Ertuğrul Özkök'le haklı çıkmaktansa
BUGÜN provokasyon günü.
Biraz megalomanca, ama hüzünlü bir soru soracağım...
Provokatif olacak, çünkü yaşadığımız "şeyleri" provokasyonsuz anlatmak artık ne yazık ki mümkün görünmüyor.
"Ertuğrul Özkök'le haklı çıkmaktansa, kurunun yanında yaşı da yakan bir köşe yazarı ile haksız çıkmayı tercih ederim." Biri bunu dese, ne düşünürsünüz?
Sabırsızlanmayın, ne demek istediğimi birazdan anlatacağım.
* * *
Hayat ne de çabucak geçiyor.
"Marianne" Dergisi özel sayı çıkarmasaydı farkında varmayacaktım.
Jean-Paul Sartre öleli 30 yıl olmuş.
Derginin editörü yazdığı yazıda şöyle diyor:
"Hepimiz biliyoruz ki, 1980'de Sartre'ın ölümü ile bir dönem kapandı".
Hangi dönem kapandı, onu da şöyle açıklıyor:
"Angaje, yani taraf olmayı, felsefi bir sanat eseri olarak görenlerin dönemi".
Şu kadere bakın ki; Türkiye, bunun tam aksini düşünen aydınların etkisinin doruğa çıktığı bir dönemi yaşıyor.
Ve bu demode zihniyet, bitmeyen bir kin, doymak bilmeyen, iştahlı bir intikam duygusuyla birleşince, zihni bir engizisyona dönüşüyor.
* * *
Dergide en ilgimi çeken yazıyı Jean-François Kahn yazmış.
Başlığı harika:
"Sartre'la haklı çıkmaktansa, Aron'la yanılmak evladır".
Tabii "Gerçekten öyle mi" diye sormayı da ihmal etmiyor.
Kim olduğunu o da hatırlamıyor ama bir zamanlar birisi şöyle demiş:
"Sartre'la haklı çıkmaktansa, Aron'la yanılmayı tercih ederim".
Sartre solun en büyük düşünürlerinden biri.
Raymond Aron ise Fransız sağının siyasal alandaki kuşkusuz en etkili teorisyeni.
François Kahn ise görüşünü baştan belirtiyor.
"Bir ihtimal daha var. Sartre haklı olduğu zaman Sartre'la, Aron haklı olduğu zaman Aron'la haklı olmak. İkisi de haksız olduğu zaman haksız diyebilmek."
* * *
Makalenin yazarı oturup geçmişte Sartre'ın haklı olduğu ve haksız olduğu tutumlarından örnekler vermiş.
Aron neoliberalizmin doğuşunu, Sartre ise komünizmin çöküşünü önceden göremedi.
Aron, toplumun liberalleşmesi ile şiddetin yavaşça da olsa ortadan kalkacağını öngörüyordu.
Yanlış çıktı.
Buna karşılık, Baader Meinhof terör örgütüne bile destek veren Sartre'ın, 1956'da Macaristan ayaklanmasına kadar totaliter komünizme başkaldıran insanlarla görüşmeyi reddetmesini de hata olarak görüyor.
Ama sonuçta, Sartre'ı "Hep yanılmış bir aydın olarak etiketlemenin de hata olacağını" kabul ediyor.
* * *
Makalenin yayınlandığı sayfada bir de fotoğraf var.
1924 yılında çekilmiş.
Sartre ve Aron liseyi birlikte okumuşlar. Fotoğrafta, o yıl okulun öğrencilerinin çektirdiği fotoğrafta yan yana oturuyorlar.
Ne okulmuş, ne sınıfmış ki, 20'nci yüzyıl Fransa'sının iki büyük düşünürünü çıkarmış.
Biri o yana, öteki bu yana gitmiş...
Bugün baktığımız zaman tarih sizce hangisini haklı çıkarıyor?
Bana göre ikisinin de haklı, ikisinin de haksız olduğu durumlar var.
Ama şurası gerçek. 21'nci yüzyıl düşünce yapısı gelişmiş ülkelerde, bir önceki asra hâkim olan "aydın despotizmini" tasfiye etti.
Bizde ise "aydın despotizmi" altın yıllarını yaşıyor.
Ergenekon davasına bakışta tutulan "tarafa", davaya verilen kayıtsız şartsız desteğe, "Kurunun yanında yaş da yanacak" diyebilecek kadar gaddarlaşan vicdansızlığa bakarsak, şunu bile söyleyebiliriz:
"Despot aydın bugün Türkiye'de Stalin kadar güçlü bir şekilde iktidarda..."
* * *
O megalomanca provokatif soruyu işte bu yüzden sordum.
Emin olun, övünmek için değil, dövünmek için sordum
Bazı gerçeklere sırf "sembol" haline getirdikleri insanlar söylediği için karşı çıkacak kadar kararan gözleri, provokasyonsuz nasıl açabiliriz ki.
Ertuğrul Özkök'le haklı çıkmamak için, "kurunun yanında cayır cayır yanan yaşları" bile iştahlı bir kindarlıkla, hatta hazla seyredebilen aydını nasıl teşhis edebiliriz ki...
Tuncay Özkan'a, Mustafa Balbay'a, Mehmet Haberal'a ve daha onlarca insana, sırf kızdığı, sırf "ulusalcı" diye gördüğü için, mahkeme sonucunu bile beklemeden kendi kafasından "darbeci" etiketi yapıştırıp, bir yıldır içerde tutuklu kalmasına göz yummalarını, hatta desteklediğini, görünce içiniz cız etmez mi?
Benim ediyor.
O nedenle, ilerde tarihin haklı çıkaracağı duygularla haklı çıkmaya uğraşıyorum.
Bu dönemde benim de yanıldığım şeyler olabilir, ama en azından vicdanımın haklı çıkacağına eminim.
Ertuğrul Özkök - Hürriyet
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
Bunlar da ilginizi çekebilir...