MİZAH MASKELİ ASİMETRİK SAVAŞ
Tekin Öget

 

Son dönemde mizah adı altında yürütülen bazı tartışmalı içeriklere ve stand-up gösterilerine yönelik analizim:

Mizah ve sanatsal eleştiri, demokratik toplumların en önemli esneklik alanlarındandır. Ancak toplumsal değerleri, milli hassasiyetleri ve devletin kurumsal saygınlığını mizah kılıfı altında yıpratmaya çalışan bazı güncel yaklaşımlar, ifade özgürlüğü sınırlarını aşan bir nitelik taşımaktadır. Bağımsız birer yaratıcılık ürünü olmaktan ziyade, belirli dönemlerde senkronize bir şekilde dolaşıma sokulan bu tarz içerikler, uluslararası arenada Türkiye’nin elini zayıflatmaya ve toplumsal fay hatlarını kaşımaya yönelik stratejilere zemin hazırlamaktadır. Bu tür yaklaşımlar, doğrudan planlı bir asimetrik stratejinin sahadaki yansımaları olarak değerlendirilmelidir.

Uluslararası ilişkilerin kritik virajlarında, özellikle de küresel dengelerin masaya yatırıldığı NATO zirveleri gibi dönemlerin hemen öncesinde, Türkiye’ye yönelik sistematik bir imaj erozyonu çabası devreye sokulmaktadır. Son dönemde dozu artırılan ve ilk bakışta masum birer "mizah" ya da "bağımsız eleştiri" gibi sunulan bazı yapımların ısrarla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve Türkiye imajını hedef alması tesadüf değildir. Olayın mutfak kısmına, kronolojisine ve sunum biçimine derinlemesine bakıldığında; karşımızda sıradan bir mizahçının kapasitesini fersah fersah aşan, çok ortaklı ve organize bir stratejinin izleri açıkça görülmektedir.

Yürütülen bu asimetrik propaganda, dünya kamuoyuna tamamen gerçek dışı bir Türkiye tablosu servis etmeyi amaçlamaktadır. Ülkede sanki hiçbir özgürlük alanı kalmamış, bir diktatörlük rejimi hüküm sürüyormuş ve herkes baskı altına alınmış gibi bir algı inşa edilmeye çalışılmaktadır. Oysa bu iddiaların mantık sınırlarını zorlayan en büyük paradoksu tam da bu noktada gizlidir: Tasvir edilen türde gerçek bir diktatörlükte, hiçbir güç bırakın devlet başkanına yönelik bu denli fütursuzca mizah yapmayı, temel haklarını bile savunamaz. Bu gerçeği çok iyi bildikleri halde, Türkiye’deki demokratik hoşgörü ve esneklik sınırlarını istismar ederek kara propaganda üretmeye devam ediyorlar.

İşin en tehlikeli boyutu ise bu yapıların sıradan siyasi eleştirilerin ötesine geçerek doğrudan milletin sinir uçları sayılan hassas ve milli değerlere saldırmasıdır. Karşımızdaki bu dalga, tesadüfi bir muhalif duruştan ziyade, algı yönetimi stratejisinde adeta "tüm tuşlara basılarak" topyekun başlatılan senkronize bir taarruzdur. Sözde siyaset, sanat, akademik ve medya ayaklarının da bu planlı eyleme verdikleri organize destek, meselenin bağımsız seslerin yan yana gelmesi değil; planlı bir mutfakta hazırlanan geniş çaplı ve "tüm tuşlara basılarak" açılan bir algı operasyonu olduğunu açıkça göstermektedir. Küresel medyanın ve dijital platformların arkasındaki bu senaryo, toplumsal fay hatlarını tetiklemek ve zirve öncesi Türkiye’nin elini zayıflatmak için kurgulanmıştır. Mizah maskesi takılarak parlatılan ve büyütülen bu içerikler, bağımsız birer yaratıcılık ürünü değil; arkasında belirli bir stratejik akıl barındıran, ülkenin uluslararası imajını baltalamayı hedefleyen bir planın parçasıdır.

Türkiye, planlı algı koridorlarına ve asimetrik operasyonlara karşı, toplumsal hafızası ve milli duruşuyla gereken cevabı vermeye devam edecektir.



Sayfa Adresi: http://www.turktime.com/yazar/mizah-maskeli-asimetrik-savas/8347