E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Fahrettin Damga

ABD’nin DEAŞ maymuncuğu ve psikolojik harekat
8 Mart 2018 Perşembe

Hafta başında yapılan açıklamayla güvenlik tehdidi gerekçe gösterilerek ABD’nin Türkiye Büyükelçiliği 2 gün kapalı kaldı.

Önce 1 gün demişlerdi, tehdidin devamını bahane ederek 2 güne çıkardılar.

Vize hizmetleri de verilemedi tabii!

Açıklamada ABD vatandaşlarının da büyükelçilik binasından uzak durması istendi. Ayrıca turistik bölgeler ve alışveriş merkezleri gibi kalabalık alanları ziyaret edecek ABD vatandaşlarından güvenlikleri konusunda duyarlılıklarını artırmaları istendi.

Epey zamandır ABD’nin bu tür psikolojik harekatlarından mahrum kalmıştık.
Özlemişiz!!!

15 Temmuz öncesinde Türkiye’deki ABD görevlilerinin aileleri de yine bu tarz bahaneyle ama sonradan anladık ki darbe ve işgal girişimi olacağını bildikleri için devlet tarafından bedelsiz olarak ülkelerine götürülmüştü.

İnsan, ‘’bu olay 2019 seçimleri öncesi yeni bir psikolojik harekat dalgası için işaret fişeği miydi?’’ diye sormadan da edemiyor tabii.

Acaba, yeni bir psikolojik harekat dönemiyle mi karşı karşıyayız?

Çünkü epeydir DEAŞ ismini bile unutmaya başlamıştık.

Ortada DEAŞ’tan eser kalmamıştı. Tüm dünyaya korku salan o sözde radikal İslamcı vahşi terör örgütü neredeyse buharlaşmıştı. 

Sebebi de, ABD’nin DEAŞ maymuncuğuyla PKK/YPG kontrolüne verilmesini planladığı toprakların neredeyse tamamının başarıyla devrinin sağlanmış olması olsa gerek.
DEAŞ’ın görevi tamamlanmıştı. Yani bir ‘’Mission completed’’ hali.

O kadar ki, ABD tarafından kimi DEAŞlıların sakallarını keserek PKK/YPG’ye katılmaları sağlanırken, kimileri de Afganistan, Sina Yarımadası, Libya ve Nijerya gibi bölgelere gönderilerek yeni emperyalist müdahalelere zemin hazırlamakla görevlendirildi. 

Zaten uluslararası camia da Hollywood stüdyolarında hazırlanan DEAŞ katliamı videolarıyla efsunlanmıştı.

Türkiye gibi DEAŞ konusunda kamuoyu ikna olmamış ülkelerde de toplumlar, patlatılan DEAŞ maskeli bombalarla masum insanlar katledilerek ikna ediliyordu.

Bu konuda az canımız yakılmadı.

Türkiye DEAŞ ismini, Niğde’de 20 Mart 2014’te bir asker, bir polis ve bir kamyon şoförümüzün şehit edildiği olayda duydu.

Yaklaşık tam 1 yıl 4 ay DEAŞ’tan ses seda çıkmadı.

O dönemde ABD ve içerideki işbirlikçi manipülatörleri Türkiye’yi DEAŞ’ın PKK’dan bile daha büyük bir tehdit ve tehlikeli bir örgüt olduğuna ikna etmeye çalışıyorlardı ama Türkiye perde arkasını bildiğinden olsa gerek başarılı olamıyorlardı.

Arkasından 20 Temmuz 2015’te Suruç’ta DEAŞ imzası atılan saldırıyla cini şişeden çıkardılar.

Hatta bir dönem DEAŞ’la birlikte PKK ismini bize unutturmak için TAK devreye sokuldu. Elbette bu bir amaca matuftu. Halbuki hangi harfle ifade edilirse edilsin sadeleştirildiğinde PKK idi.

Ülkemizde patlatılan her DEAŞ maskeli bomba sonrası, ABD planları doğrultusunda vesayetin içimizdeki medya temsilcileri tarafından, Türkiye, YPG’ye olan rezervini kaldırmalı, DEAŞ’a karşı onlarla birlikte mücadele etmeli algısı işleniyordu.

Yani, ülkemizde ABD beslemesi olarak 1984’ten beri çoluk çocuk, asker, sivil, öğretmen, korucu, imam, polis demeden insanlarımızı katleden eli kanlı terör örgütünü bize, radikal İslamcı terör örgütüne karşı savaşan özgürlük savaşçıları diye pazarlamak için de DEAŞ maymuncuğu kullanıldı.

Hatta o maymuncuk ülkemizde geçirmekte olduğumuz kritik süreçte Türk-Kürt çatışmasına zemin hazırlamak için Yasin Börü ve arkadaşlarının katledildiği 6-7 Ekim olaylarının başlangıcına vesile edilen Ayn-el Arap’ta da sahnedeydi. 

28 Haziran 2016'da saat 21:22'de İstanbul Atatürk Havalimanı'nda 3 DEAŞ üyesinin gerçekleştirdiği silahlı ve bombalı intihar saldırısı sonrasında Amerikan NBC televizyonu’nun akşam haberlerinde dönemin CIA Direktörü John Brennan, "30 DEAŞ militanının Türkiye'ye yollandığı" bilgisini veriyordu. 

O kadar militanın ülkemize yollandığını bilenlerin, o 30 militanın nerelerde eylem yapacağını bilmemesi mümkün müydü peki?

Elbette biliyorlardı, çünkü hem örgütün hem de planın sahibi onlardı.

Ve aynı saldırıdan sonra, 15 Temmuz hain işgal girişimine olan dahli sebebiyle hakkında yakalama kararı çıkarılan CIA ajanı Henri Barkey Türkiye YPG’ye olan rezervini kaldırmalı onlarla birlikte DEAŞ’a karşı mücadele etmeli diyordu. Bu fikri ilk zikreden kişiydi.

