Kasap Bıçağına Gönüllü Olarak Koşanlar!
Rahmi Turan

Tutucu çevreler, Atatürk’e kin kusuyor!

Bu kadar akıl tutulması, bu kadar vicdansızlık olamaz!

Televizyonlarda bir takım ahmakların, Atatürk ve silah arkadaşlarını yerden yere vuran sözlerini dinledikçe utanıyorum!

İnsan nasıl böylesine kara vicdanlı olabilir?

Bir mucize yaratarak Kurtuluş Savaşını kazanıp bugünkü Türkiye’yi yaratan Mustafa Kemal ve onun silah arkadaşlarını her zaman şükranla anmamız gerekirken, bunun tersini yapmaya çalışanları gördükçe azap duyuyorum!

Güya geçmişi sorguluyor gibi davranıyorlar ama gerçekte halkın yüreğine kin ve nefret tohumları ekmeye çalışıyorlar!

Amaçları, insanlarımızı ayrıştırarak ülkeyi bölmek!

                                               ***

1920’lerde yabancılara hizmet eden bir kısım işbirlikçilerin “mandacı ruhu”  90 yıl sonra bunlara yansımış sanki!

O tarihte aydın geçinen bir takım ahmak, Türk milletinin kendini yönetme yeteneğine sahip olmadığını iddia ederek, Amerika ya da İngiltere gibi güçlü bir devletin bizi yönetmesini istiyordu.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında Milletler Cemiyeti bu tür yönetim tarzına “Manda” adını vermişti.

Atatürk, her şeyi elinin tersi ile itti, Kurtuluş Savaşı’nı başlatıp bir imkânsızı başardı.

                                               ***

Şimdi, gerici ve yobaz çevreler, ülkenin ortamını uygun buldukları için Atatürk ve onun üniter Türkiye Cumhuriyeti ile hesaplaşıp rövanş almak istiyorlar!

Ben en çok, kadınlarımızın tesettürlü bölümüne şaşırıyorum.

Onlar da Atatürk devrimlerine şiddetle karşı!

Oysa Büyük Atatürk, tüm kadınlarımızı erkeklerin kölesi olmaktan kurtardı, onları ikinci sınıf insanlıktan, eşit haklara sahip vatandaşlığa terfi ettirdi.

Kurtarıcılarından nefret etmek nasıl bir ruh halidir, nasıl bir akıl tutulmasıdır, bilemiyorum! İnsan, kasap bıçağına gönüllü olarak koşan koyun gibi olabilir mi?

                                               ***

Önceki gün (5 Aralık 2011 Pazartesi) Türk kadınına siyasal yaşamda yerini alma olanağı sağlamak üzere “Seçme ve seçilme” hakkını tanıyan 1934’deki Anayasa değişikliğinin 77’nci yıldönümüydü.

Atatürk Cumhuriyeti’nin Anayasa değişiklikleri, gerçek demokrasiye ulaşmak, insanlarımızın daha ileri düzeylere gelmesini sağlamak amacıyla yapılıyordu.

Hedef, hep ileri, hep ileri idi…

Bugün ise “İleri demokrasi” aldatmacası ile demokrasiyi tersyüz etme çabaları var.

Kadınlarımızın seçme ve seçilme gibi demokratik haklarına kavuştukları günün 77’nci yıldönümünde hâlâ tesettürlü olan bazı kadınların, kutlama yerine protesto yürüyüşleri yapmaları hazin bir olaydır!

Bunlar, erkeklerin kölesi olmayı protesto edecekleri yerde, Cumhuriyet’i protesto ediyorlar.

Demek ki, eskiden olduğu gibi, çarşaf içinde, peçe altında, kafes arkasında, ikinci sınıf insan olarak yaşamak istiyorlar!

Tam bir ahmaklık!

                                              ***

Osmanlı döneminde kadın bir varlık olarak kabul edilmiyordu.

Nüfus sayımı yapıldığı zamanlar bile, yalnızca erkekler sayılıyordu!

Cumhuriyet’in ilk yıllarında kadınlarımızın hali acınacak durumdaydı.

Büyük Atatürk “Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki, başına bir bez, peştamal veya buna benzer bir şeyler sararak yüzünü gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur! Medeni bir milletin anası, bir millet kızı için bu garip şekiller, bu vahşî vaziyet nedir?” diyordu.

Kadınlarımızın Cumhuriyet öncesi durumunu haftaya anlatacağım.



Sayfa Adresi: http://www.turktime.com/yazar/kasap-bicagina-gonullu-olarak-kosanlar/3022