Türkiye için en büyük tehlike: Beka sorunu!
Rahmi Turan

    
      Günler hızla eriyor, seçimler yaklaşıyor…
      Şunun şurasında 24 Haziran’a ne kaldı ki?
      Türkiye için kader seçimi olacak…
      Millet bütün yetkileri TEK ADAM’a verirse, o TEK ADAM’ı denetleyecek, frenleyecek bir makam da olmayacak… Seçilecek kişi çıkaracağı kararnamelerle her şeyi yönetme hakkını elde edecek.

      Amerika’daki “Başkanlık”, Fransa’daki “Yarı Başkanlık” sistemleri böyle değil… Bizde uygulanacak sistem, dünyada demokrasi ile yönetilen hiçbir ülkede yok!
      Böyle bir sistemin Türkiye’ye mutluluk getirmesi mümkün görülmüyor!
                                      
      Şimdi seçimlerin propaganda dönemi…
      İktidar partisinin vaatleri bir masal sanki…
      Büyüklere masallar gibi!
      Daha çok demokrasi, daha çok özgürlük, daha âdil yargı, daha çok haklar, vs…
      Ne kadar güzel değil mi?
      Gel de inan! İnanabilirsen tabii…     
      16 yıldır yapmadıklarını, 24 Haziran seçimlerini kazanırlarsa yapacaklarmış!
      Tereddüt etmekte haklıyız, çünkü inanmak için pek saf olmak lâzım!
      Bu desteksiz vaatlerin yerine getirileceğine inanabilsek, Türkiye’nin gerçekten çağdaş, uygar, demokratik ülkeler arasında yer alacağı umudumuz güçlenir. Fakat…
      AKP 16 yıldır iktidarda ve mal meydanda!
      Elini-kolunu tutan mı vardı ki bu vadettiklerini yapamadı?
                                    
       Ulus olarak 16 yıl öncekinden daha zor şartlar altında yaşıyoruz!
       Batı demokrasilerine yaklaşmak şöyle dursun Avrupa’dan hızla uzaklaşıp dev adımlarla ilkel Ortadoğu ülkeleri arasına giriyoruz.
       AKP’nin kurucularından olan 11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül “Türkiye beka sorunu ile karşı karşıya” dedi.

       Nedir beka sorunu?
       Beka, bir devletin toprak bütünlüğünü ve anayasal düzenini iç ve dış tehditlere karşı korumak suretiyle hayatiyetini devam ettirmesidir.
       Beka kalıcılıktır, ölmezliktir, hayatiyettir.
       Bunun karşıtı, dağılmak, yok olmak bitip tükenmek demektir.
       Hamlet’in ünlü sözü gibi:
       Olmak ya da olmamak!
       AKP iktidarı demek ki ülkeyi 16 yılda “Beka sorunu” ile karşı karşıya getirdi.
       Bunu AKP’nin kurucularından olan eski bir Cumhurbaşkanı’nın söylemesi sözlerin önemini arttırıyor.

       Bu, Türkiye’yi bekleyen en büyük tehlikedir!
       Silkinip kendimize gelmemiz gerekiyor!
                                  
      Ülkemizdeki cezaevlerine bakınız. Lebalep dolu! İğne atsan yere düşmez!
      İyi yönetilen huzurlu bir ülkede bu kadar suçlu olur mu?
      AKP 2002 yılında yönetime geldiğinde 50 bin dolayında olan tutuklu ve hükümlü sayısı şimdi 250 bine yaklaştı.

      Dünyanın hiçbir ülkesinde cezaevlerindeki insan sayısı böyle 5 misli artmamıştır.
      Türkiye’
de 16 yılda en çok yapılan iş yeni cezaevleri açmak oldu. Şu anda inşaat halinde çok sayıda cezaevi var.
                                  
