E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Fahrettin Damga

Abdullah Gül Ak Parti tabanından neden tepki gördü?
30 Nisan 2018 Pazartesi


Beklenen sondu aslında. Çatı çöktü, hem de Abdullah Gül’le birlikte. Gül siyaset defterini kötü bir sayfayla tamamladı.

2007’de tüm karşı çıkmalara rağmen ısrarcı olsa kendisi Cumhurbaşkanı olabilecekken her hangi bir faninin kolay kolay vazgeçemeyeceği bir makamdan öyle ya da böyle vazgeçerek  ‘’Cumhurbaşkanı adayımız Abdullah Gül kardeşimdir’’ cümlesiyle kendisine yol veren Tayyip Erdoğan’a karşı kardeşlik hukukunun gereğini yerine getiremeyerek sınıfta kaldı. 

Oysa Erdoğan, kardeşinin Cumhurbaşkanı olmaması için 367 ucubesi ve 27 Nisan 2007 günü Genelkurmay’ın internet sitesinden e-muhtıra yayınlayanlara rağmen pes etmemişti. 

Üstelik sağdan soldan çekiştirenlere, belki aklına girmeye çalışanlara, tehdit edenlere rağmen dimdik arkasında durdu. Hatta yetmedi erken seçime giderek milleti de arkasına aldı. Sonunda Gül’ü 11. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı sıfatıyla Çankaya Köşkü’ne gönderdi. 

Gül ne yaptı peki? Oylarını Çankaya Köşkü’ne çıkmak için basamak yaptığı Ak Parti’nin saldırılara uğradığı dönemlerde, gözü kapalı destek vereceği düşünüldüğü günlerde ve durumlarda ne hikmetse sağdan soldan çekiştirilmeden kendiliğinden hiç pozisyon almadı.

İçinden geldiği dava, birlikte hareket ettiği arkadaşları ve kardeşlerinin kendisinin nasıl davranacağından hiç emin olamadıkları bir dost görüntüsündeydi. Oysa ‘’emin’’ olmak, hem insanın hem müslümanın en önemli özelliklerindendir. Hele de ‘’kardeş’’ kategorisindeysen.

Nasıl davranacağı, ne tepki vereceği konusunda kendisinden duyulmaya başlanan şüphe bile aslında yeterince ağırdı, ağır gelmeliydi ona. Fakat ilerleyen zamanlarda bu durum pek umurundaymış gibi de davranmadı hiç.

Hep ‘’Tayyip Erdoğan tökezlese, yada tökezletilse de ben mirasa konsam’’ havası hissedildi kendisinde. Erdoğan’ın karşısına çıkmaya cesaret edemeyeceği konuşuldu. Ancak Tayyip Erdoğan siyaseten sahneden bir şekilde çekilirse sahneye çıkacağı değerlendirildi. Fakat karakteri gereği Erdoğan gibi dobra olmadığı için de bugüne kadar Ak Parti’yi içerideki uzantıları eliyle alttan alta kurcaladı durdu.

Muhtemelen Ak Parti içindeki küçük Brütüs’ler de eğer Gül, cesaret edip aday olabilseydi peşinden Saadet’e ereceklerdi.

Fakat hevesleri kursaklarında kaldı. Hatta satıldılar bile denilebilir. Tıpkı bu sürecin tüm günahını "Seçimlerin erkenden yapılacağının anlaşılması üzerine Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun ismimi zikretmesi benim dışımda gelişmiştir’’ sözleriyle omuzlarına yüklediği Temel Karamollaoğlu gibi.

Aslında o Erdoğan ile yolunu 7 Şubat 2012’de FETÖ savcıları ifadeye çağırdıklarında, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a ifade vermeye gitmesini söylediği gün ayırmıştı. O tecrübedeki bir siyasetçinin, üstelik bir Cumhurbaşkanı’nın o çağrının ne anlama geldiğini anlamamış olması mümkün mü?

İnsanın kardeşim dediği birinden emin olamaması ne ağırdır değil mi? Derdini kimseye yanamazsın. Zira kardeşlik payesini vermişsin bir kere. Sineye çekeceksin yaptıklarını. Şikayet edemezsin. Edersen maalesef eşler arasında yaşanan soğukluktan FETÖ medyası eliyle Emine Hanım’ı sorumlu gösteren süreç gibi gerçekler ters yüz edilebilirdi pekala. Hanımefendi’nin  Köşk’ten ayrılırken sergilediği tavırla yüzleşince anladı Türkiye, Emine Hanım’ın masumiyetini.

Belki de başlatmaktan bahsettiği asıl intifada böyle bir şeydi Hayrunnisa Hanım’ın. 

Eğer bugün Erdoğan-Gül arasında hala bir kardeşlikten bahsediliyorsa bu hukukun tek taraflı olarak Tayyip Erdoğan tarafından bugüne taşındığı anlaşılıyor. Yoksa Abdullah Gül’e kalsa o hukuktan bahsedilmeyeli çok zaman olmuş meğer.

