E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Fahrettin Damga

En büyük kabusları enerji açığını kapatan Türkiye
5 Nisan 2018 Perşembe

Mayıs 2013’ün sonunda patlak veren ağaç hassasiyeti görünümlü Gezi kalkışması, Türkiye’nin ekonomik göstergelerinin Osmanlı döneminde ilk kez dış borç aldığımız 1853-1856 arasındaki Kırım Savaşı’ndan beri en iyi olduğu, faizlerin en düşük seviyede olduğu dönemde gerçekleşmişti.

O gürültüde ve şaşkınlıktan ne olduğunu pek anlayamamıştık. Meğerse Türk ekonomisini sokmak istedikleri cenderenin ilk halkasıymış.

Kalkışma sonrası faizler Merkez Bankası tarafından bir kerede yaklaşık 5 puan arttırıldı, hala da Mayıs 2013 öncesine dönebilmiş değil. Ekonomiyi durdurmayı dahi teklif eden gazeteci görünümlü çapulcuların ön aldığı olayların ülkemize maliyeti yaklaşık 150 Milyar dolar oldu.

İkinci hamle, Kuzey Irak Yönetimi Türkiye ile 50 yıllık petrol ve doğalgaz anlaşması yaptığını açıkladığında gelmişti.
İşte ancak o zaman olan bitenin en önemli hedeflerinden birinin ekonomi olduğunu, Türkiye’nin büyümesinin engellenmesi olduğunu anlayabilmiştik.

Kuzey Irak’la yapılan anlaşmaya göre bu petrolün satışından gelen para Halkbank’ta bir yıl boyunca toplanacak, oradan da Irak Merkezi hükümeti ve Kuzey Irak arasında hisselerine düşen oranda paylaştırılacaktı. Biriken o devasa para 1 yıl boyunca Halkbank tarafından işletilecekti.

Çünkü Kuzey Irak Yönetimi, Merkezi Hükümet’in kendilerine petrol gelirlerine dair haklarını ödemediğinden şikayet ediyor, bu hakkı garanti edecek bir yol arıyordu.
ABD anlaşmaya itiraz etmeden önce eskisi gibi Irak petrollerinin satışından elde edilen gelirin bir ABD bankasında toplanmasını istedi.
Daha sonra o petrolü batı piyasalarında sattırmamak için çaba gösterdi ama başarılı olamadı.
Kuzey Irak Yönetimi’ne de baskı yaptı, o dönem Barzani yönetimine kabul ettiremedi ve harekete geçti.

İşte 17-25 Aralık yolsuzluk görünümlü darbe girişimi bunun için tezgahlandı. Halkbank bu sebeple hedef oldu.
Halkbank aynı zamanda Türkiye ve İran arasındaki ticarette de kilit noktada olduğu için ABD’nin hedefindeydi. ABD, 21 Nisan 2013'te İran’a BM kararı olmadan uyguladığı ambargoyu delmeye sebep olduğu iddiasıyla Halkbank'a yaptırım istedi.
İsrail’de boş durmadı ve  21 Ekim 2013'te İran ve Türkiye arasında yapılan ticaret sebebiyle Halkbank'ı ABD'ye şikayet etti.

ABD’nin uşağı ve taşeronu FETÖ, 17 Aralık'ta Halkbank'a operasyon yaptı. Halkbank’ın tüm gizli bilgileri FETÖcü polisler tarafından  20 Aralık 2013’te apar topar Türkiye’ye gelen ve ekonomi yönetiminin haberi olmadan bazı banka yöneticileriyle toplantı yaparak Türkiye-İran ticareti hakkında uyarılarda bulunan Amerikan Hazine Bakanlığı Terör ve Mali İstihbarattan Sorumlu Müsteşarı David Cohen’e teslim edildi. Belgeleri alan Cohen 21 Aralık 2013’te İsrail’e gitti. 

Ve David Cohen bu başarılı operasyonunun ödülü olarak CIA Başkan Yardımcısı oldu.
David Cohen’in davetiyle toplantıya katılan banka yöneticileri hakkında o gün bugündür herhangi bir soruşturma haberi çıkmadı medyada. Kimler olduğu da ne tartışıldı ne konuşuldu.

