![]() |
Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olması Ankara kulislerinde sürpriz değildi; güçlü bir ihtimaldi ve gerçekleşti. Daha ilk günlerden itibaren, bir isim hariç, yakın çalışma ekibini kurmayı başardı. Başkenti yakından izleyenler bunun ne anlama geldiğini bilir: Bürokrasi hızla şekillendi, karar alma halkası daraldı. Bu ve başka faktörler Gürlek için “Süper Bakan” yakıştırması yapmaya yeterli. * * * Devir–teslim törenindeki kısa koltuk detayı, makam odasındaki amatör video açısı ve televizyon programında sarf edilen “Alo Adalet” ifadesi… “Alo Adalet” kulağa sıcak ve çözüm odaklı geliyor. Fakat beklenti yönetimi yapılmazsa risk barındırır. O hattı arayan herkesin umudu katlanarak artar. Her sonuç alınamayan dosyada bu ifade bir hayal kırıklığının adresine dönüşebilir. Beklenti yükselir, sistem aynı hızda karşılık veremezse tepki büyür. * * * Sonuç olarak; çıtasını yüksek koyan bir Adalet Bakanı var. Eğer Ankara’nın hassasiyetlerini, sembol siyasetini ve beklenti yönetimini doğru okursa, iktidar cephesinde topladığı sempatiyi korumakla kalmaz, büyütebilir de. ÇORBA DUMANLI, KOLTUK PARLAK! ÇORBAYA KAŞIK SALLARKEN BAKAN OLDUĞUNU ÖGRENDİ Mustafa Çiftçi’nin İçişleri Bakanlığı’na gelişi Ankara için gerçekten sürprizdi. Hatta en büyük şaşkınlığı yaşayanlardan biri de kendisiydi. * * * Gelelim o ana… Kaşığı yeni kaldırmıştı ki telefonu ısrarla çalmaya başladı. Masadan hafifçe uzaklaşıp sessiz bir köşede konuştu. Görüşme birkaç dakika sürdü. * * * Artık çiçeği burnunda İçişleri Bakanı’ydı. ANKARA’DA YENİ PERDE: DEĞİŞİKLİK, TRANSFER, OPERASYON! Siyaset kulisleri kaynıyor. Yerel siyaset cephesinde de tablo sakin değil. Yeni transferler için ciddi temasların yürüdüğü, bazı dosyaların artık son aşamaya geldiği ifade ediliyor. Önümüzdeki günler hareketli geçebilir. KOMİSER BEHZAT Ç.’YE OPERASYON! BU KEZ AMİRLER MASADA! Aldığım bilgilere göre Ankara'da gizli başlıklardan biri Etimesgut. * * * Beşikçioğlu, Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi dizisindeki performansıyla geniş kitlelere ulaşmış, adaylığı ise CHP içinde tartışma meydana getirmişti. Mansur Yavaş’ın itirazına rağmen Özgür Özel’in ısrarıyla aday gösterilmiş ve MHP’li Enver Demirel’den görevi devralmıştı. CHP’Lİ AFYONKARAHİSAR VE KİLİS BAŞKANLARI İKTİDAR PARTİSİNE GEÇİYOR! Afyonkarahisar cephesinde, CHP’li Belediye Başkanı Burcu Köksal hakkında çıkan “AK Parti’ye geçecek” iddiaları kamuoyuna yansımış ve Köksal tarafından açıkça yalanlanmıştı. Ancak siyasette iddianın ortaya çıkması bile başlı başına bir göstergedir. Aldığım bilgilere göre bu geçişin kısa vadede gerçekleşebileceği konuşuluyor. * * * Kilis’te de benzer bir hava var. İktidar, yürüyen süreçlerin hukuki çerçevede olduğunu savunurken; muhalefet kanadı bunun siyasi baskı olduğunu öne sürüyor. Türkiye’de belediyeler artık yalnızca asfalt, park ve imar meselesi değil. Güç dengelerinin en görünür vitrini halindeler. VELHASIL; Aptal insan, bir şeye sahip olmaya başladıktan sonra ölür. - Çiçero
Sistemin pratiği de malum. Bakanlar yalnızca bir bakan yardımcısını doğrudan belirleyebilir; diğer atamalarda son söz Recep Tayyip Erdoğan’a aittir. Kimi süreçlerde Hasan Doğan gibi kritik isimlerin etkisi hissedilir.
