E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Sibel Kızılkaya İtkü

Yetkileri Tamamen Budanmış Meclis
30 Mart 2017 Perşembe

Hangi hak, bir ülkenin temsilcilerine, demokrasiyi ortadan kaldırma ya da son derece teknik konuları halkoyuna sunma yetkisi verebilir?  Sırf bu yüzden ana muhalefet partisinin Anayasa Mahkemesine gitmeme kararını da, sebebi her ne olursa olsun anlamak mümkün değildir. Üstelik değişikliğin oylanması esnasında yapılan onca usulsüzlüğe rağmen!
 
       Her şeyden evvel, 18 maddelik anayasa değişikliği teklifinde, yürürlük maddesini saymazsak toplamda anayasanın 17 maddesinde değişiklik yapılması gerekirken, sadece tek bir maddesinde (16.mad.),  anayasanın 79 maddesinde birden değişiklik yapılmıştır. Aslında hukukçuların dahi bu metin karşısında yaşadığı kafa karışıklığı düşünülecek olursa, vatandaşların bu ülkenin geleceğini ilgilendirecek böylesine önemli bir konuda değişikliğin neler getirdiğini tam olarak anlayıp, rasyonel bir karar verme ihtimali pek de mümkün gözükmemektedir.
 
           Dolayısıyla bu halk oylamasının sonucunu, yine partilerin propaganda gücü belirleyecektir. Üstelik şartlarda eşit değildir.  Bir tarafta devletin tüm imkânlarını kullanan, algı operasyonları yaratmadaki ustalığı ortada olan bir iktidar partisi varken, diğer tarafta, son derece sınırlı olanaklarla çalışmalarını sürdüren, hatta ve hatta sırf “hayır” dedikleri için terörist olmakla suçlanan “hayır”cılar bulunmaktadır.
 
       Ancak her şeye rağmen “hayır”cılar, neden hayır dediklerini, son derece somut, bilimsel verilerle anlatabilirken, “evet”çilerin ellerinde, ötekileştiren, kutuplaştıran bir dil ve  siyasi polemiklerden başka bir şey bulunmamaktadır. Hatta ve hatta “Atatürk’ün de hayatta olsaydı evet diyeceği, çünkü vakti zamanında anayasa değişikliğindeki yetkilere onunda sahip olduğu” gibi akıl almaz iddiaların ise siyasi algı yaratma çabasından başka, hiçbir gerçekliği bulunmamaktadır. Aksine Cumhuriyet kurulduktan sadece bir yıl sonra kabul edilen 1924 Anayasası’nda bile Atatürk’e veto ve fesih yetkileri verilmeyerek, milletin kaderi o zaman bile tek bir kişiye bırakılmamıştır.  
 
           Bu anayasa değişikliği ile meclisin daha güçleneceğini iddia edenler, bunun nasıl olacağı konusunda ise somut hiçbir veri ortaya koyamamışlardır.
 
        Hâlbuki mevcut anayasada meclisin yasa ve bütçe yapma aynı zamanda yürütmeyi denetleme gibi temel yetkileri bulunurken,  bu anayasa değişikliği kabul edildiği takdirde, meclisin bu yetkilerinin hiç birinden eser kalmayacaktır.
 
       Çünkü artık meclisin,  soru ve gensoru yoluyla yürütmeyi denetleme yetkisi ortadan kalkacağı gibi,  yine meclisin denetleme usullerinden; yazılı soru ve meclis soruşturmasının muhatapları ise yetkili ve siyaseten sorumlu Cumhurbaşkanı değil, siyaseten sorumsuz, cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar olacaktır.  Yani yürütmenin tek yetkilisi olan Cumhurbaşkanı, bu denetim usullerinden hiç birine tabi olmayacaktır.
   
       Ayrıca meclisin yasa yapma yetkisi de elinden alınarak, tüm konularda Cumhurbaşkanı, kanun yerine geçen cumhurbaşkanlığı  kararnameleri çıkarabilecektir.  
 
      Aynı şekilde meclisin elinden bütçe yapma yetkisi de alınarak, meclisin, tek yetkili cumhurbaşkanına karşı fren oluşturmasının da önüne geçilecektir.
 
