YORUMLAR
Toplam 20 yorum var. Onay bekleyen yorum yok.
Misafir 28 Ocak 2012 Cumartesi 14:51

TOTEM-2 Zira bu insanlar ülkedeki tüm değişimleri ilk önce hissedenlerdir.Ekmeğin kaç para olduğu senin elit vatandaşını pek ilgilendirmez,zamlar onun hayatında değişim yapmazSağlık sistemindeki değişim umurunda değildir zira o sağlık sigortası ile özel hastanelerden 5 yıldızlı otel konforu alıyordur.Terör senin entel dantel vatandaşının sadece kokteyl muhabbetidir zira onun oğlu amerikada güvendedir ama o cahil ananın oğlu terör bölgesinde askerdir.şimdi söyle kardeşim kimin oyu daha manalıdır.

Yorumu oyla      10      0  
Misafir 28 Ocak 2012 Cumartesi 14:48

TOTEM-Elbette cehaleti savunmak ve eğitimi küçümsemek akıllıca bir tavır değildir ancak halkın büyük çoğunluğunu cahil ilan edip onlara kendi yaşamları hakkında karar verme hakkını bile çok görmek tek kelime elit diktayı savunmaktır.Ayrıca cehaletin tanımı görecelidir.siyaset ve hayat hakkında birçok üniversite mezunundan daha aktif ve bilgili çok ilkokul mezunu vardır.Ayrıca hayatın gerçek zorluklarını ve değişimlerini eniyi algılayan kişiler bu cahil diye küçümsediğiniz insanlardır.-

Yorumu oyla      8      0  
Misafir 28 Ocak 2012 Cumartesi 03:45

"Cahil bir toplum, özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. Sadece seçim yaptığını zanneder. Cahil toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır. Böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan zalim ve madrabaz hainlerdir...” (friedrich wilhelm nietzsche) Q7

Yorumu oyla      16      0  
hulya 26 Ocak 2012 Perşembe 11:16

Yorumlara baktğımda yazarın ne demek istediğini kavrayanına raslamadım:)) Yazar diyor ki "demokrasi sorunumuz dindar geçinenlerle laik geçinenler arasındadır." Bu konuda yazacağınız varsa yazında biz de bilgilenelim.Ben yazdım:Bana göre sorun ikisi arasında değil demokrasinin sözlük anlamını bile bilmeyenlerin çoğunlukta olmasındandır.Sorun demokrasinin ulvi duygularla yönetilmeyen bir şey olduğunun kabul edilmemesidir.Demokrasi, insanların yazdığı dengeli kurallar zinciridir.

Yorumu oyla      16      0  
Misafir 26 Ocak 2012 Perşembe 10:31

İnsanlık aldatılıyor mu? (5) Fransız ihtilali (elitlerin yönetimi!) İnsanlığa atılan bir kazık mıdır? “Modernlik!” ismi altında milletler; medya-alkol-porno ile yönlendirilmekte midir? “Derin devlet!” Cumhuriyet-Demokrasi anlayışları yok etmemekte midir? Yönetimde kalite; üretmekte değil paylaşmaktadır. Her türlü (adalet-mal-hizmet) paylaşımdaki ölçü neye göre belirlenmektedir? Vergi (gasp) oranlarının tespitleri neye göre yapılmaktadır? ilk adımda tartışılması gereken bunlardır. (canmehmet)

Yorumu oyla      12      0  
Misafir 26 Ocak 2012 Perşembe 10:19

İnsanlık aldatılıyor mu? (4) Kazım Karabekir Paşa günlüklerinde; “10 Temmuz 1923, Mustafa Kemal dini ve namusu olan aç kalmaya mahkûmdur!” dediğini aktarır. Yorumu okuyana bırakarak demokrasiye gelirsek; Kamuoyu ve medya, devletin dış politika-savunma anlayışında ne kadar etkin veya içerisindedir? Dışişlerinin veya istihbarat örgütlerinin uygulamalarında halkın katkısı veya bilgisi nedir? “Devlet sırrı!”na girenler! "teferruat” "faili meçhul!" mü olmaktadır? Bu yönetimin adı nedir? (canmehmet)

Yorumu oyla      11      0  
Misafir 26 Ocak 2012 Perşembe 09:51

İnsanlık aldatılıyor mu? (3) Konfüçyüs ve Sokrates; “Devlet, yönetiminde dürüst olmalıdır.” Derken, Aristo, “Nereye kadar ahlak?” ile bunu değiştirmiş; Makyavel ise, “Ne ahlakı? Kazanmanın ahlakı mı olurmuş?” İfadesi ile “Medeni, ileri! Etiketleri ile değerlendirdiğimiz, “Batı Medeniyeti”nin siyaset ve yönetim ilkelerini özetler. Buradan yakın tarihimize gelirsek, Mustafa Kemal Paşa’nın, Cumhuriyet ve “Batılılaşma” anlayışı daha iyi anlaşılacaktır. Özeti; “Hangi Atatürk?” (canmehmet)

