Lider Öldü, Savaş Büyüdü
Tekin Öget

 

Ortadoğu artık geri dönüşü zor bir eşiği geçti. İran ile İsrail arasında yıllardır düşük yoğunluklu süren gölge savaş, Amerika Birleşik Devletleri’nin doğrudan dahil olmasıyla açık cephe çatışmasına dönüştü. Ve artık bu savaşın sembol bir kırılma anı var:

Ali Hamaney öldürüldü.

 

İran devlet medyası tarafından resmen duyurulan bu ölüm, yalnızca bir liderin hayatını kaybetmesi değildir. Bu, 36 yılı aşkın süredir İran siyasetini, güvenlik mimarisini ve bölgesel stratejisini şekillendiren bir figürün ortadan kaldırılmasıdır. Bir rejimin ideolojik omurgası hedef alınmıştır. Bu durum, savaşın artık sınırlı bir askeri operasyon değil, rejim düzeyinde bir hesaplaşma olduğunun ilanıdır.

 

Ancak bu savaşın hafızalara kazınan ilk görüntüsü bir liderin ölümü değil, bir okulun enkazıdır. Minab’da bombalanan kız ilkokulunda hayatını kaybeden çocuklar, savaşın gerçek yüzünü bütün çıplaklığıyla gösterdi. Sınıf sıralarının arasında kalan küçük bedenler, uluslararası hukukun ve insanlığın ağır bir sınavdan geçtiğini ortaya koydu. Bir ülkenin geleceği, defter tutan elleriyle toprağa verildi. Stratejik hedef tartışmaları yapılabilir; füze menzilleri, savunma sistemleri, caydırıcılık doktrinleri konuşulabilir. Fakat bir okul vurulduğunda, savaşın ahlaki zemini çöker.

 

Hamaney’in öldürülmesiyle birlikte Tahran’da yalnızca yas değil, aynı zamanda derin bir belirsizlik başladı. İran Anayasası liderlik makamının boşalması halinde süreci tarif ediyor; ancak teorik metinlerle sahadaki gerçeklik aynı değildir. Devrim Muhafızları’nın tutumu, dinî otoritenin yeni dengesi ve halkın refleksi belirleyici olacak. Dış müdahale ile içerideki kırılganlık birleştiğinde tarih bize şunu gösteriyor: Devletler ya daha sert kenetlenir ya da çözülme hızlanır.

 

İran’ın yanıtı gecikmedi. Balistik ve hipersonik füze saldırıları devreye girdi. Körfez’deki Amerikan üsleri açık hedef olarak tanımlandı. Katar, Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün hattı diken üstünde. Öte yandan Tel Aviv dahil olmak üzere İsrail şehirleri füze alarm sistemleri altında yaşıyor. Hiçbir hava savunma sistemi mutlak değildir; birkaç füzenin savunmayı aşması bile psikolojik üstünlüğü sarsmaya yeter.

 

Bu noktada mesele yalnızca İran-İsrail gerilimi değildir. Enerji yolları, Hürmüz Boğazı güvenliği, küresel petrol fiyatları ve büyük güç rekabeti zincirleme şekilde etkilenir. Savaşın bölgesel kalma ihtimali her geçen gün zayıflıyor.

 

Türkiye için tablo son derece hassas. İran’daki olası bir istikrarsızlık, Suriye ve Irak hattında yeni güç boşlukları doğurabilir. Bu boşluklar terör yapılanmaları için alan açarsa, Ankara’nın güvenlik öncelikleri doğrudan etkilenir. Türkiye bir yandan diplomasi çağrısı yaparken, diğer yandan sınır güvenliğini en üst seviyede tutmak zorundadır. Taraf olmak ile dengeyi korumak arasındaki çizgi her zamankinden daha incedir.

“İhanet içeriden olunca” sözü bugün farklı bir anlam kazanıyor. Dış saldırı yıkıcıdır; fakat içerideki çözülme daha derindir. İran’ın bundan sonra nasıl bir siyasal refleks göstereceği belirleyici olacaktır. Eğer iç bütünlük korunursa savaş daha sert bir direniş evresine girebilir. Eğer güç mücadelesi başlarsa, dış müdahale daha karmaşık bir hâl alır.

 

Ortadoğu’da ateş yeniden harlandı. Bir lider öldü. Çocuklar hayatını kaybetti. Füzeler karşılıklı ateşleniyor. Diplomasi zayıf, öfke güçlü. Tarih bize şunu öğretti: Savaş başlatmak kolaydır, bitirmek zordur. Ve bir savaş okul enkazıyla, küçük tabutlarla ve suikast haberleriyle anılıyorsa, orada kazanan olmaz.

Bugün yaşanan tam olarak budur. Ateş büyüyor. Ve bu yangının dumanı sadece bir ülkenin değil, bütün bölgenin üzerine çöküyor.



Sayfa Adresi: http://www.turktime.com/yazar/lider-oldu-savas-buyudu/8216