      Yine meclisin yetkilerinin budanması bunlarla da sınırlı kalmayacak ve cumhurbaşkanı aynı zamanda gerçek bir veto yetkisine de sahip olacaktır. Gerçi cumhurbaşkanı mevcut anayasada da kanunları bir kez görüşmek üzere meclise geri gönderebilmekte ve geri gönderilen kanun mecliste toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile aynen kabul edildiği takdirde yasa yürürlüğe girmektedir. Oysa bu anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanının vetosu gerçek bir vetoya dönüşecek ve TBMM üye tamsayısının salt çoğunluğu, yani en az 301 kabul oyu olmadan cumhurbaşkanının veto ettiği kanunun yasalaşması mümkün olmayacaktır. Kaldı ki meclis çoğunluğunu elinde bulunduran cumhurbaşkanına karşı bu sayıya ulaşmanın imkânsızlığı da ortadadır.  Çünkü bunun içinde söz konusu anayasa değişikliğinde cumhurbaşkanı seçimi ile milletvekili seçimleri aynı gün yapılarak, cumhurbaşkanı ile meclis çoğunluğunun aynı partiden olması sağlanmaya çalışılmıştır.
 
      Ayrıca son günlerde iktidar yetkililerince; anayasa değişikliğinde cumhurbaşkanının fesih yetkisinin olmadığından bahsedilmektedir. Ancak kelime oyunları ve laf cambazlığı ile yürütülen bu siyasi polemiğinde gerçeklerle hiçbir alakası yoktur.   Her ne kadar söz konusu değişiklikte fesih denilmemiş olsa da, cumhurbaşkanının hiçbir şarta bağlı olmaksızın, istediği zaman seçimlerin yenilenmesine karar verebilmesi,  hukuken fesih anlamına gelmektedir.  Bu durum,   meclise de seçimleri yenileme yetkisi verildiğinden bahisle savunulmaya çalışılsa da bununda pratikte hiçbir hükmü olmayacaktır. Çünkü cumhurbaşkanı kimseye sormadan istediği zaman seçimleri yenileyebilecekken, meclis ancak 360 milletvekilinin oluru ile seçimleri yenilebilecektir. Yukarıda da belirtildiği üzere, meclis çoğunluğunu elinde bulunduran cumhurbaşkanına karşı, meclisin bu nitelikli çoğunluğa ulaşabilmesi ise neredeyse imkânsızdır
 
       Ezcümle bu anayasa değişikliği ile tüm yürütme yetkileri kendisinde toplanan cumhurbaşkanının karşısında, yasa ve bütçe yapan, denetleyen bir meclis değil, yetkileri tamamen budanmış, sadece parmak kaldırma kurumuna dönüştürülmüş bir meclis olacaktır. Ya da gerçekte artık bir meclis olmayacaktır! 

