E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Fahrettin Damga

28 Şubat’ın suyu yeniden mi ısıtılıyor?
19 Mayıs 2020 Salı

 

 

Mehmet Y. Yılmaz’ın T24 internet sitesindeki yazısını okuduğumda dedim ki; ‘’Bu ne kin?’’

1996-2000 yılları arasında kurduğu Radikal Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmenliği’ni yapmış ve daha sonra 2000-2005 yılları arasında Milliyet Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni ve Doğan Gazetecilik A.Ş Murahhas Üyesi olarak görev yapan Mehmet Y. Yılmaz.

18 Mayıs 2020 tarihli yazı ‘’Kötülüğün sıradanlaşması’’ başlığını taşıyor.

Çizdiği mağduriyet üzerinden psikolojik üstünlük çıkarma peşinde. Burnuma nedense buram buram psikolojik harp kokusu geldi.

Son günlerde sıralı  bir şekilde gerçekleşen olaylar yüzünden karşı cepheyi tahkim etmek için bu tarz bir çıkışın zamanının gelmiş olduğunu düşünüyor olmalı ya da olmalılar.

Yazıyı yazarken yanında olsak gözleri çakmak çakmaktı muhtemelen.

Belli ki iyice bilenmiş, ya da birilerini bilemeye niyetlenmiş. Daha çok kendi mahallesinde tahkimat amaçlıyor gibi.

Muhtemelen mensubu olduğu ve savunma ihtiyacı hissettiği kesime özellikle sosyal medya üzerinden yapılan hakaret, tehdit ve saldırıların karşısında Hükümet ve Cumhur İttifakı bileşenlerinden ve Ak Parti’den gereken tepkinin gösterilmediğinden şikayetçi.

İnsanların özel hayatını sorgulayacak , bir takım imalar ve hatta çıkarımlarda bulunacak kadar da meraklı. Fakat bu merak hep başkaları içindir. Kendilerine yönelirse dokunulmazdır.

Oysa kadınlar konusunda özellikle Ak Partili kadın vekillerden kadınlara karşı bu tarz yaklaşımların kabul edilemeyeceğine dair tepkiler geldi.

Öyle sessizlik falan da yoktu yani.

Bir kişinin Twitter profiline Ak Parti’nin açıkladığı medya etik kurallarına gönüllü olarak uyacağını beyan etmesi anlamına gelen yeşil nokta koyan her kişinin yaptığı Ak Parti tarafından tescil edildi anlamına gelmiyor. Hele de müstear isimle bu işleri yapanların.

Bunu da ‘’Azgın çoğunluk, çaresiz bir azınlığı ölümle, tecavüzle, akla gelmedik sapıklıklarla tehdit ediyor, iktidar koalisyonunun yöneticileri seyrediyor’’ cümlesiyle ifade ediyor.

Belli ki ‘’azgın çoğunluk’’ tanımlaması artık zihnimize iyice yerleşmiş ve neredeyse ülkenin tüm imkanlarını kullanmalarına rağmen her fırsatta büyük gürültü çıkaran ‘’azgın azınlık’’ kavramının karşılığı olarak kullanılmış.

Yetmemiş etkisi artırılsın diye de ‘’çaresiz azınlık’’ vurgusuyla yazının hedeflediği kesimdeki etkisi artırılmaya çalışılmış sanki.

‘’Komşuları tarafından çok sevilen iyi aile babalarının, ailesi için saçını süpürge eden vefakar annelerin, tonton teyzelerin, ak sakallı amcaların nasıl olup da kolayca, yükselen otoriter rejimlerin bir parçası haline gelebildiklerini gözlemleyebileceğiniz bir laboratuvar ortamı bu!’’ tanımlamasıyla  olan bitenin (küçük insan) kötülüğünü toplumun ortalama insanı üzerine bırakıvermiş.

Aslında siz yüz veriyorsunuz da ondan azıyorlar diyor bir anlamda.

Üniversitede ders veren hocayı polise ihbar eden öğrenci, komşusunu kesmeye hazır teyze, küçücük kızlardan mükemmel seks partneri hayal eden üniversite profesörü, kız öğrencilerin fotoğrafına bakarken ağzının suyu akan dekan, bizim yöneticilerimizin öngörüsüzlüğü nedeniyle hayatı alt üst olan Suriyeliye "git memleketinde savaş" öğüdü veren amca...

Müstear isim arkasına saklanıp kadınlara nasıl tecavüz edeceğini anlatan tipler de bunlardan.’’ diye de ortalama(onun tanımıyla küçük) insanımız için bir genelleme yapıyor. 

Parmak bizi göstermiş bir kere. Anlaşılan ortalama Türk insanı olarak hepimiz zan altındayız.

