Siyasal hayatımız ve demokrasi
Siyasi partiler demokrasilerin vazgeçilmez unsurlarıdır. Çağdaş demokrasi bir nevi partiler demokrasisidir. ancak anayasamızın 69. maddesinde de belirtildiği gibi ‘’ siyasi partilerin faaliyetleri, parti içi düzenlemeleri ve çalışmaları demokrasi ilkelerine uygun olur.’’
Ülkemizde demokratik siyasi hayatın gerçek manada başlangıcı olarak 1950 seçimleri gösterilir. hakim teminatı altında yarışmalı seçim yapılmış ve ülke demokrasisinin kalitesi yükseltilmiştir. o günden bu güne geçen 58 yıllık sürede hala 46 şafağında başlayan demokrasi yolculuğu anlatılmakta gerçek manada siyaset reformu yapmak yerine laflardan kurulu vakit geçirmeye dayalı sadece iktidar elde etme adına ‘’ milli iradenin hakimiyeti ‘’ neden bahsedilmektedir.
o günden bu güne gelinen nokta şudur, 1946 öncesi tek parti dönemi ve seçimlerde liderin yazdığı tek liste dönemi, bu gün tek partiler dönemi ve liderlerin yazdığı tek listeler dönemi. Partilerimizin demokratik yürüyüşü milletimizi tatmin etmekten çok uzak bir noktada olduğu gibi çağdaş demokrasi ile de uzaktan yakından ilgisi yoktur.
Siyaset demokratikleşemeyince partilerimizde kurumsallaşamamaktadır. Liderlerin siyasi ömürleri ile partilerin ömürleri nerde ise aynı olmakta bir nevi lider demokrasilerine dönüşen bir siyasal hayatımız olmuştur. Milletin katılımı parti yönetimi ve uygulamalarına neredeyse yok denecek kadar azdır. Millet vekilini seçemez liderin listesini oylamak zorundadır. Millet belediye başkanını seçemez lider ve parti dar çerçevesi milletin geleceğine karar verir. il genel meclisi üyeleri belediye meclis üyeleri dahil bir ön seçime yarışmaya veya millete tercih hakkı tanınma gibi demokratik bir yola bilerek istenerek sokulmamaktadır.
Milletvekilleri gördüğünde sizi biz seçtik demekte ama vicdanı ile baş başa kaldığında seçicinin tek kişi olduğunu ve parti liderini iki dudağı arasında parti kadroları milletvekillikleri belediye başkanlıkları tespiti kaldığını ikrar etmektedir. Kısacası uygulanan sistemde milletin adam yerine konulmadığını en güzel şekilde tespit etmektedir.
Burada yaptığımız lider düşmanlığı değil mutlak liderliğin demokrasiyi nasıl katlettiğini ülkemizin demokratik hak ve özgürlükler konusunda neden bir adım öteye gidemediğini göstermektir.
TBMM bizim mukaddesimizdir milli iradenin tecelli ettiği yerdir. ama daha milletvekili tercihinde milletin oyundan çıkarılması parlamentonun demokratik yollardan teşekkül ettiğine, gölge düşürmekte, TBMM nin gerçekten milletin mi ? liderin iradesini mi temsil ettiği konusunda kafaları karıştırmaktadır. ve bu şekilde oluşmuş parlamento asli vazifelerinde zaafa uğramakta hatta ülkede iki gündem oluşmasına sebep olmaktadır. Birincisi halkın gündemi, sıkıntıları çözüm bekleyenler ikincisi parlamentonun gündemi.
işleyen sistemde ne yazık ki parlamento yürütme dediğimiz başbakan ve bakanlar kurulunun bürokratlara hazırlattıkları yasa tasarılarının onay noteri olmanın ötesine çıkamamaktadır. Adeta yasama organımız yürütmenin gölgesi ve kuşatmasından kurtulamamaktadır. Mecliste her yasama döneminde kaç tasarı kaç teklif yasalaşmıştır? Hatta gündemde yer bulmuştur. Teklif milletvekillerinden gelen yasa önerisidir. Tasarı ise bakanlar kurulundan gelen yasa önerileridir. bu orantının yürütmenin lehinde aşırı derecede bozuk olduğunu göreceksiniz. İddialı sözlerden kaçınırım ama bu tasarı tekliflerinin kelimesine bile dokunma hakkı genelde vekillerde bulunmamakta ve sadece gurup başkan vekilinin eline bakarak diğer vekillerin el kaldırdıkları da bir gerçektir. Hatırlayacaksınız TOBB yasası çok tartışılmıştır çünkü bir yasa çıkmış ve burada görev tanımı yapılırken ‘’ yolsuzluk usulsüzlük, evrakta sahtecilik yapanların odalarda sekreter olabilecekleri ‘’ kanunlaşmıştır. Bu parlamentoda kanunların nasıl hazırlandığı milletvekillerinin ne kadar dahil olduklarının en güncel örneklerindendir.
