Taraf yazarı Nabi Yağcı bugünkü son yazısında Taraf'tan ayrıldığını açıkladı. İşte o yazı:
"...Kimse sol içi şiddet uygulamalarını inkâr etmiyor ama solu şiddetin kaynağı olarak gösterip devletin şiddetini mazur göstermek ne gerçeklerle ne de hakkaniyetle bağdaşır. Daha önce de KCK operasyonları sırasında Kürt sorunu ve PKK nedeniyle ortaya çıkan, “şiddete eşit mesafede durma” tavrını da eleştirmiştim. PKK = sol = şiddet = PKK denklemi kuranlar olmuştu. Bu indirgemeci, toptancı yaklaşıma, solu şiddettin nedeni gösteren bu anlayışa karşı çıkmıştım. Bu yaklaşım özellikle bizdeki devletin mağdura, mazluma karşı ikiyüzlülüğünü gizliyor. İyi niyetli olmak bu sonucu değiştiremez. Aynı hatalı yaklaşımı bir kez daha görüyorum şimdi.
Oysa, 12 Eylül’e gidişte devletin solu silahlanmaya zorlayan provokasyonlarını somut örneklerle yazmış, o tarihte bu provokasyonlara can güvenliklerimiz tehlikede olduğu halde nasıl karşı durduğumuzu ve silahlanmayarak bu oyunu bozduğumuzu anlatmıştım. Nitekim 12 Eylül davalarında işkence altında alınan ifadelere rağmen silahlı örgüt, terör örgütü damgası basamamışlardı. Bu gerçekler yargı kararlarıyla da belgeliyken şimdi bu örgüt ve örgütleri, DİSK’i 77 1 Mayıs’ının suçlusu gösterme çabası içimde derin biçimde haksızlığa uğramışlık duygusu uyandırıyor.
Bir yazar böyle düşünebilir, böyle yazabilir, ilginç olmak isteyebilir, ilginç olma dürtüsü ona “insaf” ölçülerini unutturabilir vs. Bu o denli önemli değildir. Hiç dikkate almayabilirsiniz ya da eleştirir geçersiniz ama bunca tanık ifadesi, bunca yargıya dahi intikal etmiş belge ve hatta yargı kararı varken bunları açıkça gözardı ederek salt spekülasyona dayalı mesnetsiz sıradan bir iddiayı ve 77’de devletin solu hedef gösteren sahte gerekçesini gazetem üst üste manşet yaptığında, devleti, derin devleti aklar biçimde DİSK’i, Türkiye Komünist Partisi’ni, İGD’yi ve tüm solu 77 1 Mayıs katliamının sorumlusu olarak gösterdiğinde mesele değişiyor ve mesele bir iki yazarın görüşü olmaktan çıkıyor..."