Medyada aynı fikri pompalayan koronun da kimlerle irtibatlı olduğunu görme açısından iyi bir örnek.

Aynı Henri Barkey, bu topraklardaki ilk DEAŞ imzalı bombalı eylem olan Suruç saldırısından 2 gün sonra 22 Temmuz 2015’te yaptığı bir açıklamada ‘’Türkiye, DEAŞ’ın ne kadar tehlikeli bir örgüt olduğunu gördü. Eğer İncirlik Üssü’nü DEAŞ’la Mücadele Koalisyonu uçaklarının kullanımına açmazsa DEAŞ’ın gazabından kurtulamaz’’ diyordu.

Bugün bu açıklamaya ve olan bitene bakarak Suruç saldırısında bir taşla birkaç kuş vurma amacında olan bir konsorsiyum olduğunu görüyoruz. 

Suruç Saldırıs’nın amaçlarından biri de Ayn-El Arap’a götürmek için Alevi hassasiyeti olan bölgelerden özenle seçilen gençler kurban edilmişti. Tıpkı Gezi’de olduğu gibi birileri yine kendi emelleri için Alevi kardeşlerimizi onların kanlarını dökerek Sünni kardeşlerine karşı tahrik etmeye çalışıyordu.

Fakat başarılı olamadılar. Alevi kardeşlerimiz her zamanki ferasetleriyle oyuna gelmedi.
Ancak başarılı oldukları bir konu vardı. Bilinmez, belki de ana plan o idi. 

O günden sonra DEAŞ’la Mücadele Koalisyonu uçaklarına açılan İncirlik Üssü bugün artık sınırımız boyunca kurulmak istenen terör koridoruna alan açmak için DEAŞ’la mücadele bahanesiyle tepe tepe kullanılmıştı.

Örnekler o kadar çok ki, sütunlara sığmaz.

Türkiye dışındaki hiçbir DEAŞ saldırısının istihbaratını alamayanlar söz konusu Türkiye olduğunda neredeyse nokta atışı yapıyordu.

Huylanmayalım da ne yapalım?

ABD ne zaman bir uyarıda bulunsa bu ülkede bir bomba patladığını gördüğümüz için son uyarıya da o gözle baktık.

Hassasiyetimiz ondan.

Ardından başlatılan DEAŞ operasyonuyla Samsun’da ABD Büyükelçiliği’ne saldırı hazırlığında olduğu iddia edilen 4 DEAŞ’lı yakalandı. Bu da kayıtlara geçti ki, biz de DEAŞ’ın hala varlığını sürdürdüğünü tescillemiş olduk.

Bu tescil meselesi neden önemli peki?

Unutmayalım ABD, Zeytin Dalı Harekatı’nın DEAŞ’la mücadelede konsantrasyon kaybına sebep olduğunu iddia ediyor. 

Yani PKK/PYD’ye saldırmayın, onların dikkatini dağıtarak DEAŞ’la mücadelede zaafa sebep oluyorsunuz diyor.

Türkiye’de DEAŞ kalmadı artık, o bahaneyle terör örgütüne verdiğiniz silahları da toplayın diye ABD’yi sıkıştırıyor.

DEAŞ yaşıyorsa mücadele devam etmeli değil mi? ABD için baskılardan kurtulmak için  bundan iyi fırsat mı olur?

Yani DEAŞ hortlarsa şaşırmayın. Çünkü bugünlerde ona ABD’nin çok ihtiyacı var.

Muhtemelen Washington’da her masada DEAŞ ruhunu geri çağırma seansları yapılıyordur.
Hem bugünlerde kara gücü PKK/PYD’yi Türkiye’nin elinden alabilmek ve hem de Gezi’den beri kadim amacı haline gelen 2019 seçimleri öncesi algı operasyonu ve psikolojik harekatla hükümeti yıpratıp planlarını kabul edecek bir yönetimin seçilmesini sağlama planı için. 

ABD Büyükelçiliği’nin güvenlik tehdidi bahanesiyle 2 gün kapatılmasına bir de bu gözle bakın.

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 5374 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR
Toplam 2 yorum var, 2 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 12 Mart 2018 Pazartesi 03:25

Sayın yazar, yukarıdaki saptamalarınıza bir de şu andaki en güçlü kişinin nasıl oraya geldiği konusunu da işleyebilirseniz iyi olur. Gülgün Feyman'ın Erol Mütercimler ile 2016.07.10 tarihli ve "Nasıl Yani" programında yaptığı söyleşinin bir parçasını, youtube'dan az önce izleme fırsatım oldu. Evrime inanan birisi olarak insanların ve özellikle önemli bir siyasetçinin de yaptığı yanlışları görüp EVRİMLEŞECEĞİni kabul ediyorum. Şimdiki çizgisine nasıl geldiğini de gerçekten merak ediyorum.

Yorumu oyla      4      0  
Misafir 11 Mart 2018 Pazar 13:18

İyi ve çok isabetli bir analiz... Madem deaş bitti idi şimdi niye deaş'a odaklanmada aksama var deniyor... Madem deaş var niye abd bize pyd'i musallat ediyor... PYD gitsin deaş ile uğraşsın bize roket atıp savaşmasını deaşa yönlensin... Oğuz Güler

Yorumu oyla      4      0  
meclis kulisi,
Aydın, belediye, Özlem Çerçioğlu, Ege et, koronavirüs, önlem,
tusas, banner, reklam,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Koronavirüse karşı önlem aldınız mı?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
Gençlerbirliği
tff
DEAŞ
Tehdit
premier lig
Jose Mourinho
zonguldak maden
ösym ygs sınavı
ceza