E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Fahrettin Damga

ABD’nin Türkiye çaresizliği
5 Mart 2018 Pazartesi


2401 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararı her hangi bir daimi üyenin veto yetkisini kullanmadığı nadir kararlardan biri. En son BM Güvenlik Konseyi'nde oy birliğiyle kabul edilen kararla  Suriye'ye insani yardım ulaştırılabilmesi ve özellikle rejimin kuşatması altında bulunan Doğu Guta'daki durumu ağır hasta ve yaralıların tahliyesi için taraflara en az bir ay insani ateşkes talebi yapıldı.

Kararda, Suriye genelinde insani yardımların ''güvenli, engelsiz ve sürdürülebilir'' bir şekilde ulaştırılabilmesi ve ''durumu ağır hasta ve yaralıların'' tahliye edilebilmesi için tüm taraflardan ''gecikmeden'' çatışmaları en az 30 gün durdurmaları talep edildi.

ABD, işte bu kararı fırsat görerek, kararın Afrin’de devam eden Zeytin Dalı Harekatı’nı da kapsadığını Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Nauert’in ağzından, “Türkiye’nin Afrin’e yönelik Zeytin Dalı harekâtının ateşkes kapsamında olup olmadığı” sorusuna “Türkiye bu mutabakatı iyice ve yeniden okumalı. Karar, 30 gün boyunca Suriye’nin her tarafında ateşkesi öngörüyor. Türkiye’ye, BMGK’nın aldığı ateşkes kararını yeniden okumalarını tavsiye ederiz.” cümleleriyle iddia etti.

Bu aslında ABD tarafından sahada durduramadıkları Türkiye’yi masada durdurup kara gücü PKK/PYD’ye nefes aldırma operasyonuydu. 

İş bu operasyon da tutmadı. Zira Türkiye, ABD’ye Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hami Aksoy’un ağzından ‘’Türkiye, Suriye’deki çatışmaların taraflarından biri değildir. Türkiye, Afrin'de yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatı'nda BM Şartı’nın 51. maddesi temelinde meşru müdafaa hakkını kullanmaktadır.’’ cümleleriyle sert bir karşılık verdi.

ABD, korsan, sözde hukuk dayatmasını Türkiye’ye kabul ettiremedi. Türkiye tüm hızıyla Zeytin Dalı Harekatı’na devam ediyor. Titizlikle uygulanan bir plan sahada. Adım adım, teröristleri temizleye temizleye çemberi daraltıyor kahraman Mehmetçiğimiz. Dünyada bu konularda uzman hiç kimsenin herkese parmak ısırtan bu operasyonun başarıyla sonuçlanacağından şüphesi yok.

ABD çaresiz. Onca emek verdiği, ağır silahla donattığı PKK, Türk Silahlı Kuvvetleri karşısında darmadağın olmuş vaziyette. 6 ay direnir dedikleri Racu kent merkezi 6 saatte teröristlerden temizlendi. Varın siz hesap edin ne olup bittiğini.

4 Temmuz 2003 günü Kuzey Irak'ın Süleymaniye kentinde Amerikan askerleri tarafından Türk Özel Kuvvetleri Bürosu'na yapılan baskınla, 11 Türk askerinin başlarına çuval geçirilerek esir alınması olayının komutanı ve eski CIA Direktörü David Petraeus PKK’ya olan ABD desteğini ve Mehmetçik karşısındaki başarısızlığın nelere mal olduğunu ‘’Son iki yıl içinde ABD PYD’ye teknik bilgi aktarımı yapmış ancak Türkiye karşısında hiçbir başarı sağlanamamıştı. Bunu söylememem gerekir ama sırf bu yüzden onlarca ABD’li general ya emekli edildi yada kovuldu.’’ cümleleriyle itiraf etti. 

Türkiye karşısındaki ABD çaresizliğinin bununla sınırlı olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. 

Bakın Petraeus, olası bir Türk-ABD sıcak çatışmasında neler olabileceği sorulduğunda ne cevap veriyor? Diyor ki Petraeus; "Orada durup iki defa düşünmeleri lazım. Türklerden bahsediyoruz, kontrolümüzdeki Araplardan değil. Düzenli taktik ve biz de bile olmayan disiplinli bir orduya sahipler. Geri çekilme gibi bir huyları yok ve bu olasılığı hiç düşünmüyorlar. Topyekün savaşan bir millet. Olasılık hesapları yapmıyorlar, akıllarında toprakları ve dinleri varsa kaygılanıp sonlarını düşünmüyorlar. Ülkeye giriş yapan her ABD ve Avrupalı turist adım adım izleniyor. Şuan böyle kritik bir durum hem bizim için hem dünyanın geri kalanı için çok büyük bir risk teşkil eder."

Yani diyor ki; ABD ordusu, Mehmetçik’le çatışacak düzenli bir taktik ve disipline sahip değil. Mehmetçik başka bir orduya da benzemez. Boyumuzun ölçüsünü alırız.

ABD, o sebeple Türkiye’ye karşı planlarını hayata geçirebilmek için karada PKK/PYD’ye mahkum. Onları kara gücü olarak eğitmekten başlayarak sahada ve masada BM kararı gibi konularda korsan diplomasi denemeleriyle destekleyerek sonuç almaya çalışıyor. Fakat Türkiye ‘’Zor oyunu bozar’’ deyimindeki gibi oyunu sahada ‘’zor’’ kullanarak bozuyor. 