Milletvekillerinin önemli görevleri vardır. Yasama görevi asli görevidir. Millet adına yürütmeyi denetlemek ve temsil görevi. Yasama görevi neredeyse noterlik görevine dönüştürülerek elinden alınmış, denetleme görevi ise zaten akılların alacağı bir iş değildir. Başbakanı ve bakanları eleştirmek yanlış ve eksiklerinden dolayı farklı görüş öne sürmek siyasetin haramı olmuştur. Liderler kusursuzdur ve onlar eleştirilemez noktasına taşınmıştır. Milletvekillerine onurlu temsil görevi kalmış ve bireysel işlerin hızlandırılması konusunda tavassut gibi aşılamayan bürokrasiyi aşmak gibi dünyada eşi görülmeyen yeni görevlerle zamanı doldurulmuştur.
kısaca eleştirisini sunduğumuz hastalıklarını sayarak bitiremeyeceğimiz ülke demokrasisinin hali budur. ama bunu düzeltecek yine siyasettir ve bizleriz. birileri gelerek bu işi çözmeyecek. daha özgür daha demokratik şartları yine bizler ülkemize sağlayacağız. insan hakları özellikle din ve vicdan hürriyeti, düşünce ve ifade hürriyeti gibi temek hakların özgürce yaşandığı bir ülke olmak istiyorsak demokrasimize sahip çıkmalıyız. Haklarımızı aramalıyız. Aday tespitlerinde Ankara ya ilimizi temsil edecekleri siz değil biz seçeriz diyebiliyor muyuz.? Ankara biz seçeceğiz dediğinde hangi parti olursa olsun siyah çelenkle milli iradeye saygısızlıklarını kınayabiliyor muyuz.? işte demokrasi talebimizde samimi olduğumuzun göstergesi budur. Ankara ya , liderlere’ ben milletim, ben seçerim. irademi kimseye ipotek etmedim.’’ yanlış yapana ben de yanlış yaparım diyerek seçimde de yanlış yapana ders verebiliyor musun. ? işte ülkede gerçek demokrasiyi kurma yolunda gerçekten mücadele ediyorsun demektir.
bu kadar çok sayıda parti kurulmasının sebebi de parti içi demokrasinin liderler tarafından rafa kaldırılmasıdır. siyasi partiler kanunu da 1980 12 eylül şartlarında hazırlanmış demokratik olmayan bir yasadır. her tarafında sakatlık vardır. parti kapatma dan milletvekili ihraçlarına , seçilmişlerin alınarak atama ile yönetim tayinlerine fırsat veren bir yasadır. Baklava çalan bir çocuğun mahkeme kararına, cezasına itiraz edebileceği bir üst mahkeme hakkı vardır ama ihraç edilen bir milletvekilinin cezasına itiraz edeceği bir üst mahkeme hakkı yoktur. adil savunma hakkı bile vekillere bu yasa ile çok görülmüştür. Sadece Avrupa insan hakları mahkemesi ne yollar çıkmakta ve ilgili kişiyi ülkesini yurtdışına şikâyet eden konumuna itmekte ya da sineye çekme konusunda baskılamaktadır. ayrıca bu yasaya göre ihraçlar da esas tan dava ele alınmamakta, usul ve şekil açısından davaya bakılmaktadır. kısacası lider ve birinci halkasına milletvekilini ve il yöneticilerini mahkum eden bir kapı kulluğu sistemine siyasetimiz mahkum edilmiştir.
Bu sadece bu iktidarın değil bugüne kadar gelen iktidarların az ya da çok vebalidir.