Yoksa bir insan kardeşine karşı, dün kendine karşı tankları Çankaya yoluna dizmekten bahseden, 367 krizini çıkaran, e-muhtıra veren zihniyetin adayı olmak için neden bu kadar hevesli olur?

Üstelik daha önceki durumlar gibi perde arkasında da kalamadı bu kez. Öbür türlü konforluydu. Perde  arkasından her şeyi yap, adın bile geçmesin. Oysa bu kez gün yüzüne çıktı her şey. Gizlenemedi. Bizim toplum vefakar insanı sever. Buna aykırı davranıldığını hissettiğinde yanlış yaptığına inandığını da didik didik eder. Tıpkı Abdullah Gül’ü ettiği gibi.
Gül, Cumhurbaşkanlığı’na aday olmayacağını deklare etmek zorunda kaldı. Fakat yaptığı açıklamayla eğer muhalefet geniş mutabakat sağlasaydı Tayyip Erdoğan’a karşı aday olacağını da itiraf etti.

Üstelik "Bir faninin ulaşabileceği tüm mevkilere ulaşmış vaziyetteyim ve bunlar geride kalmış şeyler. Görev yaptığım tüm makamları şerefle temsil ettim. Ne ben, ne de ailem herhangi bir beklenti içinde değiliz‘’ diyerek. İnsan gerçekten hayret ediyor. 

Yani hiç aklında yokmuş, Temel Karamollaoğlu adını zikretmiş, olaylar kendisi dışında gelişmiş ama ne hikmetse tüm mevkilere ulaşmış olmasına rağmen heveslenmiş. 

Sanki fani olarak ulaşabileceği mevkilere zannedersin ki sihirli bir değnekle gelmiş.

Karşısına almayı göze aldığı insanların hiçbir katkısı olmamış. Zannedersin ki Kılıçdaroğlu, Akşener, Karamollaoğlu uğraşmış da risk almış onun için.

Nasıl bir hırs ise artık bu? Birlikte yola çıktığın arkadaşlarına karşı gözünü karartıyor. Onlara karşı Truva atı rolüne soyunmayı bile kabul ediyorsun. 

16 Nisan Referandumu’ndaki tavrı da belli ki ‘’Hayır’’ yönündeydi. Herkes aynı fikirde olmak zorunda değil elbette. Fakat bunu yüksek sesle yüreklice arkadaşlarına karşı dillendirmelisin. İstişare yapılır. Parti kararı hangi yönde olursa ona göre hareket edersin.

Yok eğer o yönde hareket etmezsen, yolunu ayırdığını ilan edersin. Yoksa alttan alttan parti içinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne karşı çalışmazsın, kimseyi de çalıştırmazsın.
Denilebilir ki parti üyesi değil. Değilse de hala bağın varmış gibi hareket etmezsin o zaman.

İP Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özdağ Halk Tv’de Abdullah Gül’ün muhalefetin çatı adayı olması ile ilgili çarpıcı itiraflarda bulunmuş. Özdağ, “Gül bir proje olarak geldi. Bu proje kapsamında Gül’ün paraşütle Erdoğan’a rakip olması için çok boyutlu baskı yapıldı. Hiç tahmin etmediğimiz yerlerden odaklardan kişilerden telkinlere muhatap olduk İYİ Parti olarak.’’ diyor demesine de o baskıyı kimlerin yaptığını da isim isim açıklamalı. 

Böyle lafı ortada bırakmak olmaz. 

Ümit Özdağ’ın niyeti belli. Partisinin bir FETÖ projesi olmadığını ispatlamaya çalışıyor. Özdağ, Abdullah Gül’ün çatı adaylığının olumsuzlukla sonuçlanmasına Akşener’in sebep olduğunu, ‘’Abdullah Gül bir FETÖ projesidir’’ denildiğine göre İP, FETÖ projesi değildir mantığını kuruyor. 

Oysa acı olan ve onların kabullenmek istemedikleri nokta şu. Proje sahipleri tarafından Akşener projesinin toplumda istedikleri yönde mayalanmadığını, Ak Parti ve MHP yerine CHP’den oy almaya başladığı tespit edildiğinde ‘’Gül formülü’’ devreye sokuldu. 

Onların Ak Parti’den oy koparacak bir adaya ihtiyaçları vardı en başından beri. Akşener projesi MHP’yi ele geçirerek amaca ulaşmak için devreye sokuldu. Olmayınca parti kurarak bölmek üzerine plan yapıldı. Gelinen noktada MHP arındı, güçlendi, güçleniyor. İP ise CHP’yi kemirmeye devam ediyor.

Abdullah Gül formülün de taşıyıcı anne olarak kullanılan Saadet Partisi’ni ise zor günler bekliyor. Manevi mirasından ziyade maddi mirasının takipçisi oldukları ‘’Milli Görüş’’ ve Erbakan bayrağını taşımak için Fatih Erbakan önderliğinde ‘’Refah Partisi’’ yeniden siyaset sahnesine çıkıyor. Artık ilan edildi. En geç Temmuz’da resmiyete bürünecek görünüyor. Mart 2019 Yerel seçimlerinde Refah Partisi seçmenden yetki istemeye hazırlanıyor.
Erbakan ismini partide görmek istemeyenler, partisiyle yüzleşmek zorunda kalacaklar.

