E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Fahrettin Damga

Bu salgından şüphelenmek için çok sebebimiz var
7 Nisan 2020 Salı

Son dönemde en çok akla gelen soru şu; Koronavirüs salgını doğal bir pandemi mi yoksa birileri bize ölümü gösterip sıtmaya mı razı etmeye çalışıyor?

Gelişmiş ülkeler salgından yıkılırken Çin'in virüsün yayılımını durdurduğunu ilan edip hayatın neredeyse normale döndüğünü açıklaması soru işaretlerini artırıyor.

Çin, salgın sırasında kaybettiği paraları telafi etme noktasında harıl harıl çalışmaya başladı. Kimisine ilaç, kimisine tıbbi malzeme, kimisine maske, kimisine yardım adı altında Koronavirüs knowhow'u satıyor. Üstelik daha yeni, salgını önlediğini açıkladıktan sonra ülkeye dışarıdan uçuşları kapattığını açıkladı.

Salgın Çin'in Hubei eyaleti sınırları içinde yer alan Wuhan kentinde başladı. Çin her ne kadar salgın Wuhan'daki hayvan pazarından çıktı dese de şehirde bir hastalık merkezi, özellikle de bir Viroloji Enstitüsü'nün olduğu ve o enstitüdeki çalışmanın sonucu bu salgının meydana geldiği iddiası da ciddi.

Bu noktada ABD Başkanı Trump'un hastalığın adına ısrarla ''Çin Virüsü'' dediğini de not edelim.

Dünyada bir çok noktada denenmeye başlanan yeni teknoloji  5G'nin de olağan şüpheli olduğunu söyleyelim. 5G teknolojisininin yaydığı dalgaların salgının ilk günlerinde Çin'de sokaklarda yerlere pat diye düşen insan görüntülerinin sebebi olduğu iddia ediliyor. Üstelik salgının başlangıç noktası Wuhan kentinin 5G teknolojisinin laboratuvarı olduğu da bu iddialara taban oluşturuyor.

Salgınının bu derece yayılmasında Çin, Dünya Sağlık Örgütü(DSÖ) ile birlikte olağan şüpheli.

Çin, önce virüsü gizlemeye çalıştı, dünyayı bilgilendirmedi. Hatta inkar edilen virüsü tespit eden doktoru önce izole etmeye çalıştı, daha sonra virüsten öldüğünü açıkladı. Koronavirüs’ü dünyaya duyuran gazeteciler de birer birer ortadan kayboldu ve hala kayıp.

DSÖ ise Aralık ayında tespit edilen virüsün önce insandan insana geçmediğini açıkladı. 11 Şubat’ta adını Covid-19 olarak ifade ederek Dünya genelinde pandemi ilan etti.

Çin, küresel sermayenin geleceğin lideri olarak ABD'nin yerine geçirmek istediği ülke. DSÖ ise küreselcilerin tek dünya devletinin organı olarak planladıkları kurumlardan biri. Salgının yayılmasına işbirliği içerisinde göz yumdukları iddia ediliyor.

Belli ki din karşıtı şeytani bir yapının egemen olduğu küresel sermaye Davos'ta alınan kararları uygulamaya aldı.

Salgından kısa süre önce başta Microsoft'un CEO'su Bill Gates olmak üzere yaklaşık 1700 küresel şirketin CEO ya da üst düzey yöneticisi vakıf ya da sosyal sorumluluk projelerinde görev almak üzere görevlerinden ayrıldı.

Konuşulan odur ki; bu insanlar yeni sistemin alt yapısını hazırlamak için bir anlamda yer altına çekildi.

Yine bu noktada eski İngiltere Başbakanı Gordon Brown'un pandemi ile mücadele etmek üzere geçici bir dünya hükümeti kurulması çağrısını hatırlamakta fayda var.

Bu çağrı belki de bugüne kadar aktif görev almış bir üst düzey devlet görevlisinin küreselleşme yanlılarının nihai hedefi olan ''Tek dünya devleti''ni açıktan işaret eden ilk açıklamaydı.

Yine küresel sermayenin temsilcilerinden Alman Merkez Bankası Deutsche Bank'ın salgın sonrası seyahatlerin kolayca yapılabilmesi için cep telefonlarına yüklenecek bir biyolojik pasaporttan bahsetmesi de yine insanları her yönüyle kontrol altına alma planlarını açık ediyor.

