tane general, hükümetin yaptığı bir şeyler üzerine 'Nerede bu devrimciler? Eskiden bunun onda biri olsa sokakları doldururlardı' diye feryat ediyordu. Ben de 'Hepsini siz bitirdiniz' demiştim. Geçen gün televizyonda bir generalle yan yana konuşuyorduk ona da söyledim. 'Siz yaptınız' dedim. 12 Eylül'de sol ezildi. Örgütlü güç yok edildi. Soldan yana olan tüm insanlar ya işkence gördü ya ülkeyi terk etmek zorunda kaldı ya da öldü. Her halükarda sol etkisiz hale getirildi.
- Türkiye'nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Uzun vadede hiçbir şekilde umutsuz değilim. İktidarlar kağıttan bir kaplandır. Şu anda hükümetin ayakta durmasının sebebi Batı'daki krizin Türkiye'ye yansımaması. Ama Batı'da çanlar çalmaya başladı ve bunun dalgaları Türkiye'yi tsunami gibi dalga dalga sonradan vuracak. Bugün hiç yerinden oynatılamaz gibi görülen bu güçlerin bir anda nasıl yerle bir olduğunu herkes görecek. Bu ülke düzelecekse, bilinçli ve örgütlü insanlarının iradelerini ortaya koymalarıyla olacak. Başka türlüsü mümkün değil.
DEV-YOL DAVASI 12 EYLÜL'ÜN SÜRDÜĞÜNÜN BİR GÖSTERGESİ
12 Eylül'ün başında açılan 'Dev-Yol' davası aslında birçok şeyin sembolü. Önce askeri, daha sonra sivil mahkemelerde görülen bu dava, 30 kadar arkadaş için 32 yıla yakın sürdü. Bunun en önemli manası bana göre 12 Eylül sisteminin hala devam ediyor olmasıdır.
'Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında dava açılıyor,12 Eylül'ü bitiriyoruz' gibi söylemler var. Ama işin aslına bakıldığında 12 Eylül'deki devlet sisteminin olduğu gibi devam ettiğini görüyoruz.
1991'de tahliye olduğum gün cezaevinin kapısında bekleyen gazetecilere '12 Eylül mahkemelerindeki tüm davalar, sonuçlarıyla birlikte yok sayılmalıdır. Tamamen hukukdışı bir darbe rejiminin davalarıdır' demiştim.
Hala bu sistem hüküm sürüyor. Nihayetinde davanın geri kalan kısmı için zamanaşımı kararı verildi ve dava düştü. Bu sonucu hepimiz tahmin ediyorduk. Şimdi onlar aslında hiç yargılanmamış gibi olacak. Böyle de komik bir durum var. Darbe hukukuna ait yargılamaların, işkencelerle alınmış ifadelerin yer aldığı, hukuki temelleri sakat olan bu davada alınan karar kesinlikle tatmin edici değil. Faşist zihniyet devam ettiği sürece sivilleşmenin hiç bir anlamı yok.
akşam