Oysa Ekonomi yönetiminin olmadığı bir masaya ABD’li bir bürokratın çağrısıyla koşa koşa gidenler kimlerdi iyi incelenseydi, tedbirler ona göre alınsaydı belki o günden sonra iki de bir denedikleri ekonomik hamleleri boşa çıkarmış olurduk.


Bütün bu olan biteni neden anlattım uzun uzun biliyor musunuz?
Türkiye büyük devlet olacaksa, enerji açığını kapatmak zorunda. Enerji ihtiyacını karşılayamazsa büyüyemez. Sözde müttefikler bunu biliyorlar ve buna göre tedbirler alıyorlar.

Türkiye’nin enerji geçiş noktası olmasını da istemiyorlar. Hele Batı’nın enerji vanasını elinde tutan bir Türkiye onların kabusu.
Irak’ın petrol bölgesi Musul ve Kerkük’ten başlayarak önce DEAŞ eliyle sonra PKK eliyle Suriye’nin  kuzeyinde kontrol ettikleri ve Akdeniz’e çıkarmaya çalıştıkları terör koridoruyla Irak petrolleri Türkiye by-pass edilerek batının yolunu tutacaktı.


Türkiye bu plana Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla dur dedi.
Suriye’nin güneyinden İsrail’in Hayfa Limanı’na giden bir hattı denemeyi de planladılar, orada da Rusya engeline takıldılar.
Bu arada 2013’te Türkiye’nin yanında duran Barzani yönetimi ABD’nin bağımsızlık havucuyla taraf değiştirdi, lakin Türkiye’nin kararlı duruşu ve stratejik hamleleriyle çoktan pişman oldu ama şimdilik iş işten geçti.

Türkiye-Rusya arasındaki uçak krizi sırasında yaşananların getirebileceği doğal gaz sıkıntısına karşı  Katar hamlesi ve sıvı LNG temini anlaşmalarıyla tedbirini almıştı.
Bu arada karşı mahalle boş durmuyordu tabii.
Türkiye’nin enerji hassasiyeti kullanılarak, olmayan gaz zokasıyla Mavi Marmara sonrası dip yapan Türkiye- İsrail ilişkileri tekrar başlatıldı. Türkiye olmayan İsrail gazını da alacak, Yumurtalık üzerinden Avrupa’ya pazarlanmasını sağlayacak ve tam anlamıyla bir enerji terminali olacaktı. Kamuoyunu İsrail’le anlaşmaya ikna etmek için bazıları bu hamlenin gaz üzerinden İsrail’in burnuna halka takmak olduğunu işliyordu.
Ama beklenen oldu ve yine İsrail İsrailliğini yaptı, sözünde durmadı.


Olan Türkiye’nin, Müslüman ülkelerin sokağındaki imajına oldu. Zaten gazdan ziyade hedeflenen de buydu. Kılıçdaroğlu bugün boşuna bağırmıyor, Mavi Marmara’yı sattınız, İsrail karşısında boyun eğdiniz diye.
Türkiye yaşananların farkında ve tedbirler almaya devam ediyor. Dış ticaretindeki açığa sebep olan en büyük kalem olan enerjiyi içeride temin etmek için alternatif çözümlere de yoğunlaşıyor.


Rüzgar enerjisi ve güneş enerjisi yatırımları gittikçe hız kazanıyor.
İşte o alternatiflerden birisi de Nükleer Enerji.
60 yıllık rüya, atılan temelle gerçeğe dönüşme yolunda hareketlendi. Bu bizim için yeni ama gelecek vadeden ve yıllarca baskılandığımız, engellendiğimiz bir alan.
Rusya’yla tarihimizde hiç olmadığı kadar yakın durarak, engelleri birlikte aşarak bu noktaya kadar geldik, inşallah süreci kazasız belasız tamamlayabiliriz.