İddia odur ki; küreselleşme yanlıları salgını kendi amaçları doğrultusunda planladı. Bütün plan, salgını durduracak aşı veya tedavi yöntemleri ile insanlığı kendi amaçları doğrultusunda kontrol altına alma üzerine.

İnsanları vücuda aşılarla yerleştirilecek çipler üzerinden kontrol etmeyi amaçlayan bir plan bu. İnsanları ölümün soğuk yüzünün göstererek kurtuluş yolunun kendi planları olduğuna ikna etmeye çalışıyorlar. Bahsettikleri kurtuluş ise gerçek bir köleleştirmenin ilk adımı oysa.

Fakat sisteme dahil olmayan bağımsız birileri tarafından bulunacak aşı ve tedavi yöntemleri bu planın çöp olması anlamına da gelebilir.

İnsanların bu tehlikeli salgın karşısında ihtiyacı olan manevi desteğe rağmen din istemeyen küreselleşme yanlılarının tam da istediği gibi ''din'' neredeyse sosyal hayattan çekildi sanki. 

Salgın Çin'den sonra Şiilerin kutsal kenti Kum'dan başlayarak İran'da, Katolikliğin merkezi Vatikan'ın bulunduğu İtalya'da yoğun olarak görüldü. Suudi Arabistan'daki İslam ümmetinin  Haremeyn'i Mekke ve Medine şehirlerine giriş çıkış yasaklandı. Umre ziyaretleri durduruldu. Ka'be ibadete kapatıldı, mahzun ve insansız kaldı. Kudüs'te Mescid-i Aksa ibadete kapatıldı. Yine Türkiye'de camiler ibadete kapatılarak Cuma namazı ve cemaatle namaz kılmak durduruldu. Küresel sermayeye bağlı medya üzerinden Türkiye'deki salgının sebebi olarak umreden geri dönenlerin tedbirsizliği gösterilmeye çalışıldı. Yine koyu Katolik İspanya'nın durumu ortada. Fransa'daki salgının Evangelist Kilisesi'ndeki bir salgından yayıldığı açıklandı.

Yani salgından bir anlamda dinler sorumlu tutuldu.

Zira istedikleri vatansız, dinsiz ve ırksız bir tek dünya devleti.

Bu mücadelenin, yani küreselleşme yanlıları ile ulus devletler mücadelesinin en önemli alanlarından biri de ABD.

Görünürde küreselleşme karşıtı olan ABD Başkanı Trump'ın sürpriz başkanlığı bir çok planı riske atmış görünüyor. Salgın sırasında beklenen İngiltere Eski Başbakanı Gordon Brown’ın işaret ettiği ortak mücadele pek planlanan gibi olmadı sanki. ABD, her krizdeki dünya liderliği tavrından oldukça uzak ve kendi içine kapanmış durumda. Tam da Trump'ın Başkanlık konuşmasında vurguladığı gibi.

Salgın başladığında AB ülkelerine haber bile vermeden o ülkelerden ABD'ye olan uçuşları yasakladı. Neredeyse AB ülkeleriyle hiç ilgilenmedi. 2. Dünya Savaşı sonrasında NATO üzerinden güvenliğini bile ABD'ye bırakmaya alışmış AB ülkeleri başsız tavuk gibi şaşkın bir halde salgınla mücadele etmeye çalışıyor. Hele hele İtalya ve İspanya'nın ve hatta Fransa'nın durumu içler acısı. Salgından sonra AB diye bir birliğin olmayacağı artık su götürmez bir gerçek. Dünyanın denge merkezi yeniden oluşacak. AB’nin dinamosu denilen Almanya da bu rolün gereğini yerine getiremedi ya da getirmedi. Almanya'nın salgın açısından sessizliği ve diğerlerine göre görece iyi hali zaten 2. Dünya savaşı sonrası küresel sermaye tarafından ele geçirilmiş ve tüm sistemiyle zaten onlar tarafından organize edilmiş olmasına bağlanıyor.

Almanya Başbakanı Merkel'in ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson'un salgınla ilgili olarak ilk başta toplumda korkuyu pompalayacak açıklamalar yapmış olması da not edilmesi gerekenlerden. Ülkeleri yönetenlerden beklenen halkı yatıştıracak açıklamalar yapmaları iken tam tersini yapmaları da açıklanmaya muhtaç.