Türkiye, kahraman ordumuz eliyle sadece oyunu değil, ezberleri de bozuyor. Yıllarca üzerimizde uygulanan psikolojik harekatla kurulan yenilmez ABD algısı da Mehmetçik eliyle Suriye’de tarihin çöplüğüne gömülüyor.

ABD’nin Türkiye’yi durdurma, durduramazsa yanına çekme denemelerinden biri de Münbiç’le ilgili. Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın, Türkiye ziyareti sırasında yaptıkları görüşmede Münbiç’teki PKK/PYD’ye atfen “Çıkaralım onları. Münbiç’in yarısında güvenlik sizde, yarısında bizde olsun” dediğini, kendisinin de cevaben, “Ne sizde olsun güvenlik, ne de bizde! Münbiç oranın gerçek sakinlerinin olmalı” dediğini açıkladı. 

Ve ancak, ‘’ABD’lilerin kast ettikleri, kentin asli sakini Arapların yerlerine yerleşmelerini sağlama amacıyla, Münbiç’in güvenliğini beraber sağlamaksa bu elbette yapılabilir.’’ diyerek son noktayı koydu. 

İşte ABD böyle bir devlet. Gerçi ‘’devlet’’ kelimesini bu kadar yıpratan başka bir organizasyon var mıdır bilmem.

ABD, Obama döneminden beri Türkiye’yi yalanlarla oyalayarak bugünlere geldi. Zannettiler ki Türkiye, onlar ne söylese inanıyor. Planlarının ve ne yaptıklarının farkında değil. Farkına vardığında da zaten gücü yetmez diye düşündü. Lakin evdeki hesap çarşıya uymadı.

Türkiye sabrı tükenip operasyona başlayınca, önce çatışma ile tehdit ettiler. Türkiye net bir tavırla teröristin yanında olan onunla aynı muameleye tabidir deyince, ortak komisyon kurma ve birlikte hareket etme teklifiyle kapımızı çaldılar.

Arkasından peş peşe Türkiye’nin hassasiyetlerini anlıyoruz açıklamaları geldi. Türkiye’nin PKK/PYD’ye karşı tavrı ve muamelesi için DEAŞ’la mücadele konsantrasyonunu bozuyor diye feryat etseler de fayda etmedi. Türkiye artık söz değil eylem görmek istiyoruz dedi ve sahada parmak ısırtan bir organizasyon ve planla işine devam etti.

Türkiye bugüne kadar yeterince bekledi. Bekasına dönük tehdidi bulunduğu yerde bertaraf etme iradesi artık sahada uygulamada. Bu kez Fırat’ın Doğusu dahil son terörist etkisiz hale getirilene kadar da duracak gibi görünmüyor, durmamalı da zaten. Bu irade birinci ağızdan defalarca ifade edildi, ediliyor. Sağır sultan bile duydu artık.

ABD, sürekli hareket halinde ve kendisine onurlu bir çıkış arıyor. Bu sebeple de sadece sahada ve masada denemelerde bulunmuyor. Gezi sürecinden beri tüm bileşenleriyle Türkiye içerisinde de kendini zora sokan, planlarını engelleyen karar vericileri zora sokacak, onlardan kurtulmasını sağlayacak denemelerde bulundu, bulunuyor. Fakat artık inisiyatifi kaybetmiş durumda. Tüm denemeleri boşa çıkıyor. Ne yapsa olmuyor.

Türkiye söz konusu olduğunda ABD’nin tanımı ‘’çaresizlik’’ oldu.

Çaresizlik sadece ABD’ye mahsus değil. Dünyadaki müesses nizamın sözcülerinden İngiliz The Economist dergisi son sayısında Zeytin Dalı Harekatı’nın Türk medyasında nasıl yer aldığını incelemiş. Vardığı sonuç ‘’ Türkiye’de kimse Suriye’deki savaşı doğru olarak haberleştirmeye cesaret edemiyor’’ olmuş. 

Neymiş efendim. 100’den fazla gazeteci hapiste olduğu için haberleştirmemek daha ihtiyatlı bir davranışmış. Medya resmi açıklamalara bakıyormuş. Medyanın yaklaşımı resmi makamlar tarafından belirleniyormuş. Başka kaynaklara bakılmıyormuş. Falan filan.

Aslında demek istiyor ki, biz eskiden medyadaki organizasyonumuzla bu tarz operasyonlarla ilgili yalan haber yaparak karar vericileri ve halkı zehirliyorduk. İstediğimiz yönde algı oluşturabilecek güce sahiptik. İstediğimiz her alanda gayet güzel manipülasyon yapıyorduk. Artık bu işleri yapamıyoruz. Türkiye’de operasyon gücümüz kalmadı. 

En iyi belge itiraftır değil mi?

İnsanın hem ABD’ye hem de işbirlikçilerine şöyle ağzı dolu dolu ‘’ Beter olun’’ diyesi geliyor. 

Çekinmeyin, Siz de deyin. Hem de ağız dolusu.

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 8756 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.

Bu haber henüz yorumlanmamış...

meclis kulisi,
Aydın, belediye, Özlem Çerçioğlu, Ege et, koronavirüs, önlem,
tusas, banner, reklam,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Koronavirüse karşı önlem aldınız mı?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
Kasımpaşa
İran
Christoph Daum
passolig
Mesut Bakkal
Zlatan Ibrahimoviç
madenci
Şota Arveladze
ROMA