E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Yiğit Miraç Tokat

Kanal İstanbul İçin Bir Kez Daha Düşünelim
14 Kasım 2020 Cumartesi

 

 

İstanbul ve Çanakkale boğazları, ülkemizin jeopolitik açıdan çok önemli doğal su yollarıdır. İstanbul Boğazı için ünlü Fransız yazar Petrus Gyllius bakın ne demiş: ”İstanbul Boğazı, bütün diğer boğazlardan üstündür. Çünkü iki denizi ve iki dünyayı tek anahtarla açmaktadır.”

Yıl 1453… Boğazlar hakimiyet alanımıza girdi.

Yıl 1774… Rusya ile imzaladığımız Küçük Kaynarca Antlaşması… Ne yazık ki bu antlaşma ile Karadeniz Türk gölü olmaktan çıkmış ve Rus ticaret gemileri boğazlardan elini kolunu sallayarak geçme imkanına kavuşmuştur. Boğazlardaki egemenliğimize ciddi bir vuruş olmuştur.

Fakat 20. yy da ise, Türkiye’nin çok akıllıca yürüttüğü bir dış politika sonrasında öyle bir sözleşme imzalanır ki, günümüzde birileri tarafından çok dile getirilmese de bu antlaşma ülkemizin bağımsızlığının tescili noktasında Lozan Antlaşması kadar önemlidir.

Bu sözleşme Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nden başkası olamaz.

Halbuki… Son günlerde medyada pek yer bulmayan ‘Kanal İstanbul Projesi’ni yorumlamak için önce Montrö’nün iyi değerlendirilmesi, önemine varılması gerektiği kanaatindeyim.

20 Temmuz 1936… İsviçre’nin Montrö kentinde ‘Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ imza edilir.

Ülkemizin bağımsızlığı ve milli egemenliğimiz için çok değerli bir yere sahip olan bu sözleşme ile Türkiye, uzunca bir süredir cenderede kalan güvenlik sorununu ortadan kaldırarak, boğazların her iki yakasının kontrolünü kendi elinde tutmuştur ve hala da  tutmaktadır. Ayrıca savaş zamanlarında boğazların tasarrufu Türkiye’de olmuş; böylece Türkiye savaşa girer veya savaş tehlikesi ile karşılaşırsa bu boğazları hukuka uygun şekilde kullanabilme imkanını elinde tutmuştur.

1 Kasım 1936 günü Atatürk’ün Meclisi açarken yaptığı konuşmayı buraya not düşmek önemlidir: “Tarihte birçok kez tartışma ve tutku nedeni olan Boğazlar, artık tam anlamıyla Türk egemenliği altında, yalnız ticaret ve dostluk ilişkilerinin ulaşım yeri haline girmiştir. Bundan böyle savaşan herhangi bir devletin savaş gemilerinin Boğazlardan geçmesi yasaktır” diyerek boğazların önemine vurgu yapmıştır.

*20 Temmuz 1936 tarihinde imzalanan Montrö Sözleşmesi, Türk boğazlarından ticaret ve harp gemilerinin geçiş ilkelerini düzenleyen temel belge niteliğindedir. Bu sözleşme, imzalandığı tarihten bu yana önemini ve geçerliliğini koruyan az sayıdaki çok taraflı anlaşmalardan biridir. Bunun ardındaki belirleyici neden, sözleşmenin ülkemizin yanı sıra, Karadeniz'e kıyıdaş devletler ve üçüncü ülkeler için de makul ve uygulanabilir bir çıkar dengesi oluşturmasıdır. Eğer bu sözleşme olmasa idi, savaş zamanında boğazlardan geçecek savaş gemilerini Türkiye engelleyemezdi. Hatay’ın ana vatana katılması gibi, dönemin uluslararası camiası karşısında tek kurşun bile atmadan elde ettiğimiz büyük zaferlerden biri olduğunu ifade edebilirim.

Boğazlar, bu sözleşme ile kayıtsız şartsız Türkiye Cumhuriyeti’ne bırakılmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün kabul edilmesi için büyük mücadeleler verdiği, hayati öneme sahip bu sözleşmenin önemine ne kadar değiniyoruz ki! Çoğu alanda  -en azından birçoğumuz için-  okumaktan uzak duran bir toplum olduğumuzdan sebep, bu sözleşmenin de önemine pekala varamadık!

Kısaca söylemek gerekirse boğazlar, halihazırda jeostratejik ve jeopolitik olarak Türk dış politikamızda elimizi güçlü tutan mihenk taşıdır. Ülkemizin bağımsızlığı açısından olmazsa olmazımızdır.

Peki, Kanal İstanbul Projesi ile ne alakası var dediğinizi duyar gibiyim… Bu projenin amaçlarından birisinin, mevcut boğazlarımızdaki gemi ve tanker trafiğinin rahatlatılması olduğu ifade edilmektedir. Ben bu projeyi uluslararası ilişkiler ve güvenliğimiz özelinde değerlendirmek ve bazı soruları sormak istiyorum. Diğer alanlarda (çevre, jeoloji, ekonomi, habitat, ticari, vs.) konusunun uzmanları, akademisyenleri olumlu ve olumsuz yanlarını zaten tartışmaktadır.

  1.  Kanal İstanbul faal olduktan sonra, Montrö’de kazanılan siyasi ve hukuki haklarımız bu proje için de geçerli olacak mıdır?
  2. Kanal İstanbul’dan savaş gemileri geçecek midir? Geçecek ise Montrö’de ki kazanımlarımız nasıl işletilecektir?
  3. Bu projenin işletme hakkı kimde olacaktır? Yine yap-işlet-devret modeli mi uygulanacaktır? Sözleşme dolar üzerinden mi yapılacaktır yoksa yerli ve milli bir yöntemle mi işletilecektir!!!

Günden güne ısınan coğrafyamızda ilerde büyük ölçekli bir savaşın ortaya çıkması dahilinde, Batı tarafından bu boğazların savaş gemilerine açılması gerektiği hususları, gelecekte bizi rahatsız edecek konular olarak önümüze getirilebilir. Gözü sürekli üzerimizde ve coğrafyamızda olan Batı, Kanal İstanbul’u askeri anlamda kendi lehine olacak şekilde kullanabilmesi için yeni yaptırımlar ile ülkemizi tehdit edebilecek politika üretebilir, Kanal İstanbul’un hukuki ve siyasi pozisyonunu, ne amaçla kullanılması gerektiğini ileriki yıllarda tartışılır hale getirebilir.

Devlet büyüklerimiz benim bu düşündüklerimi tabii ki de düşünmüşlerdir. Ben naçizane aklımdan geçen soruları ve endişelerimi dile getirmek istedim!!

Astronmik maliyetle yapılması planlanan bu çılgın proje umarım hayata geçmez ve buraya aktarılacak olan para deprem gerçeğiyle yaşayan ülkemiz için daha akılcı şekilde yönetilir.

 

Kaynak:

*Denizcilik-Havacılık Genel Müdürlüğü, Dışişleri Bakanlığı.

 

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 5880 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.

Bu haber henüz yorumlanmamış...

tusas, banner, reklam,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Siz hangi korona virüs aşısını tercih edersiniz?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
moskova
İran
Abdullah Ercan
Beycan ÜÇKARDEŞ
Melo
deprem
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı
zatürre
hukuk