      Bu dönemde en ağır bedel gazeteciler ödüyor. Tabii iktidara yalakalık yapanlar değil, dik duranlar…
      Cumhuriyet Gazetesi’nin 15 elemanına hapis cezaları yağdırıldı. Toplam 70 yıldan fazla tutan hapis!
      Bir de düşünce ve fikir özgürlüğünden bahsedilir…
                                    
      Televizyon alanında son yılların parlayan bir yıldızı var. Gazeteci arkadaşımız İsmail Küçükkaya…

      Fox TV’de çok izlenen bir televizyon programı olan “Çalar Saat”in yapımcısı ve sunucusu…

      İsmail Küçükkaya da medyaya cezalardan nasibini aldı:
      1 yıl 4 ay 20 gün hapis!
      Küçükkaya Ankara kökenli başarılı bir gazetecidir. Sağlam haber kaynakları vardır.
      Bir bakanın eşinin telefonunda “ByLock” olduğu şeklindeki iddiayı programında izleyicilerine duyurdu.
      Vay sen misin bunu yapan? Karşısındaki iktidarın bir bakanı ya… Hemen dava açıldı. Sonuç hapis cezası!

      Oysa bahsi geçen haber Ankara’daki siyasi kulislerle anlatılıyor, birçok gazeteci de bunu biliyor ama yazmaya cesaret edemiyordu. İktidarla dalaşmak istemiyorlardı.
      İsmail Küçükkaya basın özgürlüğüne güvendi ama… Al sana basın özgürlüğü!
                               
      İsmail Küçükkaya olaylar karşısında her zaman objektif olmaya, hak yememeye, sert ve hakaret edici ifadeler kullanmamaya özen gösteren düzgün bir gazeteci kardeşimizdir.
      O bile hapis cezası alıyorsa bu ülkede (iktidar yandaşları hariç) hiçbir gazeteci güvende değildir.
      Bu nedenle Türkiye dünyada özgürlükler konusunda sınıfta kalmıştır.
      Bunu ben söylemiyorum… Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RFS) söylüyor.
      “RFS” 2018 Dünya Basın Özgürlüğü Raporu’nu yayımladı. Türkiye 180 ülke arasında 157’nci.
      Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RFS) Genel Sekreteri Christophe Deloire “Türkiye’de gazetecilere cadı avı yapılıyor. Türkiye, dünyadaki en büyük gazeteci hapishanesi haline geldi!” diyor.
      İktidar istediği kadar “Türkiye’de basın özgür” diyedursun dünya bizi maalesef böyle görüyor!
                              
      1 yıl 4 aya mahkûm edilen İsmail Küçükkaya ile 6 yıl 3 ay ceza yiyen Cumhuriyet Gazetesi’nin imtiyaz sahibi Orhan Erinç’e ve bütün Cumhuriyet mensuplarına “Geçmiş olsun” diyorum.
      Vaat edilen özgürlüklerin bu defa lâfta kalmayıp hayata geçirilmesini temenni ediyorum.
      Bol keseden atıp tutmakla özgürlük ve demokrasi olmuyor!


                   MEMLEKETİM

       Tanrı’
nın bile uğramaktan vaz geçtiği bu dağlarda, zorluklara dayanmayı, hayata sarılmayı, ölmeden, çıldırmadan nasıl yaşanabileceğini öğrendim.
       Merhametin olmadığı vahşi bir dünyaydı orası…
       Bölgenin ağalarını, eşkıyalarını tanıdım. Ağır şartlar altında yaşayan insanların aşklarına, sevdalarına, kız kaçırma olaylarına, kan davalarına tanık oldum.
       Yaşanan müthiş olayları ve anlatılan ilginç öyküleri “MEMLEKETİM” adlı bu son kitabımda topladım. Roman tadında anlattığım olayları ilgiyle okuyacağınızı sanıyorum.
       ------------------------------------------
       Sipariş için:
       SÖZCÜ Kitabevi: 0 212 948 22 78
       HALK Kitabevi: 0 212 674 60 60 – Faks: 0 212 501 24 91.
      
[email protected]



Sayfa Adresi: http://www.turktime.com/yazar/turkiye-icin-en-buyuk-tehlike-beka-sorunu/5777