Üstelik bizim içimizden olup olmadıkları belli olmayan ve sadece belki şekil bazen söylem açısından bize benzeyen birilerinin yaptıkları yüzünden.

Peki, Kim o genellemenin dışında?

Muhtemelen ‘’Çaresiz azınlık’’ diye tanımladıkları. Kim onlar?

Zannedersin ki toplumun en erdemli kesimi. Sütte leke var onlarda yok.

Kadına en çok değer veren onlar. Hiç dövmez, cinsel obje olarak da görmezler. Her zaman naziklerdir. Bir de hepsi de çok iyi bir aile babasıdır. Sorumluluklarını hiç aksatmazlar.

Haksızlık karşısında hiç susmazlar. Hatta uğradıkları haksızlık olmasa da sizin haksızlık yaptığınıza kendilerinin de haksızlığa uğradıklarına ne yapar ne eder sizi inandırırlar. Hatta onlara göre oyları bile diğerleriyle aynı olmamalı.

Tabi tüm bunlar o kendi mahallelerindekiler için geçerlidir. Başka mahallelerde olan biten onları ilgilendirmez. Olaylara bile kime karşı yapıldığına göre değil hangi mahallede olduğuna göre karar verirler.

Mahalle baskısından şikayet ederler ama mahalle baskısının en alasını yaparlar.  

Öyle inanırlar, devletin sahibi onlardır. Kanunlar onlar için konulmamıştır. Onlar sıradan vatandaşlar içindir yani küçük insanlar için.

Kanunlara aykırı olsa da yaptıkları hiç suç içermez. Ne suç işlerlerse işlesinler hukuk devreye girdiğinde ‘’hukuksuz’’ bir biçimde göz altına alınırlar. Bu hiç değişmez.

İşlerine gelen karar alındığında ‘’Adalet yerini buldu, işte hukuk’’ naraları atar ama işlerine gelmezse ‘’hukuk katliamı’’ derler. Fakat daima bir ayrıcalık isterler. Ne derlerse olsun, ne istemezlerse o olmasın isterler. Öyle alışmışlar. Öyle gelmişler bugüne.

Ölenleri terörist olsa da bir kahraman gibi kutsar bizim de kutsamamız için dayatırlar. Onların çocukları çocuktur bizimkiler ayrıntı.

Ayrıcalıklı yaşama alışmışlar.

Halk plajlara hücum ettiğinde rahatsız olan vatandaşlar onlar.

Şimdi onlar gerçekten hedef mi alınıyorlar muhalif oldukları için, yoksa hedef olduklarına inandırılıp bir cephe mi tahkim edilmeye çalışılıyor?

Yoksa yine birileri bize bir film senaryosu içinde  figüran rolü mü biçti acaba?

Bu ülke ne filmlerin ne senaryoların içinden geçerek geldi buralara. Olmaz denilen her şeyin olduğunu gördük hep beraber.

Şaşıracak ne kaldı ki?

Ne çıkıp komşularını listelediğini söyleyen Sevda Noyan, ne darbeciyi bile eşi ve çocuğuyla tehdit eden, ne bir muhalefet partisi genel başkanına bir avuç mermi gösteren, ne Canan Kaftancıoğlu, Nevşin Mengü, Avukat Feyza Öznur ve Berna Laçin’i tecavüzle tehdit edenler ortalama bir Türk insanını temsil etmez. Bugüne kadar etmedi de.

Etseydi zaten bugün ‘’bize bunları yapacaklar’’ diye feryat ettikleri bugüne kadar başlarına gelirdi.

Etmediği için yapılmayan türlü numara kalmadı.

Onlar da biliyor bunun olmayacağını.

Hep hırsıza bak numarası.

Kaldı ki devlete düşen de ortalama insanımıza emsal teşkil etmeyecek şeyleri yapıp ortalığı alevlendirmelerine zemin hazırlayanları bir an evvel soruşturmak.

Bağlantıları dikkatle inceleyerek kim ve ne adına bunları yaptıklarını ortaya çıkarmak.

Eğer bu bağlantılar ortaya çıkartılabilirse göreceksiniz Berkin Elvan Davası’nda en büyük ilerlemeyi sağlayan ve gerçeğe bir adım kaldığında Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın DHKP-C eliyle şehit edilmesi gibi dosyanın kapatılabilmesi ya da akim kalması için tüm imkanlarını kullanacaklar.

Çünkü onlar gerçeğin peşinde değil. Kendileri için geçmiş güzel günleri geri getirmenin fırsatını oluşturma peşindeler.

Unutmayalım,

Sevda Noyan’ın açıklamalarını bahane eden Taylan Kulaçoğlu tarafından oluşturulan sözde ‘’İsimsizler Hareketi’’ Sevda Noyan üzerinden hareketle Twitter’da kendilerine muhalif bazı kişilerin adres ve telefonlarını deşifre ederek gözdağı verme peşine düştü.