Söylenen şu; ‘’Su bulununca teyemmüm bozulur’’

CHP’ye gelince; 

Önce aday belliydi ama yıpranmaması için açıklanmıyor dendi. Sonra bir çılgın proje peşinde olduklarını Özgür Özel’in Erdoğan’ı çıldırtacak aday açıklamasıyla anladık. Meğer CHP’nin derdi vatan-millet değil, Erdoğan’ı çıldırtmakmış.

Sonra Kılıçdaroğlu, özelliklerini saydı adayın. ’’ Ekonomi bilecek, başarı hikayesi olacak, herkesi kucaklayacak, polemikçi olmayacak’’ diyerek. O koşturmayacak, ben koşturacağım diye de ekledi.

En sonunda İl Başkanları’na sorulmuş ‘’Kimi Cumhurbaşkanı adayı olarak görmek istersiniz?’’ diye. 

Bütün bunlara bakarak gerçekten CHP’nin Cumhurbaşkanı belli ama açıklanmıyor diyecek bir babayiğit var mı?

Anlaşılan o ki, onlar da bilmiyor. Ne kuryeymiş arkadaş. Gelmedi gitti.

Artık toplumda muhalefetin Cumhurbaşkanlığı’ndan ziyade Meclis’te çoğunluğu sağlama amacına evrildikleri yönünde yoğun bir kanaat var.

Fakat kesin olan bir şey var, o da ülkenin ana muhalefet partisinin genel başkanı ülkeyi yönetmeye talip değil. Olamıyor.

Bundan daha hazin bir durum var mı?

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 10871 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Abidik Gubidik İttifakı’nda Abdullah Gül denklemden çıktı mı?
4/26/2018
Proje terör örgütlerinden sonra proje siyasi partiler devrede
4/23/2018
Seçim tarihi açıklandı, muhalefet çarşısı karıştı
4/19/2018
MHP ve Devlet Bahçeli neden ilkeler ittifakından bahsedenlerin hedefinde?
4/16/2018
3. Dünya Savaşı’nın eşiğinde miyiz?
4/12/2018
Esad katliamlarıyla ABD-Avrupa ve İsrail’e can suyu mu veriyor?
4/9/2018
En büyük kabusları enerji açığını kapatan Türkiye
4/5/2018
Türkiye artık hafife alınacak bir ülke değil
4/2/2018
Bayram değil seyran değil ABD ve Avrupa bizi niye öpmeye çalışıyor?
3/29/2018
Batıyı Türkiye’yi kaybetme korkusu sardı
3/26/2018
Türkiye’nin yapım projesi ile Batının yıkım projesi!
3/22/2018
Mehmetçik ve Devlet Bahçeli’nin kesişen kaderi
3/19/2018
Kazanacakları seçimi niye boykot etsinlermiş. Duy da inanma.
3/15/2018
Cumhur İttifakı, getirdikleri, itirazlar ve çaresizlik
3/12/2018
ABD’nin DEAŞ maymuncuğu ve psikolojik harekat
3/8/2018
ABD’nin Türkiye çaresizliği
3/5/2018
Saadet Partisi için normal olan ne, bir tuhaflık yok mu?
3/1/2018
Türk, neden beklenen ve özlenen?
2/26/2018
CHP AGRESİFLEŞMESİN DE BİZ Mİ AGRESİFLEŞELİM?
2/23/2018
Sahada ne kadar varsan, masada o kadar varsın
2/19/2018
ABD tiyatroyu daha ne kadar sürdürebilir
2/15/2018
100 yıllık hesap ve ABD’nin planı
2/12/2018
ABD'nin talepleri CHP'ye Atatürk'ü unutturuyor mu?
2/8/2018
CHP KURULTAYI’NA DAİR
2/6/2018
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 2 Mayıs 2018 Çarşamba 01:31

çatı çökmesine çöktü, iyi de oldu. Lâkin, atılan bumerang hedefi ıskalayınca döndüüüü ve atanı vurdu. Aslında bu sayfalara biraz da eğlenmek için giriyorum, seyretmesi çok keyifli. Özellikle "tarzan zor durumda ve işin kötüsü SARMAŞIKLAR YAĞLI". Her bir kalem olmuş sana birer minik tarzan, ustasıyla çırağıyla her birisi akıl veriyor, aklı yetmeyenler de sarmaşıkları suçluyor, "neden yağlı bunlar" diye. Oysa biraz düşünseler ki onları yağlayan da hatta birkaçını da kopartan da kendileri.

Yorumu oyla      4      0  
Mesa Mesken, Bodrum, reklam, banner,
Aydın, belediye, Özlem Çerçioğlu, Ege et, koronavirüs, önlem,
tusas, banner, reklam,
meclis kulisi,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Koronavirüse karşı önlem aldınız mı?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
beşiktaş
Acun Ilıcalı
hollanda
ihracat
Dilma Rousseff
film
Kayseri Erciyesspor
harç
Yeşim Ceren Bozoğlu