Yorumu oyla      11      0  
Misafir 26 Ocak 2012 Perşembe 09:38

İnsanlık aldatılıyor mu? 2)İlk yazılı kaynakların, Sümer kil tabletleri olduğu ifade edilir. Ve tabletlerde anlatılan insan ilişkileri ile yönetim tarzlarının yaklaşık beşbin yıllık bir süreçte değişmediği görülmektedir. Diğer ifadesi ile, insan, konfor araçlarını geliştirdiği ölçüde kendisini geliştirememiştir. Bunu test için son, 2500 süreci felsefi manada değerlendirdiğimizde karşımıza devlet ve insan ilişkilerinde öne çıkan, Konfüçyüs, Sokrates, Aristo ve Makyavel'in anlayışlarıdır(canmehmet

Yorumu oyla      9      0  
Misafir 26 Ocak 2012 Perşembe 08:39

İnsanlık aldatılıyor mu? (1) Denizin derinliklerine dalış elbisesi ve donanımı olmadan inmeye çalışırsanız sağlığınızı kaybedebilirsiniz. Bu nedenle, dalış eğitimi alınmasının yanında, gerekli donanıma da sahip olunmalıdır, ki; derinliklerden zarar görülmesin. Bunun konu, demokrasi ve insanla ne ilgisi vardır? Bakalım bir ilgisi bulunmakta mıdır? (canmehmet)

Yorumu oyla      7      0  
Misafir 25 Ocak 2012 Çarşamba 15:44

kaldırıldı. Uygun, art arda iki beyin ameliyatı geçirdi, ancak felç oldu. Cezaevinde yapılan inceleme sonucu, Özgür Uygun’un intihar girişiminde bulunduğu yolunda rapor düzenlendi. Ailesi ise Özgür Uygun’un üç mahkum tarafından merdiven boşluğuna atıldığını iddia etti." Polise mukavemet ve ağır ceza hakimliğine hakarete 17 yıl ceza 19 yaşında bir çocuğa verilmiş kısacası. Türkiye'de tahammül ve demokrasiyi bırakın merhamet kalmadı. Hadi o çocuk , anası babası olacak yaştaki kamu görevlileri ?

Yorumu oyla      6      0  
Misafir 25 Ocak 2012 Çarşamba 15:42

"Manisa’nın Salihli İlçesi’nde polise mukavemet ve ağır ceza hakimliğine hakaret gibi suçlarla 17 yıl hapis cezası alan Özgür Uygun’un cezaevinde başına gelenler, ailenin diğer fertlerini de etkiledi. Cezasının 5 yılını Manisa’da tamamlayan Özgür Uygun, geçen yılın Nisan ayında Isparta Kapalı Cezaevi’ne nakledildi. Aynı yılın 14 Haziran gecesi kavga ettiği 3 mahkum tarafından merdiven boşluğundan atıldığı iddia edilen Özgür Uygun, Isparta Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Uygun, art arda iki beyin

Yorumu oyla      6      0  
Misafir 25 Ocak 2012 Çarşamba 15:41

Dün Habertürk'te şöyle bir haber vardı : "İŞLEDİĞİ bir suçtan dolayı çarptırıldığı 17 yıl hapis cezasını çekmek üzerine konulduğu Isparta E Tipi Kapalı Cezaevi’nde geçen yıl Haziran ayında merdiven boşluğuna düşmesi sonucu felç olan ve nefes alma dışında hiçbir işini kendisi yapamayan hükümlü 24 yaşındaki Özgür Uygun’a, üç ay önce cezaevine gönüllü olarak izinli giren ağabeyi 26 yaşındaki Soner Uygun bakıyor." (1)

Yorumu oyla      5      0  
Misafir 25 Ocak 2012 Çarşamba 14:23

Uzlaşı nedir ile başlayalım: karşılıklı yaklaşarak,asgari müştereklerde birleşebilme kabiliyetidir. Peki 10 kişiden oluşan bir heyetin uzlaşmaya vardıklarını ilan etmeleri için minimum kaç kişi aynı görüşte olmalıdır? 5+0,001 mi? Uzlaşı budur diye bir algılama parlamenter demokrasimizin temeli olarak algılanır ve 5+00,1'in vekaletini alan tek kişi hükmedebiliyorsa, demokrasi bu deniyorsa, uzlaşma diye bir kültür olabilir mi? Sözüm sadece AKP dönemine değil demokrasi tarihimiz kadar geniş. TS

Yorumu oyla      7      0  
TOTEM 25 Ocak 2012 Çarşamba 13:03

Tahammülün bile olmadığı bir platformda uzlaşı nasıl olur?Benim yorumlarımı okurken sinirden delirerek bana nasıl hakaretler edeceğini hesaplayan yada hiç okumadan eksiş verip hakkımda önyargıları ile değerlendirmeler yapıp saldıran biri ile uzlaşma mümkün olurmu?Ne kadar objektifiz ve ne derecede empati kurabiliyoruz diye düşünmeden mantıklı düşünüp uzlaşmak mümkünmüdür?Kendi düşünce tarzının dışındakileri hain ve düşman olarak gören zihniyet sağlıklımıdır?Bunları bir düşünün..

Yorumu oyla      8      1  
TOTEM 25 Ocak 2012 Çarşamba 13:00

Demokrasi ve tahammül!!bu söylemleri sürekli dillendirenleri bir ele alalım şimdi.burada herkes çe malum olan bir durum sözkonusu bu sitenin gerek yazarları ve gerekse yorumcuları hüğkümete muhalif insanlar.Bu yadsınamaz bir gerçek!Ve ben dahil birkaç yorumcu sizlerden farklı düşünce ve reaksiyonlar sergiliyoruz ve tahammül, demokrasi ve çağdaşlıktan bahseden arkadaşlar bizleri ellerine geçirseler bir kaşık suda boğacaklar. Şimdi Böyle bir ortamda uzlaşıdan bahsetmek ne kadar mümkün?-

Yorumu oyla      5      3  
Misafir 25 Ocak 2012 Çarşamba 12:20

Burada yorum yapabilmenin ayricaligini Allah her kula nasip eylemez.Dogrudur bazen yorumcular birbirinin üzerine yürüdügü günler olmustur, bunuda demokrasiyi hep yukarida tutma adina yapmislardir.Bu tatli kapismalar aslinda siyasilerimizin ses tonlarini yükselttikleri anlarda vuku bulmustur,diger tabirle secmen bir bakima siyasi liderlerinin bir kopyasidir.Temel´e sormuslar Trabzonsiporlu olmasaydin ne olurdun ..? Vallahi demis cok mahcup olurdum!..Dostca slm

Yorumu oyla      10      0  
hulya 25 Ocak 2012 Çarşamba 11:37

4-Öncelikle (demokrasiye) windows'a inanan insanların bunun bir REAL bir şey olduğuna inanmaları gerekiyor.Yani windows bilinmeyen, görünmeyen güçler tarafından değil bizzat insanlar tarafından yaratılmış bir SİSTEMDİR.Bu ayrımı yaptıktan sonra iyileştirme sadece gerçekler üzerinden yapılabilir.

Yorumu oyla      9      0  
hulya 25 Ocak 2012 Çarşamba 11:22

3-Çok partili sisteme geçmek,nato'ya üye olmak programlardan bazılarıdır.Çok partili sisteme geçmek aslında bana göre "daha kullanıcıya window tanıtmadan kötülemek" anlamına gelmiştir.Kullancı zaten bilmediği windows'u anlatıp duran birinin boş işlerinden ziyade hayatını kolaylaştıran ve bilmediği windows'u kötüleyip duranı seçmiş, CHP de böylece yeni görevi ile tanışmıştır.Windows'un iyi olduğunu anlatmak.Yıllardır kullanıcıya bilmediği bir şeyi anlatmaya çalışıyor.

Yorumu oyla      7      2  
hulya 25 Ocak 2012 Çarşamba 11:12

2-Bazı konularda çok başarılı olan ve M.Kemal'in ne yazıkki elindeki en güvenilir olan İsmet İnönü (en güveniliri buysa;diyesi geliyor insanın) kullanmasını bilmediği,aslında aklınca fazlada inanmadığı mirasla izlediği yol bizlerin kaderini oluşturuyor.Yaşanlara bakıldığında tıpkı evine yeni bilgisayar girmiş birinin ne yapacağını şaşırmasına benziyor.İsmet İnönü'ye akıl veren yüzlerce iç ve dış bilgiler olmuştur.O'nun aklının yattığı tüm programlar yüklenmiştir.

Yorumu oyla      7      2  
hulya 25 Ocak 2012 Çarşamba 10:52

1-Durumumuzu "WINDOWS" örneği ile masaya yatıralım ve hatayı kimler yapmış bir görelim.Windows tıpkı Demokrasi gibi bir kelimedir.Ondan türlü türlü yararlanan kullanıcılardır.M.Kemal hepsinin üstündedir çünkü o kullanıcıların önüne bilgisayarı(vatanı),ms dos işltm sstmi(cumhuriyeti) renkli özgürlükler sunan demokrasi (windows'u) önümüze koymuştur.Kısa ömrü onu kullanmayı öğretmeye yetmemiştir.Önündeki mirasla başbaşa kalanlar ne yapmış ona bakalım.

Yorumu oyla      9      0