Taylan Kulaçoğlu polis tarafından gözaltına alındı, evinin bahçesinde gömülü olan bir çantadan bir laptop ve kuru sıkıdan gerçek silah çevrilmiş bir tabanca çıktı.

O tabanca ne içindi acaba ve kim tarafından temin edilmiş olabilir?

Bağlantılar hassasiyetle ortaya çıkarılmalı.

Birileri devlet yönetimindeki güçlerini budayan, alıştıkları yaşam alanlarını daralttığını düşündükleri ve ayrıcalıklarını ortadan kaldıran normal insanları laboratuvar ortamında üretilen insanların yaptıklarıyla baskı altına alıp bir kaos ortamı oluşturup mutlu mesut günleri geri getirme peşinde.

Açık ve seçik, bu ülkede daha önce de bu tarz plan ve projeleri sahnelemiş bir akıl devrede.

Neler gördü bu ülke dedik ya;

Mehmet Y. Yılmaz’ın uzun süre mensubu olduğu grubun yayınlarını hatırlarsak Refah Partisi iktidara gelirse İran’a dönecektik. Şeriat gelecekti. Otobüsler haremlik selamlık olacaktı. Hayat tarzımıza karışacaklardı.

Hala sahil bölgelerimiz o travmadan çıkabilmiş değil. Sürekli o korku pompalanıyor çünkü.

Böyle bir korku ikliminden geçerek geldi bu ülke bugüne.

28 Şubat’ta Refahyol Hükümeti’ni devirmek için kullanılan ve bize İslami figürlerin yaptıkları olarak sunulan Ali Kalkancı, Müslüm Gündüz ve Fadime Şahin maceralarının bugün artık bir kurgu olduğu ortaya çıkmış durumda.

Ne Ali Kalkancı bir şeyhti ne Fadime Şahin başı örtülü ne de cinci hoca ve cemaat lideri tarafından kandırılarak iğfal edilen masum bir kadındı. Veli Küçük organizasyonunda ve Travestiler Kraliçesi Seyhan Soylu (Sisi) tarafından sahnelenen bir tiyatronun figüranlarıydı sadece. O figüranlardan Ali Kalkancı ve Fadime Şahin rollerini iyi oynayabilmeleri için yaklaşık altı ay Sisi’nin rahle-i tedrisatından geçirilerek oyuna sürüldü.

Alkolik bir tip olan Ali Kalkancı yıllar sonra İstanbul Hadımköy’de kendisine ait fabrikada uyuşturucu hap ürettiği için ceza aldı ve şu an hala içeride. Bir pavyonda çalışırken keşfedilen ve başı örtülerek oyuna dahil edilen, dönemin haber bültenlerinin ve haber programlarının yıldızı Fadime Şahin ise isim değiştirmiş ve başka bir şehirde hayatına devam ediyor.

Ali Kalkancı’nın o dönemki eşi Emire Kalkancı’nın o dönem programlarda kocasından yola çıkarak muhafazakar camiaya dair söylediklerini hatırlayanlarımız elbette vardır. Zaten istenen de oydu.

O günlerde sık sık ekranlarda gördüğümüz ama maksat hasıl olduktan sonra sırra kadem basan Müslüm Gündüz’ün lideri olduğu Aczmendi cemaati üyeleri kılık ve kıyafetleriyle toplum bilinçaltına nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olunduğunu nakşetmek için kullanılmıştı.

Görevleri de toplumu müslümanların ne kötü insanlar olduğuna ikna edip muhafakazar insanlar üzerinde baskı oluşturmak ve Refahyol hükümetini düşürmekti.

Hepsi aynı bataklığın sinekleriydi. Görevlerini başarıyla yerine getirdiler.

İstediler ki toplum yaptıkları operasyona rıza göstersin. Tüm film bunun içindi.

Toplum bir psikolojik harp yöntemiyle resmen iğdiş edildi ve istediklerini aldılar.

‘’Bu kez silahsız kuvvetler halletsin’’ demişlerdi. Adına da post modern darbe dediler.

Bugün hem hükümete hem de Ak Parti’ye düşen Mehmet Y. Yılmaz gibilerin psikolojik baskılarına boyun eğmeden kararlılıkla, onlara tacize uğradıklarını, tehdit edildiklerini iddia etme ve kötülüğün sıradanlaşması yüzünden mağdur olduklarını iddia eden onun deyimiyle ‘’çaresiz azınlık’’  olma fırsatı verenleri adı, sanı, geçmişi ne olursa olsun kim olduğuna bakmadan bir an evvel soruşturmak. Gerçekleri ortaya çıkarmak.