İngiltere'deki durum da kafa karıştırıcı. Doğal bir salgın gibi düşünmedikleri için midir bilinmez önce görmezden geldiler, sonra herkesten farklı bir mücadele yöntemi (sürü bağışıklığı) deneyecekleri dillendirildi. Fakat sonra mecbur kalıp yolun yarısında bundan vazgeçtiler ve izolasyonu denemeye karar verdiler. Geldiğimiz noktada Başbakan Boris Johnson'ın Covid-19 testi pozitif çıktı. Ateşi düşmediği ve solunum sıkıntısı yaşadığı için hastaneye kaldırıldı.

Yaşanan şey bir salgın olsa da Trump'ın dediği gibi görünmez bir düşmanla mücadele. Fakat bu zikredilen ''görünmez düşman'' virüs mü yoksa küreselleşme yanlısı olan şeytani yapı mı onu bilmiyoruz.

Fakat şu bir gerçek ki; Trump’ın savaş durumu kanunlarına dayanarak küresel sermayenin kalesi ABD Merkez Bankası FED'i emrine alması da bu görünmez düşmanı işaret ediyor olabilir.

Burada sosyal medyaya düşen bir haberi zikretmekte fayda var. Bu haber, ABD, Koronavirüs'ü üretip Çin'e veren adamı buldu başlığını taşıyor. Habere göre ABD Adalet Bakanlığı kaynaklarına göre Harvard Üniversitesi Kimya ve Biyoloji Bölüm Başkanı Dr. Charles Lieber bu ithamla 4 Nisan 2020 günü tutuklandı.

İçeriği doğru olmasa bile böyle bir haberin çıkması bile çatışmanın fitilinin ateşlendiğini gösteriyor.

Trump ilk başta kendisine Kasım'daki seçimi kaybettirme amaçlı olduğunu düşündüğü bu salgına tedbir almakta geç kalmış görünüyor. Buna rağmen ‘’eğer biz müdahale etmemiş olsaydık 1 ila 2 milyon insan hayatını kaybedecekti, bizim müdahalemizle 100-200 bin insan hayatını kaybedebilecek’’ açıklaması da arka plandaki bir mücadelenin göstergesi gibi.

Dikkat çekici noktalardan biri de her salgında en çok acıyı çeken sömürge coğrafyalarının bu salgında gelişmiş ülkelere göre daha sakin ve stabil olmaları. Bazıları buna sebep olarak o ülkelerdeki sağlık altyapısının yetersiz olması ve yeterli test yapılamıyor olmasını dillendiriyor olsa da ölüm oranlarına yansıyan bir olağanüstü durumun olmaması bile onların argümanlarını boşa çıkarmaya yeter.

Oralar sessiz çünkü zaten kavga oraları yönetenleri yönetme kavgası.

Artık bir gerçek var ki bu salgın tarihin döndüğü anlardan. Salgından sonra yeni bir dünya düzeniyle karşı karşıya kalacağımız kesin. Hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Dünya yeni dengesini bulana kadar Avrupa içlerinde bile yaşanacak çatışmalara şahit olabiliriz. Buna hazırlıklı olmak lazım.

Fakat henüz ulus devletler mi küreselleşme yanlıları mı kazanacak sorusunun bir cevabı yok. Mücadele devam ediyor ve bizde izlemeye ve olan biteni okumaya çalışmaya devam ediyoruz.

Yeni dönem üretim ekonomisine geçmiş Türkiye için yeni fırsatlar demek. Türkiye ,küreselleşme yanlılarının işbirlikçisi Çin'in hedef olduğu, yaşlı ve birbirinden kopmuş dağınık bir Avrupa'nın olduğu, dünyada yaklaşık 56 ülkeye 3 saatlik uçuş mesafesinde olan jeostratejik konumuyla bir üretim üssü olmaya en yakın aday.

Yeter ki bu türbülanstan birbirimize kenetlenerek en az hasarla çıkmayı başarabilelim.

