E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Fahrettin Damga

Esad katliamlarıyla ABD-Avrupa ve İsrail’e can suyu mu veriyor?
9 Nisan 2018 Pazartesi


Katil Esad yine en iyi bildiği şeyi yaptı, masum sivilleri katletti. Hem de kimyasal silah kullanarak.

Elbette cezasını çekmeli, hem de hak ettiği şekilde.

Öyle bir noktadayız ki artık, Suriye demek Türkiye demek. Kayıtsız kalmamız mümkün değil. Yaklaşık 3 milyon Suriyeli kardeşimiz katliamdan kaçarak bize sığındı. 911 kilometre sınırımız var ve daha 100 yıl öncesine kadar vali atadığımız ecdad toprağımız. 

Aynı zamanda Türkiye’nin son 15 yıldır yaşadığı değişimi istemeyenlerin yani Türkiye’nin bağımsız hareket etmesini istemeyenlerin zaman zaman iç politikaya malzeme ettikleri, mücadeleyi taşıdıkları alanın adı Suriye.

Esad’ın sivil masumları katletmesi ilk değil, orada kaldığı sürece muhtemelen son da olmayacak. Kimyasal saldırı olarak da ilk vukuatı değil. Peki, Batı’dan yükselen gürültü ve sözde Esad karşıtı gibi görünen tepkinin anlamı ne?

Daha Obama döneminde ABD’nin sözde kırmızı çizgilerini aştığı açıklanan, daha sonra 4 Nisan 2017’de İdlib’in Han Şeyhun kasabasında 87 masumu kimyasal saldırıyla katleden Esad değil miydi?

Peki ne yapmıştı bunların karşılığında ABD?

Obama döneminde Esad’ın elindeki kimyasal silahların imha edildiğini açıkladı, Trump döneminde ise Han Şeyhun’dan sonra her ne hikmetse saldırıyı yapan Esad sarayında otururken sözde saldırının yapıldığı üsteki boş depoları Tomahawk füzeleriyle vurdu. Yani dünya kamuoyunun gazını almak  için şov yaptı.

Saldırıdan sonra Esad, numaradan dayak yiyen çocukların acımadı ki, acımadı ki şeklindeki tavrı gibi, ABD'nin Suriye'yi Tomahawk füzeleriyle vurmasının ordusunun askeri kapasitesini zayıflatmadığını açıkladı.

Zaten onların da niyetleri Esad’ı dövmek değildi. Esad başından beri ABD, Avrupa ve İsrail’in işbirlikçisiydi. Esad, DEAŞ ile de PKK/PYD ile de işbirliği halindeydi en başından beri. Suriye Krizi’nin en başından beri Esad giderse ondan sonra kimin geleceği batının kabusu oldu. İhtimalleri değerlendirdiklerinde kendileri açısından ortaya çıkabilecek riskleri göze alamayıp el atından Esad’a desteğe devam ettiler.

Yani Esad yerinde kalıp katliamlarına devam ediyorsa, işbirlikçisi sadece İran ve Rusya değil, aynı zamanda ABD, Avrupa ve İsrail’dir.

70 masum sivili katlettiği Doğu Guta’daki son kimyasal katliamda çıkardıkları ses de, sözde aldıkları tavır da göstermelik ve kendi menfaatlerine matuf. Sanmayın ki dertleri masum siviller.

Belki Han Şeyhun’daki gibi Esad sarayında otururken alakasız yerleri bombalarlar yine. Belki bu kez onu bile yapmazlar. 

Onlar başka bir şeyin peşindeler. O da yeniden Suriye’deki süreçte yeniden inisiyatif sahibi olabilmek.

Esad da yaptığı bu katliamlarla Astana Süreci’yle bölgeden tamamen süpürülme tehlikesiyle karşı karşıya kalan ABD-Avrupa-İsrail üçlüsüne bölgede kalabilmeleri ve sürece yeniden müdahil olabilmeleri için can suyu verme peşinde. Bütün mesele bu.
ABD-Avrupa ve İsrail, Esad’ın yaptığı son kimyasal saldırıyı Türkiye-İran-Rusya arasında gelişen ve ne yapsalar engelleyemedikleri, Alman Der Spiegel’in deyimiyle Ürkütücü İttifak’ı bozmak için de bir fırsat olarak değerlendirmek isteyecektir.

Özellikle Türkiye içerisinde ve medya üzerinden Rusya’nın ve İran’ın desteklediği Esad’ın yaptığı katliam söylemiyle Türkiye’yi baskı altına alarak Rusya ve İran’a karşı mesafeli davranmasını isteyeceklerdir.

