Devlet Bahçeli’nin “son sözü” artık “İstifa ediyorum!” olmalı!
Rahmi Turan

       Geçen yazımda “İsa’ya da, Musa’ya da yaranamıyoruz” demiştim ya...
       Yine öyle oldu.
       MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi eleştirip “O Genel Başkan olarak kaldıkça MHP yerinde sayar, hatta geriler!” dememe sinirlenen MHP’liler var.
       Bunların bazılarını tanıyorum. Haksızlık yaptığımı, MHP’yi yıpratmaya çalıştığımı söylüyorlar.
       Kesinlikle böyle bir şey yok. MHP’nin yıpranmasını isteyecek en son kişi ben olurum herhalde...
                                         ***
       MHP, siyasette dengeyi sağlayan bir partidir. MHP’nin olmadığı bir Meclis, tamamen AKP egemenliğine geçer. İktidar partisi tek başına anayasayı değiştirecek güce ulaşır, dilediğini yapar.
       AKP, şu anda 330’un altında milletvekili olduğu için tek başına anayasayı değiştiremiyor, ülkeye “Başkanlık Sistemi”ni getirmek için MHP’yi, CHP’yi ve hatta Apo’nun Meclis’teki uzantılarını kandırmaya çalışıyor.
                                          ***
      Ben MHP karşıtı değilim, sadece “Genel Başkan Devlet Bahçeli ile bu parti hiçbir yere varamaz” diyorum ve bu konuda iddialıyım.
      Devlet Bahçeli, partisine hayat vermek için mutlaka istifa etmeli... Eğer istifa etmezse, genel kurul tarafından alaşağı edilmeli.
      MHP kendisine “Karizmatik” bir lider bulursa, Türk siyasetinde başa güreşebilir. Ben, her zaman bunu söylüyorum.
                                          ***
      Bu yazımda Yeniçağ Gazetesi yazarlarından Adnan İslâmoğulları’nın 3 Eylül 2014 tarihli yazısından (biraz kısaltarak) alıntılar yapacağım.
      Neden yapıyorum bunu?
      Yeniçağ Gazetesi (herkes bilir) MHP’ye sıcak bakan düzgün, dürüst bir gazetedir.  Bildiğim kadarıyla Adnan İslâmoğulları da MHP yanlısıdır ve Ülkücü Hareket’i destekleyen bir yazar arkadaşımızdır.
      Şimdi onun MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli hakkında neler yazdıklarına bakalım:
                                           ***
       “2014 başlarında hükümetin ‘açılım politikaları’ ile alâkalı olarak birkaç kez ve birkaç yerde ‘Son sözümüzü söylemedik’ dedi Devlet Bahçeli...
      “Son sözümüzü söylemedik”
cümlesi hem bir ikazdı, hem bir tehditti, hem de bir sabır cümlesiydi...
      İkazdı: Hükümetin MHP’nin ‘son sözü’ merak etmesi gerekiyordu...
      Tehditti: MHP bölünmez bir vatana kendini adamışların, yani ülkücülerin partisiydi. Hükümetin ayağını denk alması gerekiyordu...
       Sabırdı: Henüz söylenmedik o ‘son söz’ bir gün söylenebilirdi ve söylendiğinde de hiçbir şey eskisi gibi olmazdı. AKP bu sabrın kıymetini iyi bilmeliydi.
                                          ***
       Tam da bu sırada anlamlı olan soru şu:
       Peki hükümet nezdinde ve toplumda bir karşılık buldu mu, aynı anda ikazı, tehdidi ve sabrı taşıyan bu denli önemli bir cümle?
       AKP hükümeti Bahçeli’nin bu sözünden hiçbir ikaz çıkarmadı.
       AKP hükümeti Bahçeli’nin bu sözünü tehdit olarak da algılamadı.
       AKP hükümeti Bahçeli’nin bu sözünü bir sabır nimeti olarak da kabul etmedi.
       İşin gerçeği AKP hükümeti, Bahçeli’yi hiç de sallamadı, kayda değer bulmadı.
       Çünkü henüz söylenmeyen o ‘son söz’ün telaffuz edildiği günden bu yana ‘açılım süreci’ hız kesmek şöyle dursun, her geçen gün vites büyültülerek devam ettirildi.
                                            ***
        Bu durumda sorulacak ikinci bir soru kalıyor geriye...
        Devlet Bahçeli bu ‘son söz’ü söylemek için Türkiye’de ne olması gerekiyor?
        Mesela Apo tahliye olur, PKK’ya genel af çıkar, affedilen PKK’lılara TOKİ siteler yapar, dayar döşer ve teslim eder, hatta Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın da iştirakiyle anahtar teslim töreni yapılır, kurdeleler kesilir, PKK’lılara karakol baskınlarında, mayın döşemelerinde ve kısaca dağlarda geçirdikleri yılların ‘yorgunluk tazminatı’ (!) ödenir, hakikat komisyonları gibi çalışacak olan ‘Çözüm sürecini değerlendirme komisyonu’ geriye dönük otuz yıl içinde bölgede vazife yapan üst rütbelilerle ilgili suç duyurularında bulunur ve bu görevliler ‘savaş suçlusu’ olarak yargılanır, asayiş PKK’nın güvenlik güçlerine teslim edilir.
        Mesela bütün bunlar olursa Bahçeli o gün ‘son söz’ünü söyler mi?
                                          ***
        Skor tabelası hezimetten oluşan ve muhalefeti naylondan mürekkep Sn. Bahçeli o gün o ‘son söz’ünü söylemektense, bugün bir ‘son söz’ söylemeli ve ‘İstifa ediyorum’ demeli...
        Çünkü Devlet Bahçeli’nin varlığına mahkûm bir ‘Ülkücü Hareket’in yalnızca ‘diğerleri için’ bir anlamı var. Devlet Bahçeli’nin riyasetindeki MHP ve Ülkücü Hareket yalnızca ‘diğerleri’ni besliyor!”

 



Sayfa Adresi: http://www.turktime.com/yazar/devlet-bahceli-nin-son-sozu-artik-istifa-ediyorum-olmali/4365