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 35039 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Söylenecek Sözümüz Var
3/8/2017
Mutlak Güç
2/22/2017
‘Milli İrade’ Tek Kişiye Teslim Edilemez!
1/26/2017
Terörün Gölgesinde Rejim Değişikliği
1/9/2017
Yine Bildiklerini Okudular!
12/14/2016
Toplum Vicdanı Ayakta!
11/21/2016
Mevzu Başkanlık Değil!
11/9/2016
Hukuksuz Demokrasi
10/17/2016
Adalarımızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
10/4/2016
Yine Terör ve Sıfırlanan Yargı
7/4/2016
Cinsiyet Faşizmi
6/10/2016
Ali Cengiz Oyunları
5/24/2016
Cinsel istismar ve Devlet
4/12/2016
Hayaller Avrupa Gerçekler?
3/23/2016
Ataerkil Zihniyet ve Şiddet
3/8/2016
Kurt Kapanı
2/23/2016
Her Derde Deva Anayasa
2/8/2016
Kıdemime Dokunma!
1/25/2016
Başkanlık da Başkanlık!
1/11/2016
Postmodern Enerji Savaşları
12/16/2015
Suriye Denklemi!
12/1/2015
Sandık Başarısı
11/10/2015
Sansürlü Demokrasi
10/20/2015
Suriye Politikasında U Dönüşü!
10/5/2015
Pragmatik Stratejiler
9/21/2015
Artık Yeter!
9/8/2015
Çare Sizsiniz!
8/25/2015
Oyun İçinde Oyun!
8/12/2015
Çark Eden Suriye Politikası
7/28/2015
Çözümsüzlük Stratejisi!
7/14/2015
Sağduyu ve Suriye Çıkmazı
6/30/2015
Meclis Aritmetiği
6/12/2015
Tek Yol, Sandık!
5/16/2015
Siyasi Hesaplara Kurban Edilen Yaşamlar!
5/5/2015
Seçim Savaşları!
4/22/2015
Demokrasi ile Kutsanan Diktatörlük!
4/8/2015
Güç ve Parmak Hesabı!
2/25/2015
Kayıp-Kaçak Adaletsizliği
2/10/2015
İnternete Sansür
1/28/2015
Kentsel Dönüşüm Aldatmacası
1/13/2015
Bilimsel Eğitimin Ön Koşulu: Laiklik!
12/30/2014
İlk Makul Şüphe Operasyonu
12/16/2014
Kadın Erkek Eşitliğinde Haremlik-Selamlık!
12/2/2014
Demokrasi Maskesi ile Çıkartılan Paketler!
11/18/2014
Sömürü Düzeni
11/3/2014
Kuşatılmış yargı
10/20/2014
IŞİD Terörü ve Türkiye
10/9/2014
İnsani Yardım mı Yoksa Güvenlik Zaafiyeti mi?
9/23/2014
Eğitimde İdeolojik Dönüşüm...
9/11/2014
Hukuksuzluğun Yeni Adı; Teamül
8/26/2014
Bir Oy Deyip Geçmeyin
8/5/2014
Ulusal Çıkarlar ve Suriyeli Mülteciler
7/18/2014
Ya Cumhurbaşkanı, Ya Rejim!
7/4/2014
Dış Politikada Değişen Dengeler
6/18/2014
Özgürlüklere Sıkılan Biber Gazı!
6/8/2014
Zımnen Değiştirilen Hükümet Sistemi
5/29/2014
Fıtrat Değil, İhmal ve Sistem
5/20/2014
Çığlık Atmayı Bilmeyen Çocuklar!
5/7/2014
Süper Yetkili MİT!
4/20/2014
Seçim Oyunları
4/7/2014
Sandık Demokrasisi
3/25/2014
Gaflet Uykusundan Uyanmak!
3/17/2014
Can Çekişen Demokrasi
3/5/2014
Diktatoryal Rejimin Eşiğinde!
2/24/2014
SÖZDE DEMOKRATİKLEŞME ve MEDYA DENETİMİ
2/11/2014
Adaletin Tecellisi Umudu!
2/3/2014
YARGININ TASFİYESİ ve HSYK YASA TEKLİFİNDEKİ TUZAK
1/21/2014
Yargıda Başkanlık Sistemi!
1/13/2014
Algı Mühendisliği ve Bağımsız Yargı
1/3/2014
MEĞERSE HUKUK HERKESE LAZIMMIŞ!
12/24/2013
16 Adamızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
12/18/2013
Aydın İnsan ve Toplumsal Duyarlılık!
12/11/2013
Anayasa Mahkemesi Vakıf mı Kuruyor?
12/2/2013
İktidar Savaşlarına Kurban Edilen Dershaneler
11/20/2013
Demokrasi Tramvayından İnecek Var!
11/12/2013
Yeni Sistemle Mağdur Edilecek Milyonlar!
11/5/2013
Mustafa Kemaller 20 Yaşındadır!
10/28/2013
Toplum Vicdanında Balyoz
10/19/2013
Paketten Çözüm Süreci ve Yüzde 50 Çıktı!
10/3/2013
Cinsiyet Ayrımcılığı ve Kadın İstihdam Paketi
9/26/2013
Silahların Gölgesinde Demokratikleşme Paketi!
9/19/2013
Çocuk Gelinler
9/12/2013
Suriye Müdahalesinde Sıfır Öngörü Politikası
9/5/2013
Muhtemel Savaşın Ayak Sesleri
8/28/2013
Eğitim Sisteminde Çıkmaz!
8/22/2013
Yargı Bir Hesaplaşma Aracı Olabilir mi?
8/14/2013
Sansürsüz Basın ve Tek Adam Rejiminin Güçlendirilmesi
8/1/2013
Gerçek Demokrasi İçin; Şeffaf ve Güvenilir Bir Seçim Sistemi!
7/25/2013
Gezi'nin Faturası Üniversite Gençliğine Kesildi!
7/17/2013
Mısır'da Darbe Sonrası... Demokrasi İçin Laiklik!
7/10/2013
Gezi Gölgesinde Yabancı Petrol Lobisine Verilen Tavizler!
7/3/2013
Miadı Dolan Güç Siyaseti ve Dış Politikada Çifte Standart
6/25/2013
Gezi Müdahalesinin Asıl Sebebi, ABD'nin Suriye Kararı Olabilir mi?
6/18/2013
Katledilen Tarihi Emanet: Atatürk Orman Çiftliği!
6/11/2013
Türk Milleti "Ben Yaptım Oldu" Zihniyetine Dur Dedi!
6/5/2013
Sözde İleri Demokrasi İçin İllaki Hükümet Sistemi Değiştirilemli mi?
5/27/2013
Caydırıcılığı Olmayan Dış Politika ve Güvenlik Zaafiyeti
5/16/2013
İktidar Eliyle İmtiyaz ve Haksız Rekabet
5/12/2013
Eğitim Birliğine Büyük Darbe
5/5/2013
Bizim Kırmızı Çizgilerimiz Yok mu?
4/29/2013
YORUMLAR
Toplam 2 yorum var, 2 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 5 Nisan 2017 Çarşamba 14:20