Dost ve müttefik zannettiğimiz ülkelerin oyunları bitmez. Zira içeriden engelleyemezlerse dışarıdan deniyorlar. Yine olmadı içeriye dönüyorlar. Bu sebeple mücadele de bitmez, bitecek gibi de durmuyor.

Fakat bir gerçek var ki, artık teslim olan bir Türkiye yok. Mücadele ediyor, oyun kuruyor, alternatif üretiyor, enerjide çeşitliliği sağlamaya çalışıyor, kendine alan açıyor.
Artık cin şişeden çıktı, dev ayağa kalkıyor ve dost görünümlü düşmanlarımız için kabus dolu günler başlıyor.

Haydi hayırlısı.

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 10949 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Türkiye artık hafife alınacak bir ülke değil
4/2/2018
Bayram değil seyran değil ABD ve Avrupa bizi niye öpmeye çalışıyor?
3/29/2018
Batıyı Türkiye’yi kaybetme korkusu sardı
3/26/2018
Türkiye’nin yapım projesi ile Batının yıkım projesi!
3/22/2018
Mehmetçik ve Devlet Bahçeli’nin kesişen kaderi
3/19/2018
Kazanacakları seçimi niye boykot etsinlermiş. Duy da inanma.
3/15/2018
Cumhur İttifakı, getirdikleri, itirazlar ve çaresizlik
3/12/2018
ABD’nin DEAŞ maymuncuğu ve psikolojik harekat
3/8/2018
ABD’nin Türkiye çaresizliği
3/5/2018
Saadet Partisi için normal olan ne, bir tuhaflık yok mu?
3/1/2018
Türk, neden beklenen ve özlenen?
2/26/2018
CHP AGRESİFLEŞMESİN DE BİZ Mİ AGRESİFLEŞELİM?
2/23/2018
Sahada ne kadar varsan, masada o kadar varsın
2/19/2018
ABD tiyatroyu daha ne kadar sürdürebilir
2/15/2018
100 yıllık hesap ve ABD’nin planı
2/12/2018
ABD'nin talepleri CHP'ye Atatürk'ü unutturuyor mu?
2/8/2018
CHP KURULTAYI’NA DAİR
2/6/2018
YORUMLAR
Toplam 2 yorum var, 2 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 8 Nisan 2018 Pazar 21:31

az önce A.Dilipak'ın "AKP içinde fuhuş, alkol, kumar illeti içinde olanlar var" iddiasını ve açıklamalarını okudum. Çok ayrıntılı bir FETÖ ile mücadele planı vermiş. İyi de onca zahmetten sonra geriye ne kalacak AKPden? Camide garibin birisi dua ediyormuş, "Allahım şu aksayan ayağımı, az gören gzümü, zor işiten kulağımı, titreyen ellerimi iyi et" diye. Yanında bunu işiten Bektaşi," Allah seninle uğraşacağına yenisini yapar be adam" demiş. AKP ile bu kadar uğraşacağına alayını içeri atmak yeter.

Yorumu oyla      4      0  
Misafir 7 Nisan 2018 Cumartesi 22:40

yandaş kalemleri ilginç bir şekilde "kulaklarını tıkamış, gözlerini kapamış sürekli yüksek sesle bağıran" birisine benzetiyorum. Yorum olarak ne yazarsan yaz, herhangi bir tepki, düzelme filan beklememek gerek. Bunu yeni fark ettim. Anlaşılan okuyucu-yorumcu büyük kitle de bunu fark etmiş ki ne okumak ne de yazmak için uğrayan yok. Tıklayanların sayısı on yıl öncekinin yüzde biri bile değil.

Yorumu oyla      5      0  
Mesa Mesken, Bodrum, reklam, banner,
Aydın, belediye, Özlem Çerçioğlu, Ege et, koronavirüs, önlem,
tusas, banner, reklam,
meclis kulisi,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Koronavirüse karşı önlem aldınız mı?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
Vladimir Putin
dolar
Jose Mourinho
haşim kılıç
Milwaukee Bucks
Kayseri Erciyesspor
ismail kartal
Anadolu Efes
Güney Osetya