Biz geleceğimizi arıyoruz. Biz evlatlarımızın daha demokratik, daha özgür ve güvenlikli şartlarda yaşamasını istiyoruz. insan hak ve hürriyetlerinin yaşandığı, kardeşçe bir paylaşımın olduğu refah düzeyini istiyoruz. Evlatlarımızın daha iyi eğitim almasını mezun olduktan sonra hak ettiği bir iş imkânına kavuşmasını, ülkenin üretime yeniden dönmesini istiyoruz. Yolsuzluklardan arınmış, yoksulluğun tarih olduğu bir Türkiye istiyoruz. Ülkesiyle milletiyle bölünmez bir Türkiye istiyoruz. Demokratik haklarını savunan bu haklar için mücadele eden, bireyin önemini vurgulayan ve farklı görüş sahiplerine değer veren bir siyaset itiyoruz. Kısacası demokratik hayatın kurum ve kurallarıyla yerleştiği böyle bir toplum ve böyle bir toplumdan gücünü almış kudretli bir devlet, dosta gurur veren düşmanı daima caydıran, demokrasinin ve özgürlüğümüzün teminatı kudretli bir devlet.
bana soruyorsunuz neden lider yetişmiyor diye.? İnsanlar tavada pişmez siyaset alanında pişer görüşlerini özgürce savunarak gelişir. .barak obama 2004 te demokrat parti kongresinde konuşma yapmış ve neden demokrat partini kazanamadığını tüm delegelerin ve parti üyelerini bulunduğu salonda öz eleştirilerini sunmuştur. Cumhuriyetçileri eleştirmekle uğraşmamış kendi eksikleri üzerine stratejisini oturtmuştur. 4 yıl sonra bugün amerikan başkanıdır. İngiltere başbakanı Brown tony Blair ın 14 yıldır en büyük muhalifidir ama hep maliye bakanı olmuş ve bugünde başbakanıdır. şimdi aynı soruyu ben size soruyorum: ülkemizde parti politikalarına ya da yanlış yapılan işlere parmak basan hangi siyasetçiye o parti içerisinde siyaset hakkı verilmiştir.? Sağdan sola soldan sağa bir bakın. ve neden siyasetçi, ülke meselelerine hakim dünya sorunlarını yakından takip eden bir kadro oluşamadığına sizde kanat getirirsiniz.
Kısacası denetimsiz liderlik demokrasi ile bağdaşmaz.
Öyleyse millet milletvekilini kendisi seçmelidir. Seçim yasası dar bölgeli ve tercih sistemli olarak çıkarılmalı ve milletvekilini muhtar seçer gibi seçmelidir. Ankara nın bu konuda yetkileri elinden alınmalıdır. Belediye başkanları tespitinde de böyle olmalıdır. Hatta çift turlu bir sistemle tespit edilmesi daha hayırlı bir uygulama olur. ilk turda ilk iki sırayı alan partiler ikinci turda adaylarını tercihinde olacağı şeklinde yarıştırabilirler. Millet ne kadar çok belirleyen olursa seçilen o kadar çok kuvvetli ve başarılı olur.
iki ya da üç seçim döneminden uzun liderlik kadrolaşmaları getirir ve devlet içerisinde devletler oluşmasına ön açar sakıncalıdır. Lider iki ya da üçseçim geçirdiğinde feriştah olsa kendisini ülkenin başka hizmetlerine yönlendirmelidir. Demokratik ülkelerde bu sınırlama vardır. Başta ABD olmak üzere.
Kısacası siyasetin kurumsallaşması demokratikleşmesinden geçer. Kendisini demokratikleştiremeyen siyaset ülkeye hak ettiği demokrasiyi getiremez.
sivil bir anayasa siyasi partiler ve seçim kanunu siyasi ahlak yasası ve siyasetin finansmanının şeffaflığı konularındaki temel düzenlemeler meclis çatısı altında ortak bir irade ile acilen çıkarılmalıdır.
Unutmayalım Türkiye cumhuriyeti devletini kuran gazi Mustafa kemal Atatürk ve arkadaşları yola çıkarken iki temel düsturdan hareket ettiler. 1- tam bağımsızlık 2- milli iradeyi hakim kılmak. 85 yıldır onların emanetine sahip çıktığımızı her ortamda deklere ederiz ama bu iki temel noktada da geçersiz not aldığımız ortadadır.
Görüldüğü gibi ülke siyasetimiz hastalanmıştır. Demokrasi zafiyeti geçirmektedir. Eğer biz siyasal hayatımızı tedavi etmezsek bu hastalık nesilden nesile geçecek ve milletimiz layık olduğu hak ve özgürlüklere kavuşamayacaktır. Sürekli içeride tartışan boğuşan bir toplum olarak yaşamaya mahkûm kalacağız. Onun için hemen hiç vakit kaybetmeden demokrasi takviyesi yaparak hasta siyasetimizi tedavi etmeliyiz
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
Bunlar da ilginizi çekebilir...