Ancak Ankara sadece güçle değil, sembollerle de çalışır.
Bunlar küçük gibi görünen ama büyük anlamlar üretebilen başlıklar. Gürlek uzun yıllarını bürokraside geçirdi; fakat Ankara siyasetinin sembol dili farklıdır. Orada koltuğun boyu da, kameranın açısı da, kullanılan bir cümle de mesajdır.
Gürlek, doğru altyapı, şeffaf işleyiş ve net çerçeveyle “Alo Adalet” kavramını potansiyel bir riskten güçlü bir iletişim aracına dönüştürebilir.
Çünkü Ankara’da güç kadar algıyı yönetmek de icraatın parçasıdır.
Ankara’da iz bırakmak için bazen yüksek ses değil, doğru ayar yeterlidir.
Mesela bir daha hiç kimsenin omzuna el atmasına müsade etmeyecektir!
Evet… Eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman başta olmak üzere birçok kritik isim devreye girmişti. Süreçten haberdardı. Ancak Recep Tayyip Erdoğan, araya giren hiçbir isme Çiftçi için açık ve net bir “tamam” mesajı vermemişti. Bu yüzden ihtimal vardı ama kesinlik yoktu.
Kendisi belki ileride açıklar ama ben sizi bekletmeyeyim...
O sırada Erzurum Valisi olan Çiftçi, Resmî Gazete’de isminin yayımlanmasına yaklaşık bir saat kala, gece 23.00 sularında Erzurum’da üst düzey bir bürokratla çorba içiyordu. Sakin bir akşam, rutin bir sohbet…
Masaya döndü. Yarım kalan çorbasından birkaç kaşık daha aldı. Ardından arkasına yaslandı.
Ses tonu mutlu, yüzünde kontrollü bir heyecan vardı. Masadaki bürokrata dönüp sakin bir ifadeyle,
“Yarın Ankara’ya bilet ayarlamamız lazım” dedi.
Ne olduğunu anlamayan bürokrat, “Hayırdır inşallah Sayın Valim?” diye sordu.
Kısa ve net bir cevap geldi:
“İçişleri Bakanı olmuşum.”
Ankara’da bazı kariyer hikâyeleri uzun planlarla değil, bir telefonla ve yarım kalan bir çorbayla yazılır.
Adalet ve İçişleri bakanlıklarındaki değişim, Kabine’de yeni bir dalganın habercisi olarak görülüyor. Ankara’da konuşulanlara göre en az beş koltuğun daha el değiştirmesi sürpriz olmayacak. Sadece bakanlıklar değil; Cumhurbaşkanı Yardımcılığı makamında da revizyon ihtimali dillendiriliyor. Sayının artabileceği, görev dağılımının yeniden şekillenebileceği konuşuluyor.
Etimesgut Belediyesi’ne yönelik bir operasyon ihtimalini duyuyorum. Özellikle bir başkan yardımcısıyla ilgili ciddi delillere ulaşıldığı öne sürülüyor.
Sürecin Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu’na uzanma ihtimali de konuşulan senaryolar arasında.
Ankara’da şimdi soru şu: Dizi setlerinden gelen bir isim, siyasetin sert zemininde nasıl bir sınav verecek?
Son yıllarda belediyeler üzerinden yürüyen soruşturmalar, parti değiştiren başkanlar ve görevden almalar; yerel demokrasinin dayanıklılığını test eden başlıklara dönüştü.
Ve o vitrinde ışıklar uzun süredir yanıyor.
Kısa vadede sönmeye de niyetli görünmüyor.