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 10014 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Türkiye’nin Koronavirüs mücadelesindeki eşgüdüm ve başarı kimi rahatsız etti?
3/19/2020
Ali Babacan ve ‘’DEVA’’ metaforu üzerine
3/10/2020
Türkiye-Rusya arasındaki ek protokol nasıl geldi, ne içeriyor?
3/6/2020
CHP ve Kılıçdaroğlu şehitlerimizden iktidar devşirmeyi mi planlıyordu?
3/3/2020
Erdoğan ve Ak Parti’nin kamburu: Bülent Arınç
2/28/2020
YOKSA DEJAVU MU?
2/25/2020
Darbe ruhu hala damarlarında dolaşanlar
5/28/2018
Son çareleri dövizdeki yükseliş ve ekonomik kriz mi?
5/24/2018
Kudüs nöbetini devralma sırası ve 24 Haziran
5/21/2018
İsrail politikasında artık yeni şeyler söylemek lazım
5/17/2018
Takke düştü gerçek Karamollaoğlu göründü
5/14/2018
Uyursak Ölürüz
5/10/2018
İnce İnce siyaset ve Sisi
5/7/2018
Hani ittifaka karşılardı?
5/3/2018
Abdullah Gül Ak Parti tabanından neden tepki gördü?
4/30/2018
Abidik Gubidik İttifakı’nda Abdullah Gül denklemden çıktı mı?
4/26/2018
Proje terör örgütlerinden sonra proje siyasi partiler devrede
4/23/2018
Seçim tarihi açıklandı, muhalefet çarşısı karıştı
4/19/2018
MHP ve Devlet Bahçeli neden ilkeler ittifakından bahsedenlerin hedefinde?
4/16/2018
3. Dünya Savaşı’nın eşiğinde miyiz?
4/12/2018
Esad katliamlarıyla ABD-Avrupa ve İsrail’e can suyu mu veriyor?
4/9/2018
En büyük kabusları enerji açığını kapatan Türkiye
4/5/2018
Türkiye artık hafife alınacak bir ülke değil
4/2/2018
Bayram değil seyran değil ABD ve Avrupa bizi niye öpmeye çalışıyor?
3/29/2018
Batıyı Türkiye’yi kaybetme korkusu sardı
3/26/2018
Türkiye’nin yapım projesi ile Batının yıkım projesi!
3/22/2018
Mehmetçik ve Devlet Bahçeli’nin kesişen kaderi
3/19/2018
Kazanacakları seçimi niye boykot etsinlermiş. Duy da inanma.
3/15/2018
Cumhur İttifakı, getirdikleri, itirazlar ve çaresizlik
3/12/2018
ABD’nin DEAŞ maymuncuğu ve psikolojik harekat
3/8/2018
ABD’nin Türkiye çaresizliği
3/5/2018
Saadet Partisi için normal olan ne, bir tuhaflık yok mu?
3/1/2018
Türk, neden beklenen ve özlenen?
2/26/2018
CHP AGRESİFLEŞMESİN DE BİZ Mİ AGRESİFLEŞELİM?
2/23/2018
Sahada ne kadar varsan, masada o kadar varsın
2/19/2018
ABD tiyatroyu daha ne kadar sürdürebilir
2/15/2018
100 yıllık hesap ve ABD’nin planı
2/12/2018
ABD'nin talepleri CHP'ye Atatürk'ü unutturuyor mu?
2/8/2018
CHP KURULTAYI’NA DAİR
2/6/2018
YORUMLAR
Toplam 3 yorum var, 3 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Yılmaz Güneydeki 7 Nisan 2020 Salı 16:24

Olan biteni konuyu dağıtmadan çok güzel özetlemişsin sayın Damga kalemine sağlık

Yorumu oyla      1      5  
sevdakar 7 Nisan 2020 Salı 13:37

yazı güzel ancak tatminkar değil. Bir oyun oynandığı kokusu her geçen gün biraz daha hakikat buluyor.

Yorumu oyla      2      1  
sevdakar 7 Nisan 2020 Salı 13:36

yazı güzel ancak tatminkar değil. Bir oyun oynandığı kokusu her geçen gün biraz daha hakikat buluyor.

Yorumu oyla      0      1  
meclis kulisi,
tusas, banner, reklam,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Koronavirüse karşı önlem aldınız mı?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
premier lig
konuk oyuncu
burçin terzioğlu
Beycan ÜÇKARDEŞ
zonguldak maden
İthalat
Sayıştay
Sacramento King
Çanakkale Savaşları