![]() |
Gelin, biraz dertleşelim… Bazı insanlar hayatını yaşayamıyor. Tamam, bunu kabul ettik. Ekonomi desen ayrı bir dram, zaman desen zaten kimseye uğramıyor. İmkanlar? Onlar da başka birinin sosyal medya paylaşımında yaşıyor. “Tamam ya… yaşayamadık, eyvallah. Ama bari aklım yerinde kalsaydı…” İnsan bir noktada isyan ediyor: “Ben zaten hayatı kaçırdım… Bir de aklı niye iade ediyorum? Ya bu neyin faizi? Yok. Sistem diyor ki: “Paket halinde satılıyor kardeşim. Hayat yoksa, akıl da garanti kapsamı dışında. Full paket gidiyoruz… ya hep ya hiç.” Şimdi düşün… Adam hayatını yaşayamamış. Gezememiş, sevememiş, içinden geldiği gibi gülememiş. Zaten menüde yokmuş bunlar. Ama finalde bir bakıyorsun, adamın elinde kalan son şey de gitmiş: Kafası. İnsan soruyor: Hiçbir şey yaşamadan, yorgunsun. Hiçbir yere gitmemişsin… ama tükenmişsin. Hiçbir şey kazanmamışsın… ama bir şekilde her şeyi kaybetmişsin. İnsan demez mi? Hayatını yaşayamayan insanın en çok çalışan yeri kafası oluyor. Çünkü dışarıda yaşayamadığını içeride yaşamaya çalışıyor. Sabah kalkıyor: Gerçek hayat yok. Ama kafasının içinde üç sezonluk dram, iki sezonluk romantik dizi ve finalde psikolojik gerilim dönüyor. Netflix utanır. Dışarıda hiçbir şey yok ama içeride kıyamet kopuyor. Bir süre sonra sığmıyorsun. Düşünceler üst üste, keşkeler kol kola, “acaba”lar halay başı… Sonra ne oluyor? “Ben bu kalabalığı kaldıramam kardeşim.” Ve kapanış indirimi başlıyor: Ve sonra diyoruz ki: “Bu insan neden böyle oldu?” E güzel kardeşim… Adam hayatını yaşayamadı ki. Mecburen kafasında yaşadı. Hayat dışarıda yoktu, o da içeride kurdu. İşin kötüsü: E şimdi soruyorum sana: “1 alana 1 delirme bedava” mı? Vallahi ben böyle kampanyanın müşteri hizmetlerini aramak istiyorum… Ama korkuyorum. Açan kişi de aynı durumda olabilir. “Sayın müşteri, ben de şu an 4. sezonun finalini bağlıyorum, hattan ayrılmayın." Öyle ya… artık sadece imkansızlıktan değil, olup biten her şeyi akıl süzgecinden geçirmeye çalışmaktan hepimizin süzgeci delindi.
Ama insanın içinden şöyle bir rica geliyor:
“Ben bu oyuna ne verdim de ne aldım?”
Bu nasıl matematik dostum?
“Bari kafayı yemeseydik…”
Beyin bir an duruyor, ışıkları kapatıyor.
%50 mantık, %70 sabır, %100 gerçeklik…
Hepsi gidiyor.
İnsan kafasında yaşadıkça gerçekten uzaklaşıyor. Gerçekten uzaklaştıkça kafanın sesi daha çok açılıyor. Sonra bir bakıyorsun: Hayat zaten yoktu…
Bir de akıl gitmiş.
Hiçbir şey yaşamayıp, üstüne bir de kafayı yemek…
Bu nasıl kampanya dostum?