ERDOĞAN’A RAĞMEN FETO’CULAR KORUNUYOR MU? Türkiye’nin en büyük 100 işletmesinden biri olan Kayseri Şeker Fabrikası’nda ilginç gelişmeler yaşanıyor. Boğazlıyan başta olmak üzere birçok yerde işletme ve ortakları olan Kayseri Şeker, bir süredir FETÖ tartışmaları ile gündemde. Kayseri Şeker’de Genel Müdür Levent Benli, FETÖ’ye kaynak aktarmaktan tutuklanırken, gelişmelerden 1. derece sorumlu ve aynı zamanda Levent Benli’nin amiri olan Hüseyin Akay’ın etrafındaki siyasi zırh, Kayseri’de gündemin bir numaralı tartışma konusu. Kayseri’de yerel yayın yapan günlü gazete Kayseri Deniz Postası, 25 Ağustos 2016 tarihli yayınında, AKP Gurup Başkan Vekili Mustafa Elitaş’ı Kayseri Adliyesi’ne makam arabası ile giriş yaparken yakalamış, Elitaş’ın ziyareti sonrasında da 20 FETÖ elemanının serbest bırakıldığını iddia etmişti. YURT’a gelen bilgilere göre akıl almaz iddialar bunlarla da sınırlı değil. Kısa süre önce Kayseri Şeker’e Yozgat Polisi’nin düzenlediği FETÖ/PDY operasyonu çerçevesinde gözaltına alınan 6 kişiden 3’ü tutuklanmıştı. Yozgat Emniyet Müdürlüğü tarafından Kayseri Şeker Fabrikası Boğazlıyan entegre tesislerinde usulsüzlük yaptıkları, himmet adı altında çalışanlardan para topladıkları, FETÖ’ye sistematik şekilde finansman sağladıkları, Fethullah Gülen terör örgütüne mensup kişileri terfi sınavlarında kayırarak yüksek mevkilere terfi ettirdikleri ve örgüte bağlı olmayan kişilere psikolojik baskı uygulayarak istifaya zorlayıp iş akitlerinin feshedilmesine neden oldukları iddiasıyla gözaltına alınan; 2 hafta önce görevden ayrılan Kayseri Şeker Fabrikası Yönetim Kurulu Üyesi ve eski Genel Müdürü Levent Benli, yardımcıları Mehmet Özoğul ve Boğazlıyan Entegre Tesisi Müdürü Bilal Karaköse tutuklandı. Akay’ı kim koruyor? Tüm bu gelişmeler yaşanırken, Kayseri Şeker’in Başkanı hakkında tanıkların ciddi iddiaları kayıtlara geçmesine rağmen ifadesi dahi alınamayan Hüseyin Akay’ın etrafında oluşan siyasi zırh Kayseri’yi karıştırdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “FETÖ ile mücadele torpilsiz ve kayıtsız şartsız olacak” sözlerine rağmen binlerce emekçi ve devletin hissedar olduğu Kayseri Şeker’deki ilginç gelişmeler özellikle Kayserili siyasiler ve çiftçiler tarafından tepkiyle karşılanıyor. “Hüseyin Akay’ı kim koruyor?” sorusu Kayserililerin en önemli tartışma konusu. İŞTE YURT GAZETESİ’NİN MANŞETTEN VERMESİNE RAĞMEN SONRADAN SİLDİĞİ O LİNKİN ÖNBELLEĞİ: http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/kayseride-neler-oluyor-h11595.html

Yorumu oyla      0      0  
Misafir 4 Nisan 2017 Salı 18:58

madem c.b herşeyi deyiştirme yetkisi ilen donatılıyor,2 yıl sonra seçim var çıkarırsınız bir aday ,2 yılda deyiştiklerini iptal eder kendinize göre sistem kurarsınız .2 yılda öyle yanlış işler yapılırki sizingibileri mumla ararlar sistemi elinize geçirmeniz zor olmaz.birkere başa geldinizmi de sizin nasıl bulunmaz hint kumaşı olduğunuzu billet anlar birdaha aşaa inmezizede musade etmez.madem herşey lehinize işliyor neden karşı çıkıyorsunuz anlamadım.elinize bundan iyi fırsat birdaha geçmez.

Yorumu oyla      1      3  
tusas, banner, reklam,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Ali Babacan'ın kuracağı parti başarılı olur mu?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
yangın
Ukrayna
eyfel kulesi
Endonezya
İslam
Tatbikat
Sırrı Süreyya Önder
Real Madrid
Sacramento King