![]() |
Bilgi arttıkça insan büyür; ŞÖHRET OLMAK UÇUK ÜCRETLER, KISA ÖMÜRLÜ DİZİLER MAGAZİN GAZETECİLERİNE ŞÖHRET YERİNDE DURMAZ
ama şöhret, bilgi gibi değildir.
Sen yükseldikçe o da yukarı çıkar.
Yaklaştığını sanırsın ama hiçbir zaman gerçekten ulaşamazsın.
Mütevazı görünen insanlar şöhreti yakalayınca neden değişir?
Neden bir anda küçümseyici gözlerle bakmaya başlarlar?
Neden “Ben olmazsam olmaz” tavrına girerler?
Çünkü mevki, insanın gerçek karakterini ortaya çıkarır.
Bir insanı tanımak istiyorsanız, ona güç verin.
İnsanlara hak ettikleri kadar değil, taşıyabilecekleri kadar değer verilir.
Çünkü değer, yanlış elde büyürse karakteri bozar.
Kaldıramayanın elinde değer, nankörlüğe dönüşür.
Bir insanın sahte mi, gerçek mi olduğu ise sadece kara günde belli olur.
Kara gün dostu, tek gerçek dosttur.
Şöhret olmak gerçekten zor mu?
Ne yazık ki hayır.
Özellikle sinema ve dizi sektöründe bir anda “şöhret” oluveriliyor.
Aynı yüzler…
Aynı isimler…
Dizilerde onlar.
Reklamlarda onlar.
Dijital platformlarda yine onlar.
Peki bu insanlar ne zaman zirveye çıktı?
Nasıl yükseldiler?
Çoğu zaman cevap yok.
Dış görünüş, yeteneğin önüne geçince;
emek, eğitim ve ustalık değersizleşiyor.
Oysa sahada gerçek tablo başka:
Yıllarını tiyatroya vermiş ustalar işsiz.
Eğitimli, pırıl pırıl genç oyuncular figürasyon peşinde.
Bu adalet değil.
Bölüm başı yüz binlerce, hatta milyonlar kazanan “şöhretler” var.
Ama diziler 5. ya da 7. bölümde final yapıyor.
Sözleşme var diye paralarını alıyorlar.
Peki set emekçileri?
Işıkçısı, set işçisi, asistanı?
Onlar yeni iş bulana kadar bekliyor.
İşte gerçek haksızlık burada.
Sonra soruyorlar:
“Bu dizi neden tutmadı?”
Çünkü izleyici bıktı.
Aynı yüzlerden, aynı şımarıklıklardan, aynı yapaylıktan bıktı.
Manşetler şöhret üretir.
Ama her manşet, bir egoyu daha büyütür.
“Ünlü”, “çok güzel”, “efsane” gibi sıfatlar
hak edilmeden kullanıldığında, kişiyi değil şımarıklığı besler.
Değerinden fazla değer vermek, hem topluma hem mesleğe zarar verir.
Hakaret eden, saygısız davranan kişiler manşet olmamalı.
Çünkü ilgi, yanlış insana güç verir.
Şöhrete doğru tırmanırsın ama o sabit değildir.
Sen çıktıkça o da yukarı çıkar.
Ona yetişmeye çalışan, kendini kaybeder.
Onu yakaladığını sanan ise karakterini kaybeder.
Gerçek değer, şöhrette değil;
insanın zor günde nasıl biri olduğundadır.
Çünkü ışıklar söndüğünde
geriye sadece insanlık kalır.