Bakalım bu gösterime sokulmaya çalışılan filmin rejisörü ve oyuncuları kim, amaçları ne?

Çıksın ortaya.

Zira ortalık 28 Şubat kokuyor ve birileri de onların değirmenine su taşımak için harıl harıl çalışıyor.

 

.

 

 

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 16701 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Darbeye meydan okuma tamam da niyetin kaos olmadığından emin olabilir miyiz?
5/12/2020
Ne haftaydı ama?
5/5/2020
CHP Sokağın taşlarını mı döşemeye çalışıyor?
4/28/2020
CHP bunu neden yapıyor?
4/20/2020
Süleyman Soylu neden istifa etti?
4/13/2020
Bu salgından şüphelenmek için çok sebebimiz var
4/7/2020
Türkiye’nin Koronavirüs mücadelesindeki eşgüdüm ve başarı kimi rahatsız etti?
3/19/2020
Ali Babacan ve ‘’DEVA’’ metaforu üzerine
3/10/2020
Türkiye-Rusya arasındaki ek protokol nasıl geldi, ne içeriyor?
3/6/2020
CHP ve Kılıçdaroğlu şehitlerimizden iktidar devşirmeyi mi planlıyordu?
3/3/2020
Erdoğan ve Ak Parti’nin kamburu: Bülent Arınç
2/28/2020
YOKSA DEJAVU MU?
2/25/2020
Darbe ruhu hala damarlarında dolaşanlar
5/28/2018
Son çareleri dövizdeki yükseliş ve ekonomik kriz mi?
5/24/2018
Kudüs nöbetini devralma sırası ve 24 Haziran
5/21/2018
İsrail politikasında artık yeni şeyler söylemek lazım
5/17/2018
Takke düştü gerçek Karamollaoğlu göründü
5/14/2018
Uyursak Ölürüz
5/10/2018
İnce İnce siyaset ve Sisi
5/7/2018
Hani ittifaka karşılardı?
5/3/2018
Abdullah Gül Ak Parti tabanından neden tepki gördü?
4/30/2018
Abidik Gubidik İttifakı’nda Abdullah Gül denklemden çıktı mı?
4/26/2018
Proje terör örgütlerinden sonra proje siyasi partiler devrede
4/23/2018
Seçim tarihi açıklandı, muhalefet çarşısı karıştı
4/19/2018
MHP ve Devlet Bahçeli neden ilkeler ittifakından bahsedenlerin hedefinde?
4/16/2018
3. Dünya Savaşı’nın eşiğinde miyiz?
4/12/2018
Esad katliamlarıyla ABD-Avrupa ve İsrail’e can suyu mu veriyor?
4/9/2018
En büyük kabusları enerji açığını kapatan Türkiye
4/5/2018
Türkiye artık hafife alınacak bir ülke değil
4/2/2018
Bayram değil seyran değil ABD ve Avrupa bizi niye öpmeye çalışıyor?
3/29/2018
Batıyı Türkiye’yi kaybetme korkusu sardı
3/26/2018
Türkiye’nin yapım projesi ile Batının yıkım projesi!
3/22/2018
Mehmetçik ve Devlet Bahçeli’nin kesişen kaderi
3/19/2018
Kazanacakları seçimi niye boykot etsinlermiş. Duy da inanma.
3/15/2018
Cumhur İttifakı, getirdikleri, itirazlar ve çaresizlik
3/12/2018
ABD’nin DEAŞ maymuncuğu ve psikolojik harekat
3/8/2018
ABD’nin Türkiye çaresizliği
3/5/2018
Saadet Partisi için normal olan ne, bir tuhaflık yok mu?
3/1/2018
Türk, neden beklenen ve özlenen?
2/26/2018
CHP AGRESİFLEŞMESİN DE BİZ Mİ AGRESİFLEŞELİM?
2/23/2018
Sahada ne kadar varsan, masada o kadar varsın
2/19/2018
ABD tiyatroyu daha ne kadar sürdürebilir
2/15/2018
100 yıllık hesap ve ABD’nin planı
2/12/2018
ABD'nin talepleri CHP'ye Atatürk'ü unutturuyor mu?
2/8/2018
CHP KURULTAYI’NA DAİR
2/6/2018
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Ali Avcı 19 Mayıs 2020 Salı 13:46

Eyvaallah üstadım. Millet o kadar saf değil artık ama. Şeytan da sürekli antremanlı be üstadım

Yorumu oyla      31      31  
Mesa Mesken, Bodrum, reklam, banner,
tusas, banner, reklam,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Koronavirüse karşı önlem aldınız mı?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
fransa
Serdar Ortaç
Tayyip Erdoğan
passolig
Southampton
ygs puan hesaplama
Duygun Yarsuvat
anayasa mahkemesi
İnternet