Oysa Esad konusunda Türkiye’nin tavrı hep netti. Türkiye hep Esad gitmeli dedi. Bugüne kadar bu mümkün olmadı ama kimse de Türkiye’yi bu noktada ikna edemedi.

Rusya ve İran’la olan diyaloğunda da bu tavrı değişmedi. Rusya ve İran’la yakınlaşması ise sözde dost ve müttefiklerimizin bölgemiz ve ülkemizin bekasını etkileyecek gizli planlarının engellenmesinde hayati bir rol oynamaktadır.

Türkiye Suriye’de en başından beri, hem güvenli bölgeler oluşturmayı, hem eğit-donat projesiyle Suriye muhalefetini örgütlemeyi, hem de Esad’ın gitmesini istedi. Geçen zaman Türkiye’nin haklılığını ortaya koydu. Türkiye ilk 2 maddeyi kendi iradesiyle uygulamaya başladı. Geriye Esad kaldı.

Suriye’de hayatın normale döndüğü ve en güvenli bölgeler  Fırat Kalkanı Harekatı ve Zeytin Dalı Harekatı’nın yapıldığı bölgeler. Oralardan göçen insanlar artık vatanlarına geri dönüyor. Batı’nın yıkım projesi karşısında Türkiye’nin yapım projesi sahada zafer kazanmış durumda.

Batı çaresiz, batı çırpınıyor silinmemek ve bölgede tutunabilmek için.

Bu yüzden bölgeye gelmek ve ülkeler üzerinde operasyonlar yapmak için kendi laboratuvarlarında ürettikleri terör örgütlerini maymuncuk olarak kullanan ABD, Avrupa ve İsrail, proje örgütlerinin iflası üzerine Esad’ın yaptığı katliamlarla bölgede kalmak için bir hamle yapıyorlar.

En azından ciddi bir ihtimal olarak bu noktayı gözden kaçırmamak lazım.

ABD yerine Fransa’yı oyuna dahil etmek için belli ki bahane bu katliam olacak. Suriye’de ille de Fransa’yı sürece dahil edilip, ABD’nin görevinin de devredilmeye çalışılması, bölgede hala Sykes-Picot hayali kurulduğunun göstergesidir. 

Üzerinde anlaştıkları o gizli paylaşımla ata toprağımızı peşkeş çektikleri Fransa, o yüzden yetkilendirilmek isteniyor ve belki de o sebeple BM’i olağanüstü toplantıya çağırıyorsa, dönemin toprak sahiplerinin torunları olarak oyunun karşısında durmak da bizim vazifemizdir.

Zira, ‘’Yiğit düştüğü yerden kalkar’’ derler.

 

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 9369 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
En büyük kabusları enerji açığını kapatan Türkiye
4/5/2018
Türkiye artık hafife alınacak bir ülke değil
4/2/2018
Bayram değil seyran değil ABD ve Avrupa bizi niye öpmeye çalışıyor?
3/29/2018
Batıyı Türkiye’yi kaybetme korkusu sardı
3/26/2018
Türkiye’nin yapım projesi ile Batının yıkım projesi!
3/22/2018
Mehmetçik ve Devlet Bahçeli’nin kesişen kaderi
3/19/2018
Kazanacakları seçimi niye boykot etsinlermiş. Duy da inanma.
3/15/2018
Cumhur İttifakı, getirdikleri, itirazlar ve çaresizlik
3/12/2018
ABD’nin DEAŞ maymuncuğu ve psikolojik harekat
3/8/2018
ABD’nin Türkiye çaresizliği
3/5/2018
Saadet Partisi için normal olan ne, bir tuhaflık yok mu?
3/1/2018
Türk, neden beklenen ve özlenen?
2/26/2018
CHP AGRESİFLEŞMESİN DE BİZ Mİ AGRESİFLEŞELİM?
2/23/2018
Sahada ne kadar varsan, masada o kadar varsın
2/19/2018
ABD tiyatroyu daha ne kadar sürdürebilir
2/15/2018
100 yıllık hesap ve ABD’nin planı
2/12/2018
ABD'nin talepleri CHP'ye Atatürk'ü unutturuyor mu?
2/8/2018
CHP KURULTAYI’NA DAİR
2/6/2018
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.

Bu haber henüz yorumlanmamış...

meclis kulisi,
Aydın, belediye, Özlem Çerçioğlu, Ege et, koronavirüs, önlem,
tusas, banner, reklam,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Koronavirüse karşı önlem aldınız mı?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
İran
Demba ba
Jose Mourinho
Çankaya Köşkü
Ahmet Kaya
İtalya
karadeniz
Sayıştay
Paul Scholes