Gönüllere düşen umut ışığı!
Rahmi Turan

Dile kolay… İki yıl dört ay zindanda çile çekmek büyük azap...
       26’ncı Genelkurmay Başkanı E. Orgeneral İlker Başbuğ, emekli olduktan sonra tam dinleneceği çağda, yeni bir mücadelenin içinde buldu kendini…
       700 bin kişilik Türk Silahlı Kuvvetleri’ne komuta eden adam, terör örgütü kurup hükümeti devirmeye çalışmakla suçlanıyordu.
       Akıl var, mantık var… Emrinde 700 bin kişilik askeri güç varken darbe yapmayan insan, emekli olup bütün gücünü kaybettikten sonra mı darbeye teşebbüs edecekti?

       İlker Başbuğ, cezaevinde yattığı süre içinde büyük hukuk mücadelesi verdi,
kitaplar yazdı, hakkını aradı.
                                               ***
       Anayasa Mahkemesi’nin, Ergenekon Davası’nda “Hak ihlalleri olduğu ve İlker Başbuğ’un tahliye edilmesi gerektiği” konusundaki tarihi kararı çok önemlidir.
       Türkiye’de hukuk tamamen ölmemiş demek ki…
       Gerçi “Geciken adalet, adalet değildir” ama yine de bir umut ışığıdır.
       26’ncı Genelkurmay Başkanı E. Orgeneral İlker Başbuğ’un Silivri Cezaevi’nden tahliye edildikten sonraki ilk sözü:
      “Adalet istiyorum!” oldu.
      “Adaletin yerini bulması için, var gücümle çalışacağım. Hayatından 26 ay çalan vicdansızların yargı önüne çıkarılarak hesap vermelerini istiyorum!” diyen İlker Başbuğ haklıdır.
                                                ***
        Anayasa Mahkemesi’nin tarihi kararı, Türkiye’nin demokratikleşmesi yolunda atılan fevkalâde önemli bir adımdır ve gönüllere düşen bir umut ışığıdır.
        Anayasa Mahkemesi, tüm kurumların acımasızca tahrip edildiği Türkiye’de, bütün gücüyle ayakta kalan sağlam bir kurum olduğunu gösterdi.
        Yüce mahkemenin kararının, Türkiye’de yargıya sarsılan güvenin tekrar tesis edilmesine önemli bir katkıda bulunacağı kesindir.
        Bu emsal bir karardır ve Anayasa Mahkemesi’nin kararları bağlayıcı olduğu için tüm mahkemeler buna uymak zorundadır.
        Aynı durumdaki tüm tutuklular artık özgür olmayı hak etmiş bulunuyor.
        İlker Başbuğ, kişisel olarak Anayasa Mahkemesi’ne başvurmasaydı böyle bir sonuç elde edilemeyecekti…
                                                     ***
        Adalet olmayan yerde, insan düşer her derde…
        Ülkede, yargıya sarsılan güveni yeniden sağlamak, bugün için en acil sorunumuzdur.
        Adil yargı, ülkenin temel direklerinden biridir.
        Yargıya güvenemezsek, kime güveneceğiz?

                                      ****
           Ülkemizi bu duruma getirenler
                  mutlaka hesap vermeli!

    Halkımızın dizi filmlere merak konusundaki ününü Amerikalılar da biliyor…
       Dünyanın önde gelen gazetelerinden New York Times, ilginç yorumunda bizimle dalga geçiyor:
      “Türkler, her zaman iyi televizyon dizilerini sevdi. Mesela, yıllar önce takıntı, ünlü Dallas dizisiydi… Daha yakın bir tarihte ise ‘Muhteşem Yüzyıl’… Şimdi ise izlenen dizi Türkiye’nin kendi siyasi krizi! Daha heyecanlı!”
       New York Times’ın teşhisi böyle… İster kızalım, ister darılalım ama yabancılar bizi bu şekilde görüyor!
                                                         ***    
       Bugün Türkiye’de halkımızın büyük bir bölümü,  yolsuzluk ve rüşvet olaylarını çok heyecanlı bir dizi film gibi izliyor, ancak etliye sütlüye karışmıyor, olaylara uzak duruyor.
       Korku, insanları frenliyor ama korkmayan yürekli insanlarımız da var!
       Bazı gruplar olayları protesto ediyor, yürüyüşler yaparak “Hırsızlar” diye bağırıyor ama yolsuzlukları kınayan bu yurtsever insanlar, polisin acımasızca savurduğu coplardan ve insaf ölçülerini aşan biber gazlarından kurtulamıyor.
                                                         ***
       Bazı gruplar da “Evet, yolsuzluk iddiaları doğru ama, tüm bunlar bizim siyasi fikrimizi değiştirmez.” diyor. Bu çirkinliklerden hoşlanıyor gibiler!
       Ülkemizde, hırsızlık ve ahlâksızlıkların sevilir hale gelmesi utanılacak bir durum değil midir?
       Herhalde hiçbir toplum bu kadar yozlaşmamıştır!
                                                         ***

       İnsan olmanın şartlarından biri, haksızlık ve yolsuzluklara karşı durmaktır!
       İnsanı insan yapan erdemler yok olursa, o ulusun yaşamaya da hakkı kalmaz!
      
Ülkemizi bu duruma getirenler, kim olurlarsa olsunlar, bir gün mutlaka yaptıklarının hesabını verecekler, eğer cehennem varsa orada yanacaklar!
       Ancak, cehennemden önce onlardan bu dünyada hesap sorulmalı!



Sayfa Adresi: http://www.turktime.com/yazar/gonullere-dusen-umut-isigi-/4090