E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Fahrettin Damga

Türkiye-Rusya arasındaki ek protokol nasıl geldi, ne içeriyor?
6 Mart 2020 Cuma

 

 

Geldiğimiz noktada rejimin işbirliğiyle Türkiye’yi İdlib’e müdahale etme mecburiyetinde bırakma ve oraya girdikten sonra içeride sıkıştırma ve yeniden teslim alma üzerine bir kurgunun varlığından bugün itibariyle bahsedebiliriz artık.

 

İdlib’te yapılan hain saldırıda şehit olan Mehmetçiklerimiz üzerinden final yapacak bir plandı bu.

 

MİT mensubunun kimlik bilgilerinin bile gizli kalamadığı bir ülkede Mübarek Regaib Kandili’nde canhıraş bir şekilde zikrettikleri kadar yüksek sayıda şehidi gizlediğini iddia edecek kadar zıvanadan çıktılar.

 

Çıktılar, çünkü plan şehit sayısının yüksekliği üzerine inşa edilmişti. Sosyal medyada kısa süreli kendini gösteren ‘’Erdoğan istifa’’ hastag’i ile organize edilecek sokak nümayişi ile hükümeti istifaya davet etmek ve düşürmek niyetindeydiler.

 

Kısa süre önce açılmış ama uyumaya bırakılmış, az takipçili FETÖ hesapları da kıpır kıpırdı. Üst düzey bir manipülasyon uygulamadaydı.

 

Devlet bu kez hızlı davrandı. İnternete getirilen erişim yavaşlatma kararıyla organizasyona başlamadan darbe vurmuş oldu. Çok kritik bir hamleydi bu.

 

Tüm yük, görünürde hain saldırı üzerine her nasılsa tam kadro olarak olağanüstü toplanmış olan CHP’nin üzerine kaldı. Parti sözcüsü Faik Öztrak toplantı devam ederken yaptığı ilk basın toplantısı sonunda soru almayacağını ve soruyu cevaplaması gerekenlerin kendileri olmadığını söyleyerek hükümeti adres gösterdi. Ülke savaşa girmenin eşiğindeyken destek vermek yerine hesap sorma derdindelerdi.

 

Anlaşılan plan bu kez gizli kalmamıştı ki CHP’nin Meclis’in Olağanüstü talebi dahil talepleri havada kaldı. CHP’nin süreci yönlendirmesine fırsat verilmedi.

 

Rejim, Rusya desteğiyle yaptığı saldırılarla İdlib’te sıkışıp kalmış yaklaşık 4 milyon sivili Türkiye sınırına doğru sürmeye başladığında yükseldi kriz.

 

Türkiye müdahaleye mecbur kaldı. İdlib’e yaptığı tahkimatını artırdı. Talebe rağmen Rusya hava sahasını Türkiye’ye açmadı. Hava desteği olmadan yaşanabilecekler bilindiğinden Türkiye ısrar etti ama olmadı.

 

Türkiye üyesi olduğu NATO’yu devreye sokmaya çalıştı. Hava savunma desteği istedi. Türkiye bu süreçte ABD ve NATO'nun samimiyetini bir kez daha test etme imkanı buldu ve güvenemeyeceğini net olarak gördü. Sözde müttefiklerden hava savunma desteği yerine silah ve mühimmat desteğinin nasıl yapılabileceğini değerlendirdiklerini ifade eden hamasetten öte geçmeyen mesajlar geldi.

 

Aslında ABD, Türkiye’yi Rusya’yla karşı karşıya getirme, hatta çatıştırma, bu vesileyle de yeniden kendi kucağına alma düşüncesinde olduğunu gösterdi. İstediklerini yaptırmak için fırsat kolladığı açıktı.

 

Soros bile AB’ye çağrıda bulunarak Rusya’ya karşı Türkiye’ye destek çağrısı yaptı. İçeride bazıları bu çağrıyı hükümet aleyhine kullandı. Oysa bu bir destek açıklamasından ziyade Türkiye ile Rusya'nın çatışmasını beslemeye niyetli bir gaz vermeydi.

 

Olan biteni değerlendiren Türkiye’ye kendi işini kendi yapmaktan başka çözüm yolu kalmamıştı.

 

Türkiye rejime Şubat sonuna kadar süre vermişti. Eğer rejim Soçi Mutabakatı sınırlarına çekilmezse güç kullanılarak bu işin yapılacağını deklare etti ve tam da verdiği sürenin dolmasıyla harekete geçti.


Yerli ve milli imkanlarla İHA ve SİHA’ları devreye alarak kendi işini kendi gördü. Hava desteği eksikliğini aşarak Dünya savaş tarihine geçecek operasyonlar yaptı. Rejime hem asker hem donanım olarak tarihinin en ağır kayıplarını verdirdi.

 

Rejimin kayıpları bir anlamda Rusya’yı daha önce Kremlin Sözcüsü’nün 5 Mart’ta görüşme mümkün değil açıklamasına rağmen masaya oturmaya mecbur bıraktı.

 

Sonuçta Türkiye’nin zorlamasıyla masa Moskova’da kuruldu. Yaklaşık 6 saat süren bir masaydı. Belli ki artık Rusya ile aramızda bir güven problemi var. Hiç bir şey eskisi gibi değil, bu saatten sonra olması da zor.

 

O masada neler olduğunun, neler konuşulduğunun bilmemiz gereken kısmını açıklanan ek protokolde görebildik.

 

Diplomaside mutlak kazanan yoktur. Masada oturuyor ve ortak bir nokta arıyorsanız vazgeçtiklerinizin de olacağını kabul etmek gerekir. Bu her iki taraf için de geçerli.

 

Nitekim öyle de oldu.

 

Bu uzun müzakereden anlaşılan Türkiye ile Rusya tam anlamıyla anlaşamadı ama çatışma doğurma ihtimali olan krizi şimdilik dondurdu.


Ateşkes sağlandı ve bugün itibariyle yürürlükte. Kırılgan olduğu herkes tarafından kabul edilse de bu ateşkes tamamen Türkiye'nin kendi milli savunma sanayi imkanlarıyla mücadelesinin eseri. Ateşkes, Türkiye’ye yine kendi imkanlarıyla geliştirdiği alçak ve orta irtifa HSS’lerini yerleştirme fırsatı verecek.

 

Eğer rejim saldırırsa Türkiye tüm Suriye'de karşılık verme hakkını saklı tuttu ve bunu Rusya'ya kabul ettirdi. Rejimin yeni bir hatası Türkiye’nin tüm gücüyle tüm sahada cevap vermesiyle cevap bulacak. Rusya da artık rejimi Türkiye’nin elinden alamayacak.

 

Türkiye, daha önce defalarca yaptığı gibi rejimin ateşkesi mutlaka ihlal edeceği ihtimaline yatırım yapmış gibi.

Protokole göre taraflar mevcut temas hattında kalacaklar. Sahadaki mevcut durum taraflarca kabul edilmiş görünüyor. Yani Türkiye’nin rejimin Soçi Mutabakatı sınırlarına çekilmesi talebinden vazgeçtiği anlaşılıyor. Türkiye’nin kurduğu ve rejimin kuşatması altında olan gözlem noktalarının ne olacağına dair bir açıklık yok metinde. Fakat onların da temas hattı kabul edilebileceğine dair yorumlar var.

 
Soçi mutabakatına atıf olsa da protokolde İran yok. ABD, AB ve NATO da.

Rusya, Türkiye’nin müdahalesiyle tüm İdlib'i rejime vermesinin mümkün olmadığını kabul etmiş görünüyor. Böylece rejimin İdlib’i insansızlaştırma projesinin mümkün olmadığı kayda geçirilmiş oldu.

 

Protokolde ‘’İnsani krizin daha da kötüleşmesinin önlenmesinin, sivillerin korunmasının, ihtiyaç sahibi tüm Suriyelilere önkoşulsuz ve ayrım gözetmeksizin koruma ve insani yardım sağlanmasının, keza ülke içinden yerinden edilmelerin önlenmesi ile mültecilerin ve ülke içinde yerinden edilen kişilerin güvenli ve gönüllü olarak Suriye'deki asıl ikamet yerlerine geri dönüşlerinin kolaylaştırılmasının önemini vurgulayarak’’ paragrafı kayda geçirilerek sivillere yardım edilmesi ve korunması ile yerinden edilen mültecilerin yaşadıkları yerlere geri dönmeleri kabul ettirildi.

Türkiye böylece İdlib’te gözlemci statüsünden çıktı, orada kalıcı olduğunu Rusya’ya kabul ettirdi. Rusya, Türkiye'nin kontrol noktaları dışında olmaması gerektiğini söylüyordu, oysa artık sahadaki varlığımızı kabul etmek zorunda kaldı. Mehmetçik orada kalmaya devam edecek.

 

M4 karayolunun kuzeyinde 6 km ve güneyinde 6 km derinliğinde bir güvenli koridor tesis edilecek. Güvenli koridorun işleyişine dair ayrıntılı esas ve usuller, Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu Savunma Bakanlıkları arasında 7 gün içinde kararlaştırılacak.

Türk-Rus ortak devriyeleri, 15 Mart 2020 tarihinde M4 karayolunun Trumba’dan (Serakib’in 2 km batısı) Ain-Al-Havr’a kadar olan kesimi boyunca başlatılacak.

M5 Karayolu’nun kontrolü maalesef rejim ve Rusya’ya bırakılmış gibi.

3 maddelik protokol ateşkesin uygulanmasına bağlı. Ateşkes bozulduğu anda diğer maddelerin bir anlamı kalmayacak.

İçeride ‘’Savaşa Hayır, Suriye’de işimiz ne, Suriye rejimi ile niye savaşıyoruz?’’ diye feryat edenlerin birden bire ‘’Neden anlaşma yaptık?’’ demeye başladığını görürsek de şaşırmamak lazım.

Zira onların derdi, Türkiye’yi bağımsız yürüyüşünden çevirecek nasıl olursa olsun ama hükümeti sıkıştıracak bir argüman üretmek. Bu amaç uğruna işbirliği yaptıkları güçlerin planı için iç cepheyi yumuşatmaları lazım. Yoksa plan sahipleri tarafından tasfiye edilecekler. Agresiflikleri o yüzden.

Bakalım neler olacak?

Yaşayıp görelim.

 

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 8156 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
CHP ve Kılıçdaroğlu şehitlerimizden iktidar devşirmeyi mi planlıyordu?
3/3/2020
Erdoğan ve Ak Parti’nin kamburu: Bülent Arınç
2/28/2020
YOKSA DEJAVU MU?
2/25/2020
Darbe ruhu hala damarlarında dolaşanlar
5/28/2018
Son çareleri dövizdeki yükseliş ve ekonomik kriz mi?
5/24/2018
Kudüs nöbetini devralma sırası ve 24 Haziran
5/21/2018
İsrail politikasında artık yeni şeyler söylemek lazım
5/17/2018
Takke düştü gerçek Karamollaoğlu göründü
5/14/2018
Uyursak Ölürüz
5/10/2018
İnce İnce siyaset ve Sisi
5/7/2018
Hani ittifaka karşılardı?
5/3/2018
Abdullah Gül Ak Parti tabanından neden tepki gördü?
4/30/2018
Abidik Gubidik İttifakı’nda Abdullah Gül denklemden çıktı mı?
4/26/2018
Proje terör örgütlerinden sonra proje siyasi partiler devrede
4/23/2018
Seçim tarihi açıklandı, muhalefet çarşısı karıştı
4/19/2018
MHP ve Devlet Bahçeli neden ilkeler ittifakından bahsedenlerin hedefinde?
4/16/2018
3. Dünya Savaşı’nın eşiğinde miyiz?
4/12/2018
Esad katliamlarıyla ABD-Avrupa ve İsrail’e can suyu mu veriyor?
4/9/2018
En büyük kabusları enerji açığını kapatan Türkiye
4/5/2018
Türkiye artık hafife alınacak bir ülke değil
4/2/2018
Bayram değil seyran değil ABD ve Avrupa bizi niye öpmeye çalışıyor?
3/29/2018
Batıyı Türkiye’yi kaybetme korkusu sardı
3/26/2018
Türkiye’nin yapım projesi ile Batının yıkım projesi!
3/22/2018
Mehmetçik ve Devlet Bahçeli’nin kesişen kaderi
3/19/2018
Kazanacakları seçimi niye boykot etsinlermiş. Duy da inanma.
3/15/2018
Cumhur İttifakı, getirdikleri, itirazlar ve çaresizlik
3/12/2018
ABD’nin DEAŞ maymuncuğu ve psikolojik harekat
3/8/2018
ABD’nin Türkiye çaresizliği
3/5/2018
Saadet Partisi için normal olan ne, bir tuhaflık yok mu?
3/1/2018
Türk, neden beklenen ve özlenen?
2/26/2018
CHP AGRESİFLEŞMESİN DE BİZ Mİ AGRESİFLEŞELİM?
2/23/2018
Sahada ne kadar varsan, masada o kadar varsın
2/19/2018
ABD tiyatroyu daha ne kadar sürdürebilir
2/15/2018
100 yıllık hesap ve ABD’nin planı
2/12/2018
ABD'nin talepleri CHP'ye Atatürk'ü unutturuyor mu?
2/8/2018
CHP KURULTAYI’NA DAİR
2/6/2018
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.

Bu haber henüz yorumlanmamış...

meclis kulisi,
Aydın, belediye, Özlem Çerçioğlu, Ege et, koronavirüs, önlem,
tusas, banner, reklam,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Koronavirüse karşı önlem aldınız mı?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
nato
sanayi
Çankaya
Çankaya Köşkü
Emre Belözoğlu
Milwaukee Bucks
Galaxy A
